JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > YaÅŸam > Atatürk'çü Düşünce Kulübü

Cevapla
 
Seçenekler
Alt 06-02-2008, 03:42   #1
 
felidae - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 2006
Mesajlar: 1.004
Karma gücü: 82 felidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond repute
Laik rejim içimizden dışımızdan kuşatıldı!





CÜNEYT ARCAYÜREK

Sindire Sindire

Genelde türban konusunda tepki kimi üniversitelerden, bir kısım medyadan ve kimi ilim adamlarından geliyor. Sivil toplum örgütlerinden, örneğin sendikalardan, meslek kuruluşlarından, hele belki bin kez laik Cumhuriyeti koruyacağını açıklayan çevrelerden ses çıkmıyor. Düne değin tepki yok.
TÜSAİD ve TOBB gibi kuruluşlar ise ülkenin birinci sorunu türban değil ekonomidir dediler ve bir kenara çekildiler. Ekonominin ihmal edilmez bir sorun olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ama laik Cumhuriyet, ülkenin geleceği açısından en az ekonomi kadar önemli, bir bakıma ekonominin de önüne geçecek kadar önemsenecek bir gelişme değil mi?
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ a, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na göre, evet türban bir sorun ama, hayır ekonominin önüne geçecek değerde değil. Tabii sormak gerekiyor: Bugün edindiğiniz nimetleri acaba dinci bir devlet ekonomisinde sağlayabilir miydiniz? Ya da sağlayabilecek misiniz? Dinci bir devlette bir yolunu bulur, yine işlerin tıkırında gitmesini sağlarız diye düşünüyorlarsa, o zaman sorun yok.
Türban Arzuhan Hanım’ın başına, takke veya cüppe Hisarcıkoğlu’na, kızlarına ve erkek çocuklarına mübarek olsun. Tepe tepe kullansınlar!

Ülke sadece laikler-laiklik karşıtları diye ikiye bölünmüyor, bir başka çabayla üçe bölünüyor… Üçüncü bir dalga, Türk-Kürt diye ülkeyi bölmeye çalışıyor. Giderek azgınlaşan üçüncü dalga bölücülük, bugün için önemli bir tehdit, bir tehlikeymiş gibi görünmüyor, gösterilmiyor ama… Bir partinin bölücülük peşinde olduğunu kanıtlamak için programına yazması veya yazılı bir açıklama yapmasına gerek yok. DTP’nin önde gidenleri, son olarak örneğin Genel Başkan Yardımcısı Ayna Emine , “sadece siyaset yapmak için değil, özgürlük mücadelesi verdiklerini� söyleyecek kadar amaçlarını açık seçik ortaya koyuyor. Üniter bir devlet yapısında “demokratik konfederasyon önerisini� ikide bir ısıtıp piyasaya sürmenin altında bir başka niyet aramak gerekmez mi?

Adam almış başını gidiyor. Ağır ağır, ama sindire sindire laik rejimin altını oyuyor, içini boşaltıyor. Bugün üniversitede, yarın, yakın bir gelecekte kamu kurumlarında da türbanın serbest bırakılması eğilimine karşı belirli çevrelerden yükselen tepki; “Bu istekler gerçekleşmez ve döner dolaşır anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyeceği 2. maddeye çarpar� demekle yetiniyor. Sağduyu ve hukuksal mantık ile Başbakan’ın, Millet Meclisi Başkanı’nın, türbana destek veren MHP’nin görüşleri aynı değil.
Değiller ki, anayasa baba yasa, Cumhuriyet’in temel ilkeleri bunlara vız geliyor.
Oysa beklenen oluyor; yasa çıkmadan türban üniversitelerden sonra ortaöğretime çoktan girdi bile. Başındaki AKP ve din emrindeki kafa TRT’de yayınlattığı türban konulu bir programda -giysileriyle ucube kılıklı, kadın demeye insanın dili varmadığı- sıkma başlı birinin yer almasına izin veriyor.
Efendim tepki? TRT’nin telefonları kilitlenmiş. Sonra? Sonrası yok! Yasal yasakların sürdüğü bir dönemde ne yürütme organından-örneğin Adalet adındaki bakanlıktan- ne de bu bakanlığın emrindeki savcılardan tık yok!
Telefonlar kilitlenmiş de ne olmuş; şu olmuş: TRT yönetimi sıkma başlının da katılacağı programa devam kararı vermiş. İçimizdeki kurumlar, savcılar, hatta örneğin türban olayını resimleyen medyanın önemli bölümü bu aymazlıklar karşısında suspus!

İçimizdekiler böyle de dışımızdakilerin gidişe karşı nasıl durduğu da ortada. Bugüne kadar bir iki çıkış dışında AB’den laiklik konusunda sarsıcı tek bir açıklama gelmedi.
Sanki Avrupa Türkiye’de din devletine karşı değil. Din devletine dönüşmesini bekliyor gibi bir izlenim veriyor.

Laik rejim içimizden dışımızdan kuşatıldı. Olası sonuç hayırlara vesile olacağa benzemiyor...

CÜNEYT ARCAYÜREK

Tencerenin Kapağı

Durup durduk yerde darbeden söz etti.
İktidarı zamanında laikliğin uğradığı erozyonun üzerini örtmek için uydurduğu türlü bahanelere son olarak darbe kışkırtıcılığını da ekledi.
Yüksek yargı organlarının laiklik konusundaki kaygılarını "Kimse kendisini milli iradenin üstünde görmesin" diye karalamaya çalışıyor.
Bir zamanlar muhalefet darbe olasılığından söz
ederdi; zamanın iktidarları ise darbe olasılığının söz konusu olmadığından.
Ya bugün?.. İktidar darbeden söz ediyor; muhalefet ise iddiayı reddediyor.
Dünya tersine döndü.

Sadece tek bir konuda mı? Fazla ilgi çekmeyen, 25 yıl öncesine ait bir örnek, dünle bugün arasındaki derin farkı gözler önüne seriyor.
Kadın evlendikten sonra ailesinin baskısıyla başını kapatıyor. Eşi karşı çıkıyor. Ancak kadın türban takmakta direnince koca boşanma davası açıyor. Mahkeme çifti boşuyor. Kadın Yargıtay'a gidiyor. Yüksek mahkeme boşanmayı onaylıyor.
Karar gerekçesinde Yargıtay, "Gerçekten İslam dininde tesettür (örtünme) konusunda kesin hatları ve ayrıntıları muayyen ve uygulanması her halde zorunlu bulunan kurallar belirlenmiş değildir. Medeni Kanun'un TBMM'ye sevk gerekçesinde belirtildiği gibi, 'Çağdaş medeniyeti benimsemek kararında bulunan Türk milleti, çağı kendisine değil, kendisini medeniyetin gereklerine' her ne pahasına olursa olsun ayak uydurmak zorundadır" diyor.
25 yıl sonra bugün?..
Örtünmemek, türban takmamak neredeyse boşanma nedeni sayılacak!
***
Bir zamanlar YÖK'e başkanlık eden AKP milletvekili Mehmet Sağlam 'a göre meğer üniversitelerde türban serbest iken üniversitelerde huzur varmış.
Bir başka YÖK Başkanı İhsan Doğramacı , üniversitelerin kendi bünyelerinde türban sorununu çözebileceğini söylüyor.
Fakat nedense türbanın palazlanmasına neden olanların başında Doğramacı adı yazılı. "Bu arada YÖK Başkanı olarak Doğramacı üniversitelerde takılabilecek türbanın tanımını bir resim eşliğinde üniversite ilgililerine gönderdiğini" anımsamıyor.
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden bir TV programında; yüksek mahkemenin türbanı yasaklayan kararı çıktıktan sonra kendisini ziyaret eden Doğramacı'nın "karara aynen uyacaklarını" söylediğini... ancak YÖK bünyesindeki ilgililere türban uygulamasında bir yolunu bulmalarını salık verdiğini anlattı.
Böyle böyle, böyle adamlarla bugünlere geldik.
***
Laiklik rejimsel bir sorun. RTE türbanı rejimsel bir kimlikten çıkarmaya çalışıyor.
Türbanı rejimsel bir sorun olarak görmeyen MHP Genel Başkanı Bahçeli de RTE'nin türban konusunu yerel seçimler öncesi bir koz olarak kullandığını söylüyor.
Gerekçeye bakınız: Türbana serbesti sağlayarak RTE'nin elinden oyuncağını almışlarmış!
MHP liderine göre siyasal bir simge olan türban, laik rejimi tehdit etmiyor.
Laik rejimle uzak yakın ilgisi yok!
Bir parti nasıl oluyor da bu kadar gözleri kapalı olabiliyor?
Başını kuma sokan devekuşu gibi...
Ne diye uğraşıyoruz; tencere (MHP) yuvarlandı, kapağını (AKP) buldu.



Nihat Genç'den anlayanın kulağına küpe...

__________________
"Dikkatli ol Francis! Homo sapien'i sakın küçümseme...."
felidae isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 06-02-2008, 03:52   #2
 
belfalas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06 2007
Nerden: izmir-eskiÅŸehir
Mesajlar: 1.979
Karma gücü: 72 belfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond repute


feli harikasın sen!
ilk yazıda milletin ayriyetten türk-kürt diye bölünmesinin de önünü açan akp'dir zaten! kendi bölücülükleri gözler önünde tek kalmasın, medyanın dikkati dağılsın diye gittiler türkü kürdü ayıranların, teröristlerin de önünü açtılar...maksat halk BİZ TÜRKÜZ! diye bağırsın, o arada istedikleri yasaları geçirsinler...ama Nihat Genc'in de dediği gibi; BÖCEKLERDEN istedikleri kadar oy alabilirler ama bir tek aydın insandan tek bir oy alamayacaklar ve oyunlarının içinde boğulup gidecekler!
__________________
know thyself...

know thyself...
belfalas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 06-02-2008, 03:52   #3
 
boynuzsuzgeyikler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 2006
Nerden: kocaeli
Mesajlar: 2.411
Karma gücü: 53 boynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond repute


zaten şu sıralar mhpnin derdi laiklik değil kaybolan oyları geri toplıyabilmek bu yüzden de akp ile ittifak yolunu seçti fakat bizler bu tür oyunların farkındayız yapılmak istenilen molla rejimine asla izin verilmeyecek bu tavrımızı gerek CUMHURİYER mitinglerinde gerekse sayın öğretim görevlilerimiz meclis önünde eylem sonrası açıklamalarıyla tavrımız ortaya konulmuştur
BU ÜLKE LAİKTİR dedi Mustafa Kemal Atatürk
ve biz Atamızın izinde bu ülkeyi şeriatçılara , mollalara , yobazlara , gerici kan emicilere zürrietsiz , kişiliksiz neye inandıklarını kendileri bile bilmeyen dengesiz şarlatanlara bırakmayacağız

BU BÖYLE BİLİNE NE MUTLU LAİK TÜRKİYE'YE!!!!!
__________________
Dünyaya gelme sebebimi buldum!!!

Hafiften çalan underground jazz ve benim dinlerken yudumladığım biramın yanında okuduğum kitap!!!
boynuzsuzgeyikler isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 06-02-2008, 03:57   #4
 
felidae - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 2006
Mesajlar: 1.004
Karma gücü: 82 felidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond repute




Hem laik hem müslüman olunmaz diyen RTE şimdide kafasındaki hedefe doğru engin adımlar atıyor.....uyuyan güzeller...uyutulan güzeller...ne kadarda çirkinsiniz yatakta hiç fark ettiniz mi?.....
Bugün Türkiye Cumhuriyetinin ve Atatürkçülüğün değişmez ilkesi olan "Laiklik" ilkesi tehdit altındadır....Bugün üniversitelere giren siyasal simge türban yarın kamu alanlarındada baş gösterecektir...Ülke önüne geçilmesi giderek zorlaşacak bir bölünmeye itiliyor.....
Göz göre göre bu bilinçsiz bu cahil tayfa karşı bir devrim sergilemeye çalışıyor.....Atatürk ilke ve inkılaplarını yaşatmak biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının en önemli görevidir....Artık saçmalamanın bir manası yok.....bu saçmalık çok derin izlere yol açacaktır...

UNUTMAYALIM Kİ!

"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

"Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır.Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız. "

"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. "

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
--------------------
Alıntı:
belfalas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
feli harikasın sen!
ilk yazıda milletin ayriyetten türk-kürt diye bölünmesinin de önünü açan akp'dir zaten! kendi bölücülükleri gözler önünde tek kalmasın, medyanın dikkati dağılsın diye gittiler türkü kürdü ayıranların, teröristlerin de önünü açtılar...maksat halk BİZ TÜRKÜZ! diye bağırsın, o arada istedikleri yasaları geçirsinler...ama Nihat Genc'in de dediği gibi; BÖCEKLERDEN istedikleri kadar oy alabilirler ama bir tek aydın insandan tek bir oy alamayacaklar ve oyunlarının içinde boğulup gidecekler!
aydın insan zaten gören insandır...gören insan bunlara oy verirmi hiç...ne güzel söylüyor Nihat Genç....kolaysa isyankarlardan oy al diye....
İşte insanları ablukaya alıp cahilleştirdiler......şimdide istedikleri gibi kullanıyorlar....alnını karışlamak laızm bu heriflerin.....
__________________
"Dikkatli ol Francis! Homo sapien'i sakın küçümseme...."

Konu felidae tarafından (06-02-2008 Saat 03:57 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar BirleÅŸtirildi
felidae isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 06-02-2008, 04:01   #5
 
boynuzsuzgeyikler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 2006
Nerden: kocaeli
Mesajlar: 2.411
Karma gücü: 53 boynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond reputeboynuzsuzgeyikler has a reputation beyond repute


bin dirilmiş kıta milyon kıta tayyip saymayı bilmiyorsan öğretelim

zaten beya çarşaflar içinde dediğini de unutmadık
camile miğrerin değil topraktan önce gideceğin son yer olucak yanlış telaffuz etmiştin
__________________
Dünyaya gelme sebebimi buldum!!!

Hafiften çalan underground jazz ve benim dinlerken yudumladığım biramın yanında okuduğum kitap!!!
boynuzsuzgeyikler isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 06-02-2008, 04:08   #6
 
felidae - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 2006
Mesajlar: 1.004
Karma gücü: 82 felidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond repute






__________________
"Dikkatli ol Francis! Homo sapien'i sakın küçümseme...."
felidae isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 06-02-2008, 04:43   #7
 
pithc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 2006
Nerden: klan savaşlarında...:)
Mesajlar: 3.515
Karma gücü: 149 pithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond reputepithc has a reputation beyond repute


12 eyluden sonra kendilerine adam yetiştirmeye basladılar...daha lisede orta okulda ezberci egitimle yılların getirdigi böcek toplumudur bu oy verenler...yıllardır ugrasıyorlar ama sonunu görmeden ugrasıyorlar...
ezberci egitimle ve medyayı ele gecirerek kendi toplumlarını olusturdular fakat dusunen sorgulayan hakkını arayan kesimi unuttular...osmanlıdan gelen modernize edilmiş bir bez parcasıyla kendi dinlerini kullanarak ogullarına gemicik alabilen bir ADAMın yönetiminde kalmak istemiyoruz çünkü dusunuyoruz ve sorguluyoruz bu ülkeyi daha cok nasıl tanıtırız ve daha cok nasıl bi kolay yasama alanı olustururuz diye...ama bizi unutuyorlar...kendi yarattıkları makinelesmiş evden işe işten eve hiç bir sey dusunmeyen toplumları bir gun yarı yolda bırakacak çünkü alacakları bir sey kalmayacak verebilecekleri kömür yarım dilim ekmek bir gun tükenecek kendi kaba etleri rahattayken kendi yarattıkları toplumu bitirecekler...bu toplum ne verirsen oraya gider ve buna eminim ki bir gun herkesin aklı basına gelecek bu böcek toplumun...
unutuyorlar o bez parcası osmanlıda kaldı...unutuyorlar osmanlı padişah ile yönetilirdi ama M.KEMAL ATATÜRK gelecegi dusunerek bu genc insanların daha iyi egitimi ve yasamı için CUMHURİYET'i kurdu...kurmakla kalmayıp bize bıraktı...onlara oy veren onları basa cıkaran topluma degil...bu ülke bizimdir ve bizim kalacak...bizim ülkemizi bu ADAM artık satamayacak ve sattırmayacagız...bizler MUSTAFA KEMAL'in çocuklarıyız...

Bağımsızlık, uğruna ölmesini bilen toplumların hakkıdır.

Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.

Ya istiklal, ya ölüm.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
__________________
Arz Longa Vita Brevis..Tiyatrosuz Kalmayın..

pithc isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 06-02-2008, 05:28   #8
-YASAKLI-
 
birunsatan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.177
Karma gücü: 0 birunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond repute


Burada tartıştığımız gibi, gündem türban sorunu ile saptırılmaya, gerçekler birkez daha kapatılmaya çalışılmaktadır. Şimdi burada tartışmaya farklı bir yerden bakmaya çalışacağım, umarım olur..
  • Türban özgürlüğüne karşımıyım?..
  • Türban, kiÅŸilerin bireysel tercihi midir?
  • Ardından ne gelir?
  • Gerçekten kadın haklarının savunulması mıdır?


1. Türban özgürlüğüne karşı mıyım?...

İnsanların giydikleri kıyafetleri yargılamak, düşüncelerini yargılamaya benzer. Siz, düşünceleri yargılar ve karşı tedbirler alırsanız onlarda kendilerini ifade etmek için sembollere sarılacaktır. Birkaç örnekle açıklarsam; Aleviler bu ülkede uzun bir dönem yasaklı sayıldılar, ne oldu? Yok oldular mı? Hayır. Ama yaşamak içinde kendi içlerinde bazı tedbirler aldılar. Bunlar en basitinden, insanların kafasında bir alevi tipi yaratmak için kullanıldı. Ha keza Kürtler, onlarda ikinci plana itilmenin sonucu olarak sembollerle kendileri ifade etmeye ve yaşamaya başladılar.

Gelelim İslami harekete, İslami hareket ülkede kendini olduğundan farklı göstermeyi çok iyi bir biçimde başarmış ve gerekmediği halde sembolleri iyi kullanmıştır. Burada sebep yukarıda da bahsettiğim gibi yasakçı zihniyettir. Oysaki çoğunluğu Müslüman olan bir ülke de, dini bir örgütlenme her ne kadar illegal olduğundan dolayı yasaklansa da kimse tarafından kolayca yok edilemez. Türkiye’de Kemalist hareketin sığ, yanlış politikaları ve sol hareketin bağnaz tutumları İslami hareketin güçlenip, halkın içinde çok ciddi bir şekilde yer edinmesini sağladı.

Türban özgürlüğüne karşı değilim, kimsenin neler giyip giymediğine kimse karışamaz. Zaten sorun birilerinin kıyafetleri olmamalı çünkü bugün siz bir başkasının kıyafetine karışırsanız, yarın da o sizin kıyafetinize karışacaktır. Bu temelde birinci sorunun cevabını şöyle verebiliriz; türban özgürlüğüne karşı değiliz. Daha net söylersek, kişinin bireysel anlamda kıyafet özgürlüğüne karşı değiliz ancak (bunu açıklamak gerekli) karşıdaki insanın özgürlüğünü zedelemediği, yok etmediği sürece…

2. Türban kişilerin bireysel tercihi midir?...

Öyle olmalı ama ne yazık ki öyle değil. Kıyafet serbestisi çoğu zaman ideolojik örgütlenmelerde belli semboller olarak kullanılıyor. Türban’da bu sembollerden biridir. Kişisel bir tercih değildir. Dikkat edilirse türban sorunu denilen sorun, son 10-15 yılın sorunu olarak ortadadır. Bu da siyasi bir örgütlenmenin, halk tarafından desteklenmek için ortaya çıkartılmıştır.

Kısa tutarsak, sorunun cevabı ; türban sorunu kişisel değil siyasi bir tercihtir. Bir propaganda aracıdır. İlk sorunun cevabı ile birleştirirsek, kişilerin kıyafet serbestliği savunulmalı ama bu serbestlik istemi insancıl bir istek değil de, siyasi bir örgütlenmenin propaganda ve örgütlenme çabası ise yanlıştır.

3. Ardından ne gelir?..

Siyasi bir örgütlenme, kendi isteklerinden birisini başarırsa, bu onun diğer isteklerinin de önünü açacaktır. Zaten bundan daha doğal ve gerçek olan bir şey de olamaz. Burada ki durumda budur. Şimdi türban özgürlüğü elde edilirse – ki edilecektir- bundan sonra gelecek olan muhalif ve farklı olanların yok edilmesidir. İktidar daha önce de söylediğim gibi, tek parti iktidarının yapabileceği şeyleri yapacaktır ama Türkiye bir İslam ülkesi ya da şeriatla yönetilecek bir ülke değil aksine giderek kaptalistleşen bir ülke haline gelecektir ve bunu bu iktidar yapacaktır.

Gerçek anlamada muhalif hareketlerin az olması, kendini muhalif olarak gösteren hareketlerin ise sadece iktidarı ele geçirmek için muhalif rolü oynaması, halkın itaat eder hale gelmesi – yılların politikalarının sonucudur- bugünkü durumu yani “gerekli olan için değil, ihtiyaç olan için oy vermeyi� getirmiştir ve halk bu iktidarı seçmiştir.

4. gerçekten kadın haklarının savunulması mıdır?

Aslında bu sorunun cevabını yukarda verdim ama burada kısaca değinelim. Türban özgürlüğünü savunmak, kadın haklarını savunmak değildir çünkü burada savunulan kadın hakları değil kadın özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.

Şimdi yukarıda söylediklerimi toparlarsam; kıyafet özgürlüğü savunulur, eğer insani ve bireysel bir istekse türbanda dahil kıyafet serbestliği savunulmalı ama eğer siz bu serbestliği bir siyasi hareketin örgütlenmesi olarak ele alırsanız bu hiçbir şekilde savunulamaz..

Şimdilik bu kadar…

birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 06-02-2008, 05:48   #9
 
belfalas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06 2007
Nerden: izmir-eskiÅŸehir
Mesajlar: 1.979
Karma gücü: 72 belfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond reputebelfalas has a reputation beyond repute


birun, söylediklerine ek olarak şunu demeliyim ki; zaten türbana hayır tepkisi hiçbir zaman "kadın türban takmasın" olmamıştır. sadece "kadın, devlet dairelerinde çalışırken ve/veya oranın bir parçası durumunda iken(ki okullar da bunun bir parçasıdır) türban takmasın. devlet kurumunda çalışan insan devleti temsil eder ve laik devlet dini veya siyasi bir simgeyle temsil edilemez" görüşü ile bu yola çıktık
__________________
know thyself...

know thyself...
belfalas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 06-02-2008, 08:47   #10
 
x12tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 2007
Mesajlar: 175
Karma gücü: 4 x12tr dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışx12tr dikkatleri üzerinde toplamaya başlamış


aslında benim bir fikrim daha var bırakalım kanunu kabul ettirip uygulasınlar ve türk halkının ne kadarı böcük,ne kadarı laik görelim,görelim ki tehlikenin farkında olmayanlar da uyansın artık,ayrıca başına bi eşarp alıp başını mütevazi bi şekilde örten insanlarda bu türban olayına alet oluyor hristiyanlarda bile başını haififce örten insanlar var hatta erkekler bile var başını hafifce örten ama bu türban başka bişi,başka bi görüş,başka bi amaç
artık yeter dökelim bu böcükleri denize,hem onların kadınları utanılacak bişiler yapıyor ki her taraflarını tanınmamak için örtüyor,
bizim ülkemizin kadınlarının alnı açık,vicdanı hürdür dünyanın en asil kadınları bizim kadınlarımızdır onları deil örtmek,saklamak dünyaya göstermeliyiz ki bu kadınlar yazdı destanları,bu kadınların evlatları yönetti dünyayı
işte adi oyunlarla üstünü kapamak istedikleri gerçek budur uyanın artık dünyanın en kıymetli en ulu varlıklarını kapamaya üstünü örtmeye çalışıyorlar çünkü onun varlığından utanıyorlar ve korkuyorlar...
saygılarımla
x12tr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 06-02-2008, 17:02   #11
-YASAKLI-
 
birunsatan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.177
Karma gücü: 0 birunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond repute


Türban ve özgürlük


AKP ve MHP anlaşmışlar, belli ki anayasa değişikliği yapacaklar. Artık kızların başına türban, bir anayasa hükmü olarak geçirilecek. Ve bu temelde Türkiye ilerleyip çağ atlayacak.

Elbette bu yapılanlara fazla bir şey diyemeyiz. Birleşip anayasa değişikliği yapmak kuşkusuz partilerin hakkıdır. Bu her konuda olabileceği gibi, türban konusunda da olabilir. Buna bir itirazımız yok, ancak kızların başına anayasa hükmüyle türban geçirilmesinin, 'bireysel hak ve özgürlükler' adına yapılmasının büyük bir çarpıtma olduğunu ifade etmek zorundayız. Biraz akıllı ve vicdanlı olalım, kızların başına türban geçirilmesinin özgürlükle, kadın özgürlüğüyle ne alakası var!?..

AKP ve MHP'nin izlediği politika fırsatçı ve gericidir. Kadının başörtüsünü oy aracı yapmaktadır. Bu yönüyle türban, bal gibi bir siyasi simgedir, ondan da öteye bir oy kazanma aracıdır. Ne yazık, yüzyıllardır erkek egemen sistem tarafından köleleştirilip alınıp-satılan kadın, şimdi de türbanıyla oy pazarına sürülmektedir.

AKP ve MHP'nin tutumu bu denli politik ve gericidir de, CHP'nin tutumu sanki çok mu ilerici ve özgürlükçüdür? Hayır, CHP'nin yasakçı politik tutumunun da diğerlerinden pek farkının olmadığı ve daha da ötesi türbancı yaklaşımı besleyerek ona kitle tabanı kazandırdığı açıktır.

Besbelli ki kadın, günümüz Türkiye'sinde baş örtüsüyle de politik pazarın içine tümüyle çekilmiştir. Bizim amacımız, burada bunu açığa çıkarıp da teşhir etmek değil, tüm bu yapılanların 'özgürlük adına' yapılmasına karşı feryat etmek, bu yalan ve çarpıtmayı açığa çıkarmak ve bunu sessizce veya anlaşılmaz sözlerle bir yerde onaylayan tutumları kınayıp mahkum etmektir. Bize göre olayın özü ve önemli yönü burasıdır.

Bu noktada açıkça sorabiliriz: Anayasa hükmüyle kızların başına türban geçirmenin özgürlükle, bireysel hakla, kadın özgürlüğüyle ne alakası olabilir? Beş bin yıllık kadın köleliğinin en açık ve gözle görülebilir sembolü olan baş bağlamak, ne zamandan beri 'hak ve özgürlük' oluyor? Kadın üzerindeki erkek egemen sistemin gözle görülür sembolü, nasıl oluyor da 'kadına hak ve özgürlük vermek' oluyor? Bizce sorunu böyle ortaya koymak ve egemen erkek yalanını çürütüp atmak gerekiyor. Erkeklerin kendi egemenliklerini ilan ettiği için bu geleneksel zihniyeti taşımaları anlaşılırdır da, kadınların buna karşı isyan etmemeleri gerçekten anlaşılmaz ve hayret vericidir! Bu durum, sadece erkek egemen sistemin yarattığı köleliğin kadına ne denli içerilmiş olduğuyla izah edilebilir.

Kızların başına türban geçirmenin bir kadın tutumu olmadığı, tersine erkeğin tutumunu ve isteğini ifade ettiği tartışma götürmez bir gerçektir. Nitekim kadınlar kendi aralarında saçlarını açmaktan çekinmezler. Herhalde bu tutum dince de günah sayılmaz. Kadının başına türban geçirilen yer erkek ortamıdır ki, sadece bu bile türbanın erkek egemenliğini ve istemini ifade ettiğini göstermeye yeter.

Bana öyle geliyor ki, hiçbir kız kendi isteğiyle başını örtmemektedir. Türban tartışması her gündeme geldiğinde, ablam gözümün önüne gelmektedir. Ablama başörtüsü bağlatabilmek için anamın ne kadar gayret ettiğini, ablamı azarlayıp zorladığı belleğimden hiç silinmemektedir. Buna rağmen, yine de ablamın saçlarının yarısını açık bıraktığını ve her fırsatta baş örtüsünü çıkarıp bir kenara attığını bugün gibi hatırlıyorum. Her kızın özgür iradesinin de böyle olduğuna tüm kalbimle inanıyorum. Ancak ne oluyor, erkek egemen sistemin ölçü ve istekleri doğrultusunda bu irade kırılıyor. Aileden başlamak üzere zorla, deyim yerindeyse başına vurula vurula kızın başına örtü geçiriliyor. Böylece kız, erkek egemen sistemin kölesi haline getiriliyor. Elbette en açık kölelik sembolü de baş örtüsü oluyor.

Gerçek bu iken, kölelik sembolünü kadının başına geçirmenin özgürlükle bir ilişkisi olabilir mi? Böyle bir gericilik, köleleştirme, 'özgürlük adına' yapılabilir mi? Acaba bunun ardından 'burka ve cilbap özgürlüğü' mü gelecek?!.

AKP ve MHP'nin anlaşarak yaptırmaya çalıştığı anayasa değişikliğinin 'bireysel hak ve özgürlükle' bir alakasının olmadığı ve hiçbir zamanda olamayacağı açıktır. Özgürlük ve demokrasiden yana güçlerle tüm kız ve kadınların bu temelde yaklaşarak, yeni kölelik oyununa karşı özgürlük tutumunu ve eylemini yükseltmeleri zorunludur. Gerçek özgürlükçü ve demokratik bilinç ve tutum ancak böyle olur.


alıntıdır....
birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 07-02-2008, 01:10   #12
 
felidae - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 2006
Mesajlar: 1.004
Karma gücü: 82 felidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond reputefelidae has a reputation beyond repute






İşte kadın!

Bazı şeyler vardır, 100 kez haber yapsanız, köşe yazısı yazsanız, bir fotoğraf kadar etkili olmaz. Dünkü haber -ve özellikle fotoğraflar- işte böyle idi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Samsun gezisinde. Kavak'ta öğle yemeği molası veriliyor. Bakan Bey'in masasında vali, AKP milletvekilleri, bürokratlar var. Hep birlikte oturuyorlar.

Erkek erkeÄŸe!

Bakan Bey'in eşi Semiha Yıldırım ise yandaki masada! Tek başına. Yemeğini tek başına yemek zorunda bırakılmış.

Dünkü Hürriyet elinizin altında ise fotoğraflara lütfen bir kez daha bakınız.

Hanımın yüz ifadesini, çaresizliğini, yalnızlığını, ezikliğini, dışlanmışlığını, itilmişliğini, her şeyini bir kez daha görünüz.

Üzüleceksiniz. Belki de Türk kadını adına utanacaksınız.

Yandaki masada erkekler topluluğu halvet olmuş, iki metre ötede ise Bakan Bey'in başı bağlı eşi yalnız, tek başına. Bu hanım gerektiğinde, örneğin uluslararası bir toplantıda ‘Türkiye Cumhuriyeti'ni' Bakan eşi kimliğiyle temsil edecek. Aynen ötekiler gibi! Vay benim ülkem vay.

***

Burada yıllardır haykırıyorum: Kadın, bunların gözünde her zaman ikinci sınıf insandır.

Bütün amaçları kadını örtmek, sonra da o üniformayı siyasi amaçla, oy avcılığı için kullanmaktır.

Türkiye'nin dört bir yanına kendi siyasal çıkarları doğrultusunda harem-selamlık uygulaması getirdiler. Toplantı salonları, yüzme havuzları, plajlar, oteller, tatil köyleri, öğretmen evleri...

Hanımların başlarını, adına türban denilen Ortadoğu'dan devşirme bir bezle örtüyorlar, sonra da göstermelik türban kavgası veriyorlar. Ancak TBMM'de sahip oldukları korkunç çoğunluğa karşın, kamusal alandaki türban yasağını bir türlü -ve bilinçli olarak- kaldırmıyorlar! Niçin?..

Çünkü işlerine böylesi, bu konuyu sürüncemede bırakmak geliyor. Türban yasağı kalksa, en büyük sömürü aracı ellerinden uçup gidecek, ağızlarında çiğnedikleri o kocaman sakız yere düşecek.

O yüzden, bütün türbanlı bayanlarımıza buradan bir kez daha sesleniyorum:

Dikkat edin ve lütfen artık uyanın. Bunlar sizi kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlar. Hepinizi oy kavgasına alet ediyorlar. Sizi erkeklerin (yani kendilerinin) emir komuta zinciri altındaki ikinci sınıf yaratıklar olarak görüyorlar.

***

Sevgili okuyucularım, yukarıda sözünü ettiğim dünkü fotoğraflara bir kez daha bakın ve kendi kendinize sorun:

Burası Suudi Arabistan mı? İran mı? Afganistan mı?

Kaderin ve seçim kanununun cilvesiyle bu kafaların eline düşmüş olan Türkiye Cumhuriyeti nereye sürükleniyor?

Yurdun dört bir yanında harem-selamlıklar!.. Bakanlıklar ve AKP'li belediyeler tarafından uygulanan içki yasakları!.. Türban sömürüsü!.. Din ticareti!..

Kendileri acayip bir kültürle yetiştikleri için her erkeği potansiyel ‘ırz düşmanı, sarhoş' olarak göstermek işlerine geliyor.

Kadının saç kılları görülürse erkeği tahrik eder!

Bir kadeh içki içen bile ‘sarhoş olur' ve mutlaka olay çıkarır!

Kadın saçının görünmesi günahtır, içki içmek günahtır, kadının erkeklerle yan yana oturması ise haşaaa, o da büyük günahtır!

Dün bizim gazetedeki fotoğraflarda bu unsurların tamamı, eksiksiz olarak yer almıştı.

Türbanın serbest bırakılması için kendi ülkesi aleyhine, tamamı Hıristiyan yargıçlardan oluşan AİHM'de dava açan ve davayı kaybedince de ‘biz bu kararı kabul etmiyoruz' diye ağlaşan da bunlar.

Bay Bakan'ın eşi Bayan Semiha Yıldırım oraya tek başcağızına oturtulmuş, kocası yan masada erkek erkeğe muhabbette! Kocasına dese ki ‘Bey, ben de sizin masada oturayım', daha sonra göreceği tepki belki de şu olacak:

‘Sen elinin hamuruyla erkek işine karışma.'

Bayan Yıldırım'ın dünkü fotoğraflarını görünce hem acıdım, hem de üzüldüm.

Türk kadını adına... İnsanlık adına... Türkiye Cumhuriyeti adına...

Ve ülkemizin bu kafaların eline geçmiş olmasına...

Emin ÇÖLAŞAN

29.kasım.2005
fotoğraf : 28.kasım.2005

Bu kare gerçektende çok şeyi anlatmıyormu?
__________________
"Dikkatli ol Francis! Homo sapien'i sakın küçümseme...."
felidae isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 07-02-2008, 01:42   #13
-YASAKLI-
 
birunsatan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.177
Karma gücü: 0 birunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond repute


Anayasaya Aykırı Anayasa Değişikliği

Üniversitelerde "islami başörtü" (türban) serbestliği yönünde girişilen Anayasa değişikliği operasyonu, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) 22 Temmuz yasama seçimlerinden sonra ivme kazandırdığı "sivil anayasa" çalışmalarını gölgede bıraktı. "Operasyon" o kadar sorunlu ki, yeni anayasa arayışını küllendireceğe benziyor. Neden ve nasıl?

Çatışma ve Ayrışma Alanları Çok
  • Türban, dinsel bir emir mi yoksa bireysel bir tercih mi?
  • EÄŸer bu bir dinsel emirse, konunun özgürlükler düzleminde deÄŸil, siyasal rejim ve laiklik ekseninde ele alınması gerekmiyor mu?
  • Hayır eÄŸer bu bireysel bir tercihse, diÄŸer hak ve özgürlükler gibi kayıtlama ilkesine tabi deÄŸil mi? ÖrneÄŸin hak ve özgürlüklerin kurumsal ortamda kullanılması "uzlaÅŸma tekniÄŸi"nin uygulanmasını haklı kılmaz mı? Örtünün sadece ders saatlerinde aralanması, hizmet verenin tarafsızlığı bakımından, uzlaÅŸma ilkesiyle serbestlikte kısmen ve geçici kayıtlamayla eÅŸit iÅŸlem güvencesi arasında denge saÄŸlama aracı deÄŸil mi?
  • Anayasa Mahkemesi kararları bulunan bir konu üzerinde bir içtihat evrimini beklemek mi, yoksa beÄŸenilmeyen bir kararı aÅŸmak için anayasal operasyona giriÅŸmek mi, hukuk devletiyle baÄŸdaşır?
Bu ve benzeri sorular ekseninde yapılacak saydam bir tartışma, değinilen çatışma ve ayrışma alanlarının aşılması bakımından yararlı ve gerekli. Nitekim, "İslami başörtü dinsel bir buyruk mu, yoksa bireysel bir tercih mi?" sorusu, ilahiyatçılar arasında yeni yeni tartışmaya açıldı ve bu olumlu bir başlangıç.

Yanlışlar Dizisi
Bunlar göz ardı edilerek, sorunun alelacele anayasal bir norma bağlanması, toplumsal barış ve insan haklarının temellendirilmesi bakımından yakalanan fırsatın kaçırılması bir yana, anayasal düzenleme tarzı da, hem Anayasa’ya uygunluk, hem de uygulama yönünden ciddi sorunlara yol açacak. Birbirine bağlı dört yanlış yapıldı. Şöyle ki:
  1. Anayasal sorun olmayan (başörtüsü dahil) genel olarak kılık-kıyafetin bu düzeyde düzenlenmesi;
  2. Eşitlik ilkesine, "kamu hizmetinden yararlanma" yönüyle vurgu yapılması (md.10);
  3. Md. 42’ye yapılan eklemenin sadece yüksek öğrenim öğrencileri ve yine sadece serbestlik ilkesiyle sınırlı tutulması;
  4. Anayasa’ya serbestlik ilkesi konduğu halde, sınırlamanın yasaya bırakılmış olması.
Neden Anayasaya Aykırı
Anayasa’ya yapılması öngörülen eklemeler, 2. md. (hukuk devleti, demokrasi ve laiklik) açısından tartışma yaratacak ciddi sorunları beraberinde getirecek. Burada, kendi düzenleme mantığıyla sınırlı kalınarak, daha somut ve teknik sorunlara dikkat çekilmekle yetinilecek:
Tarafsızlık ilkesi: işe, "kamu hizmeti yararlanıcıları" açısından başlandığına göre, neden kamu hizmeti verenler yönüyle de soruna bakılmadı? Oysa değişiklikle, aslında sadece md. 10’a gereksiz bir müdahaleyle yetinilmedi; başörtüsünün hizmet vermede tarafsızlık ilkesini tehlikeye düşüreceği de kabul edilmiş oldu.

Hizmet verenlerde meşru beklenti: Yüksek öğrenim öğrencilerine, hizmet alan konumunda olduğu gerekçesiyle türban serbestliğini tanırken, hizmet veren kamu görevlileri açısından neden kayıtlama konmadı? Benzer şekilde, ilk ve ortaöğretimde böyle bir serbestliğin geçerli olmayacağı sözle ifade edilirken, bu kayıt neden Anayasa’ya geçirilmedi? Serbestlik yönünde sergilenen açık ve kararlı irade, kayıtlama yönünde ortaya konmadığından, Anayasa’yı değiştirmek isteyenlerin geleceğe yönelik iradesi, saydamlıktan uzak ve samimiyetten yoksun.

Bu nedenle; hükmün anayasalaşması durumunda, uygulanma aşamasında ilk ve orta öğrenimde de kılık kıyafet serbestliği yönünde zorlamalar meşru sayılabilecek. Açık bir yasağın yokluğu gerekçesine dayanan kamu görevlilerinin türban takma yönündeki talepleri artacak; kendilerine kayıtlayıcı veya yasaklayıcı bir hükümle karşılık vermek zor olacak. Anayasal serbestlik güvencesinden yararlanan üniversite öğrencilerinde, kamu görevlerine de başörtüsüyle intisap edebileceklerine dair meşru bir beklenti doğacak. Hukukî güvenlik ilkesi, böyle bir beklentiyi haklılaştırıcı bir işlev görecek. Bu nedenlerle, md.10’a eklenen "ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında" ibaresi, bir aldatmaca.
Sınırlama nedenleri, yasayla yaratılamaz: serbestlik ilkesini hiçbir sınırlama nedeniyle dengelemeyen 42.md., bunu dolaylı bir biçimde yasaya bırakıyor: "Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir."
Bu ekleme, Anayasa md.13’e açıkça aykırı. Çünkü md.13’e göre, temel hak ve hürriyetler, "yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir". 2001 Anayasa değişikliği, genel sınırlama kuralını kaldırdığından, hak ve özgürlükler, yalnızca Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlerle kayıtlanabilecek, aksi halde sınırlanamayacak; yasaysa, yalnızca bunun hukuki aracı olacak. Bu nedenle, md. 42’ye yapılması öngörülen eklemenin anayasalaşması durumunda, bu değişiklik uygulamaya sadece serbestlik ilkesi yönünden yansıyacak; çünkü, kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemeyecek.
Bu belirtilenler ışığında, 2547 sayılı YÖK md. 17’ye, sınırlama yönünde yapılacak bir ekleme, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilebilecek. Böylece, türban takma tarzı üzerine yapılan spekülasyonlar, birer aldatmaca olmaktan öteye bir anlam taşımayacak.

Bağlama şekli konusunda "karşı cins"in yaptığı ve insan onurunu zedeleyen zihni egzersize, saçlarını kapatabilme pahasına hak özneleri nereye kadar tahammül edebilecekler? Bu merak giderilemeden, belki de eşitlik ilkesi devreye girecek: her türlü kılık ve kıyafet, eşitlik adına savunulabilecek ve hukuki yoldan uygulamaya geçirilebilecek.

Sonuç olarak, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak anayasa değişikliği, amaç, kapsam ve özgürlükler rejimi bakımından Anayasa’nın kendisine aykırı. Bu nedenle, çözmeyi hedeflediği toplumsal sorunları gidermek bir yana, bugünküyle kıyaslanmayacak derecede ciddi sorunlar yaratacağı ve bunalımı derinleştireceği şimdiden belli.

Eğer AKP ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), üniversitelerde başörtüsü sorununu çözme konusunda samimiyse, öncelikle niçin Anayasal kayıtlama nedenini göz ardı ediyorlar? Yoksa, dinsel bir referans söz konusu olduğu için mi?

Dahası, neden bu serbestliğin, kamu görevlileri