Saniyenin onbinde biri veya milyonda biri, zaman olarak bizim için hiç bir anlam ifade etmeyebilir, ama ekminezik çalışmalarda bu zaman aralıkları çok önemlidir. Çünkü insan herhangi bir geçmiş yaşamına saniyeler içinden döner ve bize göre çok kısa zaman birimleri arasında, tüm bir yaşamı bütün detayları ile izleyebilir.
Ekmineziyi daha iyi anlayabilmek için bir insanı karşınıza alıp; çalışırken, düşünürken, okurken, yaşarken ve her türlü hâlinde, onun gözlerinin içine bakarsanız, gören gözler için, ekminezik bir yaşam içinde olduğunu gayet iyi anlarsınız... Yani insanlar bilmeyerek ekminezi içindedirler ve ekminezik alış verişleriyle bu yaşamlarını sürdürürler. Nasıl mı olur? Olur! İnsanlar gündüz-gece ve tüm yaşamları boyunca ekminezi ile meşguldürler.
Gerçekleştirdiğimiz bütün fiiller geçmişteki deney ve uygulamalarımıza bağlıdır. Ve "Ben geçmişte şu zamanda şu şekilde davranmıştım." diyerek o deney ve uygulamalardan herhangi birini anımsadığımızda, konsantrasyonumuzun derinliği oranında ekminezik bir geriye dönüş yapmışız demektir. İnsanlar genelde,' bu yaşamlarının yüzde yirmisini yaşarlar; yüzde sekseni ekmineziktir. Ve geleceğe ait programları da ekmineziden yani geçmişten kaynaklanır.
Ekminezi, bizim bu hayat plânı içindeyken başka bir boyuta, geriye doğru kaymamız demektir. Ekminezi olayı, süjenin geçmişle ilgili bir hatırlaması değildir. Ekminezi, geçmiş yaşamı tekrar yaşamaktır. Hatırlama işleminde geçmişten bahsederken, o olayların geçmişte olduğunu biliriz ve bizim gerçek yaşamımızı şimdi içinde yaşadığımız olaylar oluşturur. Ama ekminezide şimdiki zaman henüz gelecekte bulunan bir zamandır ve ipnoz hâlindeki şahıs için mevcut değildir.
Ekminezi olayı, hafızanın gerilere gitmesi değildir. Bu olayın adi hafızayla hiç bir ilişiği yoktur. Hatırlamak değil, bizzat bedene bağlı olan ruhun geçmişteki olaylarını yaşaması söz konusudur.
Ekminezi olayı, zaman içinde zaman, mekân içinde mekân ispatından başka bir şey değildir.
Ekminezinin Einstein Metodu ile Açıklaması
Şimdiye kadar ekmineziyi Ruhçü Metodla açıkladık. Ruhçu açıklamadan başka bir açıklama daha vardır ki, o da Einstein metodu iledir.
Işığın saniyedeki 300.000 km. hızını 100 misline, 500 misline, 1000 misline çıkarabilirsek, biz bir anda geçmişe veya geleceğe uzanabiliriz. Bu hızla giderken zaman-mekân bize bağlıdır. Çünkü bedenle alâkamız yok; bedenimiz degaje olmuş vaziyette, ceset gibi, dalgın uyku hâlinde yatıyor, ama ruhumuz istediği zamana uzanıveriyor. Doğal olarak, ruhumuzda bu hızı hissederiz; bu çalışmalar bedenle değil, ruhla yapılır. Medyom konsantrasyonunu kaybettiği anda transtan çıkar.
Ve medyom aynı kurala bağlı olarak spatyomdan gelen tesirleri de hemen anında hisseder... Çünkü biz yalnız dünya ile yaşamıyoruz, spatyomla da yaşıyoruz, ama tesirleri ayırabilmek her varlığın yapabileceği bir şey değildir. Spatyomdan gelen tesirleri tanıyabilmek için çok uzun zaman ve çok yoğun çalışmalar yapmak gerekir. İyi bir medyom olabilmek sanıldığı kadar kolay değildir.