2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 19 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Edith Piaf Hakkında Herşey

  1. #1
    felidae - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2006
    Mesajlar
    1.144
    Konular
    93

    Edith Piaf Hakkında Herşey




    Asıl adı Edith Giovanna Gassion olan Edith Piaf 19 Aralık 1915' te Tenon Hastanesinde dünyaya gelir... Annesi Annetta (Anita Maillard) sokak şarkıcısı babası Louise Alphonse ise sirk cambazıdır...


    Kimileri de onun Paris de 72 Rue de Belleville sokağında bir polis pelerininin üstünde dünyaya gözlerini açtığını ve sonrasında da Tenon hastanesine götürüldüğünü söyler.... Eure de genelev işleten iki büyük anne arasında büyür sonraları babası bir sirk de iş bulur ve Edith'i de yanında götürür ...

    Babasına yardım etmek için şarkı söylemeye başladığı dönemde anne ve babası ayrılır...Ve babasının yeniden evlenmes ile 1931 yılında üvey kardeşi Denise doğar... Annesi gibi sokak şarkıcılığı yaptığı dönemde beraber yaşadığı Louise Dupont` dan hamile kalır ve Marcelle adını verdiği bir kızı dünyaya gelir ve iki yaşındayken menenjitten (1935 yılında) ölür... Piaf` ın cebinde Marcelle' in toprağa verilmesi için eksik olan 10 frank bile yoktur... Sokağa çıkar ve kendisine ilk seslenen ve fiyatını sorana "10 frank" der... birlikte olurlar...kızını gömer... Edith daha 20 yaşında, bir anlamda öksüz, kötü anne, fakirlik, uyuşturucu ve hayat kadınlığı arasında bunalımın eşiğindedir...

    1935 yılında bir gece Gerney`s in kulübünün işletmecisi Louis Leplée ile tanışır..., Louis Leplée, Piaf dan etkilenir ve onu kendisine bir kaç şarkı söylemesi için davet eder... Piaf "Les mômes de la cloche de Scotto" yu söyler (Scotto çanı çocukları) ve Leplée Edith Piaf` ı bu isimle keşfeder..." Môme Piaf / Öksüz Piaf", o o kadar ufak tefektir ki... Gerny’s de o gece oldukça ilgi toplar Jacques Canetti adlı bir radyo yapımcısı kendisi ile radyoda bir söyleşi teklif eder ve ona 1935 yılı sonunda ilk plağını kaydettirir... Tüm bu başarısına rağmen sokaklar onu yine yakalar...



    Nisan 1936 da : LeplÃce bir cinayete kurban gider, yüksek ihtimalle Piaf` ın pezevenkleridir öldürenler... Bu ona emniyette zor anlar yaşatır... Gazeteler bu skandalı yansıtmakta gecikmez...

    Bir süre sonra karşılaşacağı Raymond Asso sayesinde Piaf bu kabusdan uyanır...Asso ona 1937 yılında "Mon légionnaire / Lejyonerim" in kaydını yaptırtır...ve birbirlerine aşık olurlar...Artık onun için sokaklarda sürtmek söz konusu bile değildir... Sadece çalışacak ve çalışmasının bedeli de ödenecektir... ABC Piaf` ı yeni sahnesinde ağırlar... Onun sahne adı artık "Edith Piaf" dır... Savaş Raymond ve Edith ayrı düşürür Piaf kendisini Paul Meurisse` in kollarına atar, onu da kendisi için yazılan "L’accordéoniste / Akordiyoncu" ve "Le disque usé / kullanılmış (eski) plak" şarkılarının yaratıcısı Michel Emer için terkeder...



    1942 yılı sonlarında kadar savaştan etkilenmeyen serbest bölgelerde dolanır durur o turneden diğerine ve savaş biter...Barış gelir...O bu arada şarkı söylemeye hiç ara vermemiş Paris Berlin arası mekik dokumuştur... 1944 yılında şarkı söylettiği ve sevgilisi olan kimsenin tanımadığı Yves Montand yaşamındadır, Daha sonra 1946 yılında Piaf "La vie en rose/ Pembe yaşam" ı yazar... Birlikte söylerler...
    1947 yılı sonunda New York` a gider, orda Marlene Dietrich ve boksör Marcel Cerdan ile tanışır... Ve sevgili olurlar, "dünyanın en iyi sevgilileri"... Paris den New York` a konserden boks maçına gide gele aşkları iyice büyür ama acı bu ilişkide de Edith` i bulur , o zamana kadar çektikleri yetmemiş gibi... Kitaplar yazdıracak, filmlere konu olacak kadar büyük bir aşk yaşadığı fransız boksör Marcel Cerdan' ı 27 ekim 1949 da uçak kazasında kaybeder ve uyuşturucuya başlar... Onun için "L’hymne à l’amour / aşka marş" yazar ama artık hayat asla eskisi gibi olmayacaktır...

    1950 yılında tekrar New York` a şarkı söylemeye gider ve orada sonradan yeni aşkı olacak olan Eddie Constantine` e eşlik eder... ve Charles Aznavour ile tanışır... Onunla hiç aşk yaşamaz...

    Ruh çağırmak üzere yanından hiç ayırmadığı bir masa ile yaşamına devam eder...Aznavour` un yazdığı Jezebel ile sahnelerde yeniden yıldızı parlar...29 Temmuz 1952 de Jacques Pills ile evlenir ve Paris` e yerleşirler... Piaf bu apartman dairesinde ölümüne kadar yaşayacaktır... iki sanatçının evliliğinde başka ne olabilir ki birlikte şarkı söyler, oynarlar...

    Les amants de demain" hariç rol aldığı her filmde gerçek hayatında olduğu gibi şarkıcı rolünü oynar...
    Cerdan yokluğu ile Piaf` ın yaşlamını altüst etmiş 1953 yılında turne dönüşü hastalanır...Geçirdiği kötü günleri unutmak için New York, Mexico, Rio, Paris arasında uzun seyahatler yapar... Pills` den 1956 yılında boşanır.... O her zamanki gibi erkekleri yetiştirmeyi ellerinden tutup onlardan yıldız yapmayı sever, alışmıştır da...Jo, yani namı değer Georges Moustaki de bu kuraldan kaçamaz... onun sevgilisi olur, ve birlikte yazılan söylenen şarkılar başlar... 1958 kötü bir trafik kazası geçirirler `Piaf` ın sağlık durumu bu kaza sonrasında daha da kötü olur... ve iyice uyuşturucu bazlı ilaçlara mahkum olur...

    Georges Moustaki ile en az Marcel Cerdan ile olan evliliği kadar fırtınalı bir aşk yaşar ve... Aşk bittiğinde Piaf , "herşeye rağmen pişman değilim" der... "Non je ne regrette rien" isimli bu şarkı tutunca doktor yasağına rağmen turneye çıkar...



    Non, rien de rien
    Non, je ne regrette rien
    Ni le bien qu’on m’a fait, ni le mal
    Tout ça m’est bien égal
    Non, rien de rien
    Non, je ne regrette rien
    C’est payé, balayé, oublié
    Je me fous du passé
    Avec mes souvenirs
    J’ai allumé le feu
    Mes chagrins, mes plaisirs
    Je n’ai plus besoin d’eux
    Balayés mes amours
    Avec leurs trémolos


    Balayés pour toujours
    Je repars à zéro
    Non, rien de rien
    Non, je ne regrette rien
    Ni le bien qu’on m’a fait, ni le mal
    Tout ça m’est bien égal
    Non, rien de rien
    Non, je ne regrette rien
    Car ma vie
    Car mes joies
    Aujourd’hui
    Ça commence avec toi...

    ...michel vaucaire / charles dumont / edit piaf / non je ne regrette rien...

    hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
    hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
    bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
    hepsi aynı bana
    hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
    hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
    ödendi, süpürüldü, unutuldu.
    geçmişten bana ne!

    anılarımı yaktım gitti
    artık acı ve zevklerime ihtiyacım yok
    aşklarımı tremololarıyla beraber süpürüp attım
    sonzusa kadar sildim: elde var sıfır.

    hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
    hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
    bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
    hepsi aynı bana
    hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
    hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
    çünkü yaşamım,
    çünkü zevklerim
    seninle başlıyor bugün.

    Ve düşüş...


    1959 yılında bir kez daha New York` u fetheder... ameliyatlar devam etmekte hastalık onu neredeyse fareye benzetmekte... Acınacak bir halde Paris` e döner...Moustaki yoktur yanında artık...


    1960' da portrelerini yapan Douglas Davis isimli genç bir amerikalı ressam ile aşk yaşar... O da ülkesine dönmek üzere bindiği uçağın düşmesiyle ölür...Tüm bu felaketler ve hastalığına rağmen 1961 de Paris de Olympia da yine muhteşemdir...

    9 Ekim 1962' de teselliyi son evliliğini yaptığı "Théo Srapo" diye çağırdığı yunan asıllı Théo, Theophanis Lamboukas ile yapar... Evlilik gerçek anlamda reklam evliliği gibidir, Piaf tükenmiş, uyuşturudan ayakta duramaz, bitkin vaziyettedir... Birlikte bir kaç konser verirler...

    ve 10 Ekim 1963' te hayatını kaybeder...Ölümü 11 Ekim de resmiyet kazanır ve açıklanır... Kilisenin Piaf için günahkar olduğu gerekçesiyle yapmayı reddettiği cenaze töreni Paris' te gerçekleşen en görkemli cenaze törenlerinden biridir...




    Edith Piaf - Non, je ne regrette rien (1961)


    Edith Piaf - Padam, Padam


    Edith Piaf - La Vie En Rose - 1954



    "çok hayat yaşadım ve çok erkekle birlikte oldum,ama hiçbir zaman mutlu olmadım..."
    Edith PİAF














  2. #2
    losteirosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    cehennemdeki lethe ırmagında.....
    Mesajlar
    2.604
    Konular
    42
    çok şahane olmuş niyeyse bana umay'ı düşündürdü... bu değerli sanatçıyı bizlere tanıttığın için sonsuz saygı ve sevgi seni bulsun

  3. #3
    phora - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    83
    Konular
    1
    hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
    hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
    ödendi, süpürüldü, unutuldu.
    geçmişten bana ne!

    Teşekkkürler felidae ellerine sağlık

  4. #4
    felidae - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2006
    Mesajlar
    1.144
    Konular
    93
    ben teşekkür ettim ilginize....

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Eyl-2008
    Mesajlar
    3.684
    Konular
    86

    Édith Piaf


    Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi.
    Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Kabil asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.
    Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir.
    Babası, küçük Édith'i genelevden almıştır ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı La Marseillaise'i söylemiştir. 14 yaşındayken babasının yanında sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Kısa bir süre sonra da babasından ayrı şekilde kenar mahallelerde şarkı söylemeye başladı. 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğurdu. Marcelle adını verdikleri bu talihsiz kız çocuğu 2 yaşında menenjitten öldü.Gençliğinde, en yakın arkadaşı Momone ile birlikte Paris sokaklarında şarkılar söyler ve hayatını kazanmaya çalışır.
    Kendisini keşfeden Louis Leplee öldürüldükten sonra, derin ve şüpheli sorgulamalara tâbî tutulur.
    Bir kere, yağmurlu bir günde trafik kazası geçirmiştir. O yüzden hayatı boyunca boynu kambura benzer bir şekilde yürümek zorunda kalmıştır.
    Alkôlü aşırı derece kullanmaktaydı. Fransız ortasiklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan ile tanışır ve ikisi de birbirlerine deli gibi âşık olurlar. Hayatında en çok sevdiği erkek orta siklet dünya şampiyonu boksör Marcel Cerdan’dı. Cerdan başkasıyla evliydi, Fransa’da zaten tanınan bir insandı. Marcel Cerdan, Fransa dışındadır ve Édith Piaf, onu Fransa'ya gelmesi, onu çok özlediğini söylemek için arar. Ve Édith Piaf’la buluşmak üzere Ekim 1949’da Paris’ten New York’a uçarken uçağı düştü. Bu kazadan kurtulan olmamıştı.
    Ertesi günün sabahında, Piaf bir halisünasyon görür. Cerdan'ın onun yanına geldiğini sanır ve ona aldığı hediye saati bulmak için evde dolanır. Evdeki bütün kişiler, sessizdir. Piaf'a Cerdan'ın öldüğünü haber verirler ve Piaf yıkılır. Bu olayın üzerine, morfin bağımlısı olur. Kendisini avutmak zorunda kalır.(Ellerinin titremesi o zaman başlar)
    Fransız rivierasındaki Plascassier’de 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden ölür. Eşi Theo Sarapo’nun aynı gece cenazesini gizlice Paris’e getirdiği, böylece hayranlarının “Édith Piaf’ın kendi evinde öldüğünü” düşüneceğini umduğu söylenir. 11 Ekim günü Édith Piaf’ın öldüğü açıklandıktan kısa bir süre (aynı gün içinde) çok sevgili dostu Jean Cocteau da hayata veda etti. Cocteau’nun Piaf’ın acısına dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği söylenir.
    Katolik Kilisesi Paris Başpiskoposu –sürdüğü hayat nedeniyle- Édith Piaf’ın cenaze törenini yapmayı reddetti. Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı. Mezarlıktaki törende hazır bulunanların sayısı ise 100.000’i geçti.
    Ünlü şarkıcı Charles Aznavour, Édith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona ereli beri bütün Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay yoktur.” dedi.



    kaldırım serçesi filmiyle de hayatını güzel anlatmışlar.hem kulağa hem göze hitap eden bir film olmuş. hoş.

  6. #6
    ensiferum13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    3.725
    Konular
    334
    http://www.dailymotion.com/video/x1o...foule_creation


    padam padam dan sonra en sevdiğim parçası. teşekkürler.

  7. #7

    Üyelik tarihi
    Eyl-2008
    Mesajlar
    3.684
    Konular
    86
    la vien rose favorim. Armstrong da çok güzel söylüyor bu şarkıyı

  8. #8
    Rauhassa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2008
    Mesajlar
    2.974
    Konular
    97
    Édith Piaf... Mükemmel ses gerçekten. Çok beğenirim kendisini. Édith Piaf'ın hayatını "hayatım" adlı kitapta toplamış olan kardeşine de teşekkür etmemek ayıp olur. Cidden güzel bir kitaptı...

  9. #9

    Üyelik tarihi
    Ara-2008
    Mesajlar
    402
    Konular
    32
    Çok müthiş biri...Hatta Sezen Aksu'ya minik serçe lakabı bu kadından gelir...
    Acıdır ki bugün mezarı Ahmet Kaya'nın hemen yanında...

  10. #10
    Secret_Sun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2008
    Bulunduğu yer
    nerde beleş oraya yerleş mantığı ile hareket ettiğim için her yer olabilir..
    Mesajlar
    1.979
    Konular
    815

    Édith Piaf




    Édith Piaf (19 Aralık 1915, Paris - 10 Ekim 1963, Grasse) Fransız şarkıcıdır.
    Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi.
    Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Kabil asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.
    Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir.
    Babası, küçük Édith'i genelevden almıştır ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı La Marseillaise'i söylemiştir. 14 yaşındayken babasının yanında sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Kısa bir süre sonra da babasından ayrı şekilde kenar mahallelerde şarkı söylemeye başladı. 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğurdu. (devamı için)

    --------------------------------------------------------------

    ''La Foule''

    http://a.9.o.y.aimini.net/player/mp3...yes&repeat=yes
    -------------------------------------------------------

    ''La Vie En Rose''

    http://i.a.i.a.aimini.net/player/mp3...yes&repeat=yes
    --------------------------------------------------------

    ''Milord''


    http://t.l.s.e.aimini.net/player/mp3...yes&repeat=yes
    ---------------------------------------------------------

    ''Non, Je Ne Regrette Rien''


    http://c.t.e.e.aimini.net/player/mp3...yes&repeat=yes
    ------------------------------------------------------


2 Sayfadan 1. 12 SonSon