12 Sayfadan 5. İlkİlk ... 34567 ... SonSon
Toplam 117 sonuçtan 41 ile 50 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: ˙˙˙züʎ sɹәʇ

  1. #41
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60





  2. #42
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60

    Serbest salınımlar.

    Bazen öyle gülünç hatalar yapıyorum ki... Tekrar tekrar hem de. Öyle çok büyük, kötü sonuçlar doğuran şeyler değil ama... Tekrar tekrar. Dalgınlıklar. Tekrar tekrar dalgınlıklar... Nerde benim aklım? Kaç karış havada? Aşktan falan mı acaba? Yok yok o başka...

    Her şey ne kadar yoğun... Her şey ne kadar da yoğun! Her şey o kadar yoğun ve o kadar boş ki! Ne dönüyorsa etrafımda, batmaya başlıyor bir anda. Çatalın sesi, odanın aralık kalan kapısı... Dikkat dağıtan lakin haklı eylemler; birden gelen, bi güzel geren, anlamsız eylemler... Kalabalıklar.
    Hepsi göz pınarlarımı dolduruyor sanki hışımla. Bir batıyor... Bir batıyor... İki batıyor. Üç batıyor. Dört batıyor. Ta dibine kadar batıyor işte...

    Kalabalık...
    "Bir Karabalık mı, şu kalabalık mı?" diye sorsalar, ne derim hiç bilmiyorum. Yoksa biliyor muyum?..

    Karabalık...
    Canım balık.
    Biraz alık
    ama en azından ruhu var!

    Kalabalık?
    Ka-la-ba-lık!
    Kalalalababbarabbalık...
    ...
    Neyse.
    ...
    Neyse'ler.
    ...
    Heves'ler, Neyse'ler, Keşke'ler...
    Burda biter mi?
    Biter.

  3. #43
    PiaA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2016
    Bulunduğu yer
    Kadıköy
    Mesajlar
    3.354
    Konular
    16
    Yorum yazacaktım ama Neyse.. Neyse'ler...

  4. #44
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60
    İç içe olup uzakta yaşamak var
    Sevdiklerinden bile uzak bir yerde
    Acısını paylaşırken
    Dokunup parmaklarınla hafifçe severken bile
    bi noktada uzakta yaşamak var.

    Uzaklık kadar da uzaklık korkusu...


    Bi' dünya var
    Duyuyorsun seslerini
    Görüyorusun olup biteni
    Ulaştırıyorsun belki sesini
    Ama sindiremiyorsun bir türlü
    duyduğunu, gördüğünü, hatta kendi ağzından çıkan kelimeleri...


    •••

    Var olan tek yön kavramı içerisi ve dışarısı aslında
    Biraz daha derine baksa ikisinin rengi de birbirine karışırdı
    (Ama o bu kadarını yapmadı tabi
    Midesine dokunurdu bu kadarı)

    Bu yüzden çekti gözlerini bu dünyadan
    İndirdi göz kapaklarını
    Kendi içindeki karanlıkta bir ışık yaktı
    Ve o zaman gördü olan bitenleri
    Tıkadı kulaklarını
    Nabzıyla titredi hücreleri
    Kendi şarkısını dinledi!


    Burada farklıydı renk paleti, frekansı, tüm huyları...
    Ya ne neşe vardı ne hüzün
    Ya da hem neşe vardı hem hüzün

    Bunun üzerine pek de düşünmedi
    Ne olursa olsun çok farklıydı zevki
    Tadını çıkartmayı bilmeliydi

    Ama bir de kendisine has derdi vardı buraların
    Zevkin hafifliği tasanın ağırlığıyla yarışır dururdu
    Bazen sevişirdi,
    Bazen savaşır dururdu

    Kabul etti sonunda
    Her şey zıttıyla var olurdu


    Kimi zaman yoruldu içindeki bu yarıştan
    Dışarıdaki dünyaya verdi kendini
    Lakin bilirdi bu dünyanın yarınını, bugününü, dününü
    Ezberlemişti artık
    Sabit bi' kuralı vardı
    Sabit bi' formülü
    Belli ki aynı kişiydi yazan her bölümü

    Sıkıldı.


    İçeriden dışarıya
    Dışarıdan içeriye
    Gitgeller yapıp durdu
    İki kere gidip bi' kere geldiği de oldu...

    Yordu tabi onu bu gitgeller
    Oynadı sayılarca kez yerinden
    Cevap dilendiği bile oldu bilgenin birinden

    Bilge cevap verdi tabi
    Ama o emin olamadı alıp almadığından
    Anlayıp anlamadığından

    Düşünüp durdu
    bilge, neden "düşünme" dedi diye...

    Şaşırdı ne yapacağını
    Oo piti piti...

    Açtı gözünü. Kapattı gözünü. Bazen açı ağzını, yumdu gözünü. Bir bile etmedi iki ettiğini kimi zaman. Bir türlü dili dönmedi. Gözü hiç bir şey görmedi. Bir bildi, bir bilmedi. Belki de bilemedi.

    Böyle geldi,
    ...
    böyle gider mi ki?

  5. #45
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60

    Adımız miskindir bizim
    Düşmanımız kindir bizim
    Biz kimseye kin tutmayız
    Kamu alem birdir bize
    Kamu âlem birdir bize

    Biz bu dünyadan gider olduk
    Kalanlara selam olsun
    Bilmeyen ne bilsin bizi
    Bilenlere selam olsun




  6. #46
    Neslin senin onda birin bile olsa yeterdi Edacikcik lakin neslinde, geleceği de, gelenler de toplasan binde bir. Halbuki bir bulsalar birbirlerini giden yüz binde bir.

  7. #47
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60
    İçten içe
    "içim bunalıyor benim" demek.
    Hatta belki biraz dışarı taşırmak.
    Sadece aynalara değil
    artık suratlara da yansıtmak.
    Bulantılar yaşamak
    ...
    derken
    başka bulantılara karışmak.
    Kusmuklara bulanmak.
    Unutmak içeriyi
    ya da
    belki sakınmak gözlerden
    belki rafa kaldırmak
    orada sararmak...

    Belki çekip çıkmak kapıyı
    ve pencerelerinden
    başkalarıyla konuşmak.
    Onlara nisanda açan çiçekleri anlatıp da
    cesaretlendirmeye çalışmak.
    İyi gelmez mi biraz koşmak?
    Gerçi yordu bizi durmadan yazı kovalamak...

  8. #48
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60
    Öhm! Öhmm... (bi süredir sustuğumdan)
    ...


    Ne diyeceğimi bilmeden başlıyorum söze. Ne hakkında konuşacağıma dair bi fikrim yok. Daha beteri, konuşacağım. Konuşacağım ama konuşacağım şey hakkında bi fikrim yok.

    Direnmek.
    Direnmek ve gizlemek. Bi köşeden ifşa olmak ve sonra sökülmek. Yaşlara boğulmak.
    Noktadan sonra boşluklar koymak, derin bir nefes alır gibi. Ne söyleyeceğini bilir gibi. Boşluk. Sil. Boşluk. Sil. Boşluk. Sil...
    Sil... Silmek. Çünkü vazgeçmek işte.
    Çünkü dediğim gibi, ne diyeceğini bilememek. Anca 'bir şey demeliyim'de kalmak.

    Susmak...
    * Ben sana kızamam
    Ben kendime de kızamam
    Çünkü suçlu aramam
    Ben sadece susarım bi' noktada
    Sen afallarsın,
    Çünkü korkutur bi' geveze sustuğunda
    Ama geveze ne zaman çok konuşsa,
    Düşmedi mi pişmanlığa?
    Düşünden düşüp de pişmanlığa,
    Yara almadı mı?
    Daha da beteri
    Yaralamadı mı?
    Gün,
    Güneş,
    Gece,
    Ay...
    Ardında bir anlam var
    Var ya da yok
    Ya da yok
    Yok
    Bazen,
    Söylenebilecek bir şey yok.
    Anlaşılabilecek bir şey yok. *


    Dalgalar...
    Benim dalgalarım
    Benim, beni usandıran bulantılarım!
    İster miyim senin karalarına çarpsın...

    Dökebilsem...
    İçimdekileri dökebilsem...
    Yapamıyorum!
    Ardımda bir döküntü bırakmaktan,
    ölmekten korktuğumdan daha çok korkuyorum.
    Gerçi ölmekten de yalnız bu yüzden korkuyorum.
    Ardımda bir döküntü... bırakmak.
    Belki bir de değil,
    Bir kaç.
    Kaç?
    Çoksa...
    Çoksa,
    Kaç!

  9. #49
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60

    ...


    Nihayetinde uykusundan uyanmış,

    tutku dolu huzuru hissediyorum.

    Neyi kutluyorum? Bilmiyorum.

    Bu, damarıma basan gerginliğin ileri süreçteki getirisi
    hayatın adalet mekanizmasının pek de irdelenmemiş bir hamlesi olabilir mi?

    Ne umudum; gözlerimi diktiğim bir ufuğum var
    ne de ardımda bıraktığım patikanın toprağına sitemli bir tekme vuruşum.

    Nereye varmayı hedefleyip de yola çıkmıştım?

    Hatırlamıyorum.

    Yol var, ben varım, adımlarım…

    Bir de dualarım

    hepsini de sonsuzluğa adadım.

  10. #50
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.729
    Konular
    60




    ​Serbest Salınımlar II




    Bir şeyler yapmam lazım.


    Daha uzun yürüyüşler, daha çok müzik, konuşacak, okunacak, merak edilecek daha çok şey lazım. Değişmekten korkmayan duygularımı diri tutmam lazım tekrar. Kalabalığın dışına çıkartabildiğim insanlar lazım. Neşem her nerdeyse şuan bana lazım. Saçmalamam lazım biraz rahat rahat. Mutsuzum. Uzak kaldım bir şeylerden. Ve bu yüzden acı çekiyorum. Toparlamam lazım. Şimdi.

    Duruşumu, hislerimi, ruhsal durumumu sabitleme çabasına nasıl girdim, aptallık bu! Değişimden korkmaya ne ara yeltendim? Kırılgan şeyleri ne ara dizdim sağıma soluma...

    İnsan sevecekse, hayatta neleri sabitlediğine dikkat etmeli. Hele ki hareket etmeyi seviyorsa!
    Kanımız sıcak kalsın diye, yani yaşama duyduğumuz hevesi kaybetmememiz adına, gereken soğuk kanlılığı göstermemiz gereken zamanlar oluyormuş. Göze hoş gelen şeylerin, ruha saplanıp kaldığı olur...
    Ve o mutluluk yüreğime saplanıp kalacaksa sonsuza dek, inanın istemiyorum.

    Sahiden mutlu olmaya mı geldik buraya? Sanmıyorum. Mutluluk gelip geçen bir ruh hali. Bir meltem, bir esinti... Denizin kokusunu ciğerlerine çekeceksin ve serbest bırakacaksın onu. Tadacaksın sadece. Zaten mümkün değil elinde tutman!

    Memnun olmak için geldik buraya. Yummadan gözlerini, "ahh evet bunu yaptığım iyi oldu; yaşadığım" diyebilmek için. Hatta "o gün ne çok kırgındım ama... nasıl da yakışmıştı o ana" diyebilmek adına.

    Ahh, ne diye karıştırdım ki aklımı. Ne diye bulandırdım içimi? Kusmuuk! Kusmuk.

    Haydi, uyan! Şimdi. Kahven de hazır.
    Günaydın...


12 Sayfadan 5. İlkİlk ... 34567 ... SonSon

Bu Konu İçin Etiketler