Toplam 6 sonuçtan 1 ile 6 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Dionysos ve Orphik Din

  1. #1
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.732
    Konular
    1672

    Dionysos ve Orphik Din


    Ruh göçü Yunanistan'da "Orphik" denilen dini bir akıma paralel olarak ortaya çıkmıştır. Orphik kelimesi efsanevî bir şarkıcı olan Orpheus'un adından gelir. Ancak bu akımın adından çok, asıl kendisi dikkat çekicidir. Orphik dininin Tanrısı Yunanistan'a kuzeyden, Trakya'dan gelmiş olan Dionysos'tur. Tanrı huzurunda, bağ kütüğü (asma) kutsaldır.

    Bir başka deyişle: Dionysos kendinden geçme ve sarhoşluk durumlarını kutsar. Bu dinin inananları kendinden geçme ve sarhoşluk durumunda Tanrıya tapınırlar. Oysa Homer döneminin Tanrıları, herşeyden önce, karşımıza idealleştirilmiş insan biçimlerinde görünürler.

    Bu klâsik dönemde Tanrılara tapınmak için muhteşem ve aydınlık tapınaklar yapılır ve tapınmalar ölçülü törenler biçiminde olurdu. Yunanistan'ın klâsik dönemindeki tapınma biçimleri ile Dionysos dininin tapınma biçimleri, biri ötekinden kesinkes ayrıdır. Dionysos'a özellikle geceleri fener alayları düzenlenerek büyük bir coşku ile tapınılır. Bu tören sırasında özellikle kadınlar kendilerinden geçer (cezbe hali). Bu dinî inanışa göre, insan ancak kendinden geçerek Dionysos ile birleşebilir.

    Orphik dinin bu tipik niteliğine birşey daha eklemeliyiz: Mythos'a göre Dionysos ölmüş ve sonra da yeniden dirilmiş olan bir Tanrıdır. Yani Dionysos, önce ölüme baş eğen, sonra da ölümün kucağından yaşam fışkırtan bir Tanrıdır. Ölen ve yeniden dirilen Tanrı kavramına tarih boyunca sürekli tanık oluyoruz. Ayrıca, dinler tarihinde bu kavram ile birlikte, böyle ölüp dinlen bir Tanrıya inanan kişilerin, kendilerinin de Tanrının ulaştığı sona ortak olacağı görüşü hâkimdir.

    Yani, bu kişilerin de öldükten sonra yeniden dirileceği inancı vardır. İşte bu inanç Orphik dininin ana kavramını oluşturur. Bu din aynı zamanda ruhun evrimine de inanmayı gerektirir. Çünkü insan ölümden sonra yeniden dirildiğinde; insan, hayvan, bitki olarak çeşitli kılıklarda dünyaya gelebilir.

    Alıntıdır.





  2. #2
    Dionysos ve Orphik Din nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.228
    Konular
    2856
    bu guzel yazıda reenkarnasyonun doğu kökenli inançlara ait olduğunu düşünenlere gelsin ...

  3. #3
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.419
    Konular
    337

    Dionysos ( Haz ve Dönüşümün Tanrısı ) .


    Dionysos

    Dionysos (Διονυσος) veya diğer adıyla Bacchus (Bakkhos, Βακχος) Yunan mitolojisinde şarap, bağcılık, haz, cümbüş ve coşkunluk tanrısıdır. Zeus ile Thebai prensesi Semele'nin oğlu olan Dionysos, en genç, Olympos'a en son kabul edilmiş ve annesi bir ölümlü olan yegane Olympos'lu tanrıdır. Ya uzun saçlı ve yakışıklı bir genç ya da sakallı, yaşlıca bir adam olarak betimlenir. Tasvirlerde Dionysos'a genellikle bir satyr (keçi-insan karışımı mitolojik yaratık) ve mainad (kendileri Dionysos'a adamış kadınlar veya periler) kafilesi eşlik eder. Dionysos'un olduğu yerde müzik, şarkılar, dans, şarap, esriklik ve taşkınlık eksik olmaz. Dionysos'un sembolleri, thyrsos denen, kozalak süslü değnek, asma, şarap çanağı ve leopardır. Dionysos'un bir karısı (Girit prensesi Ariadne) ve hem karısından hem de başka kadınlardan doğma, birçoğu mitolojiye göre kral olmuş, çok sayıda çocuğu vardır. Bereket tanrısı Priapos bunların içinde en tanınmışlarıdır. Doğumu Athena'nınki kadar garip olan Dionysos, annesini (veya karısını) ölümden döndürmek üzere, tıpkı efsanevi ozan Orpheus gibi Ölüler Ülkesi'ne iner. Hindistan'a sefer düzenlemiş olan Dionysos'un Roma mitolojisindeki karşılığı Bacchus ve Liber'dir.

    dionysos-uzum.jpg

    Dionysos ve Bacchus İsimlerinin Anlamı

    Dionysos, iki parçalı (Dios + Nysos) bir isimdir ve "Nysa'nın tanrısı" anlamına gelir. Nysa, Dionysos'un doğum yeri olarak geçen, efsanevi bir dağın ismidir. Mitolojiye göre, Dionysos küçükken ona bu dağda Nysiadlar adı verilen dağ perileri veya Titan Atlas'ın Hyadlar (yağmur perileri) diye anılan kızları bakmıştır. Nysa Dağının nerede olduğu bugüne kadar çözülememiş, muhtemelen de hiçbir zaman çözülemeyecek bir meseledir. Çünkü Nysa Dağı, bir yerde masallardaki Kaf Dağı gibidir ve Hindistan'tan tutun da Arabistan Yarımadası ve Kuzey Afrika'ya, Mezopotamya ve Kilikya'dan tutun da Lidya, Trakya, Makedonya ve Thessalia'ya kadar, çok geniş bir coğrafya dahilinde pek çok yerde bulunuyor olabilir. Kimileri bu karmaşık meseleye yumurta-tavuk ikileminin mantığıyla yaklaşmış ve sanıldığının aksine, dağın adının tanrının adından kaynaklanmış olabileceğini öne sürmüşlerdir. M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış Syros'lu (Sire Adası) düşünür Pherekydes ise Nysa'nın bir dağ falan değil, "ağaç" anlamına gelen eski bir sözcük olduğunu söylemiş. Dionysos kültünün ağaçlarla, özellikle de incir ağaçlarıyla yakından alakalı olduğunu, ayrıca Dionysos'un "endendros" (ağacın içindeki) ve "dendrites" (ağaçtan) gibi lakaplarını düşündüğümüzde Pherekydes'in önermesi hiç de yabana atılır gibi değildir. Doğudan batıya, hemen her mitolojide dünyanın merkezinde veya yerle göğü birleştiren ekseninde (axis mundi) genellikle ya bir dağ ya da bir ağaç bulunduğu için, bu önerme ağacın zamanla nasıl olup da dağa dönüştüğünü açıklamak konusunda da fazlaca sıkıntı çekmez. Dionysos kırla, doğayla, yabanıl yaşam ve ormanla açıkça bağlantılıdır. Öte yandan, Dionysos'un - aslında diğer pek çok tanrı veya tanrıça gibi - Grek panteonuna dışardan girdiğine de şüphe yok gibidir. Bu bakımdan köken veya geçiş noktası olarak Anadolu'nun öne çıkması şaşılacak bir durum değildir. Nitekim kimileri Nysa Dağı ile kendi dillerine "Nesili" adını vermiş Hititler arasında bir bağ kurmuşlardır. Hititlerin kendi dillerine "Nesili" demeleri ise harabeleri Kültepe yakınlarında bulunan Hitit kenti Neşa'dan (Kaniş/Kaneş şehri) ileri gelir. Denizli ilimizin Bekilli ilçesinde Dionysopolis antik kenti, Aydın'ın Sultanhisar ilçesinde de Nysa antik kenti var. Grek tarihçi ve coğrafyacı Strabon'un eğitim gördüğü Sultanhisar-Nysa'daki Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş tiyatro, Dionysos'un hayat hikayesini konu edinen tasvirlerle dolu frizleriyle ünlü. Yine de bütün bunlar Türkçe Wikipedia'nın halihazırda son derece yetersiz Dionysos maddesinde öne sürüldüğü gibi, Dionysos'un Denizli'nin "Bekilli yöresinde yaşadığı"nı, "Bekilli'li" olduğunu kanıtlamaya yetmiyor olmalı ki bu konuda uluslararası bir bahis de, kabul de yok. Gelelim Dionysos'un diğer adı olan Bacchus veya Bakkhos'a... "Gürültücü", "tantanacı" anlamlarına gelen "bakkhos", hiç değilse Herodot'a gelinceye kadar, sadece Dionysos'un lakaplarından biriydi. Fakat giderek yaygınlaştı ve Roma'ya Bacchus adıyla geçen Dionysos, orada Liber (Özgür), Liber Pater (Özgür Baba) adlarıyla bilinen, eski yerel bereket tanrısıyla zamanla özdeşleşti.



    Dionysos Ne Tanrısıdır?

    Bulmacalarda ismi kısaca "şarap tanrısı" diye soruluyor olabilir, ama çok geniş bir külte sahip Dionysos'un bir tanrı olarak neleri temsil ettiğini anlamak için bunun çok ötesine geçmemiz gerekir. Şarap yapımının günümüzden 8000-9000 yıl öncesine uzanan, tarihteki en eski izlerine, bugünkü Gürcistan'da rastlıyoruz. Şarap üretimi Kafkasya'dan aşağıya, Orta Doğu'ya doğru yavaş yavaş yayılmış. Şarabı Mısır'a ve tüm Akdeniz havzasına yayanlarsa büyük ölçüde Fenikeliler olmuş. Antik Yunan medeniyetine geldiğimizde, şarap kültürünün toplumsal hayatın merkezine yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Şarap, ayinlerde kullanılır, sulandırılarak gündelik su ihtiyacını karşılamak üzere içilir, ayrıca tıbbi amaçlarla, ilaç niyetine tüketilir. Antik kültürde böylesine önem ve yaygınlık kazanmış bir içeceğin mitolojide bir tanrıyla temsil edilmesi anlaşılmayacak bir durum değildir. Kaldı ki şarabın biri doğaya, öteki kültüre ve insana dönük, iki yüzü vardır. Doğaya dönük tarafında asma bitkisini, üzüm meyvesini, üzüm bağlarını buluyoruz. Bağbozumu vakti geldiğinde bu bağların meyveleri toplanarak çok eski bir bilgiyle şaraba dönüştürülüyor. Bu süreç, arka planda, insanın yaşamak için doğaya bağlı oluşunu, bereket, bolluk ya da kıtlık fikrini, başına buyruk doğanın ehlileştirilmesini ve evcilleştirilmesini, ürünlerin işlenerek kültüre dönüştürülmesini, nihayet bu ürünlerin insan üzerindeki etkilerini içeriyor. İşte bu yüzden Dionysos, sadece şarabın değil, bağların ve üzüm hasadının, üzüm, elma, incir, dut, kiraz, çilek, böğürtlen vb. taneli meyvelerin, meyve bahçelerinin, bakir doğanın, ormanların, yabani otların ve yabani hayvanların, özellikle de aslan, kaplan, leopar, vaşak gibi yırtıcı büyük kedilerin, bolluğun ve bereketin, hasadın çağrıştırdığı "yeniden doğum" (reenkarnasyon) fikrinin, şarap yapımının ve içiminin, bilhassa su katılmadan tüketilen şarabın insanda meydana getirdiği esrikliğin, şenliklerin, taşkınlığın, kendinden geçmenin, hazzın, efemineliğin, komedya ve tragedya oyunlarının, oyunculuğun tanrısıdır. Gördüğümüz gibi, Dionysos'un temsiliyeti, leoparlardan ve yabanıl doğadan başlayıp meyveler, bağlar ve şarap üzerinden esriklik, taşkınlık ve oyunbazlığa kadar varıyor. Üzüm ve şarap, bu geniş spektrumun sadece merkezinde yer alan şeylerdir; Dionysos denildiği vakit, leopardan komedyaya uzanan büyük bir çerçeveyi akla getirmek gerekir. Alman filozof Nietzsche, Apollon ile Dionysos'u tam bir karşıtlık içinde düşünür ve kültürün, özel olarak da sanatın, biri Apollonyen, diğeri Diyonisyak olan iki yönü olduğunu ifade eder. Nietzsche'ye göre, Apollon ne denli ölçü, bilimsellik ve kurala uygunluk demekse, Dionysos da o denli ölçüsüzlük, doğallık ve kendiliğindenlik demektir. Dionysos onuruna düzenlenen şenlikler, antik Yunan tiyatrosunun temellerini oluşturmuştur.

    dionysos-ve-leopar.jpg

    Dionysos ve üzüm

    Dionysos'un Sembolleri, Kutsal Bitki ve Hayvanları


    Dionysos'un sembolleri, "thyrsos" (vaya "thyrsus") denen, kozalak başlı değnek, asma, sarmaşık tacı, şarap çanağı (kantharos) ve leopardır. Thyrsos, çakşır otundan (ferula communis) yapılma, etrafına sarmaşıklarla yapraklar dolanmış ve en tepesine bir çam kozalağı kondurulmuş, bazen bir kurdelayla sarılmış ve bazen ucundan bal özü damlayan, normal şartlarda zararsız bir asadır; ancak Dionysos kültüne veya onun temsil ettiği özgürlüklere saygı göstermeyenlere karşı bir silah niyetine de kullanılabilir. Thyrsos, bolluk, bereket, doğurganlık ve haz simgesidir. Pek çok tasvirde Dionysos, leoparların (bazen de kaplanların) çektiği bir arabayı sürerken görülür. Leoparın Yunanistan'da ne işi var demeyin; leopar (pars), savaş, ticaret vb. yoluyla eski dünyaya iyi tanıyan denizci Greklere büsbütün yabancı bir hayvan olmadığı gibi, o devirde hiç değilse Anadolu'da, üstelik Anadolu'ya özgü bir pars türünün bulunduğu da bilinen bir şeydir. Anadolu Parsı, Türkiye'de ne yazık ki en son 1974'te görülmüş, soyunun halen tükenmiş olup olmadığını bilmediğimiz, müthiş bir hayvan. Merak edenler, Vikipedi'nin Anadolu Parsı maddesine bir göz atabilirler. Pars veya kaplan, Dionysos'un egzotik yanını sembolize eder. Dionysos'un kutsal bitkileri, asma (ampelos), sarmaşık (kisseus), tarçın (kinnamonon), ak köknar (elate) ve çitsarmaşığı (smilax); kutsal hayvanları ise leopar (pardalis), keçi (aix), eşek (onos), aslan (leon), yılan (ophis) ve boğadır (tauros).

    Çakşır otu Dinysos, leopar, thyrsus kantharos

    Mitolojide Dionysos


    Dionysos'un Doğumu ve Dağda Yetiştirilmesi

    Thebai (Thebes) kralı Kadmos'un kızı Semele, kartal kılığına girmiş Zeus'tan hamile kalmıştır. Bu durumu öğrenen Hera, yaşlı bir kadın kılığına girip Semele ile yakınlık kurar. Saf prenses, karşısına çıkan bu acuzeye güvenip karnında taşıdığı bebeğin babasının Zeus olduğunu söyleyiverir. Hera, Semele'ye inanmamış gibi yapar; çünkü gerçek niyeti, kızcağızın içine kuşku tohumları ekmektir. Bunu başarır da. Kafası karışan Semele, önce Zeus'tan istediği bir şeyi koşulsuz yerine getireceği konusunda Styx üzerine yemin aldıktan sonra, tanrılar kralından bütün haşmetiyle kendine görünmesini diler. Zeus bunu reddeder, çünkü bir ölümlünün küle dönmeden Zeus'u görebilmesi mümkün değildir. Israrı, sonunda Semele'nin mahvına sebep olur ve zavallı prenses, Zeus'u görür görmez ölümcül bir yıldırımın ateşiyle kül olup gider. Fakat Zeus, Semele'nin rahmindeki cenini alıp bacağına dikmek suretiyle bebeği yaşatır. Dionysos'un "eiraphiotes" (dikilmiş) lakabı buradan ileri gelir. Birkaç ay sonra Dionysos dünyaya gelir ki buradan da onun "dimetor" (iki kere doğmuş) sıfatı türer. Efsanenin bundan sonrası bir hayli karışıktır. Çünkü Zeus'un yeni doğan bebeği Hera'dan uzakta bakıp büyütmesi için kime verdiği (Hermes, Persephone, Rhea vb.) kaynaktan kaynağa değişir. Fakat en çok kabul gören versiyona göre, bebek Dionysos'un bakımını Nysa Dağı perileri üstlenmiştir. Bu efsanevi dağın yerinin belli olmadığını önceden söylemiştik. En yaygın görüş, Nysa Dağı'nın Yunanistan'ın Boiotia yöresindeki Kithairon Dağı olduğudur. Zeus, bebek Dionysos'u Hera'nın muhtemel bir saldırısından korumak üzere, Anadolu'nun Kilikya yöresinde yaşayan ve Pheres Lamioi ("Lamos Nehri Yaratıkları") denen 12 yaratığı görevlendirmiştir. Lamos yaratıkları, aynen kentaurlar gibi, yarı at yarı insan şeklinde, bazen de öküz boynuzlu olarak tasvir edilirler. Dionysos'un Nysa Dağı'ndaki asıl hocası ise yaşlı satyr Seilenos (Silenus) olmuştur. Seilenos bazı kaynaklarda "Nysa dağı tanrısı" Nysos diye de geçer.

    Dionysos'un Zaferleri, Ölüler Ülkesine İnişi ve Olympos Tanrılarının Arasına Katılması

    Efsanelere göre Dionysos, henüz küçük bir yaştayken, üzümden şarap yapma tekniğini keşfeder. Ama bu sırada tanrıçaa Hera'nın gazabına uğrar, deli divane olup kendini yollara vurur. Frigya'dayken, Greklerin genelde Rhea olarak bildikleri ana tanrıça Kybele tarafından sağlığına kavuşturulur ve eğitilir. Kybele'nin Dionysos'a verdiği misyon, şarap yapımını ve kendisinden öğrendiği ritüelleri Asya halklarına öğretmektir. Dionysos, aralarında Frigya, Mısır, Libya, Fenike, Suriye ve Hindistan'ın da bulunduğu, pek çok Asya ülkesini gezer, Libya'da Zeus adına bir tapınak (koç başlı Zeus-Ammon tapınağı) inşa eder; fakat bu gezilerinin en ünlüsü "Hint Seferi" diye bilinen ve birkaç yıl süren gezisi, daha doğrusu askeri seferidir. Bu seferden zaferle dönen Dionysos, kültünü Yunanistan'a da yaymaya çalıştığı sırada, kendisine direnç gösteren Argos kralı Perseus (veya Akrisios) ile savaşır, ayrıca Lykourgos ve Pentheus gibi kimi kralların başına hastalık, cinnet, ölüm vb. binbir türlü felaket getirir. Dionysos, efsanevi Minotaur'u Knossos Labirenti'nde öldüren kahraman Theseus ile birlikte Yunanistan'a dönmekte olan Girit prensesi Ariadne'yi kendisine eş olarak seçer. Ariadne'yi kendisine bırakmasını Theseus'tan Dionysos mu istemiştir, yoksa Theseus Ariadne'yi Naxos Adası'nda terk edip yola Ariadne'nin kızkardeşi Phaedra ile devam etmeye kendisi mi karar vermiştir, orası net değildir; ama Dionysos, Ariadne'yi Naxos Adası'nda bulur ve onunla orada evlenir. Dionysos'un Ariadne'den birçok çocuğu olur, ama ne yazık ki Ariadne kendini bir ağaç dalına asarak intihar eder veya yukarda bahsettiğimiz Argos kralı Perseus tarafından öldürülür. Annesi Semele'yi (bazı kaynaklarda ise karısı Ariadne'yi) yaşama döndürmek üzere Ölüler Ülkesi'ne inen Dionysos, hedefine ulaşır ve ölümden döndürülen Semele, yeni bir kadın olarak Thyone adını alır. Kazandığı zaferler ve başardığı güç işlerden sonra Dionysos, bir de Olympos'tan sürgün edilmiş olan demirci tanrı Hephaistos'u bulup Olympos'a geri getirince Olympos'taki tanrılar arasındaki itibarını adam akıllı pekiştirmiş olur. Bir tanrı olarak rüştünü ve Zeus'a sadakatini ispat eden Dionysos, annesi bir ölümlü olduğu halde, Olympos tanrılarının sonuncusu, yani onikincisi ve en genci olarak Olympos'a kabul edilir, böylece de Grek panteonundaki yerini almış olur. Dionysos, Devlerle Savaş (Gigantomakhia) sırasında da büyük yararlılık gösterir ve Eurytos adlı devi thyrsos'u ile öldürür.

    Dionysos'un Hint Seferi

    Dionysos'un mitolojiye göre yaşam öyküsünü yukarda özetlemiş olduk. Fakat bu ana efsanenin etrafında örülmüş, birçok yan, küçük hikaye de mevcuttur. Aşağıda bu hikayelerin en tanınmışlarını bulacaksınız.

    Dionysos'un Korsanları Yunus Balığına Çevirmesi

    Bir ölümlünün kılığına bürünüp sahilde oturduğu bir sırada, Dionysos, bazı gemicilerin saldırısına uğrar. Adamların niyeti, görünüşünü zengin bir prensinkine benzettikleri bu adamı kaçırıp fidye istemek ya da onu köle pazarında satışa çıkarmaktır. Onu bağlamaya çalışırlar, ama Dionysos'u zaptedebilecek bir ip yok gibidir. Vücuduna geçirilen halatların tümünü bir bir koparan Dionysos, birden vahşi bir aslana dönüşür ve adamların gemisinin üzerine yırtıcı bir ayı salar. Geminin üzerinde kalan denizciler ayı tarafından parçalanırlar, canlarını kurtartmak için denize atlayanlarsa, tanrının merhameti sonucu, birer yunusa dönüştükleriyle kalırlar. Badire sona erdiğinde, olaya karışan gemiciler arasında insan biçimini korumayı başarabilen tek kişi, geminin dümencisi Akoites olur, zira dümenci en başından beri Dionysos'u nişanelerinden tanımış ve gemicilerin saldırısına engel olmaya çalışmıştır. Benzer bir efsanede, bu kez Naxos Adası'na gitmek üzere Tyrrhenoi ya da Tyrsenoi denen korsanların gemisine binen Dionysos, denize açıldıktan bir süre sonra rotayı Naxos yerine Anadolu'ya kıran adamların asıl niyetini anlar anlamaz gemiyi deyim yerindeyse tam bir cangıla çevirir. Güverteyi sarmaşıklar sarar, kürekler ve yelkenlerin bağlandığı direkler yılanlara dönüşür. Korsanlar, nereden geldiklerini anlamadıkları, kulakları sağır edici bir flüt sesi yüzünden deliye dönüp birer birer denize atlar, suyla buluşur buluşmaz da kendilerini bir yunus balığına dönüşmüş olarak bulurlar.

    Dionysos ve Korsanlar

    Dionysos'un Midas Efsanesindeki Rolü

    Dionysos'un akıl hocası ve ikinci babası, sarhoş bilge Seilenos, her zamanki gibi içip dolaştığı bir sırada, Frigya'da kaybolur. Artık tesadüfen Midas'ın gül bahçesine mi girer, yoksa sızıp kaldığı yerde köylüler tarafından mı bulunup götürülür, her nasılsa soluğu Frigya kralı Midas'ın sarayında alır. Midas, Seilenos'u tanır ve onu günler boyu en güzel bir biçimde ağırlar. Buna karşılık Seilenos da kral ve kralın dostlarını anlattığı hikayeler ve söylediği şarkılarla eğlendirir. Midas, Seilenos'la Dionysos'u tekrar bir araya getirdiği zaman, Dionysos, Midas'ın Seilenos'a hürmette kusur etmemesini ödüllendirmek ister. "Bana bir dileğini söyle, yerine getireyim" der. Midas, efsaneye göre, dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini dilemiştir. Dionysos, kralın bu dileğini yerine getirmeyi kabul eder, ancak daha iyi bir dilekte bulunmadığı için de kral adına için için üzülür. Yeni ve olağanüstü gücünü büyük bir heyecanla ve derhal bir meşe dalı ile kaya üzerinde denemekten kendini alamayan Midas, dokunduğu her şeyi altına çevirebildiğini görünce mutluluktan havalara uçar. Bunu güzel bir ziyafet çekerek kutlamak isteyen Midas, sarayına seğirtir; fakat sofrada olup da dokunduğu her şey, ekmek, şarap, et ve bunların yanı sıra kızı da altına dönüşür. Midas, kendi ağzıyla kendi başına nasıl bir felaket getirmiş olduğunu anlamakta gecikmez. Açlıktan ölmek üzeredir ki Dionysos'un huzuruna varıp tanrıya onu bu illetten kurtarması için yalvarır. Dionysos, Midas'a ellerini Paktolos Nehri'nde (Gediz Irmağı'nın bir kolu olan Sart Çayı) yıkaması gerektiğini söyler. Şarap tanrısının dediğini yapan kral, ellerini Paktolos'un şifalı sularına daldırır daldırmaz, sihirli gücünün nehre geçtiğini, böylece de nehrin kıyısındaki kumların birdenbire altın rengine döndüğünü görür. Kral kurtulurken Sart Çayı da kumlarının dillere destan rengine kavuşmuş olur.

    Dionysos'un Gazabından Nasibini Alanlar

    Dionysos, buraya kadar gördüğümüz gibi, genelde iyi ve merhametlidir; ama kendisine, annesine, karısına, mainad'larına ya da kültüne herhangi bir saygısızlık yapıldığında bunu affetmez, korkunç bir biçimde cezalandırır. Yukarda sözünü ettiğimiz korsanları (Tyrrhenoi) saymazsak, Yunan mitolojisinde bu şekilde Dionysos'un gazabından nasibini almış olanlar, Trakya kralı Lykourgos, Thebai kralı Pentheus, Argos kralı Perseus (veya Akrisios), Thebai kralı Kadmos'un üç kızı (Dionysos'un öz teyzeleri), Argos kralı Proitos'un üç kızı, Orkhomenos kralının kızları ve efsanevi ozan Orpheus'tur. Argos kralı Proitos'un kızları Lysippe, Iphinoe ve Iphianassa'dan başlayalım. Bu üç prenses, Dionysos'un mistik ayinlerini kabule yanaşmadıkları için Dionysos tarafından delirtilirler ve vahşi hayvanlar gibi kendilerini dağlara, tepelere, ormanlara vururlar (Pseudo-Apollodorus, Bibliotheca). Ovidius'un Metamorfozlar'da anlattığı başka bir hikayeye göre, Orkhomenos kralının üç kızı da Dionysos'u tanrıdan saymamış, bu yüzden de birer yarasaya çevrilmişlerdir. Sparagmos, "Dionysus mitine göre canlı hayvanın etinin parçalanarak kurban edilmesi" demektir. Dionysos'un, üç öz teyzesinin (Agaue, Autonoe ve Ino) çocuklarına sparagmos yoluyla ölümü reva görmesinin sebebi ne olabilir? Bibliotheca'da yazıldığına göre, üç teyze, ölen kızkardeşlerinin arkasından ona iftira atmışlar, Semele'nin Zeus'la değil, sıradan bir ölümlüyle birlikte olduğunu, Zeus'un da onu bu yüzden küle çevirdiğini söyleme gafletinde bulunmuşlardır. Ceza feci olur doğrusu. Hikayesini birazdan anlatacağımız Pentheus (Agaue'nin oğlu), kendini Dionysos'a adamış kadın rahibeler (Bakkha'lar), Autonoe'nin oğlu Aktaion kendi köpekleri, Ino'nun oğlu Learkhos ise Dionysos tarafından cinnet geçirtilen babası Athamas tarafından ayrı ayrı parçalanıp öldürülürler. Argos kralına gelelim. Dionysos, gezileri sırasında Ege Adaları'ndan topladığı kalabalık kadın takipçileriyle birlikte Argos şehrine gelir, fakat kafile Argos kralı (Perseus veya Perseus'un büyük babası Akrisios) tarafından şehre sokulmadığı gibi, Dionysos'un tanrılığı da kabul edilmez. Bu durum, bir savaş sebebidir elbette ve Argoslularla Dionysos'un kadın savaşçıları arasında kıyasıya bir dövüş başlar. Bazı kaynaklarda (örneğin Nonnus'un Dionysiaca'sının 47. kitabında) Argos kralı Perseus'un savaş sırasında taze gelin Ariadne'yi de Medusa başı vasıtasıyla taşa çevirip öldürmüş olduğu söylenir. Buna ihtimal verebilir miyiz, bilmiyorum, zira geride sayısız kadın mezarı bırakan bu acımasız savaş, bir tür barış antlaşmasıyla sona ermiş, nihayetinde Dionysos kültü Argos'ta da tanınmıştır. Fakat Dionysos'un, karısını öldüren bir adamı, en azından teyze oğullarınınki kadar feci bir şekilde cezalandırması beklenmez miydi? Bilemiyorum açıkçası, fakat bu, Ariadne'nin mezarının Argos'ta olduğunu söyleyen Pausanias'ı haklı çıkarmak üzere uygun görülmüş bir açıklama da olabilir. Orpheus-Dionysos meselesi de en az Perseus-Dionysos savaşı kadar tuhaftır. Bu hikaye, Romalılara Aiskhylos'un kayıp eseri Bassarae'den (Bassarids) intikal etmiştir. Buna göre, ömrünün son demlerinde Apollon'dan gayrı hiçbir tanrıya itibar etmemeye başlamış olan Orpheus, bir sabah Trakya'da, Pangaion Tepeleri'nde bulunan Dionysos tapınağına gelmiş ve Apollon'u şafak vakti orada selamlamak istemiştir. Bu davranışı Dionysos'a yapılmış bir hakaret sayan Trakya Mainad'ları, efsanevi ozanı lime lime etmek suretiyle öldürmüşlerdir. Orpheus muhtemelen Pieria'daki Dion şehrinde gömülmüştür. Dionysos rahibelerinin Orpheus'u öldürmesi, belki de göründüğü kadar korkunç değildir, çünkü bu büyük olasılıkla sembolik bir hikayedir. Zira gizemci Orfik kültte Orpheus ile Dionysos özdeş değillerse birbirlerine paralel tanrılardır. Hatta Orpheus'u Dionysos'un reenkarnasyonu sayanlar da vardır
    .

  4. #4
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.419
    Konular
    337
    Pentheus ve Lykourgos

    Euripides'in Bacchae tragedyasında anlattığına göre, Dionysos, teyzelerinden intikam almak üzere, annesinin memleketi Thebai'ye döner. O sırada Thebai kralı, Dionysos'un teyzelerinden Agaue'nin oğlu Pentheus'tur. Dionysos, Pentheus'u yavaş yavaş çıldırtır, onu Kithairon Dağı'na doğru çeker. Bu dağ, Dionysos kültünün kalbi, belki de Dionysos'un doğduktan sonra bırakıldığı Nysa Dağı'nın ta kendisidir. Pentheus, dağda, kendilerinden geçmiş bir halde Dionysos'a tapınan Mainad'ları bulur ve gizlice sokulup onların ayinlerini seyretmeye başlar. Mainadlar öylesine esrik bir haldedirler ki Pentheus'u gördüklerinde onu vahşi bir hayvan sanırlar ve sparagmos töreninde kurban etmek üzere yakalayıp parçalara ayırırlar. İşin en trajik kısmı, kralın annesi Agaue'nin de (Agave diye de bilinir) o sırada Mainad'lar arasında bulunması ve esrikliğinden ötürü öz oğlunu zerre kadar tanımadan onun kolunu bacağını koparmış olmasıdır. Oysa Pentheus, deliliğine karşın, annesini tanır ve ona yalvarır; gelgelelim, Agaue'nin gözlerine ve yüreğine sanki tam bir perde inmiştir. Oğulları benzer bir sona kurban giden üç teyze, Thebai'den sürgün edilirler, Dionysos'un intikamı da böylece alınmış olur. Lykourgos'a (Lycurgus) gelince, o Trakya'daki Edonya (Edoni) şehrinin, başka bazı kaynaklara göre ise Fenike ülkesinin kralıdır. Dionysos'un Mainad'larıyla birlikte krallığında bulunduğunu haber alınca bütün Dionysos takipçilerini yakalatıp zincire vurdurur ya da üvendire ile bir hayvan kovalar gibi kovalar. Dionysos denize atlayıp dibe dalar, deniz perisi (Nereid) Thetis'in (Akhilleus'un annesi) mağarasını bulup ona sığınır. Dionysos, tıpkı Pentheus'a da yapmış olduğu gibi, kralı yavaş yavaş çıldırtmaya başlar. Lykourgos'un halüsinasyonları gün günden öyle artar ki bir gün oğlunu (ve bazı kaynaklara göre karısını da) bir sarmaşık gibi görüp onu koparmaya, kesip budamaya kalkar. Bu hareketinin sebebi, sarmaşığın Dionysos'un kutsal bitkisi olmasıdır. Lykourgos, hayalinde sarmaşığı budar budamasına, gerçekte o esnada yapmakta olduğu şey ise öz oğlunu kesip öldürmekten ibarettir. Dionysos bu kadarla da kalmaz ve Lykourgos'un ülkesi Edonya'nın sürekli kıtlık ve kuraklık içinde kalmasını sağlar. Nihayet, yöre halkının kendisine itibar ettiği bir kahin, bu durumun Lykourgos yaşadığı sürece devam edeceğini söyleyince halk ayaklanır. Lykourgos'un sarayına giren isyancılar, kralı kıskıvrak yakalayıp bağlar, sürükleye sürükleye dışarıya çıkartır, sonra da Pangaios Dağı'nın insan yiyen vahşi atlarının önüne atarlar. Asıl derdi Lykourgos'la olan Dionysos, kralın ölümünün ardından Edonya üstündeki lanetini kaldırır. Efsanenin bazı versiyonlarında Lykourgos farklı şekillerde ölür; mesela bedenine dolanan sarmaşıklarla sıkılıp boğulur veya sarmaşık biçiminde gördüğü oğlunu kesmek üzereyken yanlışlıkla kendini keser. Bu hikayenin birçok versiyonu mevcuttur, bizim burada anlattığımız şekli ise İlyada ve Bibliotheca'da anlatılanların birleşimidir.

    Lycurgus Pentheus

    Dionysos'un Şarap Yapmayı Öğrettiği veya Şarap Hediye Ettiği Kişiler

    Kendisine ve sevdiklerine iyilik eden veya yardımı dokunanları karşılıksız bırakmaması bakımından, Dionysos vefalı bir tanrı sayılır. Ailesinin üyelerini, bakıcılarını, takipçilerini, Mainadlarını gözetip kollamıştır. Dionysos'un kendi ailesinden ya da çevresinden olmayanlara yaptığı iyilikler ise genellikle onlara şarap yapmayı öğretmek veya has bir şarap hediye etmek şeklindedir.

    Dionysos'un şarap imalini öğrettiği kişler, başta kendi oğulları olmak üzere, Ikarios ile Ikarios'un kızı Erigone, Etolya (Aitolia) kralı Oineus, ayrıca Delos Adası'nın, mitolojide "Oinotrophoi" yani "şarap yapanlar" diye bilinen, Elais, Spermo ve Oino ismindeki üç prensesidir. Dionysos, Apollon'un oğlu (ve aynı zamanda Apollon rahibi ve Delos hükümdarı) Anios'un kendisine gönülden bağlı bu üç kızına, dokundukları her şeyi şarap, zeytinyağı ve tahıla çevirebilme gücü bağışlamıştır. Agamemnon, Truva Savaşı sırasında Greklere yardım amacıyla bu üç prensesi kaçırmış, fakat Dionysos kızların yardımına yetişip her birini bir ak güvercine dönüştürmek suretiyle onları kurtarmıştır.


    pentheus.jpg

    Etolya kralı Oineus'a gelince, onun hikayesi kısaca şudur: Dionysos, Etolya kralı Oineus'ta konuk bulunduğu sırada, kraliçe Althaea'dan hoşlanmış, bu durumu fark eden kral da Dionysos'la karısını gönüllü olarak baş başa bırakmıştır. Dionysos, kralın bu ilişkiye rıza göstermesini karşılıksız bırakmaz ve ona asma bitkisini hediye eder; ayrıca bu bitkinin nasıl yetiştirileceğini, meyvesinden nasıl şarap yapılacağını da ona öğretir. Oineus, kelime anlamı olarak zaten "şarap-adam" anlamına gelir. Dionysos, kralı daha da onurlandırmak amacıyla, üzümün mayalanması yoluyla elde edilen içkiye onun adının (oinos=şarap) verilmesini buyurur. Dionysos'un kraliçe Althaea'dan Deianeira ("erkek mahveden") adında bir kızı olur ki bu da Herakles'in üçüncü eşi olup bilmeden onun ölümüne sebep olan Deianeira'dan başkası değildir. Deianeira isminde, Herakles tarafından öldürülmüş bir Amazon da vardır.

    Ikarios ile kızı Erigone'nin hikayeleri ise bir parça acıklıdır. Pandion'un hükümdarlığı zamanında Dionysos ile Demeter, Atina'ya gitmişlerdir. Orada Demeter'i Eleusis kralı Keleus, Dionysos'u ise kahraman Ikarios ağırlamıştır. Ikarios, Dionysos'a çok yakınlık göstermiş, Dionysos da gördüğü bu ilgi ve alakaya karşılık, Ikarios'a asma fidanı vermiş ve ona şarap yapımını öğretmiştir. Bir süre sonra ilk şarabını üreten Ikarios, Dionysos'un hediyesini etrafındakilerle paylaşmak ister. Ikarios'un kendilerine sunduğu şarabı su gibi, lıkır lıkır içen çobanlar, çok geçmeden mest olunca ilk defa başlarına gelen bu garip hali zehirlenmiş olmalarına yorarak Ikarios'u öldürürler. Çobanlar sabah olunca ayılırlar, fakat iş işten geçmiştir artık; çaresiz, yok yere öldürdükleri adamın cesedini alelacele bir yere gömüp kaçarlar. Kayıp babasının izini süren Erigone, Ikarios'un sadık köpeği Maira'ya arazide yaptırdığı keşifler sonucunda babasının cesedine ulaşır. Ulaşır ama, bu acıya dayanamaz ve kendini asarak intihar eder. Dionysos, şarap imalini öğrenmiş ilk ölümlü olan Ikarios ile kızını yüceltmek ve baba-kızın isimlerini sonsuza dek yaşatmak amacıyla, Ikarios'u Arcturus yıldızı, Erigone'yi de Virgo (Başak) takımyıldızı halinde göğe yerleştirir. Dionysos'un Maira'yı da gökyüzündeki en parlak yıldız olan Canicula yıldızı (Canicula, yani "küçük köpek", Büyük Köpek Takımyıldızındaki Sirius'un bir diğer adıdır) halinde göğe yükselttiği söylenir. Dionysos bu kadarla da kalmaz, bu trajedinin yaşanmasından sorumlu tuttuğu Atinalıları da hastalıktan kırıp geçirir. Bir Apollon kahini çıkar ve Atinalıların esenliğe kavuşabilmeleri için Ikarios ve Erigone adına yılda bir kez bir festival düzenleyip işledikleri suçun kefaretini ödemeleri gerektiğini bildirir. Festival derhal düzenlenmeye başlanır tabii.

    Dionysos, Ariadne'den doğan oğullarının (Bakkhides) kimine Kuzey Ege'de bir ada, kimine ise Sikyon'da üzüm bağları tahsis etmiş, fakat oğullarına bıraktığı bütün bu yörelerin her birini antik Yunanistan'da en nitelikli şarapların imal edildiği yerler haline getirmiştir. Dionysos'un üleştirmesi sonucunda, Thoas'ın payına Lemnos (Limni) Adası, Oinopion'a Khios (Sakız) Adası, Staphylos'a Thassos (Taşoz) Adası, Peparethos'a ise kendi adını taşıyan ada (Skopelos; Osmanlı devrinde İskapolos veya İşkapolos Adası) düşmüştür. Dionysos, oğulları Phliasos ile Eurymedon'a Sikyon'daki şarap bağlarını bırakmıştır. Dionysos'un bir başka oğlu, Keramos ise Atina'nın Keramaikos muhitinde şarap fıçıcılığı işini kurmuştur.

    Dionysos'un akıl hocası, yaşlı, bilge ve nükteli satyr Seilenos'un Pholos veya Pholus adında, kentaur (kentauros; belden aşağısı at, belden yukarsı ise insan biçiminde olan mitolojik yaratık) bir oğlu vardır. Efsaneye göre, Erymanthios Domuzu'nu bulmaya çalıştığı sırada, kahraman Herakles'in yolu, Pholos'un yaşadığı, Elis'teki Pholoe Dağı'nın yamacında bulunan mağaraya düşer. Pholos, değerli konuğuna, kendisine yıllar önce Dionysos'tan kalmış, has bir şarap ikram etmek ister. Gelgelelim, şarabın kokusu, civardaki diğer kentaur'ları etkileyip deliye çevirince Pholos ve Herakles, kudurmuş kentaurların beklenmedik saldırısına maruz kalırlar. Herakles, saldırgan yaratıkların hemen hepsini öldürür, tek tük kurtulanlar da kaçıp giderler. Ama o arada olan olmuş, Herakles'in zehirli oklarını incelemekte olan Pholos, oklardan birinin kazara düşüp ayağına batması sonucunda ölmüştür. Fakat Herakles, Pholos'un misafirperverliğini unutmaz ve onu daha sonra Centaurus (Erboğa) Takımyıldızındaki yıldızlardan birine dönüştürerek bir nevi ölümsüzleştirir.

    Dionysos'un Kendi Ailesine ve Yakınlarına Yaptığı İyilikler

    Dionysos'un Midas'a ve Tyrrhenoi (Tyrrhenians) denen korsanların dümencisi Akoites'e yaptığı iyilikleri daha önce anlatmıştık. Ayrıca Orpheus'un ölümünden de "gazap hikayeleri" bahsinde söz etmiştik. Dikkat ederseniz, aslında o hikayede Orpheus'a doğrudan Dionysos tarafından yapılmış bir kötülük yoktur. Orpheus'u, cezalandıralım derken öldürenler, Trakyalı Bakkhalardır. Bazı kaynaklara göre, Dionysos, Orpheus'un ölümünden sorumlu tuttuğu Bakkhaları işledikleri aptalca suçtan dolayı birer ağaca çevirerek cezalandırmıştır. Bu istisna haricinde, Dionysos, Mainad'larını her daim koruyup gözetir. Örneğin, Pentheus'un zincire vurduğu Kithairon Dağı (Thebai) Bakkhalarını kurtarıp - kurtulan kadınların kendi isteği üzerine - birer leopara dönüştürür, onlar da Pentheus'u paramparça edip öçlerini alırlar. Dionysos, yine Thebai'li, Dirke adlı Bakkha'yı Amphion ile Zethos'un elinden kurtaramasa da onu Kithairon Dağı'ndaki, kutsal sayılan bir membaya dönüştürür. Dionysos, bebekken kendisine Nysa Dağı'nda bakmış yağmur perilerini de (Hyades) unutmaz; büyücü Medea'ya bu yaşlı yağmur perilerini gençleştirmesini buyurur, sonra da gençliklerindeki güzelliklerine kavuşmuş perileri gökyüzünde Hyades (Boğa) Takımyıldızı'nın yıldızları arasına yerleştirir. Bakıcıları ve takipçileriyle bunca ilgilenen Dionysos, lütfunu ailesinden esirgeyecek değildir. Annesi Semele'yi Hades'ten kurtarıp ölümsüzleştirdikten sonra onu Olympos'a, yanına alır. Dionysos, bazı kaynaklarda belirtildiği gibi, karısı Ariadne'yi de Hades'ten geri getirmiş olabilir; fakat bunu yapmasa bile, onu Corona Borealis (Kuzeytacı) takımyıldızı olarak göğe yerleştirerek ölümsüzleştirmiştir. Dionysos, teyzesi Autonoe'nin kocası Aristaios'u da ölümsüzleştirerek Trakya'daki Haimos Dağı'nda yanına almıştır. Hera'nın laneti sonucunda, ayrı ayrı intihara sürüklenmiş olan Ino ve Melikertes ise ölümlerinden sonra Dionysos tarafından deniz ilahı ve deniz ilahesi şeklinde ölümsüzleştirilmişlerdir. Denize annesi ile birlikte atlayan Melikertes, Dionysos'un kuzeni olur; Ino ise Dionysos'a küçüklüğünde bakmış olan bir Thebai prensesidir.

    Dionysos Kültü


    Mainad

    Dionysos'a eşlik edenler içinde en önemlileri, Dionysos'un Mainad (μαινάδ) adı verilen kadın takipçileridir. Mainad kelimesinin "deli, çılgın, kuduruk" gibi bir anlamı vardır ve Mainadlar, ritmik müzik, dans ve içki ile mest olup kendilerinden geçmiş bir durumda tasvir edilirler. Mainadlara Bakkhai (Bakkhalar), Bakkhantes veya Thyiades dendiği de olur. Mainadlar kendilerinden geçmek için defne yaprağı vb. de çiğneyebilirler. Esrime sonucunda özdenetimlerini tamamen yitiren Mainadlar, çığlıklar atar, ormanlarda veya tepelerden aşağıya "Evohe!" diye bağırarak koşar, ellerine geçirdikleri hayvanları elleriyle parçalarlar (sparagmos). Bakkhaların ritüel sırasında ağaçları yerinden sökmeleri, çiğ et yemeleri de (omophagia) mümkündür. Geyik postu, thyrsos, yılan, boğa başlığı bu ritüellerin temel aksesuarlarıdır.


    Satyr

    Faun Satyrler (Satyroi, Σατυροι), özellikle kulakları, burunları ve kuyrukları bakımından bir keçiyi andıran, eril mitolojik yaratıklar, daha doğrusu daimon'lardır (cin). Yunan mitolojisinde en çok Dionysos ve Pan'a eşlik ederler; fakat Hermes, Hephaistos, Gaia ve Rhea'nın yanında da görülebilirler. Satyrler, uzun, at kuyruklu, eşek kulaklı ve kalkık burunlu olarak tasvir edilirler. Doğurganlığı, bereketi simgeledikleri için tasvirlerde bazen satyrlerin iri ve dikelmiş bir erkeklik organına sahip oldukları görülür. Satyrler, mitolojiye göre, soylarını Oreadlarla (dağ perileri) birlikte olarak sürdürmüşlerdir. Dionysos eşlikçileri olarak satyrler, tasvirlerde genellikle içer, dans eder, zilli tef ve flüt çalar, perilerle (Mainadlarla) eğlenirler. Yunan mitolojisinde satyrlere çok benzeyen ve onlarla yakından alakalı olan daimonlar, Panes denilen keçi ayaklı yaratıklar, Tityri veya Tityroi adı verilen, flüt çalan satyrler, Seilenoi veya Sileni (Silenler) denilen yaşlı satyrler ve Satyriskoi tabir edilen çocuk satyrlerdir. Flüt çalan satyre verilen "tityros" adı, basitçe, saytrin Dor lehçesindeki karşılığıdır. Tavirlerde ak saçları ve şişman oluşlarıyla hemen ayırt edebildiğimiz Silenler ise Seilenos'un oğulları ve satyrlerle Oreadların atalarıdır. Dionysos şenliklerinde sahnelenen ve "satyr oyunları" adı verilen oyunlarda koro üyeleri satyr kılığına girerler. Roma mitolojisinde satyrlerin karşılığı, yarı insan yarı keçi biçiminde bir orman tanrısı veya tanrıçası olan Faun'dur. Faun'un belden yukarsı insan, belden aşağısı ise keçi şeklindedir, fakat başında keçi boynuzları da vardır.

    faun.jpg




    Kült merkezleri

    Dionysos inancının izleri Miken uygarlığına (y. M.Ö. 1600 - y. M.Ö. 1100) kadar geri gider. Kültün başlıca sembolleri boğa, yılan, sarmaşık, asma, incir, leopar, thyrsos ve şaraptır. Thyrsos denen değneğin tepesine eklenen kozalak, Dionysos'u Kybele'ye bağlar. Dionysos kültü o denli yaygındır ki kült merkezleri saymakla bitirilemeyecek kadar çoktur. Yine de böyle bir işe girişecek olursak şu yörelerin veya şehirlerin adını anmamız yerinde olur: Attika (Atina, Phyla, Myrrhinos, Akharnai, Eleutherai, Brauron), Güney Yunanistan (Megara, Korinthos, Aigina, Sikyon, Argos, Hermione, Troizoens, Amymone, Sparta, Lakedaimonia, Messenia, Elis, Olympia, Patrai, Arkadia), Orta Yunanistan (Thebai-Boiotia, Delphoi-Phokis, Kalydon-Aitolia), Ege Adaları (Lesbos, Naxos, Andros, Rodos, Tenedos), Kuzey Yunanistan (Libethra-Makedonya, Trakya), Anadolu (Lidya: Smyrna, Lebedos; Teuthrania: Pergamon; Karya: Myos; Byzantion: Istanbul), Skythia (Gelonos, Borysthenites), Afrika (Kyrene-Libya), İtalya (Tarenton-Apulia), Güney Fransa (Samnitai-Gaul). Dionysos kültünün başlıca iki büyük merkezi, Naxos Adası ile Boiotia'daki Kithairon Dağıdır.

    Dionysos Şenlikleri

    Atina'da Dionysos'a adanmış şenlikler şunlardır: Dionysia, Lenaia, Anthesteria, Apatouria. Bunların içinde en büyüğü, Dionysos misterlerinin esas kısmını teşkil edip sonraları Roma'da Bacchanalia ismiyle Bacchus adına sürdürülmüş olan Dionysia festivalidir. Panathenaia'dan sonra, Atina şehrinin en büyük ikinci festivali olan Dionysia, kırda ve şehirde farklı zamanlarda, farklı şekillerde kutlanır. Kışın yapılan kırsal Dionysia şenliği, "pompe" adı verilen tören alayının yürüyüşü ile başlar. Bereketi kutsayan alayın yürüyüşü sırasında, iri ekmek somunları, su ve şarap testileri, yiyecek sepetleri ve falluslar taşınır. Yürüyüşü şarkı ve dans yarışmaları izler ve koro, dithyrambos adı verilen Dionysos ilahilerini okur. Şehirdeki Dionysia şenliği ise bahar geldiğinde düzenlenir. Daha geniş çaplı olmasının yanı sıra, bu şenliğin kırsal şenlikten başlıca farkı, tören yürüyüşünün ertesi günü, Atina'daki Dionysos Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen tiyatro gösterileridir. Gösteriler başlamadan önce, boğa kurban edilerek tiyatro alanı ritüel olarak arındırılır. Dionysia'ya göre daha küçük çaplı bir festival olan Lenaia festivali ise Atina'da, kabaca Ocak ayına denk düşen Gamelion ayında düzenlenir. Lenaion adı verilen özel bir agora alanında ya da şehrin dışında kalan küçük bir tiyatroda gösterilerin düzenlendiği Lenaia festivalinin kapsamı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu şenliğin Eleusis misterleriyle bağlantılı olduğu sanılmaktadır. Anthesteria, zaman olarak Lenaia'dan sonra, Dionysia'dan önce düzenlenir. Kölelerin de katılabildiği bir şarap festivalidir. Üç günlük festival boyunca Keres tabir edilen ölüm perilerinin gönlü hoş tutulur, fakat festival sonrasında bunlar şehirden ritüel olarak kovulurlar. Apatouria sonbaharda, çok eski bir Atina kralının zamanın Boiotia kralı karşısında kazandığı zaferi anmak üzere düzenlenen, üç günlük bir şenliktir. Efsanelere göre Dionysos, bu savaşta kara keçi postuna bürünerek Atina kralına yardım etmiştir. Bu nedenle festival bir anlamda Dionysos onuruna düzenlenmiş sayılır.

    Dionysos Misterleri

    Dionysos misterleri, antik Yunan ve Roma uygarlıklarında mevcut Dionysos kültü çerçevesinde, transa geçirici müzik, dans ve mest edici, psikoaktif maddeler kullanılarak gerçekleştirilen ritüellerdir. Bu ritüellerde esrimenin çoklu bir anlamı vardır. Esrime, ilkin, eski Yunan toplumda baskılanıp dışlanan kadın ve kölelerin az da olsa rahatlama ve kendilerini ifade etme yoludur. İkinci olarak da görünen gerçeklikten sıyrılıp mistik gerçeklikle buluşmayı olanaklı kılan bir bilinç durumunu açığa çıkardığı düşünülür. Gizli bir öğreti olduğu içindir ki Dionysos misterlerinin ayrıntıları bir sır olarak kalmıştır. Şarap merkezli basit bir ritüelken tüm Grek kültüründe popüler bir inanç haline gelmiş, benzer kültleri ve tanrıları özümsemiştir. Bu inancın veya dinin sonraki formlarından biri de Orfik misterlerdir. Orfizme göre, Zagreus olarak reenkarne olan Dionysos, Zeus ile Semele'nin değil, Zeus ile Persephone'nin oğludur. Hera'nın kışkırttığı Titanlar, Zeus'un tahtının biricik varisi olan çocuk-Dionysos'u bir ayna ve oyuncak vasıtasıyla kandırıp öldürdükten sonra yutarlar. Fakat Athena, Dionysos'un kalbini saklamıştır; Zeus'a giderek olan biteni anlatınca Zeus da şimşekleriyle Titanları yok eder. Günahkar insanlık, yanıp kül olan Titanların kül ve kurumlarından doğmuştur. İnsan ruhu, bileşimindeki Dionysos etkeninden dolayı, kutsaldır; fakat insan bedeni, bileşimindeki Titan etkeninden ötürü, ruha pranga vurur. Ruh, bir reenkarnasyon zinciri dahilinde, ayrıldığı bedene on kez döner. Bibliotheca'da Apollodorus da Dionysos misterlerini icat edenin Orpheus olduğunu söyler.

    Konunun uzmanları, başlarda Trakya ve Anadolu'daki yaygınlığına bakarak, Dionysos kültünün oralardan geldiği düşünmüşlerse de sonradan Dionysos'un izlerine Miken uygarlığında da rastlayınca bu görüşü terk etmişler, Dionysos'u antik Yunan uygarlığını önceleyen, yerel ve çok eski bir tanrı saymaya başlamışlardır. Dionysos'un Grek panteonuna geç girişi, bugün kronolojiden çok, kültün marjinalliği ile açıklanmaktadır. Buna karşın kültün orijini hakkında elde yeterince kanıt bulunmamaktadır ki bu da kimi akademisyenleri kültün eklektik bir kült olduğuna ikna etmektedir.

    Dionysos ve Hrıstiyanlık

    Dionysos'un, Eleusis misterlerinde adı geçen Iakkhos ile aynı tanrı olduğu sanılmaktadır. Bunun dışında Dionysos, bazen Sabazios (Frigya), Priapos (Mysia), Tammuz (Fenike), Osiris (Eski Mısır), Orotalt (Arap), Liber (Roma), Zalmoxis (Trakya) gibi tanrılarla da bir tutulur. Öte yandan, Hristiyanlıkla Dionysos arasında da, Alman şair Hölderlin'den bu yana, bazı paralellikler kurulagelmiştir. Bu paralellikler öne sürülürken esas itibarıyla ortak sayılan şu hususlar vurgulanmıştır: 1- Şarabın önemi ve kutsallığı (komünyon) 2- Tanrı Baba'nın oğlu olma 3- Bakire bir anneden doğma 4- Ölümden sonra diriliş 5- Kral Pentheus ve Vali Pilatus arasındaki benzerlikler.

    Alıntıdır . Yunan Mitolojisi ...


  5. #5
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.419
    Konular
    337
    Kült merkezleri

    Dionysos inancının izleri Miken uygarlığına (y. M.Ö. 1600 - y. M.Ö. 1100) kadar geri gider. Kültün başlıca sembolleri boğa, yılan, sarmaşık, asma, incir, leopar, thyrsos ve şaraptır. Thyrsos denen değneğin tepesine eklenen kozalak, Dionysos'u Kybele'ye bağlar. Dionysos kültü o denli yaygındır ki kült merkezleri saymakla bitirilemeyecek kadar çoktur. Yine de böyle bir işe girişecek olursak şu yörelerin veya şehirlerin adını anmamız yerinde olur: Attika (Atina, Phyla, Myrrhinos, Akharnai, Eleutherai, Brauron), Güney Yunanistan (Megara, Korinthos, Aigina, Sikyon, Argos, Hermione, Troizoens, Amymone, Sparta, Lakedaimonia, Messenia, Elis, Olympia, Patrai, Arkadia), Orta Yunanistan (Thebai-Boiotia, Delphoi-Phokis, Kalydon-Aitolia), Ege Adaları (Lesbos, Naxos, Andros, Rodos, Tenedos), Kuzey Yunanistan (Libethra-Makedonya, Trakya), Anadolu (Lidya: Smyrna, Lebedos; Teuthrania: Pergamon; Karya: Myos; Byzantion: Istanbul), Skythia (Gelonos, Borysthenites), Afrika (Kyrene-Libya), İtalya (Tarenton-Apulia), Güney Fransa (Samnitai-Gaul). Dionysos kültünün başlıca iki büyük merkezi, Naxos Adası ile Boiotia'daki Kithairon Dağıdır.

    Dionysos Şenlikleri

    Atina'da Dionysos'a adanmış şenlikler şunlardır: Dionysia, Lenaia, Anthesteria, Apatouria. Bunların içinde en büyüğü, Dionysos misterlerinin esas kısmını teşkil edip sonraları Roma'da Bacchanalia ismiyle Bacchus adına sürdürülmüş olan Dionysia festivalidir. Panathenaia'dan sonra, Atina şehrinin en büyük ikinci festivali olan Dionysia, kırda ve şehirde farklı zamanlarda, farklı şekillerde kutlanır. Kışın yapılan kırsal Dionysia şenliği, "pompe" adı verilen tören alayının yürüyüşü ile başlar. Bereketi kutsayan alayın yürüyüşü sırasında, iri ekmek somunları, su ve şarap testileri, yiyecek sepetleri ve falluslar taşınır. Yürüyüşü şarkı ve dans yarışmaları izler ve koro, dithyrambos adı verilen Dionysos ilahilerini okur. Şehirdeki Dionysia şenliği ise bahar geldiğinde düzenlenir. Daha geniş çaplı olmasının yanı sıra, bu şenliğin kırsal şenlikten başlıca farkı, tören yürüyüşünün ertesi günü, Atina'daki Dionysos Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen tiyatro gösterileridir. Gösteriler başlamadan önce, boğa kurban edilerek tiyatro alanı ritüel olarak arındırılır. Dionysia'ya göre daha küçük çaplı bir festival olan Lenaia festivali ise Atina'da, kabaca Ocak ayına denk düşen Gamelion ayında düzenlenir. Lenaion adı verilen özel bir agora alanında ya da şehrin dışında kalan küçük bir tiyatroda gösterilerin düzenlendiği Lenaia festivalinin kapsamı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu şenliğin Eleusis misterleriyle bağlantılı olduğu sanılmaktadır. Anthesteria, zaman olarak Lenaia'dan sonra, Dionysia'dan önce düzenlenir. Kölelerin de katılabildiği bir şarap festivalidir. Üç günlük festival boyunca Keres tabir edilen ölüm perilerinin gönlü hoş tutulur, fakat festival sonrasında bunlar şehirden ritüel olarak kovulurlar. Apatouria sonbaharda, çok eski bir Atina kralının zamanın Boiotia kralı karşısında kazandığı zaferi anmak üzere düzenlenen, üç günlük bir şenliktir. Efsanelere göre Dionysos, bu savaşta kara keçi postuna bürünerek Atina kralına yardım etmiştir. Bu nedenle festival bir anlamda Dionysos onuruna düzenlenmiş sayılır.

    Dionysos Misterleri

    Dionysos misterleri, antik Yunan ve Roma uygarlıklarında mevcut Dionysos kültü çerçevesinde, transa geçirici müzik, dans ve mest edici, psikoaktif maddeler kullanılarak gerçekleştirilen ritüellerdir. Bu ritüellerde esrimenin çoklu bir anlamı vardır. Esrime, ilkin, eski Yunan toplumda baskılanıp dışlanan kadın ve kölelerin az da olsa rahatlama ve kendilerini ifade etme yoludur. İkinci olarak da görünen gerçeklikten sıyrılıp mistik gerçeklikle buluşmayı olanaklı kılan bir bilinç durumunu açığa çıkardığı düşünülür. Gizli bir öğreti olduğu içindir ki Dionysos misterlerinin ayrıntıları bir sır olarak kalmıştır. Şarap merkezli basit bir ritüelken tüm Grek kültüründe popüler bir inanç haline gelmiş, benzer kültleri ve tanrıları özümsemiştir. Bu inancın veya dinin sonraki formlarından biri de Orfik misterlerdir. Orfizme göre, Zagreus olarak reenkarne olan Dionysos, Zeus ile Semele'nin değil, Zeus ile Persephone'nin oğludur. Hera'nın kışkırttığı Titanlar, Zeus'un tahtının biricik varisi olan çocuk-Dionysos'u bir ayna ve oyuncak vasıtasıyla kandırıp öldürdükten sonra yutarlar. Fakat Athena, Dionysos'un kalbini saklamıştır; Zeus'a giderek olan biteni anlatınca Zeus da şimşekleriyle Titanları yok eder. Günahkar insanlık, yanıp kül olan Titanların kül ve kurumlarından doğmuştur. İnsan ruhu, bileşimindeki Dionysos etkeninden dolayı, kutsaldır; fakat insan bedeni, bileşimindeki Titan etkeninden ötürü, ruha pranga vurur. Ruh, bir reenkarnasyon zinciri dahilinde, ayrıldığı bedene on kez döner. Bibliotheca'da Apollodorus da Dionysos misterlerini icat edenin Orpheus olduğunu söyler.

    Konuya katkı açısından iyi bir yazı dizini . Ha birde dionysosun felsefi ve diğer inançlardaki yansımalarıda vardır ki ; Okuyucunun ilgisini çekecektir .

    Bu kişinin, tıpkı birçok başka birey ve ırkta olduğu üzere, doğanın karakteristiği olan yaşam ve ölümün değerini algılamada eksik kaldığını varsayalım. Belki de onda Buda tarafından söylenmiş ‘’ilk soylu hakikat’’ yani her şeyin acı olduğunu algılama eğilimi vardır. Doğa, göründüğü kadarıyla, bir trajedidir. Belki de o, hüzün denilen o büyük transı deneyimlemiş olabilir. Öyleyse onun bu döngüyü ifadelendiren ama doğası neşe olan bir başka tanrının var olup olmadığını araştırması gerekir. O gereksinim duyduğu şeyi Dionysos ta(6) bulacaktır.
    Bir tanrıyı çağırmanın (invokasyon) üç ana metodu vardır.
    ’Üçüncü metot’’ dramatik metottur. Belki de hepsinin arasında en etkileyici olandır. İçerdiği estetik duygularla sanatçının tahayyülünü cezp eden etkisiyle kesinlikle sanatçı mizacına uygundur.
    Aleister Crowley - Teori ve Pratikte Maji ...

    "En tuhaf ve zor sorunlarında bile yaşama "Evet" diyebilmek, en yüksek tiplerin kurban edilmesinde bile, kendi tükenmezliğinden sevinç duyan yaşam istemi -Dionysosça dediğim şey işte bu."


    Gerçekte iki Antik Yunan tanrısı olan Apollon ve Dionysos, Nietzsche'de anlamca yüceleştirilir ve oluşun merkezine koyulur. Sanatın birebir oluşumu, bu iki kavrama bağlıdır. Apollon; Nietzsche'de anlamını "biçim"le, Dionysos ise Nietzsche'de anlamını "uyum"la bulur.Yine Nietzsche'ye göre, Eski Yunanlar, bu iki sanat tanrısıyla, yani sırasıyla Heykel ve Müzik tanrılarıyla, sanatsal üretimin derin gizlerini keşfetmişlerdir. Apollon düş deneyimini ifade eder. O ışık saçan Tanrıdır, Dionysos ise esrime deneyimidir. Hayatın iki kanadı olan Apollon ve Dionysos, insanın yaratıcı gücünü ortak olarak biçimlendiren ve yön veren iki tanrıdır. Nietzsche'de bu tanrısal değişim ve dönüşüm, aslında hayatın sanatsallığına bir işaret, bir göz kırpmadır.
    Dionysos müzik ve şarabın tanrısıdır. Yaratma eylemi, Dionysos ve Apollon'un odak noktasının yakalanması, Nietzshe'ye göre "dans etmek"tir. Yine Dionysos, varlığın özünü sezgiyle kavramaya, Apollon ise sezgiyle kavranan özün dışa, yani görünen dünyaya etki ettirmeye yarar. Nietzsche'ye göre sanat, bu iki "kavramsal" tanrının etkisiyle şekillenir.
    Nietzsche'ye göre estetiğin temeli, bu iki kavramı anlamakla mümkündür. Bu konuda şöyle der:
    "Mantıksal bir çıkarsamayla, ama sezginin anında oluşan keskinliğiyle, sanatın sürekli gelişiminin Apolloncu ve Dionysoscu bir ikiliğe bağlı olduğunu anladığımızda estetik bilimi için çok şey yapmış oluruz: Yaradılışın, bazen araya giren uzlaşmalara rağmen sürekli çatışan cinsiyet ikiliğine bağlı olması gibi..."

    Nietzche felsefesi : Wikipedia ..




  6. #6
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.419
    Konular
    337
    Dionysos Ģenlikleri (Maenadizm): Maenadizm, Dionysos onuruna düzenlenen coşkulu kült şenliklerde yer alan kadınlar grubunun sergiledikleri performanstır. Maenadlar topluluğu (Maenadik thiasos) rolü ise bu Ģenliklerde satyr rolü üstlenen erkeklere eşlik eden kadınların oluşturduğu gruptur Dionysos şenlikleirnde kadınların özel bir yeri ve görevleri vardır. Bu şenliklerde Tanrı Dionysos‟un dostları yani diğer bir anlamla doğanın ruhları olarak algılanabilecek varlıklar da bulunmaktadır ve bunlar kadınlar tarafından canlandırılmaktadırlar.
    Maenadlar Maenadizm. Dionysos şenliklerinde kendinden geçen çılgınca eğlenen kadınlardır. her iki yılda bir kış mevsiminde hellas daglarında maenadik törenler yapılırdı bunlar, çogunlukla üst sınıftan kadınlardı. Törenle şehirden hep beraber ayrılıp, dağa giderlerdi ayakkabıyı atar, sacları dagıtır, Tanrılara kurban sunusu yaptıktan sonra, tympanon ve aulos esliginde gece danslarına başlarlardı.
    Tanrıdan esinlenip mistik bir delilik halinde çığlıklar atarak kırlarda dolaşan, pınarlardan su yerine bal ya da süt içen Bachalar (Maniaslar), törenlerde kadınlar tarafından canlandırılmaktadır ve kadınlar çıplak bedenlerini ceylan postlarıyla örtüp (nebris), başlarına sarmaşıktan bir taç takmaktadırlar. Ellerine ucunda bir çam kozalağı takılı sarmaşık ya da asma yapraklarıyla sarılı bir değnek (thyrsos) alarak, iki kulplu büyük şarap kupalarıyla (kantharos) dolaşmakta ve çift borulu flütlerin ezgileriyle ya da teflerden yayılan seslerle dans etmektedirler.
    Çoğu kez sadece inisiye olanların katılabildiği Dionysos adına yapılan bu törenlerde korolar, pandomim gösterileri gibi modern tiyatronun da kökenlendirildiği eylemler, şarap içimi ve cinsel eylemler bulunmaktadır. Bireyin cinsel yaşamının başlangıcı ile Dionysos kültüne girişin aynı anda gerçekleştiği düşünüldüğünde kadınların bu kültlere katılımı kaçınılmazdır.

    Dionysos bayramlarının ana görüntüsüne sparagmos adı verilmektedir ve anlamı da canlı bir hayvanın parçalanması, etinin yenmesi ve kanının içilmesidir. Bu eylemlerde Dionysos‟un Titanlar tarafından parçalanmasına öykünülür ve tapınıcılar, gerçekten tanrının etini yediklerini, kanını içtiklerini düşünmeleriyle Tanrıyla bütünleşme hissiyatını yaşamaktadırlar. Kentlerden uzakta, dağlarda ve ormanlarda gerçekleştirilen bu ritüellerde “kurbanın parçalanarak öldürülmesi (sparagmos) ve çiğ et yenmesi yoluyla, tanrıyla ruh birliği gerçekleştirilmektedir; çünkü parçalanan ve çiğ çiğ yenen hayvanlar Dionysos‟un epafanileri veya bedenlenmiş halleridir ve diğer bütün deneyimler –olağanüstü fiziksel güç, ateş ve silahlarla yaralanmama, “mucizeler” (yerden fışkıran su, şarap, süt), yılanlarla ve vahşi hayvan yavrularıyla “yakınlık”- yaşanan bu tanrısal coşku hali ve tanrıyla özdeşleşme sayesinde mümkün olabilmektedir. Dionysosçu esrime her şeyden önce insanlık halinin aşılması, tam kurtuluşun keşfi, insanlığın erişemediği bir kendiliğindenliğin ve özgürlüğün elde edilmesidir. Bu özgürlüklerin içinde, etik ve sosyal nitelikteki yasaklardan, kurallardan ve sözleşmelerden kurtulmak da mutlaka yer almaktadır ve bu durum da kadınların kitlesel katılımını açıklamaktadır.

    Alıntıdır . Yazıyı beğendiğim için paylaştım .. )



Bu Konu İçin Etiketler