2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 19 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Dark Witchcraft ve Dark Paganizm

  1. #1
    sare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-2015
    Bulunduğu yer
    Kendi kabuğunda
    Mesajlar
    1.967
    Konular
    79

    Dark Witchcraft ve Dark Paganizm


    Dark Witchcraft,Karanlık Paganizm yada Dark Paganizm..
    Bu konu üle ilgili küçük bir dökümanı paylaşıyım sizlerle..

    Karanlıklarda huzur bulan insanlar vardır,
    Gizemleri anlamaya çalışanlar,
    Kış gecesinin sessizliğinde teselli bulanlar,
    Yaşlı kadına şarkılar söyleyenler.
    Bizler, Kara Paganlarız, Karanlık Anne'mizin çocukları.

    Karanlık, sıklıkla kötülükle eş tutulmuştur. Doğa-merkezli bir dinde kötülük gibi bir kavrama yer olmayacağı gibi, biz Paganlar da bu tip klişe yargılara itibar etmeyiz.

    Kötülük, insani bir terimdir. İnsanla başlar ve yine insanda son bulur. Bir fırtına, kötü olmadığı gibi, yok edici de değildir. Ateş de insanlığın yararına kullanılabileceği gibi onu yok etmek için de kullanılabilir. Bunun gibi doğanın kendisi de iyi olmadığı gibi kötü de değildir. Doğanın kendisinin herhangi bir içsel motivi olmadığı gibi bu tür ahlaksal kodları da yoktur. Yalnızca biz insanlar, kendi karmaşık duygularımız ve bilincimizle, bu tür kategorileri oluştururuz.

    Ölüm, yıkım, kaos... Bunlar doğanın temel kuvvetleridir. Yaşam yaşamla beslenir, yıkım yaratımdan önce gelir. Yanlızca bunlar temel kanunlardır, ve yoruma açık değildirler.

    Paganlar doğayı yalnızca iyi ve yaratıcı olarak insanileştirdiklerinde onun bütünündeki bu tür unsurları inkar etmiş olurlar. Doğanın karanlık kuvvetlerinden bilinmeyenin korkusuyla kaçıldığı zaman, bizler, kendi varlığımızın da bir yarısını inkar etmiş ve onların bize sunduklarından mahrum kalmış oluruz ki bu da bize tamamlanmamış bir resimden başkasını sunmaz.

    Bilinmeyenden korkmak biz insanların doğasıdır. Ve idrak gücümüzün dışındaki güçleri temsil eden arketipsel formlardan korkmak da öyle. Ama bizler, Kara Paganlar, bunları kendi varlığımız olarak düşünürüz. Bu yanlış değildir, bilakis, İlahi Olan'ı anlayabilmek için bu gereklidir.

    Bazı dinler, bu kaynağı mutlak iyi ve her şeye kadir olarak görürler. Fakat, varlığı her şeyiyle bütün-iyi görmek bunun karşıtında bir bütün-kötü varlığın da kabul edilmesi zorunluluğunu getirir.

    Fakat, doğa-merkezli dinler bu tek / ilahi gücü daha politeistik bir bakış açısıyla ele alırlar. Yaratıcı / Yıkıcı kuvvetler arasındaki ayrım kesin şekilde belirlenmiş değildir. Varlıklar, insanların ideallerine göre şekil alırlar. Bizler, bir Kadir-i Mutlak yerine birden fazla varlık koyarız: Aşk, Savaş, Güzellik, Güneş, Ay, ve Deniz tanrıları gibi... Bu varlıklardan her biri kendi içerisinde hem yıkıcı, hem de yapıcı kuvvetleri bulundururlar.


    Tanrı ve Tanrıça'nın bu pek çok tezahüründen hem kendimiz hem de Evren'imiz hakkında çok şey öğreniriz. Bunların karanlık tezahürlerinden değil, bu karanlık tezahürlerden duyulan korkunun kendi gelişimimizi engellemesinden korkarız. Kara Paganizm'in amacı bu varlıkların pozitif tezahürlerinin ardındaki negatif tezahürlerin farkına varmak ve bunlarla yüzleşmeyi öğrenmek, ve bu yolla gelişmektir.

    Yaşamı olduğu haliyle onaylayan bir inanç olarak Paganizm, genellikle doğanın pozitif, yaratıcı, büyütücü kuvvetleriyle ilgilenir. İçsel olarak onlardan korktuktan sonra gözlerimizi doğanın karanlık tezahürlerine kapamak, veya onları yok saymak kolay bir adımdır. Doğum, Ölüm'e ve Ölüm, Doğum'a neden olur. Bir şeyin meydana çıkması için, bir diğerinin yok olması zorunludur. Kaos, yaratımın itici gücüdür.

    Doğanın karanlık tezahürlerine bakmak istemeyen insanlar [ki onlara Beyaz Paganlar veya Yumuşak Paganlar da diyebiliriz] genelde doğanın ritmine ayak uydurulduğunda [ki bu ritim de yanlızca mutlulukla doludur onlara göre] yaşamlarının güzel bir rüya gibi geçeceğini zannederler. New-Age akımının katılımcıları da bu sığ anlayışa sahiptirler: onlar için doğa yanlızca mutluluğun, neşenin, güzelliğin ve düzenin olduğu bir şeydir.

    Nitekim, doğanın kendisi bu kadar basit değildir. Bu sığ anlayışa sahip insanların doğanın ıssızlığıyla baş başa bıraksaydınız büyük ihtimalle bir hayvanın akşam yemeği olurlardı. Doğa serttir ve acımasızdır. Zayıf olan ölür, veya güçlü olan tarafından öldürülür. Ve böylece yaşam, yaşamla beslenir. En katı vejetaryan bile bitkilerin katilidir. İnsanlar, teknolojik atılımlarıyla, daha kaliteli bir yaşam geliştirmek adına kendilerini doğanın bu sertliğinden, katılığından uzaklaştırmış; ve böylece bizleri de doğanın katılığından uzaklaştırarak naifleştirmişlerdir.

    Yukarıda da değindiğimiz üzere, doğa bu sert haline karşın “kötü” değildir. O, aynı zamanda güzellikleri de barındırır. Anlaşılması gereken nokta da budur; O, yıkıcı ve yapıcı olanın kaynaştığı noktadır. O'nun [Doğa'nın] karanlık yönüne gözlerimizi kapatmak O'ndaki bu yönü yok etmeyeceği gibi bizde tehlikeli ve sığ bir doğa yaklaşımının gelişmesine neden olur.

    Kara Paganizm'in amacı bizlere her şeyin bir “karanlık tarafının” olduğunu hatırlatmak ve bu karanlık tarafın her zaman zararlı veya negatif olmak zorunda olmadığını göstermektir. Karanlık, onunla yüzleşmesini bilenler için kendi içerisinde büyük güzelliklere sahiptir.

    Karanlık sadece zararlı olanla, ölümle, veya Kaos'la sınırlandırılamaz. Onun pek çok tezahürü vardır. Değişim, yansıma, Sonbahar, Kış, bilgelik, olgunluk, bir ormanda uzaklardan gelen bir karga sesi, gecenin karanlığında parıldayan bir mum alevi, kış rüzgarının yüzünüze çarpması da karanlığın doğadaki tezahürleridir. Bunların hepsi O'ndan bize gelen hediyelerdir. Aynı zamanda günbatımının güzelliği, güneşin doğuşu, ve Bahar'da bize Doğa'nın hediyeleridir ve biz bunlara baktığımızda Doğum-Ölüm-Yeniden Doğum'u ve her iki tezahürün de güzelliğini anımsarız.





  2. #2
    Hektor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2007
    Mesajlar
    636
    Konular
    38
    Sanki bu gereksiz konu vardı forumda.

  3. #3
    Toprak123 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2016
    Bulunduğu yer
    Eskişehir
    Mesajlar
    32
    Konular
    1
    Karanlık taraftan aydınlık tarafa geçin hocam. Güç burada -_-

  4. #4

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Witchcraft uygulamaları ve Paganizm zaten karanlıktır, zira insanın içinde vurguladığı yön insanın kendi iradesi ve bilinci değil keşfetmeye açık olan edilgen yönüdür. Yani burada etkenlik yoktur, doğal akış ve işleyiş içerisinde bütün trajediler ile güzellikler içerisinden farklı bir farkındalığa geçmek, daha yüce bir bilincin etkisine girmek; kişinin kendi kısıtlı bakış açısını terk ederek olgunlaşması vardır. Bu yüzden zaten karanlıktır, insanın durağanlığa geçmezse, "Ben yaparım, yapmak istiyorum, ben varım" tavrını terk etmezse anlayamayacağı bir bilgelik vardır. Bu edilgen yön Astroloji'de Ay, tarot kartlarında ise Azize ile temsil edilir. Kadınsı bir çağrışımı olduğu çok açıktır, kadınlar mizacı gereği olgunlaşmaya ve öğrenmeye erkeklerden daha müsaittir; bu da neden Paganizm uygulamalarında kadının vurgulandığına dair bir ipucu sunar. Bu işler sandığımız kadar bizden uzak değildir aslında, yalnızca iç içe olduğumuz bir gerçeklikten bahsediyorum. Sadece "Ben bilmiyorsam inkar ederim" yaklaşımını aşabilmek, bizden daha üstün bir idrak olabileceğini kabullenmek lazım.

  5. #5
    Hektor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2007
    Mesajlar
    636
    Konular
    38
    Alıntı Lethal Perfection Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Witchcraft uygulamaları ve Paganizm zaten karanlıktır, zira insanın içinde vurguladığı yön insanın kendi iradesi ve bilinci değil keşfetmeye açık olan edilgen yönüdür. Yani burada etkenlik yoktur, doğal akış ve işleyiş içerisinde bütün trajediler ile güzellikler içerisinden farklı bir farkındalığa geçmek, daha yüce bir bilincin etkisine girmek; kişinin kendi kısıtlı bakış açısını terk ederek olgunlaşması vardır. Bu yüzden zaten karanlıktır, insanın durağanlığa geçmezse, "Ben yaparım, yapmak istiyorum, ben varım" tavrını terk etmezse anlayamayacağı bir bilgelik vardır. Bu edilgen yön Astroloji'de Ay, tarot kartlarında ise Azize ile temsil edilir. Kadınsı bir çağrışımı olduğu çok açıktır, kadınlar mizacı gereği olgunlaşmaya ve öğrenmeye erkeklerden daha müsaittir; bu da neden Paganizm uygulamalarında kadının vurgulandığına dair bir ipucu sunar. Bu işler sandığımız kadar bizden uzak değildir aslında, yalnızca iç içe olduğumuz bir gerçeklikten bahsediyorum. Sadece "Ben bilmiyorsam inkar ederim" yaklaşımını aşabilmek, bizden daha üstün bir idrak olabileceğini kabullenmek lazım.
    Hiçbir şey anlamayıp bu kadar bilgi bombardımanına tutmak da enteresan. Cadılığın anlatımını cadılara bırakmak lazım artık. Karanlık ya da aydınlık (ışık) ayrılmış olarak değil, bir bütün olarak ele alınır. Daha önceki yazıda da anlatmaya çalıştım ama anlamamak için direniliyor. Gotik sevmek, siyah giyinmek karanlık bir enerji değildir, ya da kışı ve soğuğu sevmek sizi karanlık enerjiyle bütünleşik yapmaz. İçsel karanlık ise daha başka bir konudur. “Witchcraft uygulamaları ve Paganizm zaten Karanlıktır” diyebilmek için ne tür çalışmalar yaptın, nasıl bir süreçten geçtin bilmiyorum ama yapmayın artık gerçekten. Bugün tüm politeist dinleri çatısında toplayan bir kelime hakkında fikir yürütecekseniz de en azından mantığın yolunu izleyin. Bir Apollo miti okuyup güneş (dolasıyla ışık) tanrısının kutsadığını ve lanetlediğini, bir Şiva miti okuyup onun iyilik ya da kötülükle alakalı olmadığını anlayabilirsiniz. Daha fazla irdelemeyeceğim yazıyı, gerçekten gereksiz olmasına rağmen toplamda üç kez bu konunun açılmasında garip. Halbuki “konu açmadan önce siteyi kontrol edin” diyip duruyorlardı.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Alıntı Hektor Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hiçbir şey anlamayıp bu kadar bilgi bombardımanına tutmak da enteresan. Cadılığın anlatımını cadılara bırakmak lazım artık. Karanlık ya da aydınlık (ışık) ayrılmış olarak değil, bir bütün olarak ele alınır. Daha önceki yazıda da anlatmaya çalıştım ama anlamamak için direniliyor. Gotik sevmek, siyah giyinmek karanlık bir enerji değildir, ya da kışı ve soğuğu sevmek sizi karanlık enerjiyle bütünleşik yapmaz. İçsel karanlık ise daha başka bir konudur. “Witchcraft uygulamaları ve Paganizm zaten Karanlıktır” diyebilmek için ne tür çalışmalar yaptın, nasıl bir süreçten geçtin bilmiyorum ama yapmayın artık gerçekten. Bugün tüm politeist dinleri çatısında toplayan bir kelime hakkında fikir yürütecekseniz de en azından mantığın yolunu izleyin. Bir Apollo miti okuyup güneş (dolasıyla ışık) tanrısının kutsadığını ve lanetlediğini, bir Şiva miti okuyup onun iyilik ya da kötülükle alakalı olmadığını anlayabilirsiniz. Daha fazla irdelemeyeceğim yazıyı, gerçekten gereksiz olmasına rağmen toplamda üç kez bu konunun açılmasında garip. Halbuki “konu açmadan önce siteyi kontrol edin” diyip duruyorlardı.
    Konuyu okumamıştım, okuduktan sonra aslında bahsedilenin çok önemsiz bir vurgu üzerinde odaklandığını keşfettim. Yalnızca zihnimdeki "Karanlık" vurgusu, işte burada bahsedilenden biraz daha farklıydı. Bu yüzden ne demek istediğim de oldukça boğuk bir yerde kalmış görüyorum ki.

    Mantık, doğrudan çeşitliliğin üzerinden konuşur. Mesela bu konudaki "Karanlık" vurgusu, artık kanıklanmış olan çeşitliliğin dilinden konuşur. Gotik olmak, ne bileyim siyah giyinmek özü farklı bir çeşitliliğin içerisinde hitap ederek esasında bilince ve mantığa doğrudan hitap eder. Zira, kişinin içeriğinde olduğu ruh hali artık yüzeydedir; kolaylıkla anlaşılabilir ve işlenebilir. İşlenebilir derken şunu kastediyorum, kişi siyah giyinerek bunaltısını artık yüzeye taşıyorsa artık ona göre pozisyon alınabilir; o gün kişiden kaçılabilir veya ihtiyacı olduğu ilgi gösterilebilir. Nihayetinde eylem gösterilebilir, demek istediğim budur.

    Mantığın mutlak, hiçbir zaman düzelmeyecek olan kusuru tamamen gördüklerinin içerisinde hapsolup bir üst bir bilince geçmemesi; yalnızca kısır bir fayda/zarar hesabıyla dünyayı yorumlaması ve bunun ötesine geçememesidir. Zira kişinin bu yönü tamamen etkendir, içeriye doğru almak yerine tamamen dışa verir; bu yüzden kişi bu yönünü dinlerse kendisini kısır bir döngü içerisinde kaybedecektir. Elbette ki Güneş, tamamen ışık veren ve ışığı ile gökyüzünü boğan bir gezegen olarak bu bahsettiğim yönelimin temsilcisidir. Klasik Astroloji geleneğinden geldiğim için gökyüzünü insanın iç dünyasıyla bağdaştırmam sanırım anlaşılabilir.

    Bilinci işte bu kısır yönünden kurtaran farklı bir yönü, Güneş'in içerdiği temsilinin tam karşısında olan edilgenlik halidir. Bahsettiğim çeşitliliğin içerisindeki özü fark etmek işte budur. Bir ağaca farklı mevsimlerde baktığımızda, henüz çiğ olan mantık onun farklı bir ağaç olduğunu söyleyecektir. Ancak o ağaç gözlemlenirse yapraklarını döktüğünü ve zaman içerisinde ağır ağır değiştiğini keşfedebilirsiniz. Kişinin karanlık yönü, esasında edilgen ve aslında bilincinde olmadığı yönüdür. Kişi bilinçaltından da olsa farkında olmadan bir şeyleri birleştirmeye, birleştirdiği bilgiyle daha derine erişmeye ve elbette ki çeşitliliğin içerisindeki öze ulaşmayı sağlar. Aslında güneş batsa da kalksa da, ışıkları da gücü de değilse de güneş birdir; bunun farkına varabilmek işte insanın saf mantığı ile mümkün değildir.

    "Cadıların işini cadılara bırakın" dediğinize göre Paganizm'in de Astroloji'nin de aynı özün farklı yorumlamaları olduğunu anlayamadığınızı, bu yüzden birbiriyle sıkı sıkıya ilişkide olduğunu bağdaştıramadığınızı ve Witchcraft'ın da tamamen teori üzerine kurulu olan Astroloji'nin pratik kolu olduğunu henüz keşfedemediğinizi görüyorum. Hatta öyle ki, "Siz bilmiyorsunuz ben biliyorum" sözünü en başından kabul ederek kendi dişi yönünüzü tamamen bastırdığınız da açık. Size saygım vardı, ancak sanırım bu çıkıştan sonra sizi düşünürken "Acaba ne yazdığımı güzelce okumuş muydu?" diye sorgulamak zorundayım korkarım ki.

  7. #7

    Üyelik tarihi
    May-2014
    Bulunduğu yer
    Antalya
    Mesajlar
    23
    Konular
    0
    Alıntı Lethal Perfection Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Konuyu okumamıştım, okuduktan sonra aslında bahsedilenin çok önemsiz bir vurgu üzerinde odaklandığını keşfettim. Yalnızca zihnimdeki "Karanlık" vurgusu, işte burada bahsedilenden biraz daha farklıydı. Bu yüzden ne demek istediğim de oldukça boğuk bir yerde kalmış görüyorum ki.

    Mantık, doğrudan çeşitliliğin üzerinden konuşur. Mesela bu konudaki "Karanlık" vurgusu, artık kanıklanmış olan çeşitliliğin dilinden konuşur. Gotik olmak, ne bileyim siyah giyinmek özü farklı bir çeşitliliğin içerisinde hitap ederek esasında bilince ve mantığa doğrudan hitap eder. Zira, kişinin içeriğinde olduğu ruh hali artık yüzeydedir; kolaylıkla anlaşılabilir ve işlenebilir. İşlenebilir derken şunu kastediyorum, kişi siyah giyinerek bunaltısını artık yüzeye taşıyorsa artık ona göre pozisyon alınabilir; o gün kişiden kaçılabilir veya ihtiyacı olduğu ilgi gösterilebilir. Nihayetinde eylem gösterilebilir, demek istediğim budur.

    Mantığın mutlak, hiçbir zaman düzelmeyecek olan kusuru tamamen gördüklerinin içerisinde hapsolup bir üst bir bilince geçmemesi; yalnızca kısır bir fayda/zarar hesabıyla dünyayı yorumlaması ve bunun ötesine geçememesidir. Zira kişinin bu yönü tamamen etkendir, içeriye doğru almak yerine tamamen dışa verir; bu yüzden kişi bu yönünü dinlerse kendisini kısır bir döngü içerisinde kaybedecektir. Elbette ki Güneş, tamamen ışık veren ve ışığı ile gökyüzünü boğan bir gezegen olarak bu bahsettiğim yönelimin temsilcisidir. Klasik Astroloji geleneğinden geldiğim için gökyüzünü insanın iç dünyasıyla bağdaştırmam sanırım anlaşılabilir.

    Bilinci işte bu kısır yönünden kurtaran farklı bir yönü, Güneş'in içerdiği temsilinin tam karşısında olan edilgenlik halidir. Bahsettiğim çeşitliliğin içerisindeki özü fark etmek işte budur. Bir ağaca farklı mevsimlerde baktığımızda, henüz çiğ olan mantık onun farklı bir ağaç olduğunu söyleyecektir. Ancak o ağaç gözlemlenirse yapraklarını döktüğünü ve zaman içerisinde ağır ağır değiştiğini keşfedebilirsiniz. Kişinin karanlık yönü, esasında edilgen ve aslında bilincinde olmadığı yönüdür. Kişi bilinçaltından da olsa farkında olmadan bir şeyleri birleştirmeye, birleştirdiği bilgiyle daha derine erişmeye ve elbette ki çeşitliliğin içerisindeki öze ulaşmayı sağlar. Aslında güneş batsa da kalksa da, ışıkları da gücü de değilse de güneş birdir; bunun farkına varabilmek işte insanın saf mantığı ile mümkün değildir.

    "Cadıların işini cadılara bırakın" dediğinize göre Paganizm'in de Astroloji'nin de aynı özün farklı yorumlamaları olduğunu anlayamadığınızı, bu yüzden birbiriyle sıkı sıkıya ilişkide olduğunu bağdaştıramadığınızı ve Witchcraft'ın da tamamen teori üzerine kurulu olan Astroloji'nin pratik kolu olduğunu henüz keşfedemediğinizi görüyorum. Hatta öyle ki, "Siz bilmiyorsunuz ben biliyorum" sözünü en başından kabul ederek kendi dişi yönünüzü tamamen bastırdığınız da açık. Size saygım vardı, ancak sanırım bu çıkıştan sonra sizi düşünürken "Acaba ne yazdığımı güzelce okumuş muydu?" diye sorgulamak zorundayım korkarım ki.
    Bu güne kadar aşırı derecede saçma, bilgiden yoksun birçok yazı okudum, ama açık ara en saçması witchcraftın astrolojinin pratik kolu olduğunu iddia eden bu yazıydı. Asıl ben sizin için yazılanları güzelce okuyup anlamış mıydı acaba diye sorgulamak zorundayım çünkü orda “cadılığın anlatımını cadılara bırakmak lazım” yazıyor cadıların işini cadılara bırakın değil.Ama bence, özellikle de siz ikisini de cadılara bırakın.

  8. #8

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Alıntı zeducuss07 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu güne kadar aşırı derecede saçma, bilgiden yoksun birçok yazı okudum, ama açık ara en saçması witchcraftın astrolojinin pratik kolu olduğunu iddia eden bu yazıydı. Asıl ben sizin için yazılanları güzelce okuyup anlamış mıydı acaba diye sorgulamak zorundayım çünkü orda “cadılığın anlatımını cadılara bırakmak lazım” yazıyor cadıların işini cadılara bırakın değil.Ama bence, özellikle de siz ikisini de cadılara bırakın.
    En iyisi birden hortlak gibi birden ortaya çıkıp nedenine dair iki üç cümle kurmayan adamlara cevap vermeyi bırakayım.

  9. #9

    Üyelik tarihi
    May-2014
    Bulunduğu yer
    Antalya
    Mesajlar
    23
    Konular
    0
    Alıntı Lethal Perfection Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    En iyisi birden hortlak gibi birden ortaya çıkıp nedenine dair iki üç cümle kurmayan adamlara cevap vermeyi bırakayım.
    Bence de cevap vermeyi bırakın çünkü yazdığınız her cevapta bilgisizliğinizi parça parça dışarı vuruyorsunuz. Bu yazıyı yazma sebebimse idrak edemediğiniz gibi üstüne yanlış bilgilerle yozlaştırdığınız kadim bilgileri korumaktır. Sonuçta hiç bilgi sahibi olmayıp öğrenmek isteyen bir arkadaşta bu yazılanları okuyor, sizin yazdığınız yanlışları mı doğru sansınlar?

  10. #10

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Alıntı zeducuss07 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bence de cevap vermeyi bırakın çünkü yazdığınız her cevapta bilgisizliğinizi parça parça dışarı vuruyorsunuz. Bu yazıyı yazma sebebimse idrak edemediğiniz gibi üstüne yanlış bilgilerle yozlaştırdığınız kadim bilgileri korumaktır. Sonuçta hiç bilgi sahibi olmayıp öğrenmek isteyen bir arkadaşta bu yazılanları okuyor, sizin yazdığınız yanlışları mı doğru sansınlar?
    Tek muhatabım Hector şu an için, dışarıdan atlayıp yalnızca saygısızca laflar çarparak kadim bilgileri sözüm ona koruyan, saygısızlığına bir alt temel bile sunmayan birisine elbette ki cevap vermeyi bırakacağım. Bu yüzden, kadim bilgileri olmasa da tartışma kültürünü yozlaştıran bir kişiye cevap verilmez çünkü.


2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Bu Konu İçin Etiketler