3 Sayfadan 2. İlkİlk 123 SonSon
Toplam 22 sonuçtan 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Charles Baudelaire Şiirleri

  1. #11
    KATA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    AnI-Kara
    Mesajlar
    7.969
    Konular
    299

    İçe kapanış / C.Baudelaire


    İçe kapanış



    Derdim, yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
    Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam;
    Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
    Kimine huzur iner gökten, kimine gam.

    Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
    Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte,
    Toplasın acı meyvesini nedametin,
    Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

    Bak göğün balkonlarından,geçmiş seneler,
    Eski zaman esvaplarıyla eğilmişler;
    Hüzün yükseliyor, güler yüzle sulardan.

    Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
    ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran,
    Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

    Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu.
    --------------------
    Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam

    cahit sıtkı tarancı nerden esinlendi anlaşıldı




    Konu KATA tarafından (17-Eki-2007 Saat 22:40 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  2. #12
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    HİÇLİĞİN TADI

    Ey hüzünlü ruhum.
    İhtiyar budala.
    Kanının kanatlarında hırçın bir kıvılcım yanardı,
    Umudun mahmuzu yavaşça dokunsa şaha kalkardın.
    Ey şimdi her adımda derin derin soluyan hasta
    İşe yaramaz beygir
    Uzan olduğun yere dayanmasını bil.
    Sönmeyen yanı var mı dünyanın...

    Ruhum, acılarını örtün.
    Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
    Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
    Artık ne kavganın tadı
    ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
    Elveda kavalın türküsü
    Fülütün iç çekici elveda
    Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
    Ey hazların derinliği duyumların ateşi elveda..

    Ruhum sevgili baharın bitti.
    O çılgın kokuların tükendiği zamandır..
    Ayaklarımın altında yusyuvarlak dönüyor dünya
    Issız dağların karlı ağzında donmuş bir yolcu derinlere kayıyor
    Geçmişin titreyen eli sazdan örülmüş rüzgarlı kulübesi
    Gerek yok sığınmaya
    Ey her solukta gövdemi yutan zamanın muazzam ürperişi
    Ruhum dünyanın çığlarını çağır.
    Seni sarıp döne döne götürecektir zaman.

    Charles Baudelaire

  3. #13
    İçe Kapanış

    Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
    Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
    Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
    Kimine huzur iner gökten kimine gam.

    Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
    Yesin kamçısını hazzın sefil çümbüşte;
    Toplasın acı meyvesini nedametin
    Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

    Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler
    Eski zaman esvaplariyle eğilmişler;
    Hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan.

    Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
    Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
    Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

    Charles Baudelaire

  4. #14
    KATA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    AnI-Kara
    Mesajlar
    7.969
    Konular
    299
    Alıntı blue_abyss Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İçe Kapanış


    Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
    Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
    Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
    Kimine huzur iner gökten kimine gam.

    Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
    Yesin kamçısını hazzın sefil çümbüşte;
    Toplasın acı meyvesini nedametin
    Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

    Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler
    Eski zaman esvaplariyle eğilmişler;
    Hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan.

    Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
    Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
    Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.


    Charles Baudelaire
    ABBAS

    Haydi Abbas, vakit tamam;
    Akşam diyordun işte oldu akşam.
    Kur bakalım çilingir soframızı;
    Dinsin artık bu kalb ağrısı.
    Şu ağacın gölgesinde olsun;
    Tam kenarında havuzun.
    Aya haber sal çıksın bu gece;
    Görünsün şöyle gönlümce.
    Bas kırbacı sihirli seccadeye,
    Göster hükmettiğini mesafeye
    Ve zamana.
    Katıp tozu dumana,
    Var git,
    Böyle ferman etti Cahit,
    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
    Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

    Cahit Sıtkı Tarancı
    cevap mı vermıs acaba yoksa calmıs mı

  5. #15
    Yabancı


    Söyle, Anlaşılmaz adam, kimi seversin en çok, ananı mı, babanı mı, bacını mı, yoksa kardeşini mi?
    “Ne anam, ne de babam var, ne bacım, ne de kardeşim.”
    “Dostların mı?”
    “Anlamına bugüne kadar yabancı kaldığım bir söz kullandınız.”
    “Yurdunu mu?”
    “Hangi enlemdedir bilmem.”
    “Güzelliği mi?”
    “Tanrısal ve ölümsüz olsaydı, severdim kuşkusuz.”
    “Altını mı?”
    “Siz Tanrı’ya nasıl kin beslerseniz, ben de ona öylesine kin beslerim.”
    “Peki, neyi seversin öyleyse sen, olağanüstü yabancı?”
    “Bulutları severim… işte şu… şu geçip giden bulutları… eşsiz bulutları!”

    Çeviri: Tahsin Yücel

    Charles Baudlaire




    Alıp Götüren Koku

    Gözlerim kapalı, bir sonbahar akşamında
    Sıcak göğsünün kokusunu içime çeker
    Dalarım, gözlerimden mesut kıyılar geçer
    Hep aynı günün ateşi vurur sularına

    Sonra birden görünür, baygın, tembel bir ada
    Garip ağaçlar, hoş meyveler verir tabiat
    Erkeklerin biçimli vücutlarında sıhhat
    Ve bir safiyet kadınların bakışlarında

    O güzel iklimlere sürükler beni kokun
    Bir liman görürüm, yelkenle, direkle dolu
    Tekneler, son seferin meşakkatiyle yorgun

    Burnuma kadar gelen hava kokular taşır
    Yemyeşil demirhidilerden gelen bu koku
    İçimde gemici şarkılarına karışır

    Çeviri: Orhan Veli Kanık

    Charles Baudlaire

    --------------------
    Yokluğun Tadı

    Acılı ruh, didinmeye düşkün eskiden,
    Umut, ki mahmuzu can katardı çabana,
    Artık sürücün olmaz! Utançsız yatsana
    Kocamış at, her engele takılıp giden.

    Katlan, yürek; ağır uykuna dal şimdiden.

    Yenilmiş , bitkin ruh! Koca serseri, sana
    Artık ne uğraşıdan tat var, ne sevgiden;
    Kalsın flüt iç çekişten, boru ezgiden!
    Zevkler, ilişmeyin bir küskün, bezmiş cana!

    Canım ilkyazın kokusu gitti yabana!

    Zamandır her dakika beni yutup yiyen
    Sonsuz kar donmuş bir gövdeyi sararcana;
    Yukardan baktığım yeryuvarlağı bana
    Bir sığınak göstersin istemem yeniden.

    Çığ, götürür müsün düştügünde beni sen?

    Charles Baudelaire

    --------------------
    HÜZÜN VE SERSERİ



    Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra,
    Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan
    Bambaşka denizlere, bambaşka semalara,
    Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?
    Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra?

    Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!
    Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak?
    Arasıra der mi ki Agathe´ın ruhu, üzgün,
    "Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzak
    Hey trenler, vapurlar, beni burdan götürün."

    Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,
    Ey, sadece sevincin, aşkın ürperdiği yer,
    Ey, her ruhun içinde bulunduğu saf şehvet,
    Ey bir ömür boyunca gönül verilen şeyler!
    Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet!

    Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların,
    O koşuşlar, şarkılar, o demetler, buseler,
    İnildeyen kemanlar arkasında sırtların,
    Akşam, korkuluklarda şarap dolu kaseler,
    - Ah o yeşil cenneti çocuksu sevdaların!

    O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde
    Çok daha uzakta mı yoksa Çin´den, Maçin´den?
    Beyhude bir arzumu inildeyen dillerde,
    Canlanan bir hayal mi billur sesler içinden,
    O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde.

    Charles Baudelaire

    --------------------
    Aşıkların Ölümü

    Yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
    Divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
    Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
    O garip çiçekleri süsleyecek konsolu.

    Son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
    Birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
    Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
    İkimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.

    Pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
    Veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
    Yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;
    Nihayet kapıları biraz aralayarak,
    Sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
    Buğulu aynaları ve ölmüş alevleri

    Charles Baudelaire
    Konu Topal Kırkayak tarafından (13-Ara-2008 Saat 14:44 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  6. #16
    raskolnikov - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-2008
    Mesajlar
    3.134
    Konular
    558
    Yavrum, sevgilim, sen
    Tadını bir bilsen
    Orada yaşamanın birlikte!
    Keyfince sevmenin
    Ölünceye değin
    O sana benzeyen ülkede!
    Puslu gökte yer yer
    O ıslak güneşler
    Senin yaş içinde parlayan
    Hayın gözlerince
    Bir gizemli ince
    Tad verir gönlüme her zaman



    kata abla güzeldi be...

  7. #17
    Hüküm Giymiş Bir Kitap İçin Yazıt

    Dertsiz okuyucu, çoban kadar rahat,
    Az'la yetinen, açık yürekli insan,
    İçkiye düşkün ve hüzün kokan,
    Bu kederli kitabı fırlat at.

    Kendi söz sanatını kapmadınsa
    Şeytan'dan, o kurnaz ihtiyardan,
    At! Bir şey anlayamazsın ondan,
    Ya da inanırsın isterik olduğuma.

    Ama, büyüye kaptırmadan kendini,
    Gözün varsa uçuruma dalmayı bilen,
    Oku beni, öğrenmek için sevmeyi beni,
    Her şeye meraklı ruh, acı çeken,
    Ve gideceksin arayarak cennetini,
    Acı bana!.. Yoksa, lanetlerim seni!

  8. #18
    melodie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2009
    Mesajlar
    62
    Konular
    12

    Charles Baudelaire


    ALIP GÖTÜREN KOKU


    Gözlerim kapalı, bir sonbahar akşamında
    Sıcak göğsünün kokusunu içime çeker
    Dalarım, gözlerimden mesut kıyılar geçer
    Hep aynı günün ateşi vurur sularına






    AŞIKLARIN ÖLÜMÜ



    Yatağımız olacak, hafif kokuyla dolu
    Divanımız olacak, bir mezar gibi derin
    Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
    O garip çiçekleri süsleyecek konsolu







    SARHOŞ OLUN



    Hep sarhoş olmalı. Her şey bunda; tek sorun bu.

    Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.

    Ama neyle?

    Şarapla,
    şiirle
    ya da erdemle,
    nasıl isterseniz.
    Ama sarhoş olun.





  9. #19
    Embraced_Malkavian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2009
    Bulunduğu yer
    Istanbul
    Mesajlar
    63
    Konular
    3
    Türkçe ye çeviren arkadaşı kutluyorum fakat Fransızca okumak daha bir farklı..Charles Baudelaire sembolizm ve empresyonizm akımlarının başarılı temsilcilerinden bence.Açıkça gözlemlenebiliyor dizelerinde...

  10. #20
    cloud_above_myhead cloud_above_myhead isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    çok teşekkürler ya nette tarattığımda bulamamıştım.. poe allan ın da türkçe hikayeleri olsa en azından black cat ve house of usher ın çok sevineceğim..


3 Sayfadan 2. İlkİlk 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Ray Charles
    Konuyu Açan: boynuzsuzgeyikler, Forum: Jazz & Blues.
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 22-May-2011, 00:06
  2. Charles Bukowski
    Konuyu Açan: KATA, Forum: Yazarlar.
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 01-Ağu-2009, 00:33
  3. Şeytan'a Yakarış ; Charles Baudelaire
    Konuyu Açan: vahey, Forum: Not Defteri.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 03-Tem-2008, 16:16