Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Cagliostro ve Kehanetleri

  1. #1
    Laikha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2011
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.351
    Konular
    26

    Cagliostro ve Kehanetleri


    1797 yılının ilk günlerinde Napolyon’un ordusu papanın topraklarına saldırmıştı. Bir kartal yuvası gibi yükseklerde kurulmuş San Leo kalesine geldiklerinde subaylar bir esirin durumunu sordular. Bu Fransız ihtilalının kurbanlarından ünlü Cagliostro’ydu. Gardiyanlar “Balsamo” adını verdikleri mahkûmun az önce hücresinde öldüğünü söylediler.


    Bir zindanı gezen Fransız subayları dehşete düşmüşlerdi burası kurtulmuş eski bir sarnıçtı. Mahkum, bir kapakla kapatılan sarnıcın içinde yaşamıştı, bir delikten kendisine yemeği veriliyordu. Öldüğü gece 26 Ağustos 1795 gecesi b delikten onun cesedini yukarı çekmişlerdi. Subaylar, “gerdanlık davası” nın kurbanının gömüldüğü yeri görmek istemişler. Kendilerine bir iskelet gösterilmişti. Söylendiğine göre Fransız subayları Cagliostro’nun kafatasına şarap doldurarak özgürlüğün kurbanını anısına içmişlerdi. Kendisi İtalyan olduğunu iddia ederdi. Daha sonra “anılarında” şunları yazmıştı:

    “18.yy.da Arabistan’da Medine’de dünyaya geldim. Orada “ahcara” adı altında büyütüldüm.1766 yılında hocam ve üç uşağım ile birlikte ilkin Rodos sonra malta adalarına gittim. Orada malta şövalyelerinden ‘büyük reis’ tarafından tarikatın sırlarını öğrenerek manevi âleme atıldım…1770 yılında İtalya’nın en güzel kızlarından biri olan ‘seafinen Felliciani’ ile evlendim.”

    Yapılan araştırmalar sonunda tarihi bilginleri Cagliostro’nun 1743 yılında Palermo’da doğan “Guiseppe Balsamo” adında bir ressam olduğunu kabul etmiş bulunuyor. Söylediklerine göre Balsamonun vaftiz anısı Vincenza Cagliostro adını taşırdı. Ve balsamoda Felliciani soyadında bulunan bir genç kızla evlenmişti. Ancak ne var ki 1776 yılında Londra Sosyetesi gözlerini kamaştıran soylu kişiye aşırı sorular sormamıştı. Laboratuarından bol altın ve elmas imal ediyordu. Dahası da vardır. Gelecek hakkında bilgi veriyordu. İngiltere milli piyangosunda hangi numaranın kazanacağını bildirmişti… Hatta ikinci çekilişte oynadığı 20. numara kazanıverdi. Cagliostro ilkin Rusya’da daha sonra Polonya ve Fransa’da doktorluk bile yaptı. Okült arşivi ve astroloji konularına karşı doğal bir eğilimi olan Cagliostronun temel bilgilerini nereden edindiği bilinmez. Fakat Sicilya’nın güçlü bir okültizm tradisyonu vardı. Ve bu konularda eğitim görmek pek zor değildir. Doğal bir duru görü ve kehanet yeteneğine sahipti. Baranes de ‘oberkirci’in öyküsü bu yeteneği kanıtlamaktadır. Baranesin anlattıklarına göre kendisini ilk kez gören Cagliostro birden şunları söylemişti:

    “Annenizi uzun bir süre önce kaybettiniz. Kendisini şöyle böyle hatırlıyorsunuz. Tek çocuktunuz. Sizin de bir kızınız var ve o d tek çocuk olacak. Başka çocuğunuz olmayacak.”
    Bu sözlerden alınan Baranes prens Rohan’ın ısrarları üzerine Cagliostronun anlatılarının doğru olduğunu itiraf etmişti. Kızı hakkındaki kehaneti de gerçekleşti. Cagliostro bir sürahinin her iki yanına iki mum yakar. Ve küçük bir çocuğun bu sürahinin karşısına oturtur. Küçük oğlan ya da kız suda gördüklerini söylerdi. Mitau’dan Haven kontu beraberinde küçük bir oğlan getirmişti. Sürahi karşısına oturan çocuk evde kalan annesi ile ablasını gördüğünü bildirdi.

    -Ablan ne yapıyor? Diye sordular.

    -Kırmızı üniforması sırtında eve dönen ağabeyim Charles i kucaklıyor. Kont buna şaşırdı…büyük oğlu Charles ordusuyla Mitau’dan çok uzaklarda bulunmaktaydı…oysa albayından kısa bir izin alan Charles gerçekten evine dönmüştü.
    Strasbourg’da herkes Cagliostronun sonsuz bilgisini övüyordu.


    Hatta hiçbir araca başvurmadan bir hanıma söyledikleri harfi harfine çıktığında tanıdıkları hayretten şaşırttı. 1780 yılında Avusturya imparatoriçesi Marie Therese’nin ölümünü ve Ekim 1781 de Fransa’ya bir veliaht doğacağını bildirerek bu kehanetini de gerçekleştirmişti. Bu arada Cagliostronun mucizevî iyileştirmelerini sürdürmekteydi bunun için kimseden metelik almıyor hatta yoksullara sadakalar dağıtıyordu. Charles Dükünün çağrılarını red ediyordu. Kendi salonunda bir gece altı ölüyü topladığını iddia eden Cagliostro başkalarının konağına gitmeyi kabul etmiyordu. Konuklarının ısrarı üzerine masasında ölmüş bulunan ünlü kişiler, choiseul, Voltaire d’Alembert, Dierot Voisenon ve montesquieu’yu topladığına yeminler ediyordu.
    Kraliçenin uzak tuttuğu Rohan buna sonsuz üzüldüğünü hayatının bunla zehirlendiğini iddia etmekteydi. Esasen bu nedenden dolayı Cagliostroyu Paris’e getirtmişti.

    Cagliostro kendisine güvenen prense yardım etmek için Kontes De La Motte addan entrikacı bir kadına başvurmuştu. Ne var ki Cagliostroyu şarlatanlıkla adlandıran bu sinsi Kontes ondan pek hoşlanmazdı. Oysa Prens Rohan kontese karşı çok minnet duyuyordu. Dünyada en fazla sevdiği iki dostunun birbirinden hoşlanmamasına çok üzülmekteydi. Cagliostro dostu prensi sevindirmek için Vales soyundan indiğini iddia eden kontesin konağında yemek yemeyi kabul etmişti.

    1785 yılının 3 Ağustos gününde Rohan dostuna bir meseleyi açmıştı. Marie Antoinette elmas bir gerdanlığı satın almak istemiş ancak sarayın kuyumcuları olan Boehmer Ve Bassenge bu gerdanlığa bir milyon altı yüz bin lira istemişlerdi. Kraliçenin sırdaşlarından olan Kontes De la Motte bu kolyeyi Marie Antoinette için satın aldığı takdirde kraliçenin minnetini kazanacağına Rohan’ı inandırmıştı. Hayran olduğu kadını sevindirmek amacıyla dört taksitte gerdanlığı satın alan Rohan kuyumculara bunu kraliçe için aldığını söylemekten çekinmemişti.

    Daha sonra kuyumcuların imzaladıkları makbuzları Cagliostro’ya göstermişti. Her sayfanın altında şu imza bulunuyordu: “Fransa Prensesi Marie Antoinette” Cagliostro bu imzadan şüphelenmişti. Aslında kraliçe yalnızca Marie Anetinette olarak imzasını atardı. Hem de o bir Fransa prensesi değildi. Avusturyalı bir prensesti. Kocası yoluyla Fransa’nın kraliçesi olmuştu.
    Gerdanlık ne olmuştu? Cagliostro dostuna sormuştu:
    “Gerdanlığın kraliçeye verildiğinden emin misiniz?”
    Rohan buna itiraz etmişti. Kontes Jeanne De La Motte bizzat kolyeyi kraliçenin yolladığı güvenilir bir adama vermişti.
    Prens birkaç gün geçmesine rağmen kraliçenin boynunda armağan ettiği gerdanlığı görmeyerek kuşkulanmıştı.
    Cagliostro gerçeği anlamakta gecikmişti. Saf rohan bir oyuna kurban gitmiş gerdanlı kontese kaptırmıştı. Oysa prens bir türlü kontes Jeanne De La moette’un suçlu olabileceğine inanmıyordu.


    -O sizi aldattı beni dinleyin prens, kralın ayaklarına kapanın gerçeği anlatın ancak böylelikle kurtulabilirsiniz.

    Ben masum bir kadını nasıl felakete sürükleyebilirim? Hayır, aldatıldığımı biliyorum ne yapalım bunu da sineye çekeriz dedi.

    Hikâyenin daha sonrasını herkes bilir.15 ağustosta Bastilla kalesine kapatılmıştı. Üç gün sonra d tutuklanma sırası Jeanne De La Motte’deysi. Kadın bütün bunlardan Cagliostroyu suçlandırıyordu. Gerçi onun bu gerdanlık meselesi ile bir ilişkisi olmamıştı ancak gene de altın ve elmas imal ettiğinden birçoklarının özünde o bir şarlatandı. 22 ağustos günü Cagliostronun konağı polis tarafından yağma edilmiş kıyı köşe aranmıştı. Cagliostro da “bastille” cezaevine kapatılmıştı. Bu arada bütün bunlardan haberi bile olmayan Serafine Cagliostroda tutuklandı. Duruşma devam etmekteydi. Nihayet kontes De la Motte Cagliostronun bu gerdanlık olayında parmağı olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Serafine konağına dönebilmiş ve duruşması sona eren kocası da sonunda beraat etmişti… bastille kalesinin kapısında yoğun bir kalabalık Cagliostroyu bekliyordu.

    Parisliler boş yere suçlanan masum adamın omuzlarında konağa taşıdılar. Prens Ruhan aynı şekilde beraat etmiş ve halk tarafından alkışlanmıştı… bu davranışlarıyla Parisliler kraliçeyi suçlamış oluyorlardı. Yabancı Avustralyalı Marie Antoinette i çamura sürüklemiş oluyorlardı. Bundan sonra kamuoyunu etkilemek amacıyla kral Rohanı bir taşra kentindeki katedrale sürdü. Ve Cagliostro’nun bir hafta içinde Fransa sınırlarından dışarı çıkartılması emrini verdi. Bunun üzerine Cagliostro Fransa’yı terk ederek Londra’ya yerleşti.

    Cagliostro’nun Londra’da yayımladığı “Fransız halkına mektup” Paris’te bir anda kapışıldı bu mektupta gelecekteki olaylar ilgili olarak kehanetler de yer alıyordu.
    Vagliostro bastille yıkılana ve halkın dolaşacağı bir yer haline gelinceye kadar Paris’e dönmeyeceğini beyan ediyordu.. Ayrıca “letres De Cachet” i ortadan kaldıracak ve parlamentoyu toplayacak bir prensin Fransızların başına geçeceği kehanetinde bulunuyordu:

    “…bakanlarının başına geçmekle yetinmeyip Fransızların en önde gelen kişisi olmayı amaçlayacak.” Cagliostro Fransız ihtilalı ile Napolyon’un gelişini önceden görmüş oluyordu. Cagliostro İngiltere’ye sığındığında felaketler başladı… İskoç kilisesi mısır tarikatının büyük reisini alaya aldılar. Bundan böyle bütün Avrupa “Joseph Balsamo” adını verdiği Cagliostro’ya karşı bir kampanya açtı. İngiltere’den ayrılan Cagliostro ailesi ilkin İsviçre daha sonra da İtalya’daki Sardunya adasına sığındı. Fransız hükümetinin isteği üzerine birçok yerlerden “şarlatan” diye kovuldu. O günlerde kimliği sorulduğunda Cagliostro Joseph Balsamo olduğunu kesinlikle inkar etmiş ancak kim olduğunu hatırlamadığında ısrar etmişti. Terento piskoposu tarafından hoş bir şekilde karşılanan Cagliostro kesesini yoksullara açmış kiliseye büyük yardımlarda bulunmuştu. Orada da mucizevî iyileştirmelerini sürdürüyordu… Papa dine karşı gelen bu adama öldürücü bir darbe vurmaya karar vermişti. Kutsal engizisyon mahkemesi Cagliostroyu ölüme mahkûm etti. Daha sonra papa VI. Pie bu cezayı ömür boyu hapse çevirdi…

    7 nisan 1791 de el ve ayakları zincirlenmiş tutuklu yüzünde kara bir peçe yere diz çökmüş giydiği hükmü dinliyordu. 20 haziran günü Saint Angre’deki zindanından çıkarılarak rahipler ortasında sırtında kara bir cübbe çıplak ayak elinde uzun bir mum santa mariaya kadar sürüklenmişti. Orada günahlarına tövbe edip kutsal kilisenden af dilemişti. Bu arada eşi Serafine de bir manastıra kapatıldı. Zavallı kadın 1794 yılında orada öldü. Kapatıldığı ceza evinde bir türlü rahat duramayan tutsağı nihayet korkunç bir zindan olan San Leo Sarnıcına götürüp kapatmışlardı. Cagliostro oradaki kötü şrtlara rağmen dayanıklı bünyesi sayesinde tam üç yıl yaşamış nihayet 1795 yılında ruhunu tanrıya teslim etmiştir.


    (Alıntı..)





  2. #2
    MichaeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2011
    Bulunduğu yer
    iZmiR
    Mesajlar
    263
    Konular
    11
    oKurken Daldım gittim Güzel Bir Paylaşım