Ruhçuluk araştırmaları, kendi araştırma yöntemleriyle insanın tekrar
doğduğunu, dünyada bir bedene defalarca bağlandığını ortaya koymuştur. Bu süreç öylesine sağlam kanıtlara sahiptir ki, biz tekrardoğuşun bir realite olduğunun insanlığın tümü tarafından yakın bir gelecekte bilineceği inancındayız. En eski devirlerden beri, en ilkel inançlardan, en gelişmiş dinlere kadar hepsinde, açık ya da kapalı ifadelerle tekrardoğuş inancını görebiliriz.
Çeşitli insan topluluklarındaki inançlardan ya da bazı kutsal metinlerdeki
tekrardoğuş bilgisinden söz ederken, onların birer kanıt olarak kabul
edilmesini düşünmüyoruz. Bu gerçek, bilimsel araştırmayla zaten ortaya
çıkarılmıştır ve çalışmlar derinlemesine sürdürülmektedir.
İnançların ve kutsal metinlerin içerdiği tekrardoğuş bilgisini, bir kanıt
olarak değil, sadece bir uyarıcı haber, belki bir tarih konusu olarak
incelemek ve karşılaştırmak mümkündür.
Eski Yunan ve Roma'da Babil'de Hindistan'da, Çin'de, Afrika ve Eski Amerika
halklarında, tekrardoğuş inancına rastlıyoruz.
Çinlilerde Tekrardoğuş
Taoizm, eski bir Çin dinidir. Taoizm’de insanların ruh sahibi oldukları inancı
vardır. Ölümden sonra üstün ruh (huen), yer altında bir bölge olan 'sarı
Kaynaklara iner. Burası bir cehennem değildir ama kasvetli bir yerdir. Ruh,
ayrılmış olduğu bedenin özlemini çeker. Çünkü ölerek ayrılmış olduğu maddesel
bir zarftan, örtüden tamamen sıyrılmış değildir.
Geri ruhlar cesedin gömüldüğü mezar etrafında dolaşırlar ya da bir zamanlar
yaşamış olduğu evle alakalanırlar. Bulundukları kötü vaziyet içinde,
yaşayanlara düşmandırlar; onlara kötülük yapmak isterler.
Taoizme göre ruh, bedenden ayrıldıktan sonra ebediyen 'sarı kaynaklar' da
kalmak; yaşayanların yanında yeni bir bedene sahip olmak ister. Taoizmde,
ferdi bir amaç olarak bedenli bir ölümsüzlük düşünülür. Burada ölümsüz kadın
ve erkeklerin varlığına kesin olarak inanılır. Bazı Taocuların ölümsüzleri
aramak ve böylece dünya dışı gerçek ve bilgeliğe erişebilmek için uzun
yolculuklar yaptıkları bilinir.
Ölümsüzler, tanrılar gibi öteki dünyada oturmazlar; belli adalar ve
sıradağlar onlara mesken hizmetini görür. Kentlerdeki insan kalabalığının
ortasında da ölümsüzlere rastlamak imkanı vardır.
Taocu inanışına göre, insan bedeninde, başlı başına bir varlık olarak az veya
çok bağımsız hayat sürdüren üç adi ve yedi üstün ruh yer almıştır. Gerçi bu
ruhlar ince dokulardan oluşmuşlardır ama cisimsiz değillerdir. İnsan
öldüğünde, bu on ruh dağılır. Gerçekteki kaderleri hakkında farklı görüşler
vardır. Ruhlar, ölümden sonra, kendi yaşayışlarını bedene bağlı olmaksızın
sürdürmeye devam ederler, fakat mutsuz durumda bulunurlar. Diğer bir inanca
göre de, ruhların dağılışı ölüme sebep olur. Yedi üstün ruhun her biri, daha
sonra özel bir kaderi yaşar.
Üstün ve şuurlu ruhlar, 'sarı kaynaklar ‘da beklerken, yaşayanlar arasında
yeniden yer alabilmek üzere, eski ölü bedenin yerine bir başkasını temin
etmeye çalışırlar. Böyle ruh ölümsüz değildir, çünkü bedene bağlanmak
istemektedir.
Bugün ki Teoistler, kendi dinlerine ait sihir ve büyü ayinlerini terk etmeden,
sonraki devirlerde Çin'e dahil olmuş bulunan Budizm ve diğer öğretilere
yönelmişlerdir. Çinlilerin çoğu, Hintlilerde olduğu gibi, bir tekrardoğuşa
inanırlar. Öldükten sonra bedeni terk eden ruh, dünyada sürdüğü hayatın
şekline göre karşılaşacağı ceza ya da mükafatı, dünya dışı bir alemde, kısa
veya uzun bir süre, azaplı ya da zevkli bir tarzda yaşadıktan sonra, yeni bir
bedenle dünyaya gelir.