4 Sayfadan 1. 123 ... SonSon
Toplam 32 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel

  1. #1
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561

    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel


    Cadılığın ne demek olduğunun ve temel prensiplerinin çok iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu yüzden her gün Cadılığın 13 prensibinin (Amerikan Cadılar Derneğinin koyduğu) bir tanesini buraya yazıp, kısaca açıklayacağım. Detaylı bilgileri isteyenler sitemizde bulabilir. Bunu yapma amacım hem bu prensipleri hatırlatmak hemde anlaşılmayan prensiplerin veya yeni arkadaşların daha iyi anlaması. Her gün bir prensibi açıkladıktan sonra, açıkladığım prensiple ilgili ek yapmak isteyen arkadaşlar yorum yapabilirler. Bunu biraz daha sohbet havasında, interaktif bir başlık gibi görebilirsiniz. Ve dediğim gibi uzatıp çok sıkmayacağım, bilgilerin detaylarını sitede arkadaşla bulabilir.

    Öncelikle Bu Prensipler ve Bu cemiyet Nedir?.

    The Council of American Witches yani Amerikalı Cadılar Konseyi olarak çevirebileceğimiz bu grup 73 seçkin cadının kurduğu bir cemiyettir. Bu grup 1974 yılında toplanarak wicca (& witch) inanışlarının prensiplerini ortaya koymuşlardır. Bu 13 prensip bir dayatma olmamakla birlikte Dünya'nın dört bir yanındaki cadılar ve wiccalar tarafından kabul görmüş ve hoş karşılanmıştır. Haliyle bu 13 prensip cadılığın ve doğal olarak wicca öğretisinin felsefesini özetler niteliktedir.

    Prensipler ve Yorum

    1. Biz, törenlerimizi, Ay’ın evreleri ve Mevsimsel Çeyrekler ve Kesişen Çeyrekler tarafından ortaya çıkarılan hayat güçlerinin doğal ritmi ile kendimizi bütünleştirmek üzere uygularız.

    Açıklama (Sirius); Doğa bizler için oldukça önemlidir, çünkü doğa evrenin ve insan ruhunun sırrını taşır. Bizler doğanın bir parçasıyız ve doğayla uyum içinde olmak zorundayız. Doğanın döngüleri aynı zamanda enerjisel döngülerdir ve bizler bu uyumu yaklamak durumundayız. İşte bu döngülere göre ritüel yaparak, enerjimizi doğanın enerjisiyle uyumlu hale getirir ve aynı zamanda bu döngülerdeki enerjilerden faydalanarak hayatlarımızı daha verimli hale getiririz. Bunlar hem enerjisel ritüelleri yani büyü uygulamalarnı hem de kutlamaları içerir.

    Biz doğanın döngülerini iki şekilde kabul eder ve iki sınıf altında kutlarız;

    1.Esbatlar; Ayın evrelerine göre belirlenir. Genel olarak moonlore denir. Cadılıkta iki tür esbattan bahsedilir. Birincisi ay takvimina göre 12 ayın dolunayına farklı isim verilir ve bu şekilde kutlanır. Kİ bunlar şöyledir;
    Ekim: Avcı Ay’ı
    Kasım: Ambar Ay’ı
    Aralık: Uzun gece Ay’ı
    Ocak: Kış Ay’ı
    Şubat: Kurt Ay’ı
    Mart: Kuzgun Ay’ı
    Nisan: Çayır Ay’ı
    Mayıs: Çiçek Ay’ı
    Haziran: Gül Ay’ı
    Temmuz: Geyik Ay’ı
    Ağustos: Balık Ay’ı
    Eylül: Hasat Ay’
    (Lakin bu aylar, ay takvimine göre hesaplandığında değişiklik gösterebilir)
    İKincisi ise ayın dolunay, karanlık ay, yeni ay, mavi ay, kırmızı ay, azalan ve büyüyen ay gibi döngülerini kapsar. İkincisi daha sık kutlanmaktadır.

    2.Sabbathlar; Bunlarda mevsimsel döngülere göre belirlenir. (Ekinokslar, gündönümleri ve doğanın değişimi) 8 sabbath vardır dördü ana sabbath (greater sabbaths) olarak sayılır ve en önemlileridir. Bunlar; Samhain, İmbolc, Beltane ve lughnassad. Ara sabbathlar (lesser sabbaths) ise ostara, midsummer, yule, mabon'dur.

    sirius





  2. #2
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561
    2. Zekâmızın bize, çevremiz ile ilgili eşsiz bir sorumluluk duygusu verdiğini kabul ederiz. Ekolojik dengenin sağlanması ve evrim kavramının da bilincinde olarak, doğa ile uyum içerisinde yaşamaya çalışırız.

    Açıklama (sirius); Doğa, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmemiz için bize akıl ve mantık bahşetmiştir. İşte bu akıl ve mantık çerçevesinde doğaya, dünyaya, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı idrak edebilir ve bilebiliriz. Hiçbir kimsenin bize dayatma yapmasına ihtiyacımız olmadan, bu sorumluluk duygusunu kucaklar ve Dünya'nın ve toplumun iyiliği için gerekli kurallara uyarız.

    Bu sorumluluk duygusu başta ekolojik dengeyi korumaktır. Ayrıca bu doğa ile uyumlu yaşamanın önemli bir kuralıdır. Evrimsel süreçte, bizler hem yapıcı hem yıkıcı özellikler kazandık. Doğayı ve ekolojik dengeyi bozabildiğimiz gibi, bu sistemi düzenleyebilecek ve şifalandırabilecek yeteneklerede sahibiz. İşte bu bize, doğanın çocukları olan cadılara çok önemli bir sorumluluk duygusu yükler. Evrimin hem fiziksel hem ruhsal olarak devam ettiğini biliriz, işte bu sürecide hızlandırmak için öte taraftan doğayla uyumlu olur ve uyumlu olmak için gerekli çalışmaları, ritüelleri, tutum ve davranışları gösteririz.

    Bunun en başında çevreyi kirletmemek ve doğadaki al-ver dengesini kurmak vardır. Doğadan herşeyi izin alarak alır (meyveyi, bitkiyi, hayvanı) ve karşılığında doğaya birşeyler veririz (tohum ekme, şükranlarını dile getirme). Bu da ormanın zenginleşmesini ve bizim doğayla uyumlu olmamıza olanak verir.

  3. #3
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561
    3. Gücün bir derinliği olduğunu kabul ederiz ve bu güç, ortalama bir insanın açık olarak bildiğinden çok daha fazla büyüktür. Çok daha fazla büyük olduğundan dolayı bazen doğaüstü diye isimlendirilse de, biz bunu, herkesin doğal potansiyelinin altında yatan bir güç olarak görürüz.

    Açıklama (sirius); Burada ki güç, ruhumuzdan akan ve büyü yapmamıza olanak veren güçtür, bu güç irademizle şekillendirdiğimiz ruhsal enerjidir ve bu evrende değişiklik yaratmamıza ve evreni çözmemize yarayan güçtür. Güç derin ve oldukça dikkat gerektirir. İşlevleri, evrensel yasaları ve bazı sırları bilmeden, gayri ciddi bir şekilde bu sanatla uğraşmak veya bu sanatı sadece kişisel gayeler için kullanmak, kişiye sadece yıkım getirir. Bu yolda tam bir adanmışlık, olgunluk ve bilgelikle gücü kullanmak en önemli sorumluluğumuzdur. Gücü bilgelikle kullanmayanlar, sadece kendi ruhlarına eziyet etmiş olurlar ve bunun bedelini bir şekilde –belki güçten mahrum kalarak- öderler.

    Bu gücün sınırı, sıradan insanların bildiğinden çok daha geniştir. Normal hayatını yaşayan kişilerin hayal güçleri dahi, bu gücün sınırı belirlemeye yetmez… İnsanlar bu yoğun gücün yarattığı eylemleri anlayamadığı için bu fenomenlere “doğaüstü” dese de, biz cadılar biliriz ki, bütün bu güç doğanın ta kendisinde mevcuttur ve doğa ile uyumludur. Ne doğanın üstündedir, ne doğanın altında tam olarak doğanın kendisinin bize bahşettiği bir güçtür. İşte bu yüzden doğa bu potansiyeli kayıtsız şartsız “herkese” (her insana) vermiştir, herkeste bu güç “potansiyel” olarak bulunmaktadır. Bu gücü kullanabilmek için kişilerin potansiyelden işlevsel hale getirmesi ve bu gücü yükseltip kullanmayı öğrenmesi gerekir.

    Bu hiç kimsenin bir diğerinden üstün olmadığının, özünde aynı potansiyellere sahip olduğunun prensibidir, ki bu yüzden biz cadılar kendimizi diğerlerinden üstün saymayız, kibre düşmeyiz, çünkü hepimiz aynı ruhsal öze sahibiz, işte tam bu yüzden kimsenin (hiçbir cadının) kendini üstün görme veya kendini –diğer insanlardan üstünlük anlamında- “seçilmiş” sanma-iddia etme hakkı yoktur. Farkında olmasak dahi seçimleri biz yaparız, yaptığımız seçimler bu dünya’da veya bu dünya’ya gelmeden önce yaptığımız seçimler olabilir. Farkında olsakta olmasakta, bu seçimleri kendimiz yaptığımız gerçeğini hiçbir zaman bilgeliği unutmayız ve bu bilgeliğin ışında tevazuyla yürürüz. Üstün insan yoktur sadece kendini ruhsal olarak geliştirmiş yani tekamül etmiş insan vardır.

  4. #4
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561
    4. Yaratıcı Gücün, evrendeki kutupları da ispatladığını kabul ederiz - eril ve dişi - ve tüm insanların, eril ile dişiler arasındaki karşılıklı etkileşimin altında da yatan aynı Yaratıcı Güç’tür. Bu iki kutbun birbirini desteklemesi gerektiğini bilerek, hiçbirini diğerinin üzerinde değerlendirmeyiz. Cinselliği, zevk ve hayatın şekillendirilmesi olarak değerlendirirz ve aynı zamanda enerji kaynaklarından biridir ve dinsel bir tapınmadır (kutsaldır).

    Açıklama (sirius); Yaratıcı dediğimiz Öz kendi içinde iki enerjisel kutup yaratmıştır. Bu eril ve dişil enerjiler yani Tanrı ve Tanrıça her şeyin yaratımında vardır. Haliyle ekol ne olursa olsun her tür cadılık ekolünde Tanrı ve Tanrıça’dan bahsedilir. Bu iki enerji ve form birbirini tamamlar. (Yin-Yang felsefesi bunu tanımlar) Yaratılışın her zerresinde Tanrı’yı yani eril enerjiyi ve Tanrıça’yı yeni dişil enerjiyi görebiliriz. Haliyle her insanında –cinsiyet gözetmeksizin- eril ve dişil enerjisi vardır. Doğayla uyumlu olmanın ve yükselişe geçmenini sırrı eril ve dişil enerjilerimizin dengeli hale gelmesinde yatar. Her cadı bu yüzden eril ve dişil enerjisini dengeli hale getirmelidir.

    İki enerji dünyevi anlamda zıtlaşsalar da, ruhsal anlamda birbirlerini tamamlar. Haliyle eril ve dişil enerji yani Tanrı ve tanrıça eşit sayılır ve birinin diğerinden üstünlüğü yoktur. Tabi ki iki enerjinin birbirinden farklılıkları vardır, eril enerji yaratıcı ve aktif enerjiyken, dişil enerji sürdürücü, değiştirip dönüştürücü ve pasif enerjidir. Bu yüzden sadece Tanrıça veya sadece Tanrı odaklı çalışmalar tercih etmeyiz. İkisi de oldukça önemlidir ve dengeli çalışma açısından önemlidir. (Lakin başlarda Tanrıça ile çalışılır sonra Tanrı ile çalışmalara devam edilirek dengelenir. Bu bir çok ekolde böyledir) Aynı şekilde cadılıkta ne kadının ne de erkeğin üstünlüğü vardır, her iki cinsiyetinde doğal içgüdülerinde farklılıklar olsa da, bu tamamlanmanın bir unsuru olarak görülür.

    Tanrı ve Tanrıçanın birleşmesini, enerjinin bütünleşmesini temsil ettiği için cadılıkta cinsellik kutsal sayılır. Bu, iki ruhun birleştiği ve öz kaynağa en çok yaklaştığı kutsal bir ritüeldir. Tek şartı iki ruh arasında güçlü bir sevgi bağı olması gerektiğidir. Tek tek tüm çakralar birbirine bağlanır, auralar birleşir ve ruhlar arasında çok güçlü bir iletişim doğar. Bu sinerji iki ruhu da kendi realitelerinin ötesine taşıyarak, bilinçleri özgür kılar. Tam anlamıyla "kutsal" bir ibadettir. İki ruh arasında sevgi bağı yoksa, bu sadece zevk unsurudur ve ruhsal boyutta çok ciddi zararlar verir. Çünkü bu aurasal birleşme sırasında arada çok ciddi bir negatif enerji alışverişi de söz konusu olur, eğer arada sevgi bağı varsa yani odak noktası kalp çakrasıysa (kök ve sakral çakranın yanı sıra), burada negatif enerji sevgi enerjisinin yoğun yayılımıyla dönüşür. O zaman kutsallık özelliği taşır hale gelir.

    Öte taraftan cinsellik bizi yaratan temel enerjidir bu yüzden çok güçlü bir “yaşam” enerjisi içerir. Özellikle bu enerji orgazm sırasında hat safhaya yükselir ve enerji hızlı bir şekilde çakralar arasından dolanarak, dışarıya akar. Bu sırada oluşan güçlü enerji akımından dolayı taç çakra ve kök çakra büyür ve taç çakra evrensel düzeye ulaşır ve bir tür aydınlanma deneyiminin prototipi yaşanır. Cinsellik sırasında çıkan bu enerji, hieros gamos gibi ritüellerin temelini oluşturur, lakin bu tür bir ritüelistik çalışma dışında bu, bizde ciddi bir ruhsal enerji kaybına da sebebiyet verir haliyle cinsellik konusunda aşırıya kaçmak enerjiyi ciddi anlamda düşürür. (Ki bu yüzden çok güçlü ritüeller öncesi inzivaya çekilinir ve cinsellikten uzak durulur) Haliyle yukarıda ki kutsal ögeler sadece sevgi enerjisine dayalı, “sağlıklı” bir ilişki için söz konusudur.

  5. #5
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561
    5. Hem iç hem de dış dünyaları, ya da psikolojik dünyaları kabul ederiz –ki bunlar bazen Ruhsal Dünya, Kollektif Bilinçdışı, iç dünyalar vb. olarak bilinir- ve bu iki boyutun birbiriyle etkileşimini, doğaüstü fenomenin ve sihirsel egzersizlerin bir temeli olarak görürüz. Bir boyutu diğerinden daha az önemsemeyiz, çünkü görürüz ki her ikisi de bizim tamamlanmamız için gereklidir.

    Açıklama (sirius); Bizler hem ruhsal dünyayı hemde fiziksel dünyayı eşit derecede önemseriz. Aynı zamanda ruhsal dünya için kullanılan diğer terimleri de reddetmeyiz. Fiziksel Dünya ve Ruhsal Dünya içe içedir ve yukarıda olan aşağıda olan yasası her daim geçerlidir. Bu yüzden büyü olgusu hem ruhsal hemde fiziksel dünya ile alakalıdır. Mesela sarımsak bitkisinin antimikrobiyal etkisi vardır ve aynı zamanda kötü varlıkları defetme ve korunma büyülerinde kullanılır. Yani bitkinin hem fiziksel hemde ruhsal işlevi aynıdır veya benzerdir. İşte bu yüzden biz bilirz ki her şeyin bir de ruhsal yansıması vardır.

    Öte taraftan tekamül etmemiz yani ruhsal gelişimimiz için hayatı sonuna kadar deneyimlemiz gerekir. Bu yüzden büyü pratikleri ve spiritüel yaşamın yanı sıra, dünyevi işleride aynı ciddiyetle önemser iki dünya arasında ki dengeyi sağlarız. Hayatın keyfini çıkardığımız gibi, ruhsal dünyanın bilgeliğindende yararlanırız. Bu denge hali iç huzurumuzu yakalamamıza olanak verir ve ruhsal gelişimin en önemli kaidesidir.

  6. #6
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561
    6. Hiçbir otoriter hiyerarşiyi kabul etmeyiz ancak öğretenleri onurlandırır, daha fazla olan bilgilerini ve ilimlerini paylaşanlara saygı duyar ve kendilerini cesaretle öğretmenliğe adayanlara da şükran duyarız.

    Açıklama (sirius);
    Cadılıkta, hiçbir hiyerarşik düzen yoktur, rahiplik ve başrahiplik sistemi dahi, bir otoriter sistem değil, gelişimin derecelendirilmesi. Bunda dahi herkes eşittir, bir üstünlük söz konusu edilmez lakin öğretmek misyonunu yüklenen tüm bilgeleri onurlandırır ve şükran duyarız. Şahısları tabulaştırmayı doğru bulmayız. Haliyle tek bir kişiyi her ruhtan üstün tutmak bizim için otoriter bir hiyerarşi demektir, ki bu da doğru değildir.

    Bu sebepten tek bir kişi hiçbir zaman mutlak otorite değildir cadılıkta, aynı şekilde tek bir kişinin felsefesine veya şahsına tapınma yoktur veya tek bir kişiye bağlı üstünlük, düşüklük gibi bir sınıflandırma söz konusu değildir. Zira her ruh özünde eşittir ve ruhsal olarak gelişmiş olan ruhlar, ruhsal olarak gelişmekte olan ruhları gözetmek durumundadır. Onların bilgeliğine cadılıkta büyük saygı ve şükran duyulur. Çünkü onlar zorlu yollardan geçerek öğrendikleri bilgelikleri, bize anlatmayı görev edinmişlerdir ve bu emek-cesaret isteyen bir olgudur. Şahıs olarak üstat olmayıpta, geldiği seviyeye kadar bize bilgisini öğreten öğretmenlere de aynı saygıyı duyarız.

    Üstatlara gelirsek, cadılıkta bütün yükselmiş üstatları ve bilgeleri öğretmenler olarak kabul ederiz. Diğer dinler veya kültürler bu öğretmenlere, yükselmiş üstat, peygamber, ermiş, derviş, magus gibi farklı isimler vermiş olabilirler. Bizim için önemli olan, onlarında vakti zamanında bir insan ve ruh olduğu ve hızlı bir şekilde tekamüllerini tamamlayarak, insanoğluna öğretmen yani vazifeli olarak gelmiş olmasıdır. Hangi dinin ekolüne ait olduklarını gözetmeksizin, hepsinin sözleri ve deyişleri de bizim için önemlidir ve saygı duyarız. Gerektiğinde onlarında bilgeliğinden yararlanarak yolumuza devam ederiz.

  7. #7
    enkii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2011
    Mesajlar
    11
    Konular
    0
    ellerine sağlık

  8. #8
    Qetesh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2010
    Mesajlar
    1.056
    Konular
    36
    Ellerine sağlık çok yararlı olmuş

  9. #9
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561
    7. Dini, sihiri ve bilgeligi, bir kişinin dünyayı nasıl gördüğü ve bu dünyada Cadı olarak nasıl yaşadığı olarak görürüz. –ki Cadılık, bir dünya görüş ve hayat felsefesi olarak tanımladığımız şeydir-

    Açıklama (sirius); Bizim için kişinin inancı ve büyüyü kullanma şekli, hayat felsefesi ile alakalıdır. Aynı zamanda her cadının kendine ait inancı ve seçtiği bir öğretisi vardır. İnancı, büyüyü kullanma şekli o cadının dünya felsefesini yansıtır. Bu yüzden bütün cadıların aynı öğretiye sahip olduğunu söylememiz pek mümkün değildir. Her cadı farklı inançtan ve farklı büyü pratiklerinden, ekolden yürüyebili, ki cadılığında çeşitleri vardır bu yüzden. Bu gittiği ekol ve öğreti cadının hayatı nasıl gördüğüyle alakalıdır. Mesela bitki cadılığı, büyüyü bitkiler üzerinden kullanmayı seçerken, voodoo kültüyle ilerleyen bir cadı biraz daha karanlık bir yol seçebilir... Bu tamamen kişinin ruhunu ve kendi benliğini keşfetmesi ve kendisi için en doğru ekolü-hayat felsefesini bulmasıyla alakalıdır. Haliyle biz cadılığı bir “inanç topluluğu” veya bir “din” olarak değil, bir “yol” ve “hayat felsefesi” olarak tanımlarız. O yüzdendir ki, bir cadı her dinden olabilir deriz (teorikte).

    Cadılığın yolunda her cadının gayesi ortaktır; doğayı ve büyünü gizemlerini keşfederek ruhun sırlarına erişmek ve ilahi bir bilgeliğe ulaşmaktır. Lakin bu ortak yolun çeşitli dalları ve farklı öğretileri-pratikleri vardır. Burada her cadı bir diğer cadının öğretisine saygı duyar.

    Başlangıçta her cadı temel bilgeliği, yasaları ve temel sihir bilgisini öğrenir -öğrenmek zorundadır-. Mesela her cadı ekolünün, muhakkak bir altar kültürü vardır ve mutlaka altar kullanılır, aynı şekilde büyüler görünürde değişse de, temel işleyiş prensipleri aynıdır. Öyleyse her cadı başlangıçta temel bilgileri ve temel cadılık deneyimlerine sahip olmalıdır. Mesela altarını kurmak zorundadır ve altarın nasıl kurulduğunu bilmelidir. Altar dışında, elementlerin invokasyonunu, bitkilerin kullanımını, tütsü-yağ-mum yapımını, en az bir kehanet aracına sahip olmayı (ne olduğu önemli değil), şifa yöntemlerini, iksir bilgisini, defetme ve korunma çalışmalarını ve bunlar gibi temel cadılık bilgisine sahip olmak zorundadır. cadı, kehanet yolunda yürümese de, muhakkak bu yolda kehanet yöntemlerine başvurmak "zorunda" kalacağı için en azından bir yöntemi öğrenmeli (ve diğer yöntemler hakkında bilgi sahibi olması) gerekmektedir. Veya cadı, bitki cadısı (hedgewitch) olmayacaksa bile, sık sık büyülerde bitkiyi zaten kullanmak zorunda kalacaktır. Öyleyse cadılık öğretisi ve ekolü ne kadar değişse de, cadılık yolunun başlangıcındaki temel bilgiler aynıdır ve bu konularda deneyim sahibi olunmalıdır.

    Zaten ilerledikçe cadı, kendisine has, kendini ait hissettiği inancı ve öğretiyi bulacak, cadılığın o dalında veya dallarında zamanla uzmanlaşacaktır.

  10. #10
    Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması-Yorumu - Güncel sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.420
    Konular
    561
    8. Birine cadı demek, cadı olmak demek değildir, ancak bu kalıtsalda değildir, ünvanları, dereceleri ve kabul törenlerini vb. de içermez. Bir cadı bilgece yaşamak, iyi olmak ve başkalarına zarar vermeden Doğa ile uyum içinde yaşamayı sağlamak için içindeki güçleri kontrol etmeye çalışır.

    Açıklama (sirius); Bu en önemli prensiplerden biridir. Bize göre, cadılıkı birinin size veya kendi kendinize verdiğiniz bir unvan veya etiket değildir, ayrıca bu cadılık meselesi kalıtsalda değildir, yani soyunuzda cadı olması da gerekmez.

    Bir cadının üzerinde “cadı” kelimesinin etiketi dahi olmak zorunda değildir. Anadolu cadılığında ocaklı sistemi vardır ve analardan bahsedilir. BU anaların hiçbiri kendilerine “cadı” demez çünkü bu kelimenin kullanımı yoktur, ama biz biliriz ki onlar Anadolu cadılarıdır. Veya okuma yazması olmayan ama bir ormanda yaşayan ve bitkilerle uğraşan bir şifacı kadın veya adam kendisine bir isim takmaz lakin yaşam tarzı cadılıktır ve o da bir “cadıdır”. Yani cadılık dediğimiz şey bir etiket ve tanımlamalar bütünü değildir. Sadece içindeki gücü keşfederek bilgeliğe doğanın izinde gidilen bir yoldur.
    Cadı olmak demek, içindeki gücü ve büyüyü evrensel bilgeliğe uygun şekilde kullanmayı öğrenmek, doğayla uyumlu olmak ve bilgece yaşayıp bilgeliğe doğru ilerlemek demektir. İşte bu eylemler sizi “cadı” yapar.

    Eğer siz bu koşulları sağlamazsanız, hiçbir kişi gelip sizi cadı ilan edemez. Haliyle öncelikle sizin kendinizi bu yola adayıp bu bilgeliklere ve erdemlere ulaşmanız gerekir. Geri kalan her tür düzenleme (seromoniler, kabul törenleri, dereceler, adanma ritüeli vb..) daha sistematik bir öğreti olması için yapılmıştır. Aynı şekilde adanma ritüeli yapmanız dahi size bir anda cadı ünvani getirmez. Bu ancak içten gelen bir dürtüdür, bu doğanın çağrısına cevap vermek ve bu yolda ilerlemek demektir. O yüzden kimsenin sizi cadı yapmasını beklemeyin veya kendi kendinize cadı demeniz –yada bir başkasının sizi cadı olarak tanımlaması- sizi cadı yapmak için yeterli değildir, her şey içinizdeki bu yola olan istek ve çabayla başlar ve bu istek içgüdüsel olarak gelişir, hayatımızın içine entegre olmuş durumdadır. Cadı olmak demek, bu etikete takılıp kalmak demek değil, aktif olarak doğayla uyumlu olma eylemini ve bu yolun tüm gerekliliklerini yaşamak demektir.


4 Sayfadan 1. 123 ... SonSon