Sadece Tek Bir Gün Değil!
21 Aralık 2012’de, Güneş’in Oğlak burcuna giriş anına yönelik astroloji haritasında, doğal afetler ve muhtemel savaşlar gibi risklerin yanı sıra, insanoğlunu bilinç değişimi, ruhsal aydınlanma ve uyanışa yöneltmek için uygun gezegen konumları ve açı kalıpları bulunuyor. Bu yüzden bu haritayı çok özel bulduğumu söylemeliyim. Haritada, en çok dikkat çeken konfigürasyonlardan biri Yod açı kalıbıdır. Bu da bu haritanın spiritüel yanını vurgular. “Tanrı’nın Parmağı” olarak da bilinen Yod denilince ilk akla gelen şey “Kadersel” temalardır. Yod, özel bir alın yazgısını gösterir. Seçim yapmanın zor olduğu bir durumda kalındığını, çok önemli bir yol ayrımına gelindiğini, kıstırılmış olmayı gösterir. Yod’un odak noktasında duran gezegen “Tanrı’nın parmağı” olarak adlandırılır. Bu gezegen Astroloji’de inançlarımızın ve hayata bakışımızın temsilci gezegeni Jüpiter’dir ve haritada İkizler burcunda bulunmaktadır. Bu şartlarda en büyük baskı hayata bakışımız, inançlarımız ve bilgi kaynaklarımız üzerinde olacaktır. Bu zorlayıcı açı kalıbının çıkış noktasında bulunan ve haritadaki açı kalıbını BOOMERANG açı kalıbına çeviren Venüs gezegeni, stres ve gerginliklerin çözümü hakkında bilgi sunmaktadır. 2012 stresinin çözümü Venüs ile temsil edilen SEVGİ’dir. Ayrıca, haritada aydınlanma ve uyanma gibi kavramlarla ilişkilendirilen Büyük Uyandırıcı olarak tanımladığım Uranüs gezegeni, Satürn-Neptün-Plüton ve Güneş’in orta noktasındadır. Uranüs Kova burcunun yöneticisidir ve Kova Çağı’na geçişte başrol oynamaktadır.21 Aralık 2012 tarihini çok önemli bir psikolojik etken olarak da görmekle birlikte, Mayalarla ilgili sözlü, yazılı ve ortaya çıkarılmış tarih ışığında onların 2012 süreci ile tek bir günü değil, bu tarih çevresindeki geniş bir süreyi kast ettiklerini düşünüyorum. Çoğu astronom 1998/99 kış soltistinde güneş ve galaktik ekvator arasında çok yakın bir kavuşum yaşandığını belirttiğini bildirmektedirler. Güneşin eninin yarım derece olması nedeni ile ekvator çevresindeki tüm güneş diskini kat etmesi toplam 36 yıl alacaktır.Bu da bize orta noktası 1998-99 yılları olan 1980-2016 yılları arasındaki sürenin önemli olabileceğini gösterir. Bu tarih aralığının son fazına gelmekteyiz ve yukarıda da belirttiğimiz gibi, 2010-2016 yılları arasındaki tarihlerin çok önem taşımakta olduğu, bu dönemde etkin olacak gezegen geçişlerinden ve kombinasyonlarından da anlaşılmaktadır…
2012’de Dünya Sona Ermeyecek!21 Aralık 2012 tarihinde Dünya’nın sona ereceğini düşünmüyorum. Etkin ve çok sayıda doğal afetler değişimin önemli bir parçası. Ama asıl değişim, bütün bunları değerlendirecek insan bilincinde olacak.Birçok insan, gezegenimizde yaşanacak büyük değişimler ve kitlelerin imhası ile 2012 yılında dünyanın sonunun geleceğine inanıyor. Bizler, dinsel öğretilerden bu” “Kıyamet” günü olarak öğrendik. Her şeyin doğrusunu Allah bilir pek tabii ki, ama bu anlamdaki bir senaryoyla karşı karşıya olduğumuzu hiç sanmıyorum. Ama, burada “Kıyamet” kelimesini bazılarının dediği gibi “Uyanış” anlamında kullanıyorsak, buna katılabilirim. 2012 yılı ile ilgili kehanetlerin asıl anlamı, insanlığın evrim sürecinde, büyük bir “Uyanış” yani sıçrayış göstereceğidir.İster inansın, ister inanmasın, dünya üzerinde pek çok kişinin merakla beklediği bu tarih, insanlığın evriminde çok önemli bir geçişe olanak verebilir. Bu her birimiz için daha büyük bir bütünün parçası olma şansını sunan ve gezegenimizin gelişim sürecinde yeni bir “çıkış kapısı” açan bir fırsat olabilir. Neden olmasın? Eğer bir dönemin sonundaysak, büyüme, gelişme, daha derin bir anlayış ve vizyon dahilinde bir dönüşüm yaşama fırsatına sahip olduğumuzu bilmeliyiz. Bu kadar çok insanın bilinçli bir şekilde zihnini olumlu gelişmelere odakladığını düşünsenize! Bu tarihten korkup endişelenmek yerine, tam tersine onu kullanabiliriz. Dünyaya birbirimizin gözlerinden bakmamızın ve hep birlikte uyumlu bir ütopya yaratmanın tam zamanıdır!Evet, oldukça zorlu zamanlardan geçmekteyiz. Evet, güneş aktivitelerinin de etkin olacağı beklenen bu zorlu süreçte büyük çaplı doğal felaketlerle, finansal depresyonlarla, siyasi çalkantılarla karşı karşıya kalabiliriz. Ama eğer insanoğlu bilincini doğru odaklar, gerçekte kim olduğunun ve yaşamını yönlendirme konusunda üzerine düşen sorumluluğun farkına varır, kendinde ve çevresinde gerekli düzeltmeleri yaparsa, gökyüzünde gezegenlerin sert açısal dizilimlerde bulunması neticesinde kriz yaratacak olaylar yaşanılması riski kaçınılmaz olmaktan çıkabilir. Eğer insanlar bir an önce yanlış yönde olduklarını fark eder ve daha iyi yönde değişim gösterirlerse, dünya da bunu takip edecektir. Belki de bu süreçte sorumluluğumuzun farkına varırsak, bilinçli bir şekilde bir şeyleri değiştirmeye çalışırsak, bu değişim dünyanın enerji matrisi üzerinde olumsuz etkileri azaltabilir, hatta olumlu etkiler yaratabiliriz. Modern astrolojide çok güzel bir betimleme vardır: “Karakterimiz kaderimizdir. Karakterimizi değiştirebilirsek, kaderimizi değiştirebiliriz.” Bilinçli düşüncelerimizle etrafımızdaki ve içimizdeki dünyayı etkileme gücümüzü arttırabilme kapasitesine sahibiz. Şunu unutmayalım: Biz değişmezsek, hiç birşey değişmeyecek!”.
Bir Amaç İçin Bir Araya GelmeAraştırmacı Astrolog Bruce Scofield’e göre Mayalar 21 Aralık 2012’de gireceğimiz periyodu “Bir amaç için bir araya gelme dönemi” olarak nitelendirmişlerdir. Belki de 2012 yılında, kültürler ve görüşler arası ayrılıklar nedeniyle, birbiriyle rekabet ve çatışma içerisinde olan insanoğlunun, yaşamsal bir amaç için bir araya getirecek odak noktasında, yıkıcı ve sert etkilerle ortaya çıkacak olaylar yatıyordur. “Dünyanın Durduğu Gün” filminde sık vurgulandığı gibi, insanlık uçurumun kıyısına gelmedikçe değişmeye gönüllü olmamaktadır. 2012-2016 geçişinde etkin olacak Uranüs-Plüton karesi, bizi uçurumun kıyısında dolaştıracak olaylar yaşayacağımız, riskli zamanlarda olacağımızı gösteriyor. Bu, halihazırda yaşamakta olduğumuz doğal felaketleri de kapsamaktadır.Bu insanoğlunun tekamül sürecinin bir parçasıdır. Dünya üzerinde gerçekleşen birtakım doğa olayları ve değişimler, gezegenimizin yaratılışından bu yana devam etmektedir. Bu geçiş döneminde de, yıkıcı doğa olayları yaşanacaktır. Sosyal kaos ve savaşlar da, bu değişim ve geçiş döneminin ortaya çıkaracağı etkenlerdir. Alıştığımız düzenimizde ekonomik ve fiziksel değişimler oluşması şüphesiz bizleri zorlayacaktır. Bu değişimler, değişimlerin ne kadar sert veya ılımlı yaşanacağı, bizim eylemlerimiz ve yaklaşımlarımızla da ilgilidir.Değişimin tamamlanması için fedakarlıklar yapmamız gerekecektir. Materyalist düzenin değişmesi gerektiği, apaçık ortadadır. Bu değişim gerçekleşirken, dünyamız üzerinde nasıl yaşadığımızı, kaynaklarımızı nasıl kullandığımızı da gerçekçi bir biçimde gözden geçirmemiz, İlahi Düzen’in farkına varmamız, kendimize çeki düzen vermemiz gerekecektir. Aksine davranmamız, kaosu, krizi ve yıkımı da beraberinde getirecektir. Daha barışçıl ve sürdürülebilir bir yaşama kendimizi açmalı; sevgi, saygı, hoşgörü, paylaşma, şükretme ve merhamet gibi kavramların ulviyeti içerisinde bütünleşmeyi başarmalıyız. Artık aldırmazlığı ve bencilliği bir kenara bırakmamızın, kolektif bilincin gerçek gücünü ortaya koymamızın, birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmemizin zamanı gelmiştir. Bunu derhal yapmaya başlamamız gerekiyor. Sadece 2012 yılına odaklanmak yerine, şimdiye, içinde bulunduğumuz şu ana odaklanmalıyız…KaynaklarDr. Buryl Payne, Planetary Influences, Ağustos 2010Dr. Dieter Broers, (Re) Evelution 2012, ScorpioDr. Percy Seymour, The Scientifik Basis of Astrogy, St Martin’s Press, 1992Harlan True Stetson Ph.D., Sunspots in Action, The Ronald Press CompanyLCdr. David Wiliams, Financial Astrology, AFA, 2004Michel Gouquelin, The Cosmic Clocks, Granada Publishing Ltd., 1973Mitch Battros & Tony Stubbs, Solar Rain, Earth Changes Pres, 2005Öner Döşer, Büyük Uyanış 2012, Doğan Egmont Yayıncılık, Haziran 2010Rex E. Bills, The Rulership Boook, American Federation of Astrologers Inc., 2001
EKLER
Mayalar Hakkında: Astronomi uzmanı olarak tanımlanan Mayalar, günümüze kadarki bütün Güneş ve Ay tutulmalarını, Dünyanın dönüş hızındaki değişimleri kaydetmişlerdi. Venüs’ün hareketlerini izlemişler, binlerce yıl süregelen takvimlerinin temelini oluşturmuşlardır. Venüs’ün yaklaşık 584 günlük devrindeki hareketlerini izlemek için oluşturmuşlardı (Venüs tablosu). Ayrıca eklipsleri hesaplamak için “Ay tablosu” oluşturmuşlardı. Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter gezegenlerini ve Süreyya Takımyıldızı’nı (Ülker ya da Pleiades), Güneş ve Ay’ın hareketlerini izlemişler, günümüze kadarki tutulmaları doğru şekilde tahmin etmişlerdir. Günümüzde cebir kullanıyoruz; ama Mayalar böyle yapmamış, gelecek hakkında çıkarımlar yapmak için gözlemsel astronomi ve referans tablolar kullanmışlardır. Mayalar takvimlerini geleceğe yönelik öngörülerde bulunmak için de kaydediyorlardı.21 Aralık 2012 Tarihini Nereden Bulduğumuz Hakkında: 21 Aralık 2012 tarihine ulaşmak için bir “başlangıç tarihi”ne ihtiyaç vardır. Araştırmacılar neredeyse bir asırdır Uzun Döngü’nün başlangıç tarihini netleştirmeye çalışmaktadırlar. Arkeologlar, antropologlar ve arkeoastronomlar 1970’lerde ve 1980’lerde bu konuda önemli mesafeler kaydetmişlerdir. Karbon 4 yöntemi yardımıyla yaptıkları hesaplamalar sonucunda Uzun Sayım’ın başlangıç tarihini MÖ 11 Ağustos 3114 olarak saptamışlardır. GMT olarak bilinen Goodman-Martinez-Thompson korelasyonuna göre Uzun Döngü’nün başlangıcı için Jülyen gününe göre 584,283’tür. Bu korelasyon eski taş kitabelerde, tarihi kayıtlarda, astronomik verilerde ve Guatemala’daki en muhafazakar Mayalar arasındaki sözlü geleneklerde desteklenmektedir. Günümüzde de araştırmacıların hemen hemen hepsi 584,283 numaralı Jülyen günü, yani MÖ 11 Ağustos 3114 tarihinin Uzun Döngü’nün başlangıç tarihi olduğunda hemfikirdir. Bu tarihin üzerine 5125,36 güneş yılı ilave edilmiş, böylelikle uzun sayımın bitiş tarihi ise MS 21 Aralık 2012 olarak saptanmıştır.
Karanlık Oyuk Hakkında: 2012’ye özgü olacak asıl önemli durum, güneşin Galaktik Ekvator boyunca uzanan Karanlık Oyuğun bir kenarına neredeyse değdiğinin görünecek olmasıdır. Burası Maya evren biliminde en çok ruhsal yeniden doğuş mitolojileri ile ilişkilendirildiğinden, önemli sayılan gece göğü bölümüdür. Mayaların evrenbilim ve mitolojileri, güneş sistemimizin, üzerinde hareket ettiği elips yörüngesinde Samanyolu galaksimizin merkezine bir yaklaşıp, bir uzaklaştığını biliyor olduklarını göstermektedir. Mayalara göre bu çevrim gökyüzünü, karanlığın hakim olduğu gece göğü ve aydınlığın hakim olduğu gündüz göğü olmak üzere iki yarıya ayırmaktaydı. Her gündüz yaklaşık 13.000 yıl ve her gece yaklaşık 13.000 yıl sürüyordu. Mayaların bu görüşüne göre biz şu anda karanlık kısmı tamamlayıp, 21 Aralık 2012’de yaşanacak yeniden doğuşla birlikte, aydınlık kısma geçmek üzereyiz. Kısacası Maya takvimiyle örtüştüğü öne sürülen galaktik dizilim, güneş sisteminin uzayda öngörülebilir bir döngüde hareket ettiğine ve Mayaların da bunu bildiğine dayandırılmaktadır.
Galaktik Merkez Hakkında: Olaya Astrolojik olarak bakıldığında, Galaktik Merkez içinde bulunduğumuz dönemde yaklaşık 27 derece Yay burcundadır ve Güneş’in kış soltistinde bulunacağı 0 derece Oğlak burcundan sadece 3 derece uzaktadır. Astrolojik olarak değerlendirildiğinde, 3 derece uzaklık kavuşum toleransındadır ve bu toleransta bulunan gök cisimleri kavuşum yapıyor olarak kabul edilirler. Bu yakınlık yıllar geçtikçe giderek artacaktır. Galaktik Merkez 2000 yılında 26 derece 52 dakika Yay burcunda idi ve 2025 yılında 27 derece 13 dakika Yay burcunda olacak. Galaktik Merkez ile tam kavuşum 2200 yılı civarına denk gelmektedir.
Öner Döşer