Büyü( Üstad Bülent KISA)
"Büyü" kelimesinin kendisi bile büyülü ya da sihirli bir kelimedir. Bu kelime inansın veya inanmasın hemen hemen herkesin ilgisini çeker. Üzerinde ne kadar konuşulmuş olursa olsun büyü konusu daima yeni ve ilginç bir konudur. Her insan büyüden farklı bir şey anlar. Bir çok kimse tarafından yalanlanmaya, varlığı inkar edilmeye, çürütülmeye çalışılmış olmasına rağmen bir büyü ve büyücü kavramı tarihin, en eski dönemlerinden beri var olmuş ve daha sonraki dönemlerde de
var olmaya devam edecektir. Her insanın büyüden anladığı şeyin farklı olması gibi büyüden elde etmek istediği de farklıdır. Herşeyden önce o, ilk bakışta kolay bir yol gibi görünür. İnsanlar gerek Türkiye'de gerekse dünyanın herhangi bir yerinde bu konuda yeterince bilgi sahibi olmadıklarından genellikle bir iki garip söz söylemenin, anlaşılmaz bazı çizimleri hazırlamanın ve bir iki garip işaret yapmanın hemen hemen her şeyi halledeceğine inanırlar. Onun aslında ne kadar kolay fakat bir yandan da ne kadar zor birşey olduğunu ise ancak gerçekten uğraş veren kimseler bilebilirler. Aşağıdaki yazı boyunca büyüyü yer yer "Sıradan Büyü" ve "Yüksek Büyü" şeklinde ayıracağız. Burada şunu belirtelim, Halkın büyüden anladığı ve beklediği sadece "Sıradan büyü" uygulamaları ile yapılabilen ya da yapılacağı umut edilen şeylerdir. [COLOR="rgb(0, 255, 255)"]Bu açıdan bakınca büyüyü şöyle tarif edebiliriz; "Büyü, kişilerde ve olacak olan olaylarda isteğe uygun değişiklikler yapma bilim ve sanatıdır". Bu tamamen sıradan büyü anlayışıdır. Bizim büyüden anladığımız ise kişinin kendi tekamülü ve büyümesidir. Büyüyü bir gelişme aracı olarak kullanmaktır. Bu açıdan bakınca da büyü ile yapılabilecek olan şeyler için şöyle dememiz gerekirdi; "Kişi bir insan veya bir olayı değiştirirse bu onun kendi gücünü gösterir. Kişi şayet kendisini değiştirebilirse bu büyünün gücünü gösterir".
Büyü için gereken güç her insanda vardır. Gerçek bir büyü uygalaması için insanın kendi gücünden başka bir güce ihtiyacı da yoktur. Sanılanın aksine öyle cinlerle, şeytanlarla işbirliğine girmek de gerekli değildir. Yurdumuzda çok yaygın bir şarlatanlık yolu olan bu cinlerle işbirliği konusunu şöyle düşünmemiz gerekir. Bir insan mesela cin dediğimiz türden bir varlıkla iletişime girmişse, O varlığa birşeyler yaptırabilmesi için ondan güçlü olması ve onu zorlaması gerekir. O zaman da, o varlığa ihtiyacı yoktur. Kendisi daha güçlü olduğuna göre istenen işi kendi gücüyle daha iyi yapabilir. Yok şayet varlık ondan güçlü ise ve onun yapamadığı şeyleri yapabiliyorsa o zaman da varlık onu dinlemez, hatta kendisini kullanmaya kalktığı için kızıp en azından kötü şekilde canını yakar. Bütün bunları konunun ne kadar saçma olduğunu vurgulamak için yazıyoruz, yoksa burada ne cinlerle irtibat kurmayı ne anlaşılan anlamda Sıradan Büyücülüğü desteklemeyi veya izah etmeyi düşünmüyoruz. Evet yukarda da belirtildiği gibi büyü için gereken güç ve enerji her insanda vardır. Her insan büyüden beklenen her işi başarabilir. Bu konuda çalışmalara başlayan birisi sebaatla çalışmalarına devam ettiği takdirde iki yıl başarısız olsa da, üçüncü yıl mutlaka başarılı olmaya başlar. Örnek olarak her insan dövüşebilir. Kadın erkek herkes boks yapabilir. En zayıf insan bile gerekli kurallara uyarak üç yıl antrenman yaparsa sonunda iyi kötü, bir boks maçına çıkacak hale gelebilir. Büyü de böyledir. Fakat bununla beraber büyücüler arasında da bazı seviye farkları vardır. Bunu da şu şekilde açıklamamız mümkündür. Her insan şarkı söyleyebilir. Hatta her insan konservatuara giderek müzik öğrenebilir, beste yapabilir. Müzik profösörü olabilir fakat ünlü bir şarkıcı veya besteci olmak için doğuştan gelen bir kabiliyet ve güzel bir ses, ayrıca bir de büyük şans gerekir. Büyü de böyledir. Kişinin ne olduğu ve nereye kadar ulaşabileceği sadece uzun çalışma dönemlerinden sonra ortaya çıkabilir. Gene de ne kadar dışta kalırsa kalsın
sonunda her insan az çok büyü yapmayı başarabilir. Bunun için istemek ve isteğini canlı tutumayı bilmek yeterlidir.
Büyünün "Sıradan Büyü" şekli çok bilinir de, "Yüksek Büyü" şekli Yurdumuzda hiç bilinmez. Buradaki gayemiz Yüksek Büyü eğitimi yapmak, öğrenmek ve öğrenmeyi hak eden varsa öğretmektir. Gene de halk arasında çok yaygın olan bazı düşüncelere ve bir büyücünün karşılaştığı sorulara temas etmeden geçmemiz doğru olmaz.
Her nedense büyü daima ahlak ve insanlık dışı görülmüş ve daima tenkid edilip, kötülenmiş, günah kabul edilmiştir. Birşeyi büyü yoluyla elde etmek aşağılık bir şey olarak görülmüştür. Bununla beraber ne komiktir ki, bunları düşünen veya söyleyenler kendi ihtiyaçları olduğu zaman veya ellerine bir güç geçtiği anda tereddüt etmeden büyüye baş vururlar. Büyüyü bu şekilde en fazla mahkum edenler daha ziyade büyüye inanmayan ve ondan bir menfaat elde edemeyeceğini düşünenlerdir. Bir de, bilmedikleri için kendilerinin asla başaramayacaklarına inanan ve bunu başkalarına itiraf etmeyenler var ki, onların ayrıca üzerinde duracağız. Şimdilik şu soruyu soralım; büyü neden kötüdür? "Başka bir insanın hayatını değiştirmek, kaderi ile oynamak, birşeyi ahlak dışı yollardan elde etmek. Kendini Tanrı yerine koymak.
Tanrı'nın uygun gördüğü kaderi değiştirmek.........". Tamam o zaman bir de şunu düşünelim. Bir gangster, ünlü çete reislerinden biri, silahını çekip istediği işin olması için karşısındakini tehdit eder. İstediği kadını gerekirse silah zoruyla alır. Hatta o kadın başka bir erkekle beraberse ve kendisi de çok istiyorsa erkeği ya korkutup kaçırır veya adamlarına vurdurur ve sonunda kadını alır. Bu durumda birkaç kişi bunun haydutluk olduğunu söylese de halk arasında “Amma delikanlı imiş” diye takdirle bahsedilir. Gençler ona özenirler. Saygınlığı vardır. Bir politikacı siyasi etkinliğini kullanarak istediği işlerin olması için baskı yapar. Zengin bir iş adamı devlet kadamelerine rüşvet yedirerek istediği ihaleyi alır, istediği kararı çıkartır. İstediği kadınsa paraya boğar ve sonunda istediğini alır. Hatta mesela sizin kalp, böbrek gibi bir organınız önemli bir zengine lazımsa ve sizin organınızın ona uyumlu olduğu biliniyorsa ya parayla alınır veya vermek istemezseniz birgün başınıza bir kaza gelir ve organınız gene alınır. İş hayatında bir bakarsınız ki, genç ve güzelce bir kadın hiç bir kabiliyeti olmadan hatta aptalın biri olarak, durmadan terfi eder, yüksek maaşlar alır. Bunu da sadece kasıkları hizasındaki etekleri ile başarır. Birkaç kişi ki, o da kıskançlıktan ona hafifmeşrep dese de sonuçta kazanan odur. Elindeki silahı yani dişiliğini kullanmaktadır. Bütün bu vasıtalarla elde edilen durumlar kıskançlık ve beğeni çeker.
Açıkça fahişe olduğu bilinen bir kadın televizyon kanallarında programlar yapar, paralar kazanır ama kimse ona fahişe veya ahlaksız diyemez. Zaten kanunlar bunu önler. Zamanla o kadın övülen ve beğenilen birisi olur. Genç kızlar ona özenerek büyürler. Bunların kötü olduğunu toplum içinde söylemek de hoş karşılanmaz.
Pekiyi. Bütün bunlara sadece kendisi başaramayanlar kaka diyor ve bir yandan da kendisi de başarabilmek için elinden geleni yapıyorlarsa, büyü neden kural ve ahlak dışı olmaktadır? Yukarda sayılan örneklerdeki davranışları kınadığımız veya aşağıladığımız da sanılmasın. Herkes kendi elindeki silah neyse onu kullanmaktadır. Bu güç silah olabilir, siyasal nüfuz olabilir, para olabilir, seks olabilir ve çok tabii olarak bu güç büyü de olabilir. Herkesin kendi elindeki silahı kullanması gibi büyücü de kendi elindeki güç neyse onu kullanmaktadır. Parayla bir kadını baştan çıkartan ihtiyar ve zengin adam aman ne zampara oluyor da büyüyle bir kadını baştan çıkartan adam veya tam tersi kadın, neden aman ne ahlaksız oluyor.[/COLOR]