Alıntı biz yazıdır. Amacım sadece beyninizi kullanmanız, biraz düşünmeniz...
Ölüm nedir?
*Zamanın bittiği yerdir...
*Ahirete ulaştığımız noktadır...
*Bir başka hayata açılan kapıdır...
vs....
Ölüm herkese göre farklı anlamlar taşır peki gerçek nedir? İlk insandan beri ölüm bir korku sebebi olmuş, onun üzerine düşünen insanları ölümden sonra başka bir hayat olduğuna dair fikirlere itmiştir.Bu görüş hiç ispatlanmamış olmasına rağmen insanlar bu görüşü benimsemiş, uzun ve karmaşık düşünme bölümünü göz ardı edip gerçek budur diye bu olayı kabullenmiştir.
Dinler Ölümden İbarettir...
Tüm dinlerle alakalı gerçek ölümden sonra karşımıza çıkar hep.Kutsal mekanlar, diğer ruhlar, vaad edilenler hep ölüm dediğimiz noktanın ardındadır.Bu bu dinlerin inkar edilemez yada kesin olarak doğrulu ispatlanamaz bir paradox halini almasına sebep olmuştur.Hangisi doğrudur?Her dinde bir inanış, bir ölüm sonrası mekan inancı vardır...Ama hangi biri doğrudur?
Ölüm bilinmeyen her sorunun kilit noktasıdır.Ama öyle bir kilittirki açtıktan bir daha geri dönüşe izin vermez...O sebepten kimse gerçeği öğrenip insanlığa duyuramamıştır.Ardındaki gizemi de binlerce yıldır bundan dolayı korumayı başarmıştır ölüm...
Karamsar Tablolar...
Ölümü bir başka hayatın başlangıcı olarak bekleriz hep...Peki ya herşey bir yalan, bir teori, sadece basit bir inancın sonucu ise?
Doğmadan önceki zamanın gerçekten var olduğunu sadece başkalarından duyuyoruz, aslında pratik olarak öyle bir zaman bizim için hiç olmadı sadece rivayet edildi...Biz bir hiçlikken geçen zaman bizim doğumumuzla yavaşladı ve bu halini aldı...Dünyanın yaradılışından beri, hatta evrenin yaradılışından beri geçen milyarlarca yıl göz açıp kapayana kadar geçti, bizler için bu halini aldı...Biz doğduktan sonra daha yavaş ve gerçek bir zaman akımı başladı, aslında biz deil...Sen doğduktan sonra. Senden önce geçen her şey nasılda olup bitmiş....
Ölüm sonrasında bi hiçlik olduğunu, doğmadan önceki gibi bir boşluk olduğunu düşünmek insana sıra dışı gelir hep...Yani yaşıyor, didiniyor, bir şeyler elde etmek için sürekli koşuşturuyoruz.Bunlada yetinmeyip öldükten sonrasınıda planlayıp cennet diye tasvir ettiğimiz noktaya ulaşmaya çalışıyoruz.Ölümün sadece basit bir fizyolojik olay olup, beynin çalışmayı bırakmasıyla gerçekleşen bir yok oluş olduğunu düşünmek bile bizleri sadece karamsarlığa itiyor.
Ölüm sadece insanın başına gelen bir olay değil, hayvan içinde var...Onlar için ölüm hakikatende bu karamsar tablodaki gibi bir olay...Anlamsız hayatının son bulmasıyla bir hiçliğe karışan ruhsuz canlılar...Peki bizi hayvanlardan ayıran şey nedir? Gelişmiş beyin yapısı ve fizyolojil yetenekler...Bu yeteneklere sahip olmamız ölümün bizim için cennet-cehennem, öteki boyut, nirvana gibi anlamlara gelmesine sebep olması ne kadar doğrudur?İnsanın nefse sahip olması tamamen beyne sahip olmasından dolayıdır, gelişmiş donanımlı daha yüksek düzeyli bir biyolojik fabrika.Fabrikanın durması demek zaten bir hiçliğe adım atmak demek, farbirakı besleyen kalbin durması demek, fabrikanın ebediyen kapatılması demek...Beyin ölümü gerçekleşen aciz insanlar ile ölmüş bir insan arasındaki fark, birinin kalbinin atıyor ötekinin ise atmıyor olması...Ama ikisi içinde varlık bir hiçlikten ibaret değil mi?İkisi içinde zaman yok olmuş olmaz mı? En azından bizim penceremizden böyle görünüyor, tek tesellimiz ölümden sonra insanın içinden çıkan enerjinin farklı bir boyuta-mekana intikal ettiğidir...Ama bu yemeğini yemeyen çocukların başının o yenmeyen yemekler tarafndan belaya sokulması hikayesi gibidir...Çocukta bunu sorgulayacak akıl yoktur, inanır ve bu yemeği yemesi için onu teşvik eder...İnsanında bu inancı onu ölümün dehşetini düşünerek geçen onlarca yıldan kurtarır...Ama bu sonuçta sadece bir inançtır ve inanılan şey gerçek olanı değiştirmez...
Umarım ve gerçekten isterim ki ölüm soğuk bir iskeletleşme sürecinin başlangıcı olmasının yanı sıra başka bir yaşamında ilk adımıdır...Aksi halde insan denen hayvan kısa hayatını binlerce yıldır boş yere heba etmiştir...
Anahtar Kelimeler: ölüm Yaşam Pisiko Aytar Elezer