Mors Kodlarının Telepatik Alınış - Verilişi
1967 Mart'ında, Moskova'dan Leningrad'a kodlu bir mesaj gönderildi. Alıcı Nikolayev, verici Kamensky idi. Kamensky, bütün gücüyle Nikolayev'e vurduğu tahayyül etmeye çalışıyordu. Nikolayev'de suratına, bacaklarına vurulduğunu, yere fırlatıldığını telepatik olarak görüyordu. Bu tahayyüli maç, bu kırk beş saniye süren uzun raund, mors kodunun uzun çizgisini temsil ediyordu. Onbeş saniyelik kısa raundlar ise kısa çizgileri... Kamensky, yumruklaşma yoluyla nakletmeye çalıştığı kelimeyi böylece bilimiyordu.Ona sadece raundların sıralanışını gösteren bir liste veriliyordu. Leningrad'da ise, Dr. Pavlova ve Sergeyev, Nikolayev'in kafasına kontrol cihazlarının uçlarını bağlıyorlardı. Nikolayev telepatik uyaranları almaya başlıyor E.E.G. Her alışın uzunluğunu, kısaları ve uzunları kaydediyordu. Nikolayev kendise gelen emanasyonun bilincine sahip olarak, her psişik hücumun süresini de not ediyordu. Nakledilen kelime 7 mors işaretinden meydana geliyordu ilk deneyde, Nikolayev, intikal eden her sinyalin uzunluğunu hesap ederek, kendine gösderilen 7 mors işaretini doğru olarak alıyordu. Işaretler çözülünce, Kamensky'nin Moskova'dan Leninggrad'a gönderdiği beyinden beyine nakledilen MIG kelimesinin alındığı anlaşıldı. Bu kelime 'an' demekti ve anlık bir mükalemeyi temsil ediyordu.Bir başka deneyde Kamensky, Leningrand'da bulunan 2 laboratuar arasında, bir kelimeye nakletmek için için uzunlu kısalı ses dizilerini telepatik olarak göndermek için konsatre oldu. Bu kod kelime 7 mors işareti ihtiva ediyordu ve onlardan her biri 7 defa nakil oluyordu. dr. Pavlova'ya göre Nikolayev ilk önce 7 işaretten beşini aldı. Ikinci defa 6 sını aldı konbine sonuçlar 'İRA' kelimesini çözümlemeye izin veriyordu. Sonra diğer iki kelime de telepatik yolla yerine ulaştı. Bu sistem, D.Dean'ın tahayyül ettiği usülün isimlere uygulanmasına ihtiva ediyor.
Dr. Kajinski ve Dr. Durov Arasındaki Telepati Deneyi
Dr. Bernard Kajinski Sovyet parapsikoloji öncülerinden elektronik mühendisidir. O bir zamanlar Durow ekibiyle birlikteydi. Kajinski, parapisişik araştırıcı rolünde iken, yeteneklerinden dolayı genellikle, Jules Verne ile kıyaslanan yazar Alexandr Belayev'in Dünyanın Efendisi isimli kurgu-bilim romanın gizli kahramanı olmuştu. Roman, iyi ile kötünün mücadelesini anlatan kozmik bir destan nitelğindeydi. Iki kahraman, Dr kajinski (kaschinski) ve Dugov (Durov), telepati sırrını sıkı sıkıya saklayan, neredeyse dünyaya hakim olucak olan kötü kişiyi şaşırtır, sustururlar. Amerikalıların deniz ve uzay araştırmalarıyla ilgili tasavvurları Jules Verne'den beslenirken, Sovyet gençleride insanın ruhunun derinliklerine doğru yolculuğu hayal ediyorlardı.
Radyobiyolojik Haberleşmeler isimli kitabında Kajinski, Durov ile ilk karşılaşmasını şöyle anlatır.
1919'da, Durov'un tanıttığı D.D.İ.'in mevcut olduğu bende denemek istiyordum. Ona; telepatik bir tebliğ alınırken nasıl bir intibah edinildiğini öğrenmek ve D.D.İ.'in fizik-maddi etkisini anlamak istiyorum dedim.O çok kolay dedi, şuraya oturun ve hiç kıpırdamayın. Bana arkasını döndü ve bir kağıda çabucak birşeyler yazdı. Kağıdı masaya bıraktı, ama okumasına imkan yoktu, elleriyle örtüyordu.Amormal hiç bir şey hissetmedim, fakat bilinç dışı olarak sağ elimle kulağımın arkasına dokundum. Kolumu henüz indirmiştim ki, Durov deminki kağıdı gösterdi: kulağının arkasını kaşı yazıyordu.Nasıl yaptınız bunu diye sordum.Kulağınızın arkasına kaşıntı olduğunu hayal ettim ve kaşımak için sağ elinizi kaldırmak üzere olduğunuzu düşündüm. Ya siz ne hissettiniz?Şüphesiz fikir intikalinin farkında olmadım. Sadece kulak arkamı kaşımak ihtiyacını duydum.
Nautilius Telepati Denemesi
Esrarengiz bir yolcu 25 Temmuz 1959'da Atom denizaltısı Nautilius'a bindi. Denizaltı derhal hareker ederek daldı ve 16 gün süre ile Atlantik Okyanus'unun derinliklerinde yol aldı. Ismi bilinmeyen yolcu kendisini kabinesine hapsetti. Yalnızca yemeklerini götüren bir tayfa ve kaptan Anderson onu günde iki kez görebiliyordu. Bu ziyaretlerin her defasında yolcu kaptana bir kağıda sıralama ile çizmiş olduğu beş esrarengiz işareti veriyordu bunlar; 1 artı, 1 yıldız, 1 daire, 1 kare ve 3 dalgalı çizgiden ibaretti. Her defasında kaptan Anderson ve tanınmayan yolcu kağıda imzaları atıyorlar, kaptan bu kağıdı iki küçük kağıt ile birlikte bir zarfa koyarak kapatıyordu.Küçük kağıtların birinde: Tarih ve saat kaydedilmiştir diğerinde ise: çok gizli.tehlike anında ilk kurtarılacak kelimeleri yazılıydı. Denizaltı 10 Ağustos 1959 Pazartesi günü Croyton'a geldi. Muhafaza birliği eşliğinde bir makam arabası esrarengiz yolcuyu aldı ve en yakın askeri hava alanına getirdi.Uçak bir kaç saat sonra Maryland'daki Friendship şehrinin küçük hava alanına indi. Yolcuyu burada da bir araba bekliyordu. Arabanın yolcuyu getirdiği binanın kapısında şu levha asılırydı: Westinghouse Özel Araştırmalar Merkezi yetkili olmayanların girmesi yasaktır. Araba nöbetçinin önünde durdu ve yolcu Amerika Birleşik Devletleri Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü şube müdürü, yüzbaşı William Bowers'e haber verilmesini rica etti.Yüzbaşı Bowers onu bürosunda bekliyordu.Oturun teymen Johns dedi Bowers zarf yanınızdamı?Jones sessizce zarfı yüzbaşıya uzattı. Yüzbaşı kasaya doğru gitti onu açtı içinden Jones'un getirmiş olduğu mektuba benzer bir mektup aldı. Aradaki fark yüzbaşıdaki mektubun üzerindeki: Araştırma Merkezi X,Friendship,Maryland yazısıydı, ilk mektubun üzerinde ise: Nautilius Denizaltısı kelimeleri vardı.Yüzbaşı Bowers iki zarfıda açtı, her iki zarfın içlerinden birer küçük kapalı zarf daha çıktı; bunlarıda açtı. Iki adam sessizce aynı tarihli kağıtları yanyana koydular. Sonra bunları karşılaştırdılar. Aynı tarihli kağıtlardaki işaretlerin diziliş sırası p oranında birbirini tutuyordu.Şuanda tarihin bir dönüm noktasında bulunuyoruz diyordu yüzbaşı Bowers. Ilk defa her türlü aldatmaca ve hilekarlık olanağının kesinlikle mümkün olmadığı şartlar altında, pratik kullanımda yeterli ölçüde, herhangi bir aracı kullanmaksızın bir beyinden diğer bir beyine insan düşünceleri aktarılmıştır.
Bu deneyi gerçekleştirenler teymen Jones bir deniz subayı ve tanınmayan Smith Durham, Kuzey Carolina Duke Üniversitesi öğrencisi.
Deneyin yapıldığı 16 gün süresince Smith, kilitli olduğu odasında tüm gün boyunca hiç aksatmadan belirli saatlerde, iki defa olmak üzere otomatik Kart-karıştırıcı cihazının karşısına oturuyordu. Bu cihazın içinde bin adet kart karıştırılmaktadır. Bunlar bilinen oyun kartları değil, daha basit olan Zener kartlarıdır. Uzun bir zamandan beri parapsikolojik araştırmalarda kullanılan bu kartların hepsi aynı renktedir ve toplam olarak beş değişik işaret taşırlar: üç dalagalı çizgi,bir daire,bir artı,bir kare ve bir yıldız. Cihaz, günde iki defa belirli bir saatte ve birer dakika ara ile beş adet kart atmaktadır. Smith bakışlarını bu kart üzerine sabitleştirip, kendini zorlamadan bunun üzerine düşünüyordu. Aynı anda 2000 km. Uzaklıkta, Atlantik Okyanusu'nun yüzlerce metre derinliklerinde teymen Jones, Smith'nin hangi kartta konsantre olduğunu tahmin etmeyi deniyordu. Tahmin ettiği sonuçları kağıda yazıyor ve bunu Kaptan Anderson'a teslim ediyordu. Jones her on şeklin yedisini doğru bilmişti. Herhangi bir sahtekarlık olanıksızdı. En uzak ihtimal dalmış denizaltından Smith'in bulunduğu odayla bir bağlantıdır. Fakat radyo dalgaları da bir kaç yüz metrelik su tabakasına nüfuz edememektedir. Bu deney iki insan beyni arasında uzaktan bağlantı kurulabileceğinin, bilim tarihinde kesinlikle herhangi bir kulp takılamıyacak ilk kanıtıdır. Böylece parapsikolojinin çalışma alanı sonunda bilimsel safhaya girmiş oluyordu.Bu büyük keşif askeri kuvvetlerin baskısı altında olmuştur. Amerikan hükümeti gizli araştırmaları ile görevli, tanınmış Research and Development Corporation 1957'nin başında bu plan hakkında bir bilgiyi başkan Eisenhover'a vermişti. Uzun zamandan beri kendisinden faydalanmadığımız deniz altımızla, Kuzey Kutbu'nun altından geçerken bağlantı kurmak mümkün olabilir şeklindeki ifadeleri burada okumak mümkündü. Ve burada yepyeni araç ve imkanların denenmesi öneriliyordu.Başkan Eisenhover'nin danışman bilim adamlarının görüşleri ise, bu teklifin daha çok okült manüplasyonlar (deneme-yanılma) olduğunu yönünde idi. Sonunda Sputnik I'in Piep-piep sinyalleri tıpkı bir alarm sinyali gibi Dünya'nın üzerinde ötmeye başlayınca, Amerikalı Bilim Adamları da artık her yönde ve özellikle Sovyetler'in denemedikleri yönlerde araştırmalara girişmenin zamanının geldiğini anladılar ve böylece bu dileklerini açık bir mesaj şeklinde duyurdular 13 Temmuz 1958'de, Newyork Herald Tribune, Pazar baskısı, Amerikan askeri kuvvetlerinden, Ansel E. Talbert'in bir makalesini yayınladı. Bu makalede şunlar yazıyordu;Birleşik Devletlerde, bir insan beyninden yollanılan enerjinin binlerce km. Ötelerden bir diğer insan beyni tarafından algılanmasının mümkün olup olmayacağı açıklığa kavuşturulmalıdır... Burada son derece bilimsel bir deneye söz konusudur.Bu konuda geliştirelecek çalışmalar sonucu ilerde denizaltılar ve belkide uzay gemileri arasında yepyeni bağlantı olanakları doğacaktır.