19 Sayfadan 3. İlkİlk 12345 ... SonSon
Toplam 185 sonuçtan 21 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Beyazperde'den Haberler

  1. #21
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Oyuncu Özgü Namal'ın Güneydoğu'da ablasının kocasıyla evlendirilen bir kadını canlandırdığı yeni filmi "İncir Çekirdeği", 6 Kasım'da vizyona girecek.


    Selda Çiçek'in yönetmen koltuğuna oturduğu filmde, Özgü Namal, Barış Çakmak, Derya Durmaz, Sevinç Erol, Halil Yomak, Nalan Başaran, Veysel Diker, Turgay Tanülkü, Burcu Salihoğlu, Onur Dikmen, Makbule Sitare Akbaş ve Semanur Dönmez rol alıyor.

    Yönetmen Çiçek'in ilk filmi olan yapımın çekimleri Mardin'de gerçekleştirildi. Çiçek'in Batman'da yaşanan gerçek bir hikayeden etkilenerek senaryosunu kaleme aldığı film, 2008 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Valiliğin kısmi desteği ile çekildi.

    Görüntü yönetmenliğini İlker Berke'nin, sanat yönetmenliğini Ruhan Ünlü'nün üstlendiği filmin kostümleri Meral Aktan'a ait. Yapımcılığını Mehmet Çiçek'in yaptığı filmin müzikleri Serkan Alkan ve Özgür Yalçın'a ait.

    Filmde rol alan sanatçılar ve ekipte yer alanların sağladıkları katkının gişe gelirlerinden temin edilmesini kabul ederek yapım sürecine dahil olduğu filmin konusu şöyle:

    Ailenin tek oğlu Celil (Halil Yomak), askerden gelecektir ve evde telaşlı bir bekleyiş vardır. Celil'in ablası Delal (Makbule Sitare Akbaş), Nazif (Barış Çakmak) ile evlenmiş ve ondan bir kız bebek doğurmuştur. Aile Celil'i heyecanla karşılar. Hemen ertesinde gittikleri piknikte, Delal ağabeyinin komşu kızından etkilendiği fark eder. Henüz çok genç olan Heda'yı (Özgü Namal) da peşlerine takarak alan dışına gönderir. Amacı konuşup anlaşmalarını sağlamaktır.

    Ancak, Celil ve genç kız dolaşırken bastıkları mayınla hayatlarını kaybederler. Aradan geçen zaman zarfında Delal vicdan azabına dayanamayacak ve intihar edecektir. Yedi yıl sonra, Heda, ablasının kocası ile evlendirilmiş ve onların kızına analık etmektedir, ayrıca hamiledir. Aile arasında bebeğin oğlan olacağı inancı hakimdir. Ancak, Nazif karısı ile ilgilenmemekte ve gecelerini sevgilisi Defne ile geçirmektedir. Tüm bunlar olurken Heda'nın annesi Cemile'nin kimselerin göremediği bunalımı büyümektedir."


    cnn turk



  2. #22
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Bilim kurgu ve gerilim türlerinin hayranları tarafından merakla beklenen ‘Yukarıdaki Tehlike’ (Skyline), 12 Kasım’da vizyona giriyor. Strause kardeşlerin imzasını taşıyan filmin kısaca konusu şöyle; Los Angeles kentinin üstünde garip ışık hüzmeleri belirir ve bu ışıklar insanları, sanki ışığa uçan pervaneler gibi kendisine çeker. Uzaydan gelen bir güç insanlığı bu dünya üstünden silmeye çalışır…




    Kim Bu Strause Kardeşler?


    1990’lı yılların ortalarında gençlik yıllarında Hollywood’a taşınan Greg ve Colin Strause film dünyasında hızla yükseldiler: Kendi kendilerine öğrendikleri görsel efekt uzmanlığından yola çıkıp ünlü birer yönetmen oldular. Son filmleri YUKARIDAKİ TEHLİKE. Başarılarından Forbes’ten tutun da, Wall Street Journal’in ilk sayfasına kadar her yerde söz ediliyor. Strause Kardeşler, kendilerine ait butik bir efekt şirketi olan Hydraulx’da görsel ve özel efektlerin sınırlarını zorlayan ve çok büyük gişe başarıları elde eden birçok filmin görsel efektlerini yaptılar. Örneğin, Avatar, 2012, X-Men Origins: Wolverine, 300, X-Men: The Last Stand, The Incredible Hulk ve The Day After Tomorrow. Greg Strause, ‘The Day After Tomorrow’ filmi ile “En İyi Görsel Efekt” dalında BAFTA ödülünü kazandı ve bu ödül, iki kardeşin görsel efekt alanında daha üstün bir konuma gelmelerini sağladı.


    Greg ve Colin film endüstrisinin en saygın yönetmen ve yapımcılarıyla da çalıştı. Örnek vermek gerekise, James Cameron, Roland Emmerich ve David Fincher gibi tanınmış sanatçılardan övgü aldılar. Geçen yıl, Oscar ödüllü ‘The Curious Case of Benjamin Button’ filminde gördüğümüz devrim niteliğindeki yaş değiştirme efektlerinin üçte birini onlar yaptılar.




    Ama Strause kardeşlerin asıl başarısı, filmciliklerinde yatıyor. 2007 yılında, Twentieth Century Fox için ilk uzun metrajlı filmlerinin yönetmenliğini yaptılar: ‘Aliens vs. Predator: Requiem’. Variety dergisi tarafından “dahice korkutucu” olarak betimlenen bu filmle, Greg ve Colin , şirketi tekrar korku filmi geleneğine döndürecekleri yönündeki sözlerini tutmuş oldu. Ödün vermedikleri öykücülükleri ve dikkat çekici estetik anlayışları ile Strause kardeşler, yaratıcı video kliplere de imza attılar. İlk yapımları, 2000 yılında Colin’in Red Hot Chili Peppers için çektiği ve MVA’da “En İyi Sanat Yönetmeni” dalında aday olan “Californication” video klibi idi. Bir sonraki yıl ise, Strause Kardeşler, Linkin Park’ın çok başarılı “Crawling” parçası için çektikleri video klip ile VMA’da iki dalda (“En İyi Rock Videosu” ve “En İyi Yönetmen”) aday gösterildi.


    Bu alanda son yaptıkları çalışmalar arasında, 50 Cents’in müzik listelerinin en üst basamaklarına çıkan ve kıyamet sonrasını andıran “Get Up” ve 2008 yılında VMA’ya aday gösterilen (En İyi Erkek Videosu) Usher’in “Love in this Club” videosu sayılabilir. Esrarengiz vizyonları ve öykücülükleriyle Strause Kardeşler’in reklam dünyasında da fark edilmeleri çok sürmedi ve bu alanda da çok çarpıcı başarılara imza attılar.


    Yönetmen Greg Strause ve Senarist Liam O’Donnell ile Söyleşi




    Yukarıdaki Tehlike filminde stüdyo sisteminin dışına çıktınız. Neden?


    Greg Strause: “Stüdyo filmlerinin mutfağı bazen çok kalabalık oluyor. Biraz da anlıyorum tabii, çünkü işin içinde çok para oluyor ve bu da bir sürü insanın olayla ilgilenmesini gerektiriyor. Bu konu bizim için de önemli tabii. Biz, sadece, film çekerken, kontrol daha çok bizim elimizde olsun istedik. Geçen yaz, artık yeni bir adım atmamız gerektiğini fark ettik. WMA ile çalışmak müthişti ama o sırada, bir şirket birleşmesi işiyle uğraşıyorlardı ve biz de artık bazı taşları yerinden oynatmak gerektiğini hissedince CAA ile çalışmaya başladık. CAA bizi bu konuda daha da cesaretlendirdi. Kendi filmlerimizi kırklı yaşlara geldiğimizde çekeriz diye düşünmüştük ama CAA bunun şimdi de mümkün olduğunu söyledi. Bütün kontrolün bizim elimizde olmasının zamanı gelmiş, anlaşılan. Onlar filmi yaptı, biz de hem arkadaşımız, hem de yapımcımız olan Kristian James Andresen’dan bir tomar para aldık, kendimiz de biraz katkıda bulunduk, sonra da aramıza IM Global katılarak filmin uluslararası önsatışını üstlendi. EFM için 10 saat içinde bir fragman çektik. O fragman filmle ilgili bir hayli fikir veriyor.”


    Senaryoyu nasıl yazdınız?


    Liam O’Donnell: “Herkesin aynı sayfa üstünde çalıştığı ve son derece verimli geçen proje toplantıları yaptık. Daha ilk gün, senaryonun bazı bölümleri hazırlanmıştı bile. Josh [Cordes, senarist] ile ben bu bölümleri bir araya getirdik, böylece filmin senaryosu bir buçuk ay içinde hazır hale geldi. İkimiz de ilk kez başka biriyle çalışıyorduk. Ben gece çalıştım, o da gündüz. Vardiyanın sonunda birbirimize notlar bırakıyorduk ve elimizde ayrıntıları önceden bir hayli belirlenmiş bir taslak bulunması sayesinde bu çalışmayı başarıyla tamamlayabildik.”


    Yukarıdaki Tehlike filminin konusu nedir?


    O’Donnell: “Otuzlu yaşlarının başındaki insanlarla ilgili bir film çekmek istiyorduk. Bu alana uygun bir pazar yok: Gerilim ve korku filmleri daha genç bir seyirci kitlesini hedef alıyor. Yaşı otuzu bayağı geçkin seyirci kitlesi için de filmler var ama bu orta yaş gurubuyla ilgili hiçbirşey yok. Bu filmde [Eric Balfour’un oynadığı] bir adam var. Bu adam çok çalışmasına rağmen, bir türlü hayatta istediği yere gelememiş. Üstelik, kız arkadaşı hamile ama ellerinde onları mutlu edecek kadar para yok. Bir arkadaşının Hollywood’daki evine ziyarete gittiğinde, kıyamet günü gelir çatar ve adam bir karar vermek zorunda kalır.”

  3. #23
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    İstanbul’un fethiyle birlikte dünya tarihini değiştiren, doğu ve batı arasında bir hoşgörü köprüsü kuran Fatih Sultan Mehmet'in hayatı, son dönemde yapılan en yüksek bütçeli filmlerden birine konu oldu. Hollywood tarzı çekilecek, bu büyük bütçeli bu filmin adı Firman (Ferman) olarak açıklandı.


    Fatih Sultan Mehmet'in hayatını anlatacak film için 50 milyon dolarlık bir bütçe hazırladıklarını söyleyen Alnoor'un Yönetim Kurulu Başkanı Ahmed Al-Hashemi, Fatih Sultan Mehmet'in hayatını daha geniş kitlelere yaymak istediklerini belirterek filmin ingilizce olacağını ve tüm dünyada gösterime sunulacağını açıkladı. Filmin ardından çekilecek olan 30 bölümlük bir dizi film serisi ile de daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşılması amaçlanıyor.


    Ahmed Al-Hashemi, Fatih'in Fermanı'nın Avrupa'nın en eski özgürlük ve bağımsızlık belgelerinden biri olduğunu söyleyerek, fermanın farklı dil, din ve ırka hoşgörü sunduğunu ve bunun da tüm dünya tarafından bilinmesi gerektiğini belirtti. Al-Hashemi, film için Calinos Holding adlı Türk şirket ile el sıkıştıklarını, filmi birlikte beyazperdeye sunacaklarını da aktardı.


    Dizi için 25 Milyon Dolar


    50 milyon dolarlık bir bütçe ile çevrilecek filmin dili İngilizce ve süresi de 150 dakika olarak belirlendi. Arapça ve Türkçe olarak yayınlanacak 30 bölümlük dizi ise bölüm başına bir saat olarak çekilecek. Oyuncu kadrosunun ve mekanların tam olarak netleşmediği filmin çekimleri için en güçlü alternatif İstanbul görünüyor. Orta doğu ve Kuzey Afrika ile Orta Asya’da büyük ilgi çekeceği düşünülen filmin bütçesi de filmle ilgili beklentileri yükseltiyor. 'Kurtlar Vadisi Irak' 14 milyon dolarla Türk sinema sektöründe en yüksek bütçeli film olma rekorunu elinde tutuyor.

  4. #24
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Görevimiz Tehlike serisi hız kesmiyor. Ünlü yıldız Tom Cruise serinin dördüncü filmini çekmek için Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ticari merkezi Dubai'ye gitti. Çekimlerine 1 Kasım’da başlanan filmin adı da 'Mission Impossible: Hayalet Protokolü' olarak açıklandı.


    Dubai’nin farklı noktalarından çekilecek olan film hakkında detaylı bilgi vermekten kaçınan yetkililer serinin hayranlarına filmin ABD'de 2011 sonlarına doğru gösterime gireceğini müjdelediler. Filmin çekimleri Dubai’nin yanı sıra Moskova ve Vancouver'da da gerçekleştirilecek. İlk üç filmin dünyada 2 milyar dolarlık hasılat elde ettiğini düşünürsek, yapımcıların dördüncü filmden önemli bir hasılat beklentisi içinde olduğunu söyleyebiliriz.

    Tüm haberler için Kaynak :

    http://www.gencsinema.com/anasayfa

  5. #25
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Bu yıl 07 - 14 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan “18. Uluslararası Şam Film Festivali”nde Türkiye onur konuğu ülke olarak yer alacak. Festivalin açılışında da Semih Kaplanoğlu’nun Altın ayı ödüllü filmi “BAL” gösterilecek.

    18. Uluslararası Şam Film Festivali kapsamında düzenlenecek Türk Filmleri Haftası ve koordinasyonu T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle SETEM (Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği) tarafından yürütülüyor.

    Festivalin açılış filmi de Türkiye’den. Festival Semih Kaplanoğlu’nun Altın ayı ödüllü filmi “BAL” ile başlıyor. Yarışmalı bölümde de Reha Erdem’in ses getiren, festivallerden ödülle dönen son filmi “Kosmos” yer alıyor.

    Ayrıca festivalde ülkemizin en önemli yıldızlarından Türkan Şoray’a Suriye Kültür Bakanı tarafından Onur Ödülü verilecek. Şoray’ın başrol oynadığı unutulmaz filmlerinden “Selvi Boylum Al Yazmalım” festival kapsamında gösterilecek Türk Filmleri arasında yer alıyor.

    Türk Filmleri Haftası boyunca, Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun”, “İklimler”, “Uzak”, “Mayıs Sıkıntısı”, Semih Kaplanoğlu’nun “Yumurta”, Derviş Zaim’in “Cenneti Beklerken”, Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum”, Mehmet Eryılmaz’ın “Hazan Mevsimi”, Yılmaz Erdoğan’ın“Neşeli Hayat” adlı filmleri Suriyeli sinemaseverlerle buluşacak.

    SETEM Geçtiğimiz yıl Aralık ayında Suriye’de Türk Filmleri Haftası düzenlemiş ve Yılmaz Güney sinemasına özel bir bölüm ayırmıştı. Suriyeli sinemaseverler, televizyon kanalları ve yazılı basın bu etkinliğe büyük ilgi göstermişti.

    http://www.gencsinema.com/makale/1-9...ruzg-ri-esecek

  6. #26
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Malick, Brad Pitt, Sean Penn... Ve ilk kare
    'Badlands', 'Days of Heaven', 'The Thin Red Line' gibi başyapıtların yönetmeni Terrence Malick'in son filmi 'The Tree of Life'tan ilk kareler...




    Usta yönetmen Terrence Malick'in son filmi 'The Tree of Life'tan ilk kareler yayınlandı.

    27 Mayıs 2011'de gösterime girecek filmin başrolünde Sean Penn ve Brad Pitt var.

    Yeni sezonun en çok merak edilen filmlerinden olan 'The Tree of Life'ın kamera arkasındaki isim Malick'in 'Badlands', 'Days of Heaven', 'The Thin Red Line' gibi başyapıtları filme olan beklentileri daha da artırıyor.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25156669/

  7. #27
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşından sonra yaşadığı en büyük trajedi olan Srebrenitsa soykırımı, Boşnak yönetmen Ahmed İmamoviç tarafından beyaz perdeye taşındı. Bu ayın başında Bosna-Hersek'teki sinemalarda gösterime giren ''Belvedere/ Güzel Bakış', izleyicilerden yoğun ilgi görüyor.
    BM kontrolü altındaki Srebrenitsa'da 11 Temmuz 1995 tarihinde burada görevli Hollanda askerlerine sığınan Boşnaklardan 8 bin yetişkin erkek ve 14 yaş üstü çocuk, Ratko Mladiç komutasındaki Çetnik birliklerine teslim edildi. Bu sivillerin tamamı kapatıldıkları fabrikalarda ve götürüldükleri ormanlarda katledilirken, geriye acılı anneler, gözü yaşlı kız kardeşler ve kundaktaki bebekler kaldı.
    Boşnak aileleri erkeksiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu soykırımın acısı, aradan geçen 15 yıla rağmen hiç dinmedi. Bir zamanlar evlatları ve kocalarıyla yaşadıkları mutlu hayatları ansızın yok edilen ve hayatta yapayalnız kalan Srebrenitsalı annelerin adalet için ve ayakta kalmak için verdikleri mücadele Boşnak yönetmen Ahmed İmamoviç tarafından beyaz perdeye taşındı.


    2002 Avrupa Film Festivalinde en iyi kısa film ödülünü ''10 Minuta'' ile kazanan İmamoviç'in Aralık başında Bosna-Hersek'te izleyiciyle buluşan filmi, seyircinin yoğun ilgisini çekti. İzleyenleri etkileyen, bir o kadar da düşündüren filmde, Srebrenitsa'da Çetnikler tarafından katledilenlerin eşleri ve çocuklarının 15 yıldır dinmeyen acı hikayeleri anlatılıyor.
    ''Siyah-beyaz'' ve ''renkli'' görüntülerle işlenen film, refah ve bolluk içindeki dünya ile yokluk içinde, yakınlarının kemiklerini arayan çoğu kadın, yalnız ve acılı hayatların yaşam mücadelesini gözler önüne sergiliyor. Adını, katliamdan kurtulanlar için oluşturulan Gorajde kenti yakınlarındaki ''Belvedere'' mülteci kampından alan filmde, günlerini toplu mezarlarda geçiren, kurbanların yerini öğrenmek için çaresiz şekilde ''katillere'' para teklif eden Boşnak kadınların mücadelesi işleniyor.
    'TÜM ÖLDÜRÜLENLERDEN DAHA ÖLÜ OLANLARIN HİKAYESİ'
    39 yaşındaki genç yönetmen Ahmed İmamoviç, savaş sırasında ülkesinde bulunduğunu, Srebrenitsalı kadınlar için hiçbir şey yapamamanın ezikliğini hep hissettiğini söyledi.

    ''Srebrentsalılara karşı 14 yıl süren bir uyuşukluğumun olduğunu anladım, bunun üzerine bu filmi çekmeye karar verdim'' diyen İmamoviç, ''Onların acılarına saygı duyuyordum, ama bazı şeyleri değiştirmek için hiçbir şey denememiştim. Filmin tüm dünyayı değiştireceğini düşünmüyorum, ama herkes, sadece biz sanatçılar değil, durumun düzeltilmesi için elinden geleni yapmalı'' dedi.
    İmamoviç, filminin, çekimlerinin yapıldığı ''Belvedere'' mülteci kampında yaşayanların sorunlarına çözüm yolunda umut ışığı olacağı ümidini dile getirerek, şöyle konuştu:
    ''Bu anlamda halen zor koşullarda yaşayan mültecilerin hayatında olumlu bir değişiklik yapabilecek, iki-üç kişiyi bile etkileyebilirse çok mutlu olacağım. Filmde, 11 Temmuz 1995 tarihinde yaşanan katliamı işlemedim, ama bu dehşetin sonuçlarını işledim. 15 yıl süren bu ızdırabın katliamdan da daha korkunç olduğunu düşünüyorum. 'Tüm öldürülenlerden daha ölü olanların hikayesi' sloganını sebepsiz seçmedik. Srebrenitsalı kadınların tek bir amacı var, o da öldürülen yakınlarını bulmak, kabre indirmek ve cenazelerinde dua okumak. Yakınlarının cesetlerinin tamamını da bulmak gibi bir umutları yok, yeter ki cenaze için gerekli, bedenden yüzde 70'ini bulabilsinler.''
    ''Srebrenistsalı kadınların mücadelesine yardımcı olacak kişileri bu filmle etkilemek isterdim, ama yakın zamanda pek bir şeyin değişebileceğini düşünmüyorum, çünkü onlara net mesajlar veriliyor'' diyen İmamoviç, sözlerini şöyle sürdürdü:
    'SİZİ KATLETTİK, TEKRAR KATLETECEĞİZ'
    ''Çünkü bu kadınlar katledilen yakınlarının mezarlarını bulmak için çaldıkları kapılardan, 'Sizi katlettik, tekrar katledeceğiz' yanıtını alıyor. En korkuncu da bu kadınlar, kendi aralarında para toplayıp Çetniklere yakınlarını gömdükleri ikincil, üçüncül toplu mezarların yerlerini söylemeleri için veriyor. Yaşananların bu şekilde algılanması, unutulması aynı dehşetin tekrardan yaşanabileceğinin bir göstergesidir.''
    Siyah-beyaz ve renkli çekilen filmde işlenen zıtlıklar da dikkati çekiyor. Srebrenitsa annelerinin mücadelesinin siyah-beyaz şekilde işlendiği filmde, Srebrenitsalı bir annenin çocuğunun ''vurdumduymaz'' tavrıyla Belgrad'daki ''Biri Bizi Gözetliyor'' tarzı eğlence programına katılması ise renkli işleniyor.
    İmamoviç, filmin baş karakterinden Ado'nun katıldığı reality show ve oradaki ''rahat hayat'' görüntüleriyle ''zıtlık etkisi'' yaratarak daha belirgin mesajlar vermeye çalıştığını ve soykırım gibi büyük bir acının nasıl hafızalardan silinmeye başlandığını göstermek istediğini ifade ederek, ''Bazı gençler maalesef yanlış hayat ölçülerine sahipler. Medyanın büyük atağı ve küreselleşme, genç insanlara pek bir olanak sağlamıyor. Gerçek değerlerin takdir edilmediği bir zamanda yaşıyoruz. Gençler için eğitim, bilgi bile önem taşımıyor, çünkü yanlış hayat parametreleri var'' diye konuştu.
    Türkiye'nin Bosna-Hersek'in en zor döneminde yanında olan dost bir ülke olduğunu, ancak Bosnalıların bazen Türkiye'nin büyük dostane yaklaşımını unuttuklarını vurgulayan İmamoviç, ''Belvedere'nin Türkiye'de de vizyona girmesinin anlamlı olacağını'' söyledi.
    Ahmed İmamoviç, ''Bu film, sağduyulu, iyi niyetli insanların filmi. Bu insanlar, Türkiye'den, Rusya'dan veya Sırbistan'dan da olabilir, bunun önemi yok. Her normal insan buradaki yaşananlarla özdeşleşmeli, sanatın temeli de bu. Hepimizin başına böyle dehşetler gelebilir düşüncesiyle filmde hikayesi anlatılanlarla özdeşleşmeli'' şeklinde sözlerini tamamladı.
    'GERİ KALAN YALNIZ SESSİZLİKTİR'
    Bosna'da savaş sonrası durumu yansıtan özelliğiyle de dikkati çeken ''Belvedere''de rol alan bazı isimleri ülke ve dünya kamuoyu yakından tanıyor. Acıları yaşayan gerçek yüzler olan bu isimler arasında Srebrenitsa soykırımında oğlunu, kocasını, kız kardeşini ve akrabalarından 22 kişiyi kaybeden Srebrenista ve Jepa Kadınlar Derneği Başkanı Munira Subaşiç ile bugüne kadar açtığı toplu mezarlarla 20 bin savaş kurbanının cesedine ulaşmayı başaran Toplu Mezarları Araştırma Komisyonu Başkanı Amor Maşoviç de yer alıyor.
    Munira Subaşiç, AA muhabirine, bu film sayesinde 20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında Bosna'da neler yaşandığının daha iyi bilineceği düşüncesinde olduğunu ifade etti. Bu filmden birçok kişinin bir şeyler öğreneceğini kaydeden Subaşiç, ''Film, sadece Srebrenitsa soykırımından geriye kalan biz kadınlar için değil, 15 yıl boyunca bizi adalet kapısında bekletenler için de önemli bir film. 'Belvedere' ile özdeşleştim, benim de yıllardır verdiğim mücadeleyi yansıttı'' dedi.
    Srebrenitsa işgal edildiği sırada kaçamayan 18 yaşındaki oğlunun bir Sırp komşusu tarafından götürüldüğünü ve oğlunun bir daha geri dönmediğini ifade eden Subaşiç, bu komşusuyla halen Srebrenitsa'da karşılaştığını ve oğlunun kemiklerinin yerini söylemesi için kendisiyle görüşmek istediğini söyledi.
    Filmde ''Aliya'' rolünde oynayan Bosna-Hersek'in ünlü sinema oyuncusu Nermin Tuliç ise filmin iki ay önce son halini Ahmed İmamoviç ile birlikte izlediği sırada ağladığını ifade ederek, ''Filmi beyaz perdede seyrettiğimde tekrar çok etkilendim. Seyircinin büyük sessizliği, iç çekişi beni çok etkiledi'' dedi.
    Srebrenitsa'yı, Shakespeare'in ''Hamlet'' oyunundan meşhur ''The rest is silence'' (Geri kalan yalnız sessizliktir) cümlesiyle tanımladığını belirten Tuliç, ''Bu film, kariyerimdeki en etkileyici ve en önemli film olarak kalacak, çünkü burada yaşananların unutulmaması gerektiği mesajını verdim. Srebrenitsa'yı, Bosna-Hersek'teki yüzlerce Srebrenitsa'yı 'Unutmayın' dediğim film. Benim Saraybosna'm, Bihaç'ım, Mostar'ım, Vişegrad'ım, Zvornik'im, hepsi birer Srebrenitsa... Buralarda yapılanlar, tekrarının yaşanmaması için unutulmamalı.''

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25164772/

  8. #28
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    'Kill Bill 3' geliyor

    Prodüktör Bennett Walsh, usta yönetmen Quentin Tarantino'nun daha önce de çekileceği haberi çıkan 'Kill Bill 3'ü çekmeyi planladığını teyit etti.

    Oscar ödüllü aktör Nicolas Cage'in başrolde yer aldığı ve bazı bölümleri Kapadokya'da çekilen 'Hayalet Sürücü 2'nin prodüktörü Bennett Walsh, ünlü yönetmen Quentin Tarantino'nun 'Kill Bill' filmlerinin devamını çekmeyi planladığını açıkladı.
    Walsh, filmin yönetmeni Quentin Tarantino ile görüştüğünü ve 'Kill Bill 3'ü de çekmeyi düşündüklerini kaydetti.
    Walsh, ''Hayalet Sürücü 2'' filminin Kapadokya çekimlerinin 23 Ocak Pazar günü biteceğini ve pazartesi günü de Denizli'ye geçeceklerini ifade etti.

    Filmin vizyona giriş tarihinin bir yıl sonra olmasının nedenini, montaj aşamasına bağlayan Walsh, ''Hayalet Sürücü 2'' filminin özel efektlerinin fazla olması ve 3 boyutlu hazırlanmasının, vizyona girme tarihini uzattığını belirtti.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25173010/#storyContinued

  9. #29
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Efsanevi yönetmen İstanbul'a geliyor

    John Lennon’dan David Lynch’e kadar sayısız yönetmen ve sanatçıya ilham vermiş Şili asıllı yönetmen Alejandro Jodorowsky, !f İstanbul'a geliyor.

    Şubat’ta 10. yaşını kutlayacak olan !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali çok özel bir konuğa ev sahipliği yapıyor.
    John Lennon’dan David Lynch’e kadar sayısız yönetmen ve sanatçıya ilham vermiş Şili asıllı yönetmen Alejandro Jodorowsky, 1989 yapımı kült filmi Santa Sangre’nin festival kapsamında gösterimi vesilesi ile İstanbul’a geliyor.
    Santa Sangre’nin bu yıl restore edilen kopyası, 20 Şubat Pazar gecesi, Türkiye’de ilk defa sinemada gösterilecek. Gösterim sonrası yönetmen !f izleyicilerinin sorularını yanıtlayacak.

    El Topo ve The Holy Mountain gibi kült filmlerin yönetmeni Alejandro Jodorowsky aynı zamanda maneviyat ve felsefe alanlarda dünyanın takip ettiği bir araştırmacı. Paris’te yaptığı konuşmaları dinlemek için yüzlerce insanın kuyrukta beklediği yönetmen 22 Şubat Salı gecesi İstanbul’da sinema üzerine özel bir konuşma yapacak.

    17- 27 Şubat 2011 tarihlerinde İstanbul’da, 2 - 6 Mart tarihlerinde ise Ankara’da gerçekleştirilecek festivalin biletleri mybilet.com’dan satışa sunulacak.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25172923/

  10. #30
    Beyazperde'den Haberler masal perisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2010
    Mesajlar
    5.134
    Konular
    983
    Hababam Sınıfı'nın 'Mahmut Hoca'sı Münir Özkul'un yoğun bakımda olduğu öğrenildi.

    Geçtiğimiz pazar akşamı solunum yetmezliği şikayetiyle Medical Park Bahçelievler Hastanesi'ne kaldırılan 87 yaşındaki Özkul'un yoğun bakıma alınarak solunum cihazına bağlandığı belirtildi.

    Hastaneden yapılan açıklamada, "Uzun yıllardır kronik bronşit rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Münir Özkul'un durumu ciddiyetini koruyor" denildi.


19 Sayfadan 3. İlkİlk 12345 ... SonSon

Benzer Konular

  1. İnternettele ilgili bazı haberler
    Konuyu Açan: Dolunay, Forum: Bilim & Teknoloji.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 23-Oca-2007, 17:34

Bu Konu İçin Etiketler