Korku bir duygu durumu değil aksine o hissi tanımlayamayan zihnin yarattığı bir boşluk.
Bir savunma mekanizmasıdır korku.zihin bedeni savunmasız hissederse kendi mekanizmasını çalıştırıyor aslında.
Soyle bir örnek sanırım iyi olacaktır.bir çoğumuz mezarlıklardan korkar yada tedirgin olur.mezarlıkta bekçi olarak çalışan kişi de o ise başlamadan önce onlarca defa geçtiği mezarlıkların önünde kimbilir kaç defa irkilmis adımlarını hızlandırmıştır.zihin ışte o anlık tedirginlikle boşluk hissini korku salarak bir nevi bedeni ve kendini savunur..
Oysa mezarlıkdan geçerken hiç birşey olmamıştır.
Ise başlayan bekçi bir kaç gün sonra bu duruma alışır ve hayatına normal bir şekilde devam eder.çünkü artık korkmak yerine orada çalışması gerektiğini zihin algılar.oysa kişi aynı kişi , mezarlıkda aynı mezarlıkdir..
Zihnimizi boşaltmak ışte bu yüzden zordur.o bizden bağımsız hareket ettiği ona alanı geniş bir rota çizdiğimiz sürece kendi mekanizmasını bencilce kullanacaktır..
Astral projeksiyon esnasındaki bilinmeyen durumlar da zihni bu şekilde tetikler . bir kaç başarılı deneyim sonrasında korkuyu tamamen atarsınız çünkü zihniniz bir nevi sizinle anlaşma yapmıştır.o anlık savunma mekanizmasını tamamen size bırakmıştır yani . .
Işte bu kadar basittir herşey . . Unutmayın zihnimiz ve ruhumuzu eğitmek farkindaligimizi yükseltmekle paraleldir. .
Korku bir ruh hali değildir ve onu bertaraf etmek için öncelikle bu boşluğu doldurmamız gerekmektedir..
Astral çalışmalarının yegane sorunu korku ve korku durumunun getirdiklerini böyle özetleyebiliriz. Korktuğumuzda çalışmaya başlayan mekanizma asıl amacımızı etkiler.. Öncelikle zihnimize korkmanin gereksiz olduğunu herşeyin kontrol altında olduğunu algılamasını ve buna inanmasını sağlamak gerek . . Peki nasıl .
Benim bildiğim en iyi yol zazen yada zen meditasyonu arkadaşlar . . . Anı yasa ve herşeyi düşünürken hiçbirşeyi düşünme (algılama). Iplerin ucunu zihin beden ve ruha eşit vermeyi öğrendiğinizde hayat çok daha eğlenceli olacaktır