2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 20 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Arthur Rimbaud ve şiirleri

  1. #1
    KATA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    AnI-Kara
    Mesajlar
    7.969
    Konular
    299

    Arthur Rimbaud ve şiirleri


    Arthur Rimbaud - Hayatı

    (1854-1891)

    İlk şiirlerini yazdığında on beş yaşındaydı. On altı yaşında evden kaçtı. Tekrar eve döndü ve Paris'te bulunan Paul Verlaine ile mektuplaşmaya başladı. Verlaine kendisini Paris'e çağırdı. Avare bir hayat sürüyorlardı. Eşcinsellikle suçlandılar ve araları açıldı. Yirmi yaşında şiiri bıraktı ve ticarete atıldı. Bir zamanlar nefret ettiği para için, Flemenk Hindistan'ına, Mısır'a, Arabistan'a, Habeşistana gitti. Nihayet Marsilya'da bir hastanede, bir ameliyat sonrası öldü. Rimbaud bir hayal oyunu keşfetmiştir. Malzemesinin çoğunu bilinç altından çıkardığı bir hayal oyunu: Fosforlu dünyalar, uzak alemlerde dolaşan insanlar...





    Asılmışların Balosu

    Yüzleri buruşuk, küçük, kara kulakları
    Çekmiş sayın Belzebuth bir iple gökyüzüne
    Oynuyorlar şakırdadıkça kunduraları
    Tutulmuşlar bir Noel ezgisinin hüznüne.
    Kara orglar gibi ince, uzun kollarını
    Bak şimdi kucaklıyor çarpık, küçük kuklalar
    Bir zamanlar aksoylu hanımların sıktığı
    Bilekleri iğrenç bir aşkla dokunmadalar.
    Hoyda! şen oyuncular, artık düşünmeyen baş!
    Takla atılabilir sehpalar öyle uzun!
    Hop! Bilinmesin artık bu ya da dans ya da savaş!
    Gıcırdarken kemanı kudurmuş Belzebuth'un.
    Ey bundan sonra sandal giymeyecek ayaklar!
    Hepsi derilerinden gömleklerini sıyırmış:
    Ama böyle çok daha memnun görünüyorlar
    Başları üstüne kar beyaz bir şapka örmüş.
    Titriyor bir tutam et arık çenelerinde
    Çatlak kafalarına sorguç yapmış kargalar:
    Çarpıp karton zırhlara gözüpekler, yiğitler
    Ölü karanlıklarda sanki dolanıyorlar.
    Esiyor balosuna iskeletlerin poyraz!
    Darağacı inliyor demirden bir org gibi
    Koşuyor ormanlarında aç kurtlar avaz avaz:
    Gökyüzü andırıyor kızıl bir cehennemi.
    Hoyda, beni de alın yaslı kabadayılar
    Kırık parmaklarından geçen sessizce, bir bir
    Bir aşk tesbihi solgun omuriliklerinde:
    Bura manastır değil, ölüler ülkesidir.
    Oh! işte ortasında ölüler dansının bak
    Sıçrıyor çılgın bir iskelet gökyüzünde
    Sürüklenmiş boşluğa, at gibi şahlanarak
    Sanki katı ipi boynunda duruyor yine.
    Çatlayan uyluğunda büzmüş on parmağını
    Dalgacı gülüşlere benzeyen çığlıklarla
    Ve bir soytarı gibi barınağa girip
    Sıçrıyor kemiklerin şarkılı balosunda.

    Balıkçıl darağacında
    Selahattin'in ölüleri
    Dansediyor, dansediyor
    Şeytan'ın şövalyeleri.

    Arthur Rimbaud


    Akşam Duası

    Sapı eğri bir pipo gibi, ağza kurulmuş,
    Ya da bir Melek gibi berberin ellerinde,
    Yaşayıp gidiyorum işte öyle oturmuş
    Bardaklar arasında, duman yelkenlerinde.

    Tatlı yaralar açar içimde binlerce düş
    Sıcak dışkılar gibi boş bir güvercinlikte;
    Bakarım ki yaramın kabukları soyulmuş,
    Kanıyor yüreğim altın sıvıyla birlikte.

    Sonra, bütün düşleri yalayıp yuttuğum an,
    İndirince mideye otuz kırk bardak birayı,
    Bir boşalma gereği sıkıştırır o zaman.

    Lübnan selvilerinin Tanrısı gibi tatlı,
    Sidiğini göklere, yükseklere attıran
    Ben kulunuzu bağışlayın siğilotları!

    Arthur Rimbaud


    Tartuf'un Yazgısı

    Sırtında kara cübbe, bir elinde eldiven,
    Dişsiz, salyalı ağzında dualar, pek tatlı,
    Ve yüreği avcunda, mutlu mu mutlu,
    Ermiş Tartufe, bir gün, başını alıp giderken,

    Usul usul yürürken, "Tövbe" -Haytanın biri,
    Sofu kulaklarından sıkıca yakalayıp,
    Bütün kötü sözleri yüzüne sövüp sayıp
    Yırttı ıslak tenine alışkın giysisini.

    Şeytan işi!.. Ermişin kıçı bağrı açıldı,
    Ne sırtında cübbesi, ne de tesbihi kaldı,
    Beti benzi kül gibi, sararıp soldu, şaşkın.

    Yakardı, bağışına sığındı Tanrısının.
    Ama ne çare, Hayta son çaputu alınca,
    Kutsal Tartufe, çısçıplak, döndü Adem Babaya!

    Arthur Rimbaud



    Çengi midir?

    Çengi midir, nedir?... İlk mavisinde sabahın
    Düşer mi ölü çiçekler gibi darmadağın...

    Duruyor önünde, ışığa gömülmüş kentin
    Soluduğu aydınlık, görkemli düzlüklerin!

    Her şey güzel! çok güzel! güzel olması gerek
    -Balıkçı kız ve şarkısı için böylesi gerek,

    Böylesi gerek çünkü hala inanıyorlar,
    Denizde gece törenleri var sanıyorlar!

    Arthur Rimbaud





  2. #2
    Dolunay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2006
    Mesajlar
    1.604
    Konular
    158
    Niye evden kaçmış evden kaçtığını söylüyor niye kaçtığını anlatmıyor. Ne bağlantısız özet biyografileri hep böyle yazıolar zaten. Hani şöyle hayatlarının şiirleriyle bağlantısına değinerekten yazsalar şu biyografileri okumak daha eğlenceli olurdu

  3. #3
    losteirosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    cehennemdeki lethe ırmagında.....
    Mesajlar
    2.604
    Konular
    42
    bi kaç noktayı aydınlatmak isterim zira rimbaud delisi bi adamımdır...saol katatonik ben accaktım rimbaud konsunu sen acmasaydın
    rimbaud gercek bi seyyah tı..baudelaire le birlikte rimbaud şiirde devrim yapmıştır...tum kalıpları alaşaa eder şiirde...kafiyeyi aşar ... o şiir e 20 21 yaşında bırakmaz..sessizleşir. zira en son noktaya ulaşmıstır şiir sanatında....gunumzun şiirinin temelini rimbaud atmıstır..onu aşan da henüz olmamıştır..edebiyat dunyasının dahi cocuu olarak ün elde eder..dizenin ve duzyazının üstadıydı...yazı dunyasına ''cehennemde bi mevsim'' ve''illuminations'' ile nirvanaya ulaştı..paul verlaine le eşcinsel bi ilişki yaşadılar..paul onun için karısından ayrıldı..dinden nefret ediordu kiliseden..annesi cok otoriterdi..kilise duvarına ''tanrı öldü.'' yazan bu asi cocuk afrikaya gttinde kur'an öğrenir ve mektuplarında bundan bahseder..son zmanlarında mektuplarının sonunda ''allahın dediii diledii olur'' yazmaktadır...ölmeden önce müslüman olduuna dair türlü rivayetler vardır...

    bayaa kaynak var bu konuda elimdede evde diilim bunları yazarken esrik gemi şiiri cok guseldir...benim kişisel favorilerimden..eve gdince onu yazarım buraya

  4. #4
    gallows for him gallows for him isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Geçen gün aklımdaydı forumda vardır diye açmadım.Katatonik emeğine sağlık.

    Duyum

    Mavi yaz akşamaları,patikalarda,dalgın
    Gideceğim sürtüne sürtüne buğdaylara.
    Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların
    Yıkasın,bırakacağım başımı rüzgara.

    Ne bir şey düşünecek,ne bir laf edeceğim;
    Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
    Göçebeler gibi uzaklara gideceğim;
    Mes’ut,sanki yanımda bir kadın varmış gibi


    Alıntı:Ofelya

  5. #5
    Elesis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    Palanthas
    Mesajlar
    887
    Konular
    75
    Konu için teşekkürler bi arkadaşım sayesinde tanıştım Rimbaud'la,iyi ki tanışmışım.Çevirileri yapanın adını biri yazarsa elini öpmeye gitmeyi düşünüyorum...

  6. #6
    losteirosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    cehennemdeki lethe ırmagında.....
    Mesajlar
    2.604
    Konular
    42
    çevirenin adıerdoğan alkan dostum..bazıları sanırım başka bi çevirmene ait...elimi öptürmem ben..ne blim para fln istersin hem bayram diil seyran diil yawww..

  7. #7
    ainariel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2007
    Bulunduğu yer
    rivendell
    Mesajlar
    365
    Konular
    10
    güzel olmuş arthur rimbaud tanıtılması...çok severim...güneş ve ten özellikle....

  8. #8
    losteirosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    cehennemdeki lethe ırmagında.....
    Mesajlar
    2.604
    Konular
    42

    ofelya


    ofelya

    yıldızların uyuduğu , sessiz , kara
    dalgalarda ofelya iri bir zambak,
    yüzüyor duvaklı uzanmış sulara...
    -avcı borularının ezgisinde bak.


    bin yıl geçti,ofelya yine üzgün,
    uzun sularda kefen gibi akıyor.
    bin yıldır,gündüz gece,deli gönlünün
    hüznünü meltem yellerine döküyor.


    açıp sularda salınan tüllerini
    beyaz göğüslerini öpüyor rüzgar,
    söğütler eğmiş omzuna dallarını
    ağlıyor.uykulu alnında kamışlar.


    yöresinde üzgün nilüferler bazan,
    dağıtıyor ofelya kızılağacın uykusunu,
    bir kanat vuruşuyla dallar yuvadan
    -salıyor yızldızların altın şarkısını.

    sen ey solgun ofelya , kar gibi güzel!
    sulara gelin oldun ergen çağlarda!
    -çünkü norveç doruklarında esen yel
    acı özgürlüğün tadını öğretti sana:

    savuran bir soluk gür perçemlerini
    büyüyordu düşlerinin akışında;
    dinliyordun Doğa'nın ezgilerini
    ağacın,gecelerin yakınışında;

    çünkü boğuk sesi çılgın denizlerin
    o tatlı, çocuk göğsüne vuruyordu;
    bir nisan sabahı, yorgun bir atlı senin
    dizlerinde sessizce oturuyordu!

    gök! aşk! özgürlük! bu nasıl düş deli kız!
    güneş vuran kar gibi eriyip gittin;
    konuşma,sus! seviyi bizlere dilsiz
    o mavi gözlerinle çoktan öğrettin!

    -ve diyor ki ozan:aydın gecelerde
    ofelyam çiçekler devşiriyorsun;
    hep böyle yüz ak gelinliğinde suda
    dalgalar beşiğini sallayıp dursun.

    arthur rimbaud


    not:kata daha önce açmıştı arthur rimbaud nun şiirlerini..bu şiirini ayrıca vermek istedim..

  9. #9
    sevgisu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Mesajlar
    2.330
    Konular
    0
    bi an açık bi gölde hafif bi meltemle kayık içinde gibi oldum.......
    saf bi sevgiyi çağrıştırdı saol paylaşımın için...

  10. #10
    KATA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    AnI-Kara
    Mesajlar
    7.969
    Konular
    299
    ofelyaya bı sıırı hatırlattı ve sana hedıye edıyım dedım lost,nette bulamadım..bakar körmuyum acaba?catladı göbegem
    neyse yazıyım o zaman ama ımla vs affola sımdıden

    LENORE

    Ah kırıldı altın kase-ruh uctu ebediyen
    çalsın çanlar_aziz bir ruh yüzmekte
    Stygian nehrinin üzerinden
    ve,Guy de Vere-yok mu gözyaşın,şimdi ağla ya da
    bir daha ağlama sakın.
    Bak,oradaki katı ve kederli sedyede
    Serilmiş yatar Lenore,senin aşkın.
    Gel,mersiye okunsun-söylensin cenaze şarkısı
    Bir ilahi öylesine genç ölmüş bu kraliçeler gibi ölü için.


    ''Zavallılar serveti için sevdiniz onu ve
    nefret ettınız ondan kibrinden ötürü
    Ve hasta düştüğü zaman onu kıskandınız-ki öldü
    Öyleyse nasıl okunacak tören-ağıt nasıl söylenecek
    Sizin kötü gözleriniz,sizin iftiracı diliniz tarafından
    ki,öylesine genç olan o masumu öldürdünüz''

    Peccavimus!Konuşma böyle,ama ulaştır
    Bir Sabbat şarkısını kederle,Tanrıya ki
    ölü rahat eder belki de

    Tatlı Lenore gitmişti önceden
    Yanı sıra uçan ümitle
    Bırakıp seni çılgınlığa
    Eşin olması gereken o sevimli çocuk için,
    simdi yere serilmiş o neşeli güzel için.
    Yaşam üstünde onun sarı saçlarının-ama gözlerinde değil,
    Hala orada yaşam,saçlarının üstünde ve ölüm üzerinde gözlerinin

    ''Çekil-çekil-Düşmanlardan dostlara açılır o öfkeli ruh
    Cehennemden,en üst gökkatındaki bir malikaneye
    Ahlardan ve iniltiden,göğün kralının yanındaki altın taca
    Çanlar çalmasın öyleyse,kutsal neşe içinde ruhu
    Lanetli yerden yükselen müziği duymasın diye,
    Ve ben - yüreğim rahat bu gece -ağıt söylemeyeceğim
    Ama uçurucağım o meleği,eski bir şükran ilahisi ile''

    E.A.P


2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Can Yücel Şiirleri
    Konuyu Açan: Rimmon-ex, Forum: Şiir.
    Cevap: 33
    Son Mesaj : 27-Mar-2010, 21:50
  2. Sappho ve Şiirleri
    Konuyu Açan: KATA, Forum: Şiir.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 23-Nis-2009, 15:03
  3. Arthur Schopenhauer/Hayatın Acıları Üzerine
    Konuyu Açan: KATA, Forum: Felsefe.
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 16-Tem-2008, 14:44

Bu Konu İçin Etiketler