Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Aktif ve Pasif Nihilizm Ayrımı

  1. #1
    Heretik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2013
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    1.696
    Konular
    41

    Aktif ve Pasif Nihilizm Ayrımı


    Bülent Diken, Nihilizm adlı kitabında genel olarak nihilizmi ikiye ayırır. Aktif ve pasif olarak yapılan bu ayrım sırasıyla olumsuzlama istenci ve istencin olumsuzlaması olarak özetlenebilir.

    Aktif nihilizm, yani olumsuzlama istenci dünyadaki çoğu belli bir ideolojiye dayanıyormuş gibi görünen terör örgütlerinin esas motivasyonunu oluşturur. Buna göre insanı ve ona dair her şeyi yıkma iradesi belirli paravan söylemlerin ardına - özgürlük, din, yenilik, reform, anarşi vb - gizlenerek yapılan tüm şiddet eylemleri bireysel bazda meşru kılınır. Ortadoğu'daki Işid gibi örgütler ve batıya kadar uzanan geniş bir örgüt listesinin pek çoğunun iç motivasyonun dünyadan duyulan genel bezginlikle birlikte sadece insan ve onun kurumsallaşmış kibirinin yerle bir olması istenci olduğunu düşünüyorum. Bu tabi sadece terör örgütlerinin toplu siyasi görünümlü hareketleriyle sınırlı değil, rastgele büyükşehir canlı bomba eylemlerinde asıl bunun örneği çok net şekilde görülür. Kendi sözde siyasi amaçlarıyla hiç alakası olmayan sivil insanlara yönelik düzenlenen şiddet eylemleriyle görünüşte düşman oldukları devlete bir mesaj verilirken içeride, zihinde dönüp duran düşüncenin artık tahammül edilemez bir sayıya ve berbatlığa ulaşan insanlığın canavarlaşmasına aynı dilde bir tepki vermek ve bu kepazeliğe öznel bir nokta koyarak gitmek olduğunu düşünüyorum.

    Meşhur örgütler ve onların fedai eylemleri kadar üçüncü sayfa haberlerinde görülen cinnet vakalarının, sokağa çıkıp rastgele ateş edenlerin elbette görünürdeki maddi vb sıkıntılarının yanında psikolojik olarak içeriden yakalayan durdurulamaz bir olumsuzlama istenciyle mecburi bir agresyon boşalması yaşadığı artık inkar edilemez bir gerçeklik halini almıştır. Yani hala o tür olaylarda maddi sıkıntılara ailevi sorunlara sebep olarak sığınıp bunu yapanları hemen o basit maddi düzeyde yargılamak yerinde daha derin manevi bir boşluğun dolduralamamasından doğan aktif nihilizm belirtileriyle de gözlenmesi gerektiğini, bu sayede olayların vahşileşmesiyle tüm dünyevi bilinçlerdeki paralel çöküşün daha iyi görülebileceğini düşünüyorum.

    Pasif nihilizmde ise durumun tam tersi söz konusudur. Burada kişi, tüm çabaların deterministik etkiler karşısındaki nihai sonuçsuzluğuna varıp kendi üzerine bir şeyler inşa edebilmenin mutlak saçmalığını anlamıştır. Bu yüzden de tüm "ben", bireylik, birey üzerine inşa edilen uyduruk tanrısal sıfatların ve çabaların, kişilik yaratımı kadar dış kökenli maddesel ünvanların da aynı derecede saçmalığını gördüğü için dünyaya dair özel çabaları genelde hayatta kalacak kadar olup zamanlarının geri kalanlarını kendilerini en başta kendilerini, yani benlik ve arzular adına ne varsa onları olumsuzlayarak geçirirler. Tabi ki burada zamanlarını bu şekilde geçirirler cümlesini mecazi anlamda kullandım, aslında bir şey yapılarak geçirilecek bir zaman yoktur, çünkü kişilik ölmüştür, zaman durmuştur ve sadece senaryosu belli olan bir sıkıcı ve saçma sapan bir filmin bir an öncesi için beklenen bitmek bilmez bir zaman dilimi vardır. Bu arzuları ve istenci olumsuzlamak Budist bir yaklaşım olarak görülse de aslında pasif nihilizmin Budizm'den ayrılan en önemli farkı herhangi bir aydınlanma isteğinin de olmamasıdır, çünkü aydınlanma gibi metafizik kavramlar da tıpkı materyalist/insani ego kadar aptalcadır.

    Buradan, aslında nihilizmle biraz olsun uzaktan yakından etkileşime girmiş insanların çok iyi bildiği yanlış genellemeyi de açıklamak gerekir. Genel kabul gören algı nihilistlerin- ki nihilist denince genelde pasif nihilizm algısı ilk söylemde daha yaygın oluşur- sanki tüm gün evde oturan daima uyuşturucu içip hiçbir şeyle uğraşmayan parazitler oldukları yönündedir. Şüphesiz böyle bir azımsanmayacak çoğunluk olabilir ancak ben bunun daha çok yozlaşan hippi kültürüyle alakalı olduğunu düşünüyorum. İstencini ve en başta kendini olumsuzlayan bir nihilist gayet de işe/okula gidebilir ve normal bir kişiliği olan bir insan gibi - bunu her ne kadar ızdırap çekerek yapsa da zorunluluktan dolayı ses etmez - davranabilir. Bu tabi ki de kendi içini tamamen boşaltmış olan biri için sadece güzel bir gösteriden ibarettir çünkü istenç ne kadar olumsuzlanırsa aynı şekilde sisteme tepki de azalır ve deterministik/irade dışı görünen-görünmeyen etkenlere teslim olunur. Halk deyimiyle bir nevi akışına bırakılmıştır çünkü hayat uzun süren bir saçmalıktır ve bu saçmalığın içinde nihilist olmanın bile bir önemi yoktur.

    - Heretik





  2. #2
    Karabuyu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Varşova
    Mesajlar
    117
    Konular
    7
    İlk baştaki aktif nihilizm tanımı tamamen genel bir dar görüşten ibaret. Canavarlaşan insanlığın ta kendisidir. Nihilizm insanlığın Goliathıdır.

    Ve Hegelin'de dediği gibi "Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez."


Bu Konu İçin Etiketler