2 Sayfadan 2. İlkİlk 12
Toplam 19 sonuçtan 11 ile 19 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Adnan Oktar'a Operasyon

  1. #11
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356
    Eski kedicik ‘Adnan Oktar örgütü’ ile ilgili şoke eden ifadeler kullandı

    Adnan Oktar grubundan 2017 yılında ayrılan Ceylan Özgül, '7, 10, 14 ve 17 yaşında kızlar burada tacize uğruyor. Defalarca tecavüze uğrayan kızlar var. Halk, bu konular açıldıkça hangi pisliklerden kurtulduğunu daha iyi anlayacaklar' diyerek 'vitrinde masum görünen bu kadınların bir kısmı çift silahla geziyorlar. Türkiye ortaya çıkanlarla daha çok şaşıracak' ifadelerini kullandı.


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar ve grubuna yönelik başlatılan operasyon ve gözaltı kararı üzerine grupta bulunduğu sırada şahit olduğu ve gözlemlediği olaylara ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Özgül, 2006'nın sonunda gruba alındığını ve 10 yıl kaldıktan sonra 2017'de gruptan kaçtığını anlattı.

    Orada kaldığı süre boyunca kendisine mahrem bilgilerin açılmaya başlandığını aktaran Özgül, "Ben özellikle devlete saldıran, Türk devletinin bilgisi olmadan yurtdışında yapılan faaliyetleri fark ettim. Bu vicdanımı çok rahatsız etti, o şekilde kaçtım." dedi.

    Genç ve özellikle "ayrıcalıklı" bazı ailelerde yetişmiş insanları çekmek için bu gibi grupların vitrine ihtiyaçları olduğunu aktaran Özgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Hatta bugüne kadar bu tip grupların dışarıdan tehlikesinin tam olarak anlaşılamamasının sebeplerinden bir tanesi de bu vitrin aslında. Bu özel oluşturulmuş, üzerinde çalışılmış bir iş olarak yapılmış bir vitrin, o yüzden cezbedici. Benim girme sebeplerimden bir tanesi ben çok idealist bir genç kızdım üniversite yıllarımda. Grupta anlatılan İslam ahlakını dünyaya hakim kılmak gibi bu ideallerin üzerinde çalışılacağına inanmıştım. Bu konuda kandırıldım açıkçası. O yüzden bu gruba katılmıştım. Bu örgütün iç yüzü gerçekten pislik dolu. Bakın 7, 10, 14 ve 17 yaşında kızlar burada tacize uğruyorlar. Defalarca tecavüze uğrayan kızlar var. Bu grup konusundaki bilgiler ortaya çıktıkça insanlar çok daha fazla bunları fark edecek. Halk bu konular açıldıkça hangi pisliklerden kurtulduklarını, sokaklarımızın neyden temizlendiğini daha iyi anlayacaklar. Bunlar teker teker ortaya çıkınca aslında Türk halkı gerçekten çok şaşıracak. Burada çok fazla müşteki var. Ben de bu müştekilerden bir tanesiyim. O yüzden de bunun ortaya çıkmasına hiç şaşırmadım."

    "TÜRKİYE'YE KUMPAS KURAN BİR GRUP"
    Adnan Oktar grubundan ayrılan birkaç arkadaş olarak bildiklerinin hepsini otoritelerle paylaştıklarını, devletin buna kayıtsız kalmadığını, grubun, A4 sayfasını dolduracak kadar suçları olduğunu ifade eden Özgül, şöyle konuştu:

    "İlk gördüğümde suç listesini bende şaşırdım ama teker teker okuyunca aslında hepsinin doğru olduğunu anladım. Çünkü bunların büyük bir kısmı benim de şahit olduğum şeylerdi. Mesela şu anda sadece Türkiye'de değil bütün dünyada basına yansımış olan, sosyal medyada da çok fazla yer alan FETÖ bağlantılı Amerika'daki davaların bir tanesinde direkt olarak müdahil olan bir grup bu. Yani Türkiye'ye kumpas kuran, Türkiye'nin arkasında dolaşan ve Türkiye'yi gerçekten uluslararası alanda çok zor bir duruma düşürmüş bir grup. Yaptıkları bir sürü ajanlık faaliyetleri var, küçük kızlara taciz ve tecavüz, insanlara tehdit ve şantaj, insanların hapsedilmesi... Sadece ben değilim orada hapsedilen çok fazla kadın vardı. Cinsel taciz ve tecavüzün bir kısmını duydum, bir kısmını ayrıldıktan sonra karşılaştığım kişilerden öğrendim, bir kısmını da ben oradayken bildiğim bilgilerle birleştirerek doğru olduğunu teyit ettim. Fakat çok fazla şu anda arkadaşımız var onlarla da bağlantı kurabilirsiniz, bire bir şahitler."

    Gruptan ayrıldıktan sonra sosyal medyada ve internette kendisine hakaret edildiğini ve iftira atıldığını öne süren Özgül, Photoshoplu fotoğraflarını yayınlayarak, oturduğu yerin adresi, telefon numarası bilgisinin de yer aldığı ve eskort olduğunu yazan internet siteleri açıldığını iddia etti.

    Kendisini rahatsız etmek ve sindirmek, şikayetçi olmasını engellemek ve geri adım attırmak amacıyla çeşitli yollara başvurduklarına dikkati çeken Özgül, "Ben ve benim gibi insanları korkutmak amacıyla bu yapılıyor. Bunun tek hedefi de sadece ben değilim. Oradaki diğer kadınlar ve genç kızlar. Yani şunu demeye çalışıyorlar 'Siz ayrılmaya kalkarsanız bizim de elimizde sizinle ilgili görüntü varsa bunları kullanırız, sizi mahvederiz, ailenizi mahvederiz' demeye çalışıyorlar. Çünkü daha önceki yıllarda (neyse ki şu an FETÖ temizlenmiş durumda) hem polisin içinde hem adaletin içinde onların üyeleri varken korunuyordu da bu adam. Neyse ki şu anda böyle bir durum olmadığı için bu şekilde bir sonuç alabildik." ifadelerini kullandı.

    "DİNDAR OLMAK İSTİYORDUM"
    Dini öğrenmek isteyen, dinle ilgilenen fakat din hakkında bilgisi olmayan gençleri kandırmaya çalıştıklarını belirten Özgül, "Ben mesela dindar olmak istiyordum, dini öğrenmek istiyordum karşıma bu insanlar çıktı. Onların anlattıkları şeylere inandım fakat uyanmaya başladığımda artık hapsedilmiş bir konuma gelmiştim. Dini istismar zaten en başta gelen konu. Mesela uluslararası dolandırıcılık onların yaptığı suçlar arasında en başta gelen. Gerçekten yaptıkları çok fazla suç var." dedi.

    Bugün Türkiye'nin önemli bir güne uyandığını aktaran özgül, şunları kaydetti:

    "Allah'a çok şükür sokaklarımız çok büyük bir pislikten temizlendi. Bu yeni sistemin insanlığın elini ne kadar çözdüğünü de bize anlatıyor. Çok uzun süredir, 39 yıldır devam eden bir suç örgütü. Bu suç örgütüne karşı hem politik düzensizlikten dolayı hem insanlığın elini bağlayan şeylerden dolayı hiçbir şey yapılamıyordu fakat başkanlık sistemi bunun da önünü açtı. Aslında bu ilk örneklerinden biri. Çok güzel bir sonuç aldığımızı düşünüyorum."

    "KEDİCİK'LERİN ÇİFT SİLAH TAŞIDIĞINI İNSANLAR BİLMİYOR"
    Özgül, grubun içindeki kadınlar için kullanılan "Kedicik" kelimesinin konuyu hafifleştirdiğine ve şirinleştirdiği savunarak, " 'Kedicik'lerin büyük bir kısmının sokakta gezerken usulsüz yollardan alınmış çift silah taşıdığını insanlar bilmiyor. Bu kadınların kendilerinden küçük insanları yanlarında gardiyan olarak dolaştırdığını, doktora bile yanında götürdüğünü bilmiyor. Devlete karşı işlenen suçları, ajanlık suçlarını, taciz edilen 7, 10 yaşındaki çocukları oraya nasıl çektiklerini bilmiyorlar." ifadelerini kullandı.

    Gün geçtikçe olayın ciddiyetinin ortaya çıkacağını dile getiren Özgül, sözlerini, "Öğrendikçe aslında ne kadar ciddi bir pislikten kurtulduğumuzu anlayacaksınız. Bu yüzden ben halkı bilgilendirmek istedim. Hiçbir reklamın yayınlanmadığı bir kanalda insanların sadece dans etmesi ve bundan sürekli para kaybetmesi, böyle bir şey açıklanamaz. Bunun tek nedeni örgütü koruyan özel bir vitrin olması. Çok fazla firari olacaktır. Bu insanların görüldüğü yerlerde ihbar edilmesi konusunda halkımızı duyarlı olmaya çağırıyorum." diye tamamladı.

    Hürriyet





  2. #12
    Davud soyundanım diyen biri.Gayet normaldir MOSSAD'a ajanlık yapması.

  3. #13
    Cronos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2011
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    599
    Konular
    0
    Kür vakti gelmiştir. Düzenli olarak alıyorlar bu herifi içeri

  4. #14
    apollo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2008
    Mesajlar
    123
    Konular
    6
    Yıllarca kitaplarında yahudileri kötüleyen bu adam değilmiydi? Demek ki insanları yanıltmış.İsrail gazetesi açık açık israil dostu diyor kendisi için.Bu dostluğun geçmişi çok eskiye dayanıyor olmalı.Dolayısıyla kendisini her şekilde koruyup kollamış olmalılar.Yoksa arkasında büyük bir güç olmadan bu kadar ileri gidemezdi.

  5. #15
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356
    Adnan Oktar’ın avukatı kim çıktı!

    Adnan Oktar'ın davasında ilginç detay! Kedicik ve müritleri ile birlikte gözaltına alınan Adnan Oktar'ın avukatı Atanur Demir, 2016 yılbaşı gecesi Ortaköy'deki eğlence merkezi Reina'ya saldırı düzenleyerek, 39 kişiyi katleden Abdulkadir Masharipov'un da müdafi çıktı. Demir, 57 sanığın yargılandığı Reina davasında ilk günden bu yana saldırgan Masharipov'un avukatlığını yapıyor.


    Suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle Adnan Oktar'ın gözaltına alınmasının ardından “Akıl sağlığı için Adli Tıp raporu gündemimizde değil” sözleriyle dikkat çeken avukatı Atanur Demir, 2016 yılbaşı gecesi Ortaköy'deki eğlence merkezi Reina'ya düzenlediği saldırıyla 39 kişiyi katleden Abdülkadir Mashapirov'un da avukatlığını yapıyor. Demir'in, kişisel internet sitesinde, avukatlık ücret tarifesi de yer alıyor. Buna göre, Ağır Cezalık suçlarda sanık müdafiliğini üstlenmek için en az 25 bin lira alan Demir'in, “taban” ücret tarifesi şöyle:
    Ağır Ceza: Sanık müdafiliği en az 25 bin
    Mağdur : Katılan vekilliği en az 10 bin
    Asliye Ceza: Sanık müdafiliği 8 bin 500
    Mağdur-Katılan vekilliği 4 bin 500
    Savcılık-Karakol-Sorgu Hakimliği: Şüpheli müdafiliği-5 bin

    Adnan Oktar’ın ‘arşivine’ de el konuldu


    Emniyet'te oluşuturulan özel ekip, hard disklerdeki binlerce saatlik görüntüyü incelemeye aldı. Bilgisayarlarda tv arşivinin yanı sıra 'yayınlanmamış' görüntülerin de olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

    190 KİŞİ GÖZALTINDA
    Adnan Oktar, Oktar Babuna, Didem Ürer ve Manken Gökhan Barlan’ın da aralarında bulunduğu 106’sı kadın 235 kişinin yakalanması için düğmeye basan polis 190 şüpheliyi gözaltına aldı. Dün sabah başlatılan operasyonda yeni detaylar da günyüzüne çıkmaya devam ediyor.

    Kamuoyunda Adnan Oktar’ın televizyonu olarak bilinen ve uydu üzerinden yayın yapan A9 televizyonunda da arama yapıldı. Aramalarda belgelerin dışında yayın arşivine de el konuldu. El konulan bilgisayarlarda program kayıtlarının yanı sıra yayınlanmamış çok sayıda görüntünün de olduğu öğrenildi.
    Binlerce saatten oluşan görüntü kaydının Emniyet’te oluşturulan uzman ekiplerce saniye saniye inceleneği öğrenildi.

    FETÖ, Adnan Oktar’ı düne kadar koruyordu

    Türkiye, 19 yıl önce bir kez dokunulan ve tutuklanan sonrasında da davası düşen Adnan Oktar ve örgütünü konuşuyor. Çok sayıda itirafın olduğu, 31 suçlamanın yöneltildiği örgütle ilgili dört çocuğu Adnan Oktar'ın müridi olan Semin Babuna'nın 6 Ekim 2017'de verdiği bilgilerle başlayalım: “Kocam öldü. Tek bir çocuğum cenazesinde yoktu.. O adam (Adnan Oktar) çocuklarımızı bizden kopardı. Onlarla alakalı dosyayı Cumhurbaşkanımıza verdim.. Bunları düne kadar FETÖ yargısı koruyordu.”

    13 YIL ÖNCE DAVA DÜŞTÜ
    Şimdi 19 yıl önceye gidelim. Adnan Oktar ve kurucusu olduğu Bilim Araştırma Vakfı (BAV) üyeleri hakkında daha önce 2000 yılında dava açılmıştı. Suçlamalar “cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” ve “tehditle menfaat temin etmek” idi. Oktar, Kasım 1999'da tutuklanmıştı. İstanbul 1 No'lu DGM'de 7 Nisan 2000 tarihinde görülmesine başlanan dava, mahkemenin 12 Eylül 2003'te verdiği “görevsizlik kararı” üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne geldi. Oktar'ın da aralarında bulunduğu 34 kişi yargılanıyordu. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ekim 2005 tarihinde Adnan Oktar ile 34 sanık hakkındaki dava dosyasının, zaman aşımı dolduğundan düşmesine karar verdi.

    “GÜLEN'E ADAMIMI YOLLADIM”
    Geliyoruz Adnan Oktar'ın Fetullah Gülen ve örgütüyle ilişkisine. Oktar, A9TV'de, 2015 Eylül'ünde yayınlanan bir programında şöyle konuşuyordu: “Fetullah Hoca beni çok sever. Cemaatimizin faaliyetlerini İslam alemindeki en mükemmel faaliyet olarak görüyor. Bu sırrımı da söylettiniz bana. Kendi arkadaşımı gönderdim Fethullah Hoca'nın yanına, gerekirse ismini de açıklayabilirim. Hocamızı biz de çok severiz, ben de severim Fethullah Hoca'yı.”

    ERGENEKON KUMPASINI SAVUNDU
    Adnan Oktar, 13 Kasım 2008'de Türk Time'a verdiği bir röportajda da FETÖ'nün kumpası olduğu ortaya çıkan Ergenekon operasyonunu savunmuş ve şöyle demişti: “Yüzlerce anne bana derin hislerle, derin saygıyla bağlı. Beni her yönden destekliyorlar. Ama toplam üç veya beş aile şiddetle karşılar. Bu ailelere baktığımızda bir zamanlar Ergenekon'dan gözaltına alınan İstanbul eski Milletvekili Emin Şirin Organize Suçlar eski Müdürü Adil Serdar Saçan gibi Ergenekon mensubu kişilerle bağlantı içindeler. Acaba diyorum, Ergenekon örgütü bu ailelere bir şekilde etki ediyor mu? Ergenekon şimdinin olayı değil ki… Ben 10 yıl önce kitabımda Ergenekon'u anlattım.”

    Oktar örgütünün FETÖ'yle bağını gözler önüne seren bir tanıklık daha var. Ergenekon kumpasında, 1999'da Oktar'a yapılan operasyonda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenmişti. 16 Kasım 2012'deki duruşmada Çalıkoğlu operasyonu yürüten polis şefi Adil Serdar Saçan'ı suçlamıştı.

    ADNAN OKTAR KURDUĞU VAKIFLA GENÇ KIZ VE ERKEKLERİ MÜRİDİ YAPMIŞTI
    Adnan Oktar kurduğu Bilim ve Araştırma Vakfı üzerinden gençleri hedef almıştı. Zengin ailelerin yakışıklı ve güzel çocuklarını müridi yapmış, ekonomik güçlerini kullanmıştı. Şimdi Emniyette ifade veriyor.

    ADNAN OKTAR'IN YANINDA 13 YIL KALAN ÜMİT KURUCA: FİRARİ FETO'CÜ OPÇİN MALİKANEYE GELİYORDU
    Adnan Oktar'la bir dönem hareket eden ve yakın tarihlerde bağlantılarını koparan Ceylan Özgül ve Ümit Kuruca, örgütle ilgili önemli bilgiler verdi. 13 yıl örgüt içinde kaldığını belirten Kuruca şunları kaydetti:

    “Burada hücre sistemi vardı. Ben en yakınında olmama rağmen, bilmediğim birçok konu vardı. Arabasını kullanıyor, telefonlarına bakıyor, bütün organizasyonlarına bakıyordum. Aynı evde kalıyordum bu adamla. Buna rağmen benim de bilmediğim birçok konu ile karşılaştık. Örgüt içinde erkekler kısmında bölüm bölüm herkesin faaliyet yaptığı alanlar vardı. Kimisi yurt dışı bağlantılarını kurardı. Örgüte İsrail ve Pentagon tarafından yüklü miktarda paralar gelirdi. Kimi zaman hediye kisvesi altında çok pahalı hediyeler gelirdi. Yurt dışından örgüte karşı yüklü miktarda finans sağlanıyordu. Televizyona sürekli İsrail ve Amerika'dan misafirler gelip, programlara çıkıyordu.”
    Kuruca önceki akşam da Akit TV canlı yayınına bağlandı ve şunları kaydetti: Tuncay Opçin (Firari FETÖ'cü) Adnan Oktar'ın malikanesine gelirdi. İki saat kalırdı. Opçin gibi isimlerle Tarkan Yavaş (Firari ve örgütün iki numarası) görüşürdü.”

    İKİ İSİM DE ÖRGÜT HAKKINDA BİLGİLER VERDİ


    Şüpheli Oktar'ın yanında uzun yıllar kalan Ümit Kuruca ve Ceylan Özgül örgütle ilgili çarpıcı bilgiler verdi.

    KEDİCİKLER, FETO'CÜ POLİSLERLE GÖRÜŞMÜŞ
    Adnan Oktar'ın kedicikleri olarak bilinen kadınların FETÖ'cü polisler ve üst düzey örgüt yöneticileri ile sıkı irtibat içinde olduğu daha 2014 yılında ortaya çıkmıştı. Oktar'la birlikte program yapan Ayşegül Babuna ve Aylin Atmaca'nın FETÖ'cü polis müdürleri ile çok sayıda görüşme yaptığını Aydınlık Gazetesi 11 Aralık 2014 tarihinde haber yapmıştı. Haberde şunlar kaydedilmişti:

    HTS KAYITLARI
    “Adnan Oktar'ın kedicikleri olarak bilinen kadınların F-tipi polisler ve üst düzey cemaat yöneticileri ile sıkı irtibat içinde olduğu ortaya çıktı. Oktar'la birlikte program yapan Ayşegül Babuna ve Aylin Atmaca'nın; F-tipi emniyet müdürleri ile çok sayıda görüşme yaptığı HTS kayıtları ile belgelendi. Telefon görüşmelerinin gerçekleştiği 2009 yılında; Babuna ve Atmaca'nın ziyaret ettiği isimler Ergenekon operasyonları ile bir bir tutuklanmıştı. Avukatlar Levent Göktaş, Hüseyin Buzoğlu, Necdet Okçu ve Serdar Öztürk; Babuna ve Atmaca'nın ziyaretlerinin ardından tutuklanan isimler. Avukat Öztürk'ün açtığı davaya gönderilen HTS kayıtları bütün trafiği ortaya döktü. Oktar'ın kedicikleri; 2009 yılında Ergenekon operasyonlarını yöneten Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse ile irtibat halindeydi.

    KUMPASI YÖNETMİŞTİ



    Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanı Bekir Akarsu da kediciklerin görüştüğü kişilerden. Köse de Akarsu da F-tipi polislere yönelik operasyonlarda tutuklandı. Babuna ve Akarsu ile görüşenler arasında tertiplerde yönlendiren Emniyet İstihbarat Dairesi'ndeki Tamer ve Murat isimli amirler de dikkat çekiyor. Aynı dönemde cemaatin üst düzey imamı Ş. A. T.'nin kediciklerle görüşmeleri de HTS kayıtlarına girdi.”

    BEKAROĞLU, ADNAN OKTAR'I SAVUNMUŞTU



    Tarih 10 Ağustos 2000. Bugün CHP Milletvekili olan dönemin Fazilet Partisi (FP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın (PKK'lılardan daha tehlikeli) dediği Adnan Oktar'ın tahliye edildiğini belirtmiş, “Sayın Bakan (Tantan) ilgili kişiden, diğer serbest bırakılan kişilerden özür diyecek midir” demişti. Bekaroğlu, Tantan tarafından yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği yazılı soru önergesinde şu sorular yer almıştı: “Sayın İçişleri Bakanı'nın bu tür olayların tekrarlanmasını önlemek, araştırma, inceleme ve soruşturmaların daha objektif kriterlerce yapılması için herhangi bir çalışması bulunmakta mıdır? Eğer böyle bir çalışması söz konusu değilse, sayın Bakan bu çelişkiyi yani kendilerinin veya teşkilatının, kamuoyu önünde mahkum ettiği, hatta (PKK'lılardan bile tehlikeli) dediği kişilerin mahkemelerce serbest bırakılmasını nasıl izah etmektedir?”

    Adnan Oktar operasyonunda iğrenç detaylar

    Adnan Oktar ve örgütüne yönelik düzenlenen operasyonla ilgili yeni detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Dosya kapsamında 11 ila 17 yaş arasında 15 çocuğun cinsel saldırı mağduru olduğu öne sürüldü. Ayrıca 20 kadının da defalarca kez tecavüze uğradığı iddia edildi.

    Operasyonda Oktar Babuna, Didem Ürer ve Manken Gökhan Barlan’ın da aralarında yer aldığı 190 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin Vatan Caddesi'ndeki işlemleri devam ederken, dosya kapsamındaki “Reşit olmayanla cinsel ilişki” “Cinsel Saldırı” “Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” “Çocukların cinsel istismarı” gibi iddialarla ilgili yeni detaylar ortaya çıktı.

    11 YAŞINDA CİNSEL SALDIRI… ANNESİ TESLİM ETMİŞ!

    İddiaya göre, yapılanma içerisinde tecavüz ve cinsel saldırıya uğradığını iddia eden 35 kişi şikayetçi oldu. Bu mağdurlardan 15'inin 11 ila 17 yaşları arasındayken cinsel saldırıya uğradığı öne sürüldü. Beş yıl önce 11 yaşındayken örgütte A.O. tarafından cinsel saldırıya uğradığı öne sürülen çocuğun annesi hakkında da işlem yapıldığı belirtildi. İsmi gizli tutulan 16 yaşındaki çocuğun annesi tarafından örgüte götürüldüğü iddia edildi.

    TURNİKE ADINDAN TECAVÜZ ÇARKI
    Polisin yaptığı çalışmada örgütün ‘Turnike’ sistemi adı altında bir tecavüz çarkı da kurduğu öne sürüldü. İddiaya göre, örgüte üye olan bir erkek tarafından yapıya kazandırılan kadınlar, önce bir süre lüks hayat içerisinde yaşıyor. Daha sonra ise bloklardan oluşan lüks villlarda tutuluyorlar. Kadınlar buralarda defalarca kez tecavüze uğruyor. Psikolojik dirençleri kırılan kadınlar, örgüte tabi oluyor. İddiaya göre kadınlar daha sonra kendilerini turnikeden çıkaran örgüt liderlerine biat ediyor. Bu süreçte yaşadıkları karşısında dayanamayan kadınlara ise ‘sabokrit tipi’ sakinleştiriciler veriliyor.

    2 YILDA ÖRGÜTÜN ŞEMASI ÇIKARILDI… BACILAR, İMAM BACILAR VE BACI İMAMLARI….
    Polisin 2 yıllık takip sırasında örgütün iç yapısını da ortaya koyduğu belirtildi. İddiaya göre, örgüt yapılanmasında kadınlar “Bacılar” “İmam Bacılar” ve “Bacı İmamları” olarak 3 gruba ayrılıyor. Erkekler ise “Kardeşler” “İmam Kardeşler” ve “Kardeş İmamları” olarak ayrılıyor. Adnan Oktar'ın liderliğini yaptığı örgütün ikinci isminin ise Didem Ürer olduğu öne sürülüyor.

    CEZA VE ŞİDDET… 5 YIL ÖNCEKİ OLAYLARDAN BİLE BİHABERLER!
    Yapılan çalışmalarda, turnike sisteminden çıktıktan sonra örgüte dahil olan kadınların karşı çıkması halinde, kaş kazıtma, saç kestirme ve darp gibi cezalar verildiği belirtildi. Uygulamaların ardından yeniden turnike sistemine sokulduğu iddia edilen kadınlardan bazılarının yıllarca esir hayatı gibi bir hayat yaşadığı öne sürülüyor. Günlük hayattan bilgileri dahi olmayan bazı kadınların 5 yıl önce yaşananlardan dahi haberdar olmadıkları belirtiliyor.


    Kediciklerin neden birbirine benzedikleri de ortaya çıktı.

    ADNAN HOCA KRİTERLERİ
    Polisin yaptığı çalışmada, Adnan Hoca'nın kedicikleri olarak bilinen kadınların birbirlerine benzeme sebepleri de ortaya çıktı. İddiaya göre, Adnan Oktar'ın; elmacık kemiği çıkık, ince belli, kalın dudaklı kadınları güzel bulduğu ve sisteme giren kadınlara bu formata göre estetik ameliyatı yapıldığı öğrenildi.

    Sözcü

  6. #16
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356
    Adnan Oktar’a destek eylemi

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube ekiplerinin Adnan Oktar ve grubuna yönelik önceki gün yaptığı operasyon kapsamında 179 kişiyi gözaltına almıştı. Oktar’ın da aralarında bulunduğu şüphelileri destekleyen bazı kişiler Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü karşısında toplanarak açıklama yaptı.Nursel Tekin isimli kadının, "Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar ve arkadaşlarının yoluna feda ederim" sözleri ise duyanlara "yuh" dedirtti.


    Yaklaşık 20 yıldır Adnan Oktar’ı tanıdığını, kitaplarını okuduğunu ve iki çocuğunun Oktar’ın öğrencisi olduğunu belirten Osman Yazaroğlu, “Bu arkadaşların herhangi birisi hiçbir suça bulaşmamıştır. Bunlar tamamen atılan bir iftiradan ibarettir. Sonuçlar yargılama süresinde ortaya çıkacaktır. Evde bulunan silahlarla ilgili spekülasyon yapılıyor. Bu silahlar Adnan Oktar’ın malikanesinde ve evinde güvenlik hizmeti veren birkaç arkadaşın ruhsatlı silahlarıdır. Bunlar devletin verdiği ruhsatlı silahlardır. Bu haberlerle bir algı operasyonu oluşturulmak isteniyor. Bunun doğru olmadığını söylüyoruz” dedi.

    Nursel Tekin ise, “Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar ve arkadaşlarının yoluna feda ederim” diye konuştu.
    6 yıldır Adnan Oktar’ı tanıdığını ve 3 yıldır da programlara çıktığını belirten Gizem Daşer ise, “Bu zamana kadar ortaya atılan taciz iddiaları tamamen iftiradır. Bütün erkek ve kız kardeşlerimize kardeşi gibi bakar, kardeşi gibi her şeyden sakınır. Bunlar hep İngiliz derin devletinin oyunu ve inşallah bu oyun bozulacak” şeklinde konuştu.

    Adnan Oktar ve grubunun aylık geliri


    Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar ve grubuna yönelik operasyonda, gözaltına alınanların sayısı 182'ye yükseldi. Mali Şube ekiplerinin araştırmalarında, Adnan Oktar ve grubunun aylık 1 milyon doların üzerinde para kazandığı tespiti yapıldığı ileri sürüldü.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince önceki gün düzenlenen operasyonda gözaltına alınan aralarında Adnan Oktar ve Oktar Babuna'nın da bulunduğu şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

    Hakkında gözaltı kararı bulunan 106'sı kadın 235 şüpheliden şu ana kadar 182'si gözaltına alındı. Şüphelilerin ifadelerinin alınmasına henüz başlanmadığı, diğer 53 kişinin yakalanmasına çalışıldığı öğrenildi.

    Polis ekiplerinin operasyon kapsamında evde ele geçirdiği malzeme, para, silah, mermi ve dijital malzeme ile dokümanların sayım ve kontrollerinin devam ettiği belirtildi.

    AYLIK 1 MİLYON DOLARIN ÜZERİNDE GELİR
    Mali Şube ekiplerinin araştırmalarında, Adnan Oktar ve grubunun yayıncılık şirketi ve televizyon kanalı üzerinden aylık 1 milyon doların üzerinde para kazandığı tespiti yapıldığı ileri sürüldü.
    Şüphelilerin yurt dışındaki tanınmış şirketlerin isimlerine benzer adlarda firmalar kurarak, yabancı ülkelerde haksız kazanç sağladığı iddiasıyla ilgili araştırmanın sürdüğü belirtildi.

    Söz konusu iddialara ilişkin MASAK ve adli birimlerin çalışmalarının da devam ettiği öğrenildi.

    sözcü

  7. #17
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356
    Gizli tanık 'kedicik': Adnan Hoca'dan '100 senede bir gelen kurtarıcı' olarak bahsediliyordu

    Kamuoyunda 'Adnan Hoca' olarak tanınan Adnan Oktar soruşturması devam ederken, 'yapılanmaya' ilişkin geçmiş dönemde açılan soruşturmalardaki bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor. Oktar'ın 'kedicikleri' arasında bulunan gizli bir tanık, çıplak namaz kıldırıldığını belirterek "Adnan Hoca'dan '100 senede bir gelen kurtarıcı' diye bahsediliyordu" dedi.

    Milliyet'ten Musa Kesler'in haberine göre, Adnan Oktar ve grubu hakkında açılan ancak 2013'te zaman aşımından düşen davanın dosyasındaki 'gizli tanık' ifadeleri örgütün o dönemdeki faaliyetlerine de ışık tutar mahiyette. Soruşturmada '3 numaralı gizli tanık' olarak ifade veren bir mağdur, 'Adnan Hoca grubu'nun içinde kaldığı dönemde yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatıyor.

    Habere göre, örgüt içindeki 40'tan fazla kişiyle ilişkiye girdiğini söyleyen gizli tanığın ifadeleri şöyle:
    "16 yaşımdayken, sonradan Adnan Hoca grubundan olduğunu öğrendiğim bir şahısla tanıştım. Bana dini telkinlerde bulundu, ibadet etmem gerektiğini ve bu ibadeti herkes tarafından bilindiği şekilde değil de günde iki vakit; sabah akşam ikişer rekât halinde ve her rekâtta birkaç kelime söyleyerek yapabileceğimi söyledi. Hatta çırılçıplak da yapabileceğimi söyledi. Bana mantıksız gelmişti ama yapılan telkinlerle ben de buna inanmaya başladım. Kısa bir süre sonra beni grubun diğer üyelerinin de kaldığı evlere götürmeye başladı. Erkek arkadaşımın telkinleri sonucunda kendisinin grubundaki diğer arkadaşlarıyla birlikte olmamın sevap olacağına inanmaya başladım.

    'ADNAN HOCA'NIN YAZDIĞI İDDİA EDİLEN KİTAPLAR OKUTULUYORDU'

    Bu dönemde arkadaş grubunun üyesi olan A.T, A.A, A.Ç, A.A.B, A.A, A.K, B.B, B.Y, B.S, H.A, C.Y, C.G, E.E, F.T, F.K, H.E, İ.T, K.K, M.M, M.D, N.A.K, N.N, O.B, U.Z, Ö.B, A.S.E, S.U, S.A, S.S, S.K, S.M, T.K, U.S.T adlı şahıslarla çeşitli şeklilerde ilişkiye girdim. Bu ilişkiler sebebiyle cinsel hastalıklara yakalandım. Tedavi gördüm. Bu hastalıklara diğer bazı kızlar da yakalanmıştı. Doktor bu hastalığın sebebini çok eşlilik olarak açıklamıştı. Grubun içinde 'Cariye' olarak bilinen kızların evine gidip gelmeye başladım. 'Abi' olarak nitelendirilen Adnan Hoca'nın yazdığı iddia edilen kitaplar sürekli okutuluyordu. 'Kardeşler' olarak nitelendirilen grubun evlerinde de sürekli ilişkiler oluyordu. Buradaki B.G, T.A.T, D.A, Ç.Y, S.S, B. ve İ. adlı kızlar da aynı şeyi yapıyordu.

    'TEVRAT ANTALYA'DAN ÇIKACAK'
    Adnan Hoca'dan '100 senede bir gelen kurtarıcı' olarak bahsediliyordu. Erkeklerle ilişkilerin Kardeşler'e ve Adnan Hoca'ya itaatin bir gereği olduğu, bunun bir 'hizmet' olduğu ve karşılığının da öbür dünyada görüleceği söyleniyordu. Onların arasından ayrılanın da cehenneme gideceği söylenerek sürekli baskı yapılıyordu. Grup üyelerine ağırlığın cinselliğe değil dini bilgilere verilmesi gerektiğini söylediğimde Abi'nin (Adnan Hoca) bu konuları iyi bildiğini, sadece itaat etmem gerektiğini söylediler.
    Evlerdeki koltuklar genelde altın varaklı aynalar, plazma televizyonlar, şirketlerde de genelde deri koltuklar kullanılarak lüks ve cazip bir hava oluşturuluyordu. Özellikle yatak odalarında yatağın karşısında aynalı bir dolap olurdu. Kişinin kendi boyun bölgesi ve (bazı mahrem noktalarına) bakması haram kabul edildiğinden bu bölgelerin ancak aynaya bakılarak görülebileceği söyleniyordu. Bir gün Ortadoğu'ya hâkim olunacağı, Antalya bölgesinden Tevrat'ın en eski halinin çıkacağı, bunun da bizim kutsal kitabımız ile aynı olacağı söyleniyordu. Kardeşler 'Abi'yi hayvanlarla konuşurken gördüklerini söyleyerek onu gözlerinde büyütmeye çalışıyorlardı.

    'İNCE BEL' KONTROLÜ
    Evdeki 5 kişiyle birlikte Adnan Hoca'nın Vaniköy'deki evine gittik. Gitmeden önce kardeşlerden birisi bana açık dekolte bir elbise giyerek gitmemi söyledi. Ancak ben kapalı bir kıyafetle gittim. Adnan Hoca geldiğinde yine kardeşlerin telkiniyle ayağa kalktım. Adnan Hoca oturduğu yerden yanına çağırdı. Elleri ile bellerimizin inceliğini kontrol etti. Dudağımı eliyle aşağı yukarı ittirip ağzıma baktı. Kitaplarını okumamızı, kardeşleri dinlememizi, şirket işlerine yardımcı olmamızı söyledi. Bir kadın ve erkeğin yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasaktı. İlişki sırasında bir erkek odaya rahatlıkla girip çıkabiliyordu. Bizi ailelerimizden soğutmak için ailelerimizin 'münafık' olduğu söyleniyordu. Birinin tercih edilmesi gerekirse kendilerinin tercih edilmesi gerektiği ancak aileler tarafından para verilir ve bu paralar da 'Kardeşler' için harcanırsa ailelerin sevaba gireceği anlatılıyordu. 'Adamlık Dini' diye bir kitapları vardı. Bizim için ölçü bu kitaptı. Dış dünyayla temasa geçmeye başladığımda yaptığım şeylerin ne kadar korkunç şeyler olduğunu anladım. Bu şahıslarla irtibatı kestim."

    6 KAMYON TARİHİ ESER, ANTİKA VE DEĞERLİ EŞYA BULUNDU
    Soruşturma kapsamında mal varlığına el konulan 235 şüphelinin adreslerinde yapılan aramalarda bulunan 6 kamyon tarihi eser, antika ve değerli eşya muhafaza altına alındı. El konulan eşyaların orijinal olup olmadığının araştırılması için müzelerden ve üniversitelerden uzman istendi.

    PARA VE DÖVİZLERİN SAYIMI SÜRÜYOR
    Aramalarda ayrıca, 400'den fazla flash bellek, 70 silah, 3 binden fazla mermiye el konulduğu, kasalarda bulunan yüklü miktardaki para ve dövizin sayımının ise hala devam ettiği aktarıldı.

    POLİSE ATEŞ AÇILDI
    Eş zamanlı operasyon sırasında, baskın yapılan adreslerden birinde polise ateş açıldığı öğrenildi. Açılan ateş sonucu merminin özel harekat polisinin yeleğinde kaldığı, şüphelinin ise yakalandığı ve silahına el konulduğu bildirildi.

    OKTAR, 'ÖRGÜTÜN 2 NUMARASI' DİDEM ÜRER'LE KAÇMAYA ÇALIŞTI
    Öte yandan, Adnan Oktar'ın örgütün 2 numarası olduğu ileri sürülen Didem Ürer'le kaçmaya çalıştığı araçta yüklü miktarda para bulunduğu ifade edildi.
    Operasyonun ardından, korktukları için bu zamana kadar sustuğu belirtilen mağdurlardan bazılarının emniyete gelerek şikayetçi olduğu, bazılarının ise telefonla arayarak ihbarda bulunduğu belirtildi.

    'OKTAR, 17-25 ARALIK SONRASINDA OPÇİN VE BARANSU İLE GÖRÜŞTÜ' İDDİASI
    Örgüt elebaşı Oktar'ın, 17-25 Aralık sonrasında Tuncay Opçin ve tutuklu Mehmet Baransu ile defalarca yüz yüze görüştüğünün tespit edildiği ileri sürüldü.
    Ayrıca Oktar'ın, İsrailli Likud Partisi milletvekili Yehuda Glick ile de birçok kez görüştüğü iddia edildi.

    tr.sputniknews

  8. #18
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356
    Adnan Oktar grubundan ayrılan Oktar Babuna'nın yeğeni yaşadıklarını anlattı





    ANNESİ, DAYISI, 3 TEYZESİ VE KARDEŞİ GÖZALTINDA
    Adnan Oktar ve grubu içinde yaklaşık 8 yıl kaldıktan sonra mağdur olarak ayrılarak şikayetçi olduğunu belirten Oktar Babuna'nın yeğeni Emre Yaşar Ertüzün, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan operasyonda annesi Fatma Ceyda Babuna Ertüzün, dayısı Oktar Babuna, teyzeleri Ayşegül Hüma Babuna, Ferhunde Eda Babuna ve Tuğba Babuna ile kardeşi Alev Babuna'nın gözaltına alındığını söyledi. Ertüzün, gruptan 2010 yılında ayrıldıktan sonra adli makamlara, emniyete ve Adnan Oktar'ın yargılandığı davalara şikayet ve ihbar dilekçeleri gönderdiğini ifade etti.

    "OKTAR'IN MESİH OLDUĞU BİZE ÖĞRETİLDİ"
    Grubun illegal yapısı hakkında bilgilendirmelerde bulunduğunu belirten Ertüzün, "Bu kişiyi protesto etmek için bugün de buradayım. Dayım Oktar Babuna, üç teyzem, annem ve kardeşim gözaltındalar. Babam 1998 yılında vefat etti. Bir yıl sonra dayımın kan kanseri olduğu dönemde dayımın tedavisi için yanına giden annem bu örgütün içerisine çekildi. Annem 1998 yılında döndükten sonra, ben 14 kardeşim de 11 yaşındayken bizi teyzemlerin ve dayımın telkinleri ile bu örgütün içerisine soktu. Adnan Oktar ile tanıştırıldık. Önce Oktar'ın mesih olduğunu bizlere ezberletildi. İlk senelerde yeni gelenler ilk dış halkada kalıyorlar. 2002 ve 2003 yıllarında daha da içerisine girdim ve Oktar'ın Kandilli'deki örgüt üssünde yaşamaya başladım. Örgütten ayrılana kadar 7-8 sene orada yaşadım" dedi.

    "DEDEMİN HEDİYE ETTİĞİ 15 HAN DAİRESİ OKTAR GRUBUNA VERİLDİ"

    Adnan Oktar'ın, ailelerin miraslarını alıp ana gelir kaynağı oluşturduğunu iddia eden Emre Yaşar Ertüzün, "Adnan Oktar ailelerin mirasıyla geçiniyordu. Benim babamdan kalan beş gayrimenkul, hisse senetleri ve nakit para örgütün kasasına girdi. Yine babamdan dolayı benim ve kardeşimin aldığı yetim maaşlarımız yıllarca bu örgütün kasasına aktarıldı. Dedem Prof. Dr. Cevat Babuna'nın evlatlarına hediye ettiği 15 adet han dairesi yine bu örgütün kasasına devredildi. Oradaki müritler ailelerinden 'iş kuracağız' bahanesi ile evlerini ipotek ettirip, yine onların banka kredilerini bu örgüte aktardılar ve bir çok aile bu şekilde evinden de oldu" diye konuştu.


    "DEDEM VE ANANEM BİZİ KURTARMAK İÇİN ÇOK MÜCADELE ETTİ"
    Dedesi Prof.Dr. Cevat Babuna ve ananesi Semin Babuna'nın kendilerini kurtarmak için çok mücadele ettiklerini ifade eden Emre Yaşar Ertüzün, "Ben de çıktıktan sonra çok mücadele ettim. Çok ihbarlarda bulundum. Gereken her şeyi yaptık. Demek ki kısmet bugünlereymiş. Suçlar artık iyice birikti. Devletimizin artık bu örgütü çökerttiğine ve bu adamın dışarıya çıkamayacağına inanıyorum. Bu adam, Türk gençliği ve bütün Türk milleti için bir tehlikeydi. Dolandırıcılık var, şantaj var, insanları sindirme ve korkutma var. Adnan Oktar yaklaşık 10 yıldır İsrail'in üst düzey hahamları ile görüşüyor ve ilişki halinde... Bu isimler defalarca ziyarete Türkiye'ye geldiler. Bende şahit oldum. Daha sonra bu kişinin müritlerinin İsrail'e gidip İsrail Başbakanı ve üst düzey bakanlarla görüşme yaptıklarını ben biliyorum. Herhangi sıradan bir Türk vatandaşını da herhalde İsrail Başbakanı ile görüştürmezler diye düşünüyorum. Burada bir şey var demek ki... Devletimiz de bunu tespit etmiş ki, bunların şimdi hesabını verecekler" şeklinde konuştu.

    "MAĞDUR EDİLEN KIZLARA ACIYORUM"

    Emre Yaşar Ertüzün, annesi ve kardeşinin büyük suçlara karışmadığını bildiğini belirterek, mağdur edilen kızlara acıyorum ve onlara çok üzüldüğünü söyledi.

    "KADINLARI CAZİBELİ GÖSTEREREK TARAFTAR TOPLAMAYA ÇALIŞTI
    Ertüzün, suçlular için adaletin gereği neyse o yapılacağını belirterek, "Adnan Oktar'ın programlarını da kimse izlemeyeceği için bu kadınları böyle cazibeli göstererek açık saçık olarak kullandı ve kendisine taraftar toplamaya çalıştı. Ben orada olduğum dönemde bu adamın, bu işlerle sorunu olan bir müridine şantaj kasetleri çektirdiğini biliyorum. Bunu bizzat ikisinin konuşmasından da duydum. Kaseti görmedim ama konuşmalarına şahidim. Yani bunu yaptığını biliyorum. Bu operasyonda emeği geçen tüm emniyet personeline çok candan teşekkür ediyorum. Umarım artık bu tip yapılara göz açtırılmaz" diye konuşmasını tamamladı.

    "13 YILDA, KADINLARIN İSTİSMAR EDİLMESİNİ GÖRDÜM"
    Adnan Oktar grubunda 13 yıl bulunduktan sonra ayrıldığının belirten Yılmaz Kuruca ise, "Grup seks ve kadınların istismar edilmelerini gözümle gördüm. Çocuk tecavüzleriyle ilgili ben şahit olmadım fakat bu konuyla ilgili mağdurlar ve şikayetçiler var. Oktar, Yahudilik ve masonluk üzerine yazdığı kitaplarla popüler olup, belli bir kitleye sahip oldu. Biz de İslami kimliğinden etkilenerek İslam'ı yaşamak için bunların arasına katıldık. Daha sonra kadınların açılmalarıyla, İsrailli kişilerle irtibatlarını görmem üzerine ayrılma kararı aldım. 13 yıl boyunca edinmiş olduğum tüm mal varlığımı örgüte aktardım. Ailemden kalan mirası da onlara aktardım" dedi.

    "ÖRGÜTTE HİYEARŞİK BİR YAPI VAR"
    Yılmaz Kuruca, Adnan Oktar ve grubu içinde bir hiyerarşik yapı olduğunu ifade ederek, "Kaset şantajı 1999 yılında yapılan operasyonda daha fazla gündeme gelmişti. Mutlaka bir arşiv tutuluyordur, fakat bu arşiv şu anda bulunamaz. Bu örgüt kendilerine yapılacak operasyonu 1-1.5 ay öncesinden basın bildirileriyle yayınladı" diye konuştu.
    (sabah)


    Adnan Oktar ve grubuna yapılan operasyonun ardından, grupta uzun yıllar kalan ve yakın zamanlarda ayrılan Ceylan Özgül , yaşadıklarını Posta Gazetesi'nden Alev Gürsoy Cimin'e anlattı.

    İşte Özgül'ün anlattığı dehşete düşüren o detaylar:
    Adnan Oktar tanıştığınızda yaşınız kaçtı?
    24 yaşındaydım. 35 yaşındayken de ayrıldım. Tam bir yıl oldu. İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık son sınıf öğrencisiydim. Bir erkek arkadaşım beni Adnan Oktar’la tanıştırdı. O yaşlarda idealist bir genç kızdım. Dini öğrenmek istiyordum. Adnan Oktar , ‘Harun Yahya’ ismiyle kitaplar çıkarıyordu, faaliyetler yapıyordu. “İslam ahlakını dünyaya tanıtacağız, Darwinizm ile mücadele edeceğiz” diyordu. Kandırıldım. Kandım.

    Daha sonra süreç nasıl işledi?
    İnandıktan sonra onlarla beraber yaşamaya başladım. Vitrin önündeki hayatları dışarıdan cazip görünüyordu. Ben de dindar olmaya özeniyordum. Ne yazık ki dini onların bana öğreteceğine inandım. Onlardan öğrendiğim çok yanlış şeylerdi.

    Ailenizin maddi durumu iyi miydi?
    İyiydi. Ben hizmet etmeye gittim.

    2007'DE GAZETELERDE MANŞET OLMUŞTU
    Ceylan Özgül'ün 2007'de gazetelere yansıyan ilginç bir öyküsü vardı. Babası, kızını örgütten kaçırmaya kalkarken gözaltına alınmış ve "Kızımın beynini yıkayıp ruhunu çaldılar" diye isyan etmişti.

    KÜÇÜK BİR KÖY GİBİ...
    Ailen nasıl karşıladı?
    Asla istemediler. Annemi kanserden kaybettik. 2007’de babam beni onların elinden kaçırdı ama maalesef başına gelmeyen kalmadı. Gözaltına bile alındı. Ailemi korumak için onlara da saldırdım mecburen. Babama iftira bile attım. Çok kötü günler yaşattım hem kendime hem aileme. Lüks bir cezaevinde gibiydik.

    Kaç kadın oluyordu o evlerde?
    Değişiyordu. 20 de oluyordu, 12 de. Toplam 35-40 kişilik küçük bir köy gibi düşünün. Haremlik selamlıktı.

    O giyim tarzını, aşırı makyaj ve estetiği dinle nasıl bağdaştırdınız?
    Önceleri kadınlar uzun elbiseler giyerlerdi. Ciddi bir değişimden geçti örgüt. Siz en son halini görüyorsunuz.

    Adnan Oktar sizinle mi yaşıyordu?

    Tabii, aynı yerde yaşıyorduk.

    Nasıl bir yaşantıydı?
    Örgütte bir hücre sistemi vardır, herkesin görevi farklıdır. Mesela ben uzun yıllar araştırma yaptım. Kitaplara, ilmi faaliyetlere, konferanslara içerik hazırlıyordum. İç yüzlerini yıllar içinde yavaş yavaş öğrendim. 2011’in sonunda gerçeği tamamen anlamıştım.

    Sizi en çok kızdıran, tekrar tekrar kaçma noktasına getiren neydi?
    En kötüsü devlete verilen zarardı. Devletin arkasından ‘public diplomacy’ (kamu diplomasisi) adı altında askeri ve politik faaliyetler yapılıyordu. Bunlar beni çileden çıkardı. Bunların bildirilmesi gerekiyordu. Bu yüzden Adnan Oktar’la çok kavga ettim. Ceza da aldım.

    Nasıl bir ceza?
    Odaya kapatıp tüm iletişim araçlarına el konulurdu. Adım başı kameralar vardı. Kaçmak çok zordu. Herkes birbirini her an kontrol ediyordu. ‘Kule’ denen yerdeki kişi kapıyı açmadığı sürece dışarı çıkamıyordunuz. Diyelim ki hastalandınız. Doktora bile üç-dört kişiyle beraber gidebilirdiniz. Ve birinde mutlaka silah olurdu.

    Kadınlar neden hep birbirine benziyor?
    Kadınlar aslında birbirine benzemiyor. 80 kadın arasından seçilmiş 6-7 kişiyi görüyorsunuz siz. Onlar birbirine benziyor. Botokslu, ful makyajlı olmaları tamamen Adnan Oktar’ın zevki için. O görüntüyü fotoşopla, filtrelerle yapıyorlardı.

    O tarz giyinmekten hoşnut muydunuz?
    Size sunulanı yaşamak zorunda bırakılıyorsunuz. Cariye, köle gibi görülüyorsunuz.

    Bizim ekranda gördüğümüz kadınların hayatı nasıldı?
    Gördüğünüz hayat bir vitrin. Yoksa hiçbir reklam almayan, kazancı olmayan ve 10 yıldan fazla süredir devam eden bir televizyon programı olamaz. Bu, arka planda devam eden yasadışı faaliyetleri kapatmak için yapılan bir şovdu.

    Bu lüks hayatın kaynağı neydi?
    Kara para aklama, dolandırıcılık... Bağış adı altında milyonlar toplanıyordu. Müritlerin de parasını elinden alıyordu.

    Varlıklı ailelerin çocuklarını mı seçiyordu mürit olarak?

    Öyle olan da var, olmayan da... Erkekler örgüte çok genç yaşta geliyordu. Sonraki yıllarda iyi bir iş adamı olabiliyor ve milyonlarca dolar gelir getirebiliyordu. Bütün parayı elinden alıyordu Adnan Oktar . Kimsenin kendine ait hayatı olmuyor.

    ‘KOCAM’ DEDİĞİMİZ ADAMLARI SOKAKTA GÖRSEK TANIMAZDIK
    Kaçtıktan sonra ne oldu?
    Bağlantıda kaldım, çünkü bir müritle sahte olarak evlendirilmiştim.

    O nasıl oluyor?
    Ailelerin dava açmasını sınırlandırmak için kızlar oradaki müritlerle evlendirilirdi. Bu normal bir evlilik olmuyor. O insanı sadece evlendiğiniz an görüyorsunuz. “Kocam” dediğiniz insanı sokakta görseniz tanımazsınız. Sadece nikah memurunun önüne gidip “Evet” dersiniz, sonra farklı kapılardan çıkıp gidersiniz. Sorduklarında “Müritlerimiz evliler” demek için.

    Cinsel istismar yaşadınız mı?

    Ben yaşamadım ama yaşandığına çok şahit oldum. 7, 10, 16 yaşında kız çocuklarının taciz edildiğini duydum. Kimi çocuğu annesi getirip onların ellerine veriyor. Bazıları para için, bazıları inandıkları için...

    ÇEŞİTLİ HÜCRELER VAR...
    Örgüt içinde fuhuş var mıydı?
    Bilmiyorum. Çeşitli hücreler var. O bölümlerde olanlar bunu daha iyi bilirler. Görmemiş olmam olmadığı anlamına gelmiyor. Taciz var, tecavüz var. Küçücük kızlar taciz ediliyor. Her türlü pisliği yapıyorlar. Vergide de, askerlik konusunda da yolsuzluk yapılıyor. Silah alımı konusunda da. Kızları okula göndermiyor, okuldan zorla çıkartıyorlar. Kendi hayatları olmasına izin verilmiyor. Oradan ayrılanlara iftiralar atılıyor.

    Adnan Oktar ile cinsel birlikteliğiniz oldu mu?
    Hayır, zaten Adnan Oktar cinsel ilişkiye giremiyor. Kasık fıtığı var.

    Oradaki hiçbir kadınla ilişkisi yok muydu yani?
    Kadınları köle olarak görürdü. “Bana hizmet ederek İslam’a hizmet ediyorsunuz” derdi. Kişisel ilişkisi yoktur kimseyle. Cinsellik yaşayamıyor ama farklı metodlar uyguluyor. Yaş fark etmiyor, her kıza aynı şeyi yapıyor. Detaylarını veremeyeceğim yöntemleri var.

    Korkar mıydınız ondan?
    Tabii korkardım, herkes çok korkardı. Ama artık tahammülümüz kalmamıştı. O yüzden polise gittik.

    “Kedicik deyip geçmeyin, hepsinin silahı var” dediniz.
    Fotoğrafları çıktı zaten uzun namlulu silahlarla. Kandilli’deki arazinin etrafı silahlı kişiler tarafından korunuyordu. Çünkü çok düşmanı vardı doğal olarak.

    İnsanların ilişkileri nasıldı?
    Örgüt içinde ‘ihbar sistemi’ vardı. Adnan Oktar’ın beğenmediği davranışı yapıp ihbar edilen kişi ihbar edene puan kazandırırdı. O yüzden herkes birbirinin gardiyanıydı. Gerçek dostluk mümkün değildi orada.

    Ünlülerin bağışları oluyormuş, bu doğru mu?
    Hayır, ünlüler ona gelsin diye kendisi para veriyordu.

    Kaç kez kaçtınız?
    2007 ve 2013’te kaçmıştım.

    O zaman neler yaşadınız?
    Tekrar teşebbüs etmeyeyim diye birkaç gün çok iyi davranıldı.

    YEŞİL REÇETELİ İLAÇLAR
    İşkence eder miydi size?
    Kadınları dövüyordu. Kadınlarda dövme, saç ve kaş kazıma seansları vardı... Erkeklere yapmıyormuş.

    Kadınlarda fiziksel olarak büyük değişimler oluyor muydu?
    Evet, çünkü yeşil reçeteli narkotik ilaçlar, bağımlılık yapan maddeler kullanıyorlar. Amaç onu sorgulamanızı engellemek.

    ESKİ MÜRİT ÜMİT KURUCA ANLATTI:
    Örgütün hücre sistemi vardı. ‘Kız tavlama ekibi’ 15 kişilikti. Başında Bora Yıldız vardı. Pahalı kıyafetlerle, arabalarla zengin imajı altında kızlar kandırılırdı. İş ya da evlilik vaadiyle ağa düşürülürdü. Yöntemlerden biri, tanışılan kızla sevgili olup ilişki yaşadıktan sonra, örgütün diğer erkek üyeleriyle ilişkiye sokulmasıydı. Çeşitli grup seks seanslarından sonra Adnan Oktar’a sunuluyordu bu kızlar. Yaşlarının hiçbir önemi yoktu. Reşit olmayan birçok kız vardı. Bu ilişkiler kayıt altına alınıp, yurtdışında arşivleniyordu. Örgütten ayrılmak istediğinde bu görüntülerle tehdit ediliyordu. Adnan Oktar’ın 250 kadar müridi var. Sempatizan grupları da var, ama onları saymıyoruz. Onlar da her ay düzenli ‘ecrim’ denilen parayı Adnan Hoca’ya gönderiyorlar.

    Cumhuriyet

  9. #19
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356
    Adnan Oktar’ın 40 Yıllık Suç Öyküsü

    Adnan Oktar, 1956’da Ankara’da doğdu. 1979’da İstanbul’daki Mimar Sinan Sanatlar Akademisi’nde öğrenciyken uzun sakallıydı ve siyah cübbe giyiyordu. ‘Adnan Hoca Grubu’ adıyla bir grup oluşturmaya başladı.


    ‘ŞİZOFREN' RAPORU
    ● Said-i Nursi öğretileri ile hareket ettiğini söylüyordu. Nakşibendi tarikatı lideri Nazım Kıbrısi ile ‘Yahudilik ve Masonluk’ isimli kitabı 1987’de yayınlanınca tutuklandı. 9 ay hapis yattıktan sonra ‘şizofreni’ teşhisiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. 10 ay sonra taburcu edildi.

    KIZIL İMAMLAR
    ● 1991’de 35 yaşındayken Bilim Araştırma Vakfı’nı (BAV) kurdu. Etrafındakiler ‘Adnan Hocacılar’ olarak anılmaya başlandı.
    ● Müritlerini genç, yakışıklı erkekler ve genç, güzel kadınlardan oluşturuyordu. Şık müritleri, zengin aile çocuklarını örgüte çekiyordu.
    ● 1993’te kokain kullandığı gerekçesiyle yargılandı.
    ● 1990’ların başında ‘Kızıl İmam’ lakaplı Serhan Çevik örgütten ayrılıp farklı bir grup kurdu.
    ● Adnan Hocacılar’ın polise verdiği gizli kamera kayıtları sonrasında ‘Kızıl İmamcılar’ denilen gruba 1993’te Operasyon yapıldı. Kızıl İmamcılar hakkında kayıtları polise veren Serkan Ciminli, Mayıs 1998’de İstanbul Bebek’te öldürüldü.

    BABUNA KAMPANYASI
    ● 1999’da kan kanseri olduğu söylenen beyin cerrahı Dr. Oktar Babuna’ya ilik nakli için kampanya başlatıldı. 160 bin kişiden ilik ve kan örneği alınarak yurt dışına gönderildi. Bu örneklerin 120 bini kayboldu. Kampanyayı Adnan Hocacılar’ın başlattığı daha sonra ortaya çıktı.
    ● Oktar Babuna’nın babası ünlü jinekolog Prof. Dr. Cevat Babuna ve eşi 5 çocuklarının beyninin yıkandığını öne sürerek mücadele verdi. Oktar Babuna, babasını organ kaçakçılığı, annesini ise taciz ile suçladı. Prof. Dr. Cevat Babuna, 2017’de öldüğünde çocukları onunla görüşmüyordu.

    HAKİMLERE İFTİRA
    ● 1999’da Adnan Oktar ve 20 müridi örgüt kurma suçlamasıyla gözaltına alındı. Adnan Oktar 9 ay sonra tahliye edildi.
    ● Kendisini mehdi ilan ettiği ortaya çıkmıştı.
    ● Adnan Hocacılar, kendilerini yargılayan hakimler hakkında iftiralar ve suçlamalar yer alan kitaplar basıp dağıtıyordu.
    ● 2008’de Adnan Oktar’a 3 yıl hapis cezası veren hakimler kendilerine baskı uygulanıp, iftiralar atıldığını kayda geçirdi.

    KADINLAR SAHNEDE
    ● Tüm iddialara karşın Adnan Oktar faaliyetlerini yıllarca rahatça sürdürdü.
    ● Evrim teorisini çürüttüğünü iddia eden ve ‘Harun Yahya’ adını kullandığı kitaplar yayınladı. Tezini kanıtladığını iddia ettiği fosillerle okullarda sergiler açtı. 2011’de ise A9 kanalını kurdu. “Kediciklerim” dediği kadınlarla dans ettiği programlar ülke gündemine gelmişti.

    Cumhuriyet


2 Sayfadan 2. İlkİlk 12

Bu Konu İçin Etiketler