Toplam 1 sonuçtan 1 ile 1 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: ABD-İsrail ilişkileri (Çarpıtma yapılmadan)

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Ağu-2013
    Mesajlar
    27
    Konular
    17

    ABD-İsrail ilişkileri (Çarpıtma yapılmadan)


    Bu gün insanlar tarafından çok konuşulan ve çoğu şeyi Yanlış anlaşılan ama bizdeki Türk insanına özgü, bilmediği her konuda biliyormuş gibi davranılan, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunan konulardan belkide en dikkat çekenini aydınlatacağım.Tabiykide en doğru bilgiye ulaşmak için doğru kaynakları seçmeye özen gösterdim, kaynakça (Bibliyografya) yazının sonuna eklenecektir.

    Geçen hafta, hiç beklemediğim bir insandan, Öğretmenimden, Felsefe dersini işlerken; ABD'yi Yahudiler yönetiyor, onlar çok zenginler diye bir tepki aldım, ona bu bilgiye nereden ulaştığını sorduğumda, bana, bir yerde okumuştum!! cevabını verdi. Bunun üzerine, ''hocam her okuduğunuza inanmayın'' diye karşılık verince onun bana karşılığı şu oldu: Ama İsrail'in ABD'de lobisi var!! Bende bunun üzerine, ''Ermenistan'ın da ABD'de lobisi ve onun için çalışan İş adamları var, öyleyse ABD'yi Ermenistan yönetiyor'' dedim. O da bunun üzerine ne hikmetse bilemem!! cevabını verdi.Halbuki, İsrail'in ABD'yi yönettiğini iddia eden bir insanın bu bilginin doğruluğunu veya yanlışlığını bilememesi mümkün değildi.Bunun üzerine Hocama'a, ''ABD'nin din'i hakkında bilgileri olup olmadığını'' sordum, ve, cevap alamadım. Bir insanın daha sistemini, yapısını, kültürünü, dinini bilmediği bir ülke'nin yönetici kesimini bilmesi tabiykide olağandışı bir şeydir...

    Bu satırları neden yazdım, amacım canınızı sıkmak ya da sözü uzatmak veya kimseyi hele hele de toplumun temel taşlarından olan öğretmenleri karalamak değil.. Sadece; maalesef toplumumuzun belli bir kesiminin, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı kendine şiar edinmiş olduğunu acı bir şekilde göstermek.

    ABD ve Avrupa ülkeleri, günümüzde, Establishment (Yerleşik Elit-Seçkinler Egemenliği) diye adlandırılan çekirdek yönetici kadroların yöneticiliği altında ilerlemektedir.Bu kadrolardaki kişilerin tamamına yakını çeşitli Masonik örgütlerin üyeleri olan kişilerdir.Bu kişiler aynı zamanda Dev şirketlerin tepe yöneticileri, büyük hissedarları ve bunlara ait Vakıfların (Foundation) ve NGO'ların (Non Govermant Organization-Sivil Toplum Kuruluşları) son sözü söyleyen yetkilileridirler.

    Yukarıdaki cümlemde Yerleşik-Elit diye bir kelime kullandım, bunun yalın anlamı şudur; her ülkenin Çekirdek-Yönetici kadroları o ülkede egemen olan Din'in temsilcileri üzerinden oluşur. Örneğin İtalya'daki Elitler Katolik Hıristiyanlardır, isviçre'nin Elit'leri Protestan Hıristiyanlardır.Türkiyedeki Elit kesim, ağırlılklı olarak Müslümanlardır, Hıristiyanlar veya Yahudiler Türkiye'nin elitinde ağırlık oluşturmazlar. İsteyen Tüsiad'ın Yönetici kadrolarının ve üyelerine yani Türkiye'nin Sanayi Krallarının (Başta Koç ve Sabancı aileleri olmak üzere) Dinlerine bakabilirler. Diyeceksiniz ki, Türkiye'de zengin Hıristiyan'lar ve Yahudiler yokmudur, elbetteki vardır, hatta İzmir başta olmak üzere ülkenin büyük liman kentleri mesken edinmiş ve Osmanlı döneminden beri gelen çok zengin Levanten (Hıristiyan) aileleri de vardır, fakat Türkiye'nin Elite'leri Müslüman ağırlıklıdır.

    Şimdi gelelim Kuzey Amerika'daki Birleşik Devletlerin Elitlerine.... ABD Nüfus Sayım Bürosu'nun (U.S. Cansus Bureau) Şubat 2013 rakamlarına göre ülke nüfusu 315 milyon kişidir. ABD nüfusunun %60'ı Protestan Hıristiyan, %24'ü Katolik Hıristiyan, %2'si Ortodoks Hıristiyan, %2'si Yahudi'dir (Musevi). Evet açıkca görüleceği üzerine ülkedeki egemen Din Protestanlık'dır. ABD'nin Yerleşik-Elit'inin dini, ülkenin Süper-Zenginleri, büyük aileleri, ismi ünlenmiş uluslararası iş admları (J.P. Morgan, Henry Ford, J.D. Rockefeller, Andrew Mellon, Billy Gates vd.), ülkenin kurulduğu günden bu yana Siyasi ve Ekonomik olarak en yoğun biçimde faaliyette bulunan insanları Beyaz tenli, Protestan Hıristiyanlardır. WASP diye tabir edilen bu insanlar'ın özel Kiliseleri, ağırlıklı olarak kendilerinin girebildiği İş ve Siyasi dünyayı bir araya getiren Özel Kulüpleri (The Manhattan Club, The Links gibi), ağırlıkta oldukları Mason Locaları, Masonik örgütleri, yine kendilerinin ağırlıkta oldukları Cumhuriyetçi ve Demokrat parti'leri, yine kendilerinin ağırlıkta oldukları Yale, Harvard, Priciton gibi Özel üniversiteleri, Dev Şirketleri, Vakıfları ve Sivil Toplum kuruluşları vardır.

    Şimdi ülke'de azınlıkta olan Yahudilerin ABD'deki tarihsel ve güncel durumlarına bir göz atalım...

    ABD'de Yahudiler, tüm dünyada oldukları gibi başlıca üç ana kola ayrılmışlardır. Bunlardan ilki Ortodoks Yahudileridir (Orthodox Jewish). İkincisi liberal ve üçüncüsü de Reform Yahudileri olarak bilinirler.Bu üç ana grubun dışında kalan, etkileri ve taraftarları bunlar kadar olmayan Yahudi cemaatleri de vardır.Bunların arasında yeniden yapılanmacılığı savunan Reconstructionist Yahudiler ile Ortodoks Yahudileri beğenmeyip yeni bir Ortodoksluk anlayışını savunan Hasıdim Yahudileri en önemlileridir.

    Yahudiler, ABD'de 1970'li yıllara kadar, özellikle de ülkenin Elit kesimi tarafından dışlanmıştır. Yahudiler, Ülkedeki Özel Kulüplerden, Büyük Şirketlerin yönetici koltuklarından ve Harvard, Yale, Princeton gibi özel üniversitelerden Hitlervari bir ırkçılık ile kesin olarak uzak tutulmuştur.ABD'deki Yönetici kesim'in uğrak yerlerinde (özellikle de Ekonominini ve Siyaset'in kalbi olan özel Kulüplerde) Yahudilere karşı ayrımcılık güdülmesi 1870 yılından sonra başlamıştır.Bunun başlatıcıları da, kendilerini ülkenin kurucularından yana kabul etmiş olan sanayicilerdir.Buların arasında, John D. Rockefeller, Andrew Carnegie, Henry Clay Frick ve ''zenginliğe batmış'' diğer Yobaz-Protestan sanayiciler sayılabilir.Profesör E. Digby Baltzell, Yahudilere karşı olan bu tutumun temelinde, Protestan değerlerin bulunduğu inancındadır.Son sanayi gelişiminin yetiştirdiği Süper-Zenginler, Anti-Semitik (Yahudi Alehtarı) kökenlidirler.Bu adamlar hem protestandır hem de genel eğitimleri ve kültürleri bakımından beğenmedikleri 19. yüzyıl Avrupalı mültecilerinden daha yüksek (daha az bağnaz) değillerdir. Bu insanlar hem yoksulluktan yetişmelerdir, hem de gecikmeli eğitim görmüşlerdir.İşte bu Süper-Zenginlerin Yahudiliğe karşı çıkışlarının temelinde bu genç-öğrenimcilik ve yoksul-yetişmişliğin bileşkesindeki protestan bağnazlık yatmaktadır.Burada dikkate alınması gereken bir husus da, Avrupalı göçmenlerin işlerine işlemiş olan uzun (geleneksel) anti-semitik dinsel öğreti sürecidir.

    ABD'de Yahudiliğe ilk karşı çıkanlar ülkenin ilk Sanayi Elitleri'ydi.Bunlar eski aristokrasiyi ve onun toplumsal erdemlerini değiştirmekten yola çıkmışlar ve yeni düşünce yönetemlerini benimsemiş olan kendi elitlerini kurmuşlardır. Bu dönemde ülkedeki egemenlik Protestanlıktan Para'ya geçmiştir. Kutsal Haç'ın yerini Borsa'nın kutsal Tahvilatı almıştır.Yahudilerin Ekonomik olarak dışlanmaları bu dönemde başlamış ve gelişmiştir.Ekonomik gelişimin getirdiği yeni erdem anlayışı, yahudilerin yerleştirmek gayretkeşliğinde bulunmuş oldukları kutsal kardeşlik düşüncesini silmiştir.Yahudilerle, ABD'nin yeni zenginleri arasınd, gerek kültürel gerekse moral değerleri bakımından bir uçurum olmuştur.

    Yahudiler 1970'lere kadar ABD'nin dev şirketlerinin en sorumlu mevkilerine hiç bir zaman yükselememişlerdi.1965 yılında ABD'nin Çalışma bakanı W. Willard Writz'e sunulan bir raporda, büyük şirketlerde yahudilere ve katoliklere karşı ayrımcılık güdülmekte olduğu bildirilmişti.Bakan bu şikayeti araştıracağına söz vermiştiAyrımcılık sadece Yahudilere dönük olsaydı belkide umursanmayacaktı, fakat işin içine katolikler de girdiği için derhal önlenmesi gerekiyordu.Çünkü ülkedeki katolik seçmen sayısı hükümetleri devirmeye yetecek çoğunluktaydı.

    1965 yılında yapılan bir araştırmaya göre ülkedeki, araştırmaya tabi tutulan 6 şirketteki 187 kıdemli yönetici arasında sadece 1 tane Yahudi ve 109 müdür arasında da 1 yahudi vardır.Gene aynı araştırmaya göre, 73 departmanda 81 yöneticisi olan 10 şirketten birinde 2 yahudi, diğerinde 1 yahudi bulunmaktadır.Fortune dergisi tarafından en büyükler arasında gösterilen 50 şirketin 755 yüksek derecedeki memurları arasında 8 Yahudi vardır.Bu şirketlerin 43'ünde hiç Yahudi yoktur.Aynı inceleme ABD'nin doğu yakasındaki 6 büyük bankada %0,6 oranında yahudi bulunduğunu göstermektedir. The Mutual Saving banks of New York: A survey of the Exclution of Jews at Top Management and Policy making levels, Institue of Human Relations'da belirtildiğine göre New York Şehrindeki 50 tasarruf bankasının hiç birinde önemli görevi olan Yahudi bulunmadığını ve %60'ında hiç Yahudi mütevelli bulunmadığını göstermektedir. Gene aynı incelemede kapsam altındaki kuruluşlarda bulunan 400'den fazla yöneticiden ve 750 kadar olan mütevellilerden %2.5'inden azı Yahudidir.Daha yakın zamanlarda American Jewish Committee tarafından 50 büyük Amerikan ticaret bankasında yapılan araştırmaya göre , Amerika'da bankacılığın Yahudilerin tekelinde olduğu inancının tersine olarak, kıdemli yöneticilik olarak sadece %1.3'ün yahudi olduğu ve orta dereceli işletmecilikteyse %0.9'un yahudi olduğu açıklanmıştır.

    Günüzüde ABD'deki Yahudilerin durumlarına gelince... Günümüzde ABD'de yaklaşık 5.770.000 Yahudi yaşamaktadır.Bunların %20'lik bölümüne New York'ta Gerçek Yahudiler ya da Esas Yahudiler anlamına gelen CORES denilir. Yahudi cemaatleri içinde en etkili olanı, en zengin ve en üst düzeyde eğitim görmüş olan Yahudiler işte kısaca CORES denilen bu Yahudilerin arasındadırlar.ABD'de her türlü basın, yayın ve Tv'de söz sahibi olan Yahudiler bunlardır.Geri kalan %80'lik Yahudi cemaatleri, bu esas Yahudilerin kendilerinden istedikleri yaptırımları uygularlar, o kadar.


    Şimdi de ABD-israil ortaklığının Geri Planını inceleyelim...


    ABD'yi Yönetenlerin hedeflerini iyi anlayabilmek için bir kavramın üzerinde biraz durmak gerekir.Bu kavram ’’Evanjelik’’tir.Hıristiyan ilahiyatında Evanjelik, Kutsal Kitab’ın Yeni Ahit bölümündeki ilk üç kitab (Mark, Matthew, Luka) ile dördüncüsünün (John) toplamıyla oluşturulmuş olan inanç sistematiğidir (Not: İlk üçüne bağlı olup dördüncüsünü tam kabullenmeyen Hıristiyanlara Synoptikler denir). Bu inanç sistematiğinde Kutsal Metin olarak kabul eilen sadece bu dört kitaptır. Bunun dışındaki 23 kitap ise sadece atıflar için kullanılırlar. Yahudiler için de Eski Ahit’in ilk 5 kitabı (Pentakok) ile Hexateque denilen altıncısı (Joshua) Torah+1 olarak esas öğrenimi oluşturular.Hıristiyanlar kendilerinden önceki bu örneği esas alarak Evanjelik öğretiyi kurmuşlardır, kendi keşifleri değildir.

    Evanjelik hareket, 16. yüzyılda Protestanlığın ortaya çıkışıyla hız kazandı. Dolayısıyla özellikle Almanya’da Protestanlara, Evanjelikler de denilir; Kilise’nin adı da ’’Almanya Evanjelik Kilisesi’’dir. Martin Luther’den sonra 18. yüzyılda İngiltere’de John ve Charles Wesley kardeşler tarafından Evanjelik Hareket 1780’lerde yeni bir dinsel ve siyasal platforma taşındı. Wesley’lerin Amerika’da daha çok taraftarı oldu ve günümüzde ABD’de en güçlü ve etkili olan Methodist Kiliseleri, işte bu Evanjelik anlayışla kuruldular ve yönetildiler.

    Evanjelik-Methodist Kiliselerin günümüzdeki hedefi John Wesley’in koyduğu en radikal hedeflerin bile ötesine geçmiştir.Günümüzde ABD’nin Methodist Kiliseleri, (özellikle de Başkan Bush’un döneminde) tek hedefe kilitlenmişlerdir.Bu hedef; 100 yıl sürecek olan Tek Dünya Devleti’ni ve Methodist-Evanjelik Hıristiyanlığı (Katolikliği, Yahudiliği vd. değil) yeryüzünde tek egemen Kültür ve Din haline getirmektir.Bunlara göre önemli olan kişilerin din değiştirmelerine gerek yoktur, insan’ın İkinci Doğası denilen Kültür bağlamında Tek Dünya Devleti’nin Methodist-Evanjelik dünya görüşünü, ahlakını, siyasetini vb. kabul etmeleri yeterlidir.

    Methodist-Evanjelik dinsel ve kültürel yapılanma dünya kurulduğundan bu yana yeryüzünde egemenliğini tam olarak kabul ettirmiş olan ilk dört kültürel-dinsel akımdan sonra (Paganizm, Katolik, Apostolik Hıristiyanlık, İslamiyet) bu rölü gerçekleştirmek isteyen 5. dünya görüşü ve dinsel-kültürel akımdır.Methodistler bu amaçlarını gerçekleştirebilmek için, hiç sevmedikleri halde, bir süre için Siyonistlerle birlikte hareket etmektedirler.Ama burada aslolan Methodistler'dir, Siyonistler değil. Nitekim ABD'deki en etkili masonik örgütlenme ya da amiyane tabirle ülkenin en güçlü lobisi olan, CFR’de (Council on Foreign Relations) bünyesinde birçok Siyonist üye bulundurmasına rağman (örneğin Edelmanlar ve Kissinger gibi) asıl ağırlık ve yönlendiricilik Evanjelik (Wesleyan ve Methodist) Kiliselerin üyeleri olan kişilerdir.Sanıldığının aksine CFR’nin ’’Tek Dünya Tek Yönetim’’ stratejisinin gerçek mimarları Siyonistler değil Evanjelistlerdir.

    Evanjelist-Methodist kökenli ve inançlı kişilerce kurulmuş ve yönetilmiş olan CFR ve benzeri kuruluşlar 16-18. yüzyılların gizli 20. yüzyılın yarı gizli operatif kuruluşlarıdırlar.Amaçları Tektir: ABD’nin Dinsel öngörüler ve kehanetlerle belirlenmiş olan 5. İmparatorluk (Messianik Devlet) olduğunu dünyaya kanıtlamak ve ulusları tüm yerüstü ve yeraltı kaynaklarıyla çoğunluğunu üyelerinin oluşturduğu Bir Evanjelist Elitin Seçkinlerin emrine sunacak bir Tek Dünya Hükümeti kurmaktır.Tevrat’a göre seçilmiş halk Yahudilerdir.Günümüzde Evanjelist-Methodist olan CFR ve Benzeri örgütler gerçek seçkinlerin kendileri olduğunu öne sürmüşler ve egemenliklerini ilan etmişlerdir.

    İşte bu sebepten dolayı Evanjelist-Methodist kökenli ve İnaçlı insanların yönettiği ABD, her fırsatta Siyonistlerin yönettiği İsrail Devletini korumakta ve kollamaktadır. Ama bu durum böyle gitmeyecektir; çünkü artık ABD ve onun yöneticileri, kendilerine ortadoğu'da baş müttefik olarak İsrail'i değil Türkiye'yi çoktan seçmiştir bile, kuşkusuz ABD, İsrail'i yine korumaya devam edecektir, ama Obama hükümetinin de defalarca yaptığı gibi artık İsrail kafasına göre her istediği toprağa tecavüz edemeyecektir.Nitekim Filistin bayrağı artık Birleşmiş Milletler'de göndere çekilmiştir. Ayrıca Siyonizm denen ideolojide artık Yahudilerin de başına bela olmuş, çoğu Yahudi gruplarının, mesheplerinin çok şiddetli tepkisine yol açmıştır, bundan 20-30 sene sonra ortada Siyonizm denen bir şey Kalmayacaktır. Kanıt isteyenler mi var....

    ''F..k the Jews. Üç milyon Yahudi için 800 milyon Müslümanı kaybediyoruz.'' (ABD Dış İşleri Bakanı, James A. Baker III)



    Kaynaklar:

    U.S. Census Bureau: Current Population, Access, Feb. 12, 2013.

    Frank A. Capell, The Harold of Freedom.

    Mircae Eliade, Das Heilige und das Profane.

    Phobe Courtney, The CFR, Colorado.

    Council on Foreign Relations 1993 Annual Report (yıllık rapor).

    Harold Bloom, The American Religion: The Emergence of the Post-Christian Nation.

    Aytunç Altındal, Gül ve Haç Kardeşliği.

    E. D. Baltzell, American Business Aristocracy

    New York Tımes, 14 Kasım, 1965.

    Clevaland Amory, Who Killed Society?

    Elliot V. Bell, The Decline of the Money-Barons.

    The Mutual Saving banks of New York: A survey of the Exclution of Jews at Top Management and Policy making levels, Institue of Human Relations.







Bu Konu İçin Etiketler