3 Sayfadan 1. 123 SonSon
Toplam 29 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirileri

  1. #1
    birunsatan birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-

    Ilk Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi / 1962


    İLK DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ BİLDİRİSİ / 1962
    JEAN COCTEAU




    Ne tuhaftır, tarih zamanla şeklini kaybeder, buna karşılık, efsane zamanla kuvvetlenir. Bunu en iyi tiyatro sahnesinde anlarız.

    Bir Hint Fakir’i çıkagelse de koca bir tiyatro salonuna hiç fena olmazdı. Ne yazık ki ortada böyle bir Hint Fakir’i yok. Bir topluluğu büyülemek gördüğü rüyayı başkalarına aktarmak işi dönüp dolaşıp yazarın karınca kaderince kendi imkanlarına kalıyor. Çünkü uyku ve rüya, herkese, kendi iç dünyasına göre, yeni zenginlikler getirebilmektedir. Tiyatro, bu hüneri taklit ederken, seyirciden çocukça bir uysallık ister. Çünkü en iyi seyirci, bu gün de, kukla oyunlarının küçük seyircileridir. Bizim seyircilerimiz bu seviyeye ancak o böbürlü tutumlarını bıraktıkları, kendilerini oyuna kaptırıp söz gelişi, Oidipus’a: “Iokaste ile evlenme, o senin anan diyebildikleri gün erişeceklerdir.

    Ama o kadar uzağa gitmeye lüzum yok. Seyircilerin içinde bugün bile büyük bir çoğunluk, benliklerinden sıyrılıp, kendilerine yabancı bir fikri benimsemekte, o fikre katılabilmektedirler. Bunlar nerdeyse çocuk ruhlu bir tek insan olabilmekte, kendi düşünce ve inançlarını, oyunun sonunda geri almak üzere, vestiyere bırakabilmektedirler.

    Gerçek hayranlık, paylaşılan bir düşe karşı duyulan hayranlık değildir. Gerçek hayranlık, asıl kendimizi paylaşmadığımız fikirlere kaptırdığımız, onları sanki bizden çıkmış gibi benimsediğimiz zaman doğar.

    0 halde bu bir çeşit aşktır. Tıpkı aşkta olduğu gibi, birbirine karşıt olanların uyuşup anlaşmasıdır. Büyük oyuncu, aslında, metni hemen oracıkta ve sanki herkes için ayrı ayrı uyduruyormuş, yakıştırıyormuş duygusunu veren insan olduğuna göre, tiyatronun özelliği de bu çeşitten bir eriyip kaynaşma değil de nedir?

    Fazla bencilliklerinden ötürü kolay kolay büyülenmeyen Fransızlar bile, Paris’te Milletler Tiyatrosu’nu kurmakla, en küçük hafifliğe kapılmadan eğlenme susuzluğunu, açlığını ispat etmiş oldular.

    Her milletten değerli oyuncu toplulukları bu Tiyatro‘ya kendi dillerinin şaheserlerini getirmekte, sırf oyunlarının kuvvetiyle ve repertuarlarıyla kendi dillerine ve alışkanlıklarına kapanıp başkalarının dillerine, hallerine, meselelerine ilgi göstermeyecekleri sanılan seyircileri hayran bırakmaya muvaffak olurlar.

    İşte DÜNYA TİYATRO GÜNÜ, tekil ile çoğulun, öznel ile nesnelin, bilinç ile bilinçaltı’nın birbirleriyle derinden kaynaştığı önemli bir olaydır; bu uyuşma ve kaynaşmadan insanı büyüleyici olağanüstü yaratıklar doğar.

    Fikirlerin birbirlerine uzak ve yabancı kalması, dillerin ortaya çıkardığı duvarlar, nice anlaşmazlıkların kaynağı olmuş, bugün de olmaktadır. İşte tiyatronun geniş imkanları, bu engelleri ortadan kaldırmaya çalışmaktadır

    Dünya Tiyatro Günü yoluyla bütün milletler, karşılıklı zenginliklerinin bilincine varacak, büyük ölçüde bir barış hamlesi içinde kaynaşacaklardır.

    Niçe’nin bir sözü var : “Dünyaınn yüzünü değiştiren bütün fikirler hep güvercin kanadı altında gelir.? diyor. Bugüne kadar belki de çoğu zaman sınırlı olarak sırf hoşa gitsin diye kullanılan tiyatrodan gençlik, bundan böyle parlak ve canlı bir Sorbon Üniversitesi gibi faydalanacak, etli kemikli konuşmalar duyarak, kuru incelemenin yorgunlukları içinde asıl kuvvetini kaybeden ve zayıflayan şaheserlerin gerçek değerini tadacaktır.

    Şunu da söyleyeyim: makine uygarlığı, tiyatroyu öldürmüş diyorlar. İnanmıyorum buna ben. Milletlerarası Tiyatro Enstitüsü’nün kendi adına konuşma ödevini bana vermiş olmasından faydalanarak, eskiden krallar hakkında kullanılan bir sözü (biraz değiştirerek) şöylece tekrarlayacağım:

    “Tiyatro öldüyse, YAŞASİN TİYATRO…?


    tiyatro ile ilgilenen arkadaşlara benden bi yılbaşısı armağanı...





  2. #2
    birunsatan birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-

    2008 Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi..


    Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi’ni Kanadalı sanatçı Robert Lepage yazdı. Ulasal Bildiri’yi ise İ.B.B.Ş.T Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya yazacak.


    Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi

    Robert Lepage

    Tiyatronun kökenine dair birçok hipotez vardır ama benim bulduğum, masal formundan alınmış ve en düşünce-kışkırtıcı olanıydı:

    Bir gece, şafak vakti, bir grup insan taş ocağında ısınmak ve hikayeler anlatmak için ateşin etrafında toplanmış. Birdenbire, içlerinden birinin aklına bir fikir gelmiş. Ayağa kalkmış ve kendi gölgesini kullanarak bir hikaye canlandırmaya başlamış. Taş ocağının duvarlarında ateşten gelen ışığı kullanarak gerçeğinden daha büyük karakterler yapmış. Şaşkınlıkla bakan diğerleri her yaptığını anlıyorlarmış. Güçlü ile zayıfı, can sıkıcı ile canı sıkılmışı, Tanrı’yı ve ölümlüyü…

    Bugünlerde şenlik ateşinin yerini projektörün ışığı, taş ocağındaki duvarın yerini de tüm mekanizmasıyla birlikte sahne almış durumda. Tüm bu kurallara ve geleneğe dikkatlice uyan titiz insanlar olarak, bu hikaye bize tiyatronun başlangıcındaki teknolojiyi ve onu bir tehdit aracı olarak değil, birleştirici bir unsur olduğunu anlamamız gerektiğini hatırlatıyor.

    Tiyatro sanatının hayatta kalması onun kapasitesine, yeni araçlarla ve yeni dillerle kendini sürekli yeniden keşfetmesine bağlıdır. Tiyatro kendi çağının büyük olaylarına tanıklık etmeyi ne şekilde sürdürebilir ve insanlar arasındaki anlayışı ve açıklık ruhunu nasıl yaygınlaştırabilir? Hoşgörüsüzlük, dışlanma, her türlü füzyona ve kaynaşmaya direnen ırkçılık sorunlarına karşı, kendi pratiklerinde çözümler önererek nasıl kendini onurlandırabilir?

    Tüm karmaşıklığıyla birlikte dünyayı anlatmak için sanatçı, yeni biçimler ve fikirler ileri sürmek ve bu kalıcı ışık-gölge oyununda insanlığın siluetini çekip çıkarma yeteneğine haiz olan izleyiciye güvenmek zorundadır.

    Ateşle oynadığımız, risk aldığımız doğrudur. Ama aynı zamanda bir şansı da yakalamış oluruz: Yanabiliriz. Ama aynı zamanda şaşırtabilir ve aydınlatabiliriz.

    Robert Lepage
    Quebec, Kanada
    17 Şubat 2008

    Orijinali Fransızcadır.
    (İngilizce çevirisinden Türkçe’ye çeviren: Volkan Çağlayan)


    Robert Lepage (1957-…)

    Robert Lepage Kanada’nın en “ödül”lü tiyatrocularından biridir. Kanadalı oyun yazarı, oyuncu ve sinema yönetmenidir. 1957’de Quebec’te doğdu. 5 yaşında bir hastalık sebebiyle saçlarını kaybetti. Ergenlik dönemindeki bir depresyondan sonra utangaçlığını yenebilmek için drama okuluna kaydoldu. Quebec’te, Conservatoire d'Art Dramatique’te okuduktan sonra Paris’te Alain Knapp’ın tiyatro okulundaki atölye ve seminerlerine katıldı. Quebec’e geri döndükten sonra bağımsız yapımlar yaptı ve 80’lerin başında Théâtre Repère’e katıldı. Burada yaptığı “circulations” isimli yapıt Kanada’da “en iyi yapım” seçildi. Ottoawa’da National Art Centre’s’in sanat yönetmenliğini yaptı. Bu dönemde “Needles And Opium” gibi oyunları ve “Macbeth” gibi eserleri sundu. 1993’te ‘Ex Machina’ multi iipliner (çoklu sanat disiplininin bir arada kullanıldığı) bir kumpanya kurdu ve sanat yönetmenliğini yaptı. The Seven Streams Of River Ota ve iki kardeşinin annelerinin ölümünden sonra birbiriyle yarışmasıyla, Birleşik Devletler ve Sovyetler’in uzay yarışını karşılaştırdığı en tanınmış yapımlarından biri olan “The Far Side Of The Moon”u yaptı. Daha sonra filme de uyarladı. Bu kumpanyayla birlikte gerçekleştirdiği yapımlar dünyanın çeşitli yerlerinde sahnelendi. Lepage müziğe de bulaştı. Peter Gabriel’in Secret World turunun sahne yönetmenliğini yaptı ve operalar sahneye koydu. Son oyunu Danimarkalı masal yazarı Hans Christien Andersen’nin “The Dyrad” isimli eseridir ve uluslararası birçok ödül almıştır. Şu anda “The Image Mill” isimli, dünyanın en büyük mimari projektörü olacak bir proje için çalışmaktadır. Quebec Şehri’ni Bassin Lousie ırmağı çevresinde geçmişi, bugünü ve geleceği dört büyük çağa ayırarak (su yolları ve keşif çağı, yollar ve yerleşimler çağı, trenyolları ve gelişme çağı, uçak yolculukları ve iletişim çağı) bir ses, ikon ve fikirler mozaiği olarak sunduğu bu çalışma halen sergilenmektedir.

  3. #3
    27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirileri pithc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    klan savaşlarında...:)
    Mesajlar
    3.472
    Konular
    238
    "Ateşle oynadığımız, risk aldığımız doğrudur. Ama aynı zamanda bir şansı da yakalamış oluruz: Yanabiliriz. Ama aynı zamanda şaşırtabilir ve aydınlatabiliriz."

    birun tesekkurler...dunya tiyatrolar bildirisi her sene yayınlanır ve amacı tiyatro yapanların ve tiyatro ile ugrasanların ne yaptıklarını ve amaclarının ne oldugunu hatırlatmaktır bir yerde...

  4. #4
    birunsatan birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    her yıl bir uluslararası birde ulusal olarak her ülkenin yayınladığı bu bildiri yaşanılan günün koşulları ve sanatın içinde bulunduğu durumu anlamak içinde çok önemlidir.

  5. #5
    27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirileri pithc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    klan savaşlarında...:)
    Mesajlar
    3.472
    Konular
    238
    tekrar tesekkurler birun...

  6. #6
    birunsatan birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-

    27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Ulusal Bildirisi..


    27 Mart 2008 Ulusal Bildiri...

    Bugün 27 Mart 2008, Dünya Tiyatro Günü. Bu kez önünüzde konuşmak görevi ve onuru bana verildi.

    Ustam Muhsin Ertuğrul'un yazdığı ilk Ulusal Bildiri'nin otuz yıl sonrasında ve O'nun kurumsallaştırdığı tiyatronun doksan dört yıllık birikimine işçilik ettiğim zamanda.

    Türkiye tiyatrosu hayli zamandır bir uzun geçidin tam içerisinde duruyor ve geçidin darlığı hayal gücünü bunaltıyor. Bu geçitten, binlerce yıllık ayrışık kültürel zenginliğimizle süzülmek, Dünya köyüne, kendi oyun oynama birikimimizle akmak üzereyiz.

    Küçük bir köyde yaşıyoruz, ısınıyor yahut üşüyoruz, mutlaka seviniyor ve üzülüyoruz, farklı dillerde konuşuyoruz ve ötesi, daima hissediyoruz. Köyün bilgeleri ve onların söylenceleri, uzun, durağan hayat önermelerini kışkırtıyor, hepimizi tekçi dayatmalardan koruyup sakınıyor, yaşamak böyle anlam kazanıyor. Çünkü başlangıçta hayat şekilsizdir.

    Öyleyse, oyun oynamaktan ne alıkoyabilir bizi? Pek az temel izlek var biliyoruz, ama yaratıcı insan kadar çok hikâye kurma ve anlatma biçimi de var. Tiyatro sanatı hayatı sıkıcı, ısrarcı bir düzenekten koruyup kollarken, yaratıcı insandan beslenir, besleniyor. Çünkü insan eşsizdir.

    Olsa olsa henüz köyün sokaklarında saklı kalmış biçimler var ve yasak mahallelere ansızın girmek heyecan vericidir. Yeni biçimlere ihtiyaç duyuyoruz, çünkü tıkanmak ölümdür. Biçim özün ta kendisidir ve en çok biçim yasaklanır bilinebilen zamanda.

    Aynı anda ileriye ve geriye, yani hayatı anlamlı kılacak kimyaya, yeryüzü yaşayanının şaşırtıcı imgelemiyle gidip gelelim -ki sahici tekliği, bugünde var olan İnsan'ı anlamlı kılabilelim. Bütün zamanları kapsayan ânda, bugünde!

    Bugün daima yakıcıdır. İkaros'un kanatları elbette acıyacaktır ama kim güneşe o denli yaklaşmayı tasavvur edebilir ki? Çünkü ancak, yanmayı göze alan aydınlatabilir.

    Tiyatro ümitsizliğin reddidir, çünkü oyun daima başlar. Şimdi ve burada, yeniden, oyun başlamak üzere.

    Başlayalım öyleyse; hayatın gözden geçirilmiş yeni yorumlarına her zaman ihtiyacımız oldu. Bu ihtiyaç olmasaydı tiyatro ne işe yarardı -ki?

    Orhan Alkaya
    Rejisör
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
    Genel Sanat Yönetmeni

  7. #7
    birunsatan birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-

    Türkiye Tiyatrolar Birliği Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi...


    Benim Dostum;
    İnsanlardan aldığını, yine onlara teslim etmeyi yaşam biçimi olarak seçmiş olandır. Oynadığı karaktere sığınan değil; insana ulaşmaya çalışan, koşulsuz destek olandır Benim Dostum.

    İnsanları cüzdanlarıyla, mevkileriyle değil beyniyle, yüreğiyle, tırnağıyla sevendir, sayandır Benim Dostum. Engellisiyle, cezaevinde yatanıyla, kürsüde kupasını taraftarına teriyle kaldırırken "hepimiz için" diyebilendir. Ekmeğini, derdini, sevincini, hatasını, hayalini paylaşabilendir.

    Benim Dostum; Mesleğini en iyişekilde icra ettiği için ödül alan oyuncu değil, mesleği oyunculuk olmayan birini, rolünü iyi icra ettiği için ödüllendirebilendir.

    Sanat sökülürcesine yıkılan, yerlerine "bar veya işmerkezi" yapılan şehirlerde, kasabalarda tiyatro açtırmayan değil; sanatın ışığını örtmeye çalışanlar değil; bunu davası gören işte şu an burada bu yıl kurulan tiyatroların koltuğunda gururla oturandır Benim Dostum. 27 Mart Dünya Tiyatro günü'nü, bugün olduğu gibi her gün, oynanan her yerde, sevinçle kutlayandır. Sahnesinde konuştuğu kadar taşı kaldırabilen, suskunluğuyla kayalara direnebilen; çıkmaz sokakların borazancası değil, sevda türkülerini her ihtiyacı olana, her yerde yürekten söyleyebilendir.

    Benim Dostum; Sanatla uğraşmasam müziği, resmi, tiyatroyu "karanlıktaki ışık" olarak göremezdim; kötü bir adam olurdum; kimseleri tanıyamazdım, yanlarında yaşayamaz, kendi bencilliğimde ölürdüm, diyendir...

    Kutlu olsun Dostum !

    Yaşadığımız toprakların her yerinde tomurcuklanan birlik ile sahnelerini heyecanla açan Dostum. Türkiye Tiyatrolar Birliği ile Sanat üretimlerini dayanışmayla ören Dostlarım.

    Kutlu olsun Dostlarım !

    Bu yıl, bu koltuklarda, bu satırlarda yerinizi alarak karanlıktaki ışığa ışık kattını. Yüreğime, ülkemin bütün çiçeklerinin kokularını saldınız....

    Kutlu olsun Dostlarım !

    27 Mart Dünya Tiyatrolar günü Kutlu olsun !

    Turgay TANÜLKÜ
    Devlet Tiyatrosu Sanatçısı
    Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel sanat yönetmeni

    TÜRKİYE TİYATROLAR BİRLİĞİ

    --------------------
    dünya tiyatrolar gününüz kutlu olsun...
    Konu birunsatan tarafından (20-Mar-2008 Saat 17:39 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  8. #8
    27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirileri pithc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    klan savaşlarında...:)
    Mesajlar
    3.472
    Konular
    238
    Her yıl olduğu gibi bu yıl da, tüm dünyayla birlikte ülkemizde de “27 Mart Dünya Tiyatro Günü” kutlanıyor. Ve yine her yıl olduğu gibi tiyatronun sıkıntıları ve sorunları çeşitli etkinliklerle dillendiriliyor, kamuoyuna aktarılıyor. Aslında coşkuyla kutlanması gereken bir gün bizde daha çok bu sıkıntıların aktarılması şeklinde gerçekleşiyor.

    Tüm dünyadaki tiyatroların sıkıntıları ve sorunları yanında elbette ki ülkemizdeki tiyatrolarında sıkıntıları ve sorunları mevcuttur. Ancak 27 Mart gecesi geleneksel bir şekilde halka oynanan oyun dışında, daha çok bu sıkıntıların dillendirilmesi ve de her yıl çoğunlukla ayni sorunların tekrar tekrar yinelenmesi ülkemizdeki 27 Martları coşkuyla kutlanan bir günden ziyade bir dert gününe dönüştürmüştür.
    Evet sorunlar var, hem de çok. Üstelik Devletin tiyatrosu olan bizlerin sorunları hepsinden çok. Ancak her 27 Martlarda bunları altını çize çize dillendirmek ne yazık ki bu sorunlara çözüm üretmiyor. Ülkemizde sağlıklı bir kültür sanat ortamının bulunmayışı ve bununla bağlantılı olarak her sanat dalı için olmazsa olmaz kurumların eksikliği, sanat adına yapılan işlerin başı boş salınmasını getirmektedir. Hele ki bizim gibi küçük ada toplumlarında. Herkesin birbirini tanıdığı ve kişisel ilişkilerin değer yargılarının oluşmasında oldukça etkili olduğu ortamlarda aslında sanat çok da büyük bir tehlike içerisinde olur. Dışa kapalılık ve doğru örneklerin yetersizliği neticesi değer yargılarının sağlıklı oluşamaması sanat adına ciddi yanlışların yapılmasını ve giderek bu yanlışların doğrunun yerini almasını da beraberinde getirmektedir.
    Maalesef ülkemizde her isteyen sanatın herhangi bir alanıyla ilgilenip kendisine istediği sıfatı yakıştırabilmekte ve yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı da başarılı olabilmektedir.
    Örneğin tiyatro için konuşacak olursak yeterli sayıda ve çeşitlilikle tiyatro ekibinin olmaması, çok önemli olan eleştiri kurumunun hiç olmaması, onun yerine kişisel ilişkiler göz önünde tutularak ve tiyatroyu bilmeden yazılan sırt sıvazlayıcı yazılar. Bir tiyatro oyun yazım kurumu eksikliği, ciddi bir tiyatro tarihi geçmişi yokluğu ve en önemlisi (kendi suçu olmamasına rağmen) tiyatroya çok doğru bakamayan ve önüne sunulan her oyunu yarım saat ayakta alkışlayan bir seyirci.
    Bütün bunlar ülke tiyatrosunun doğru gelişimi için ciddi tehlikeler oluşturmaktadır.
    Postmodernist zamanları yaşıyor olmamızdan dolayı sanatta da ölçülebilir kriterler minimum düzeye inmiştir. Mantığın yerine duyguların öne çıktığı zamanları yaşıyoruz. Sanatın kurumsallaştığı toplumlarda bu ciddi bir tehlike oluşturmasada ülkemiz sanat ortamı için bu ciddi bir tehlikedir. Bu yüzden de bu ülkede hala zaman zaman kim sanatçıdır, kim değildir, tartışmaları yapılabilmektedir.
    Bütün bu olumsuzluklar ve eksiklikler kaygan bir sanat ortamı yaratıp, kişisel ihtirasların öne çıkıp feodal bir sanat düzlemi oluşmasına, bu düzlemde de ben merkezci iktidarlar yaratılmasına, daha sonrada sanata harcanacak enerjinin yarısının bu iktidarın korunmasına harcanabilmektedir.
    Gönül arzu eder ki tiyatronun sorunları yanında ve sadece 27 Martlarda değil bundan böyle bizlerden kaynaklanan sorunlarında tartışılıyor olmasıdır. Yani bundan böyle en önemli soru şu olmalı; Peki biz uğraştığımız sanatı ne kadar doğru yapıyoruz.
    Mesele, bu olumsuz koşullardan faydalanıp olduğumuzdan büyük görünmeye çalışıp, tahtımızı sağlamlaştırmak olmamalıdır, mesele, kendimizi gerekirse bir adım geriye atıp bu olumsuz koşulların iyileştirilmesi için çalışmak olmalıdır. İşte biz devlet tiyatroları olarak aynayı sadece karşıya değil bundan böyle kendimize doğru da tutuyoruz.
    Kendimiz için değil, ülkemizin geleceği için, tiyatronun doğrularını yapmaya çalışarak, özeleştiriyi de gölgemiz gibi yanımızdan ayırmadan tiyatro yapmaya devam edeceğiz.
    Bütün tiyatro emekçilerinin “Dünya Tiyatrolar Günü” nü kutlar, herkese tiyatro dolu günler dileriz.
    Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları
    --------------------
    ::::::::::::::::::::::



    Bir koca yıl daha geçti. Tiyatro bir yaşına daha girdi. Şimdi kaç bininci yılını kutluyorlar Tiyatronun kimbilir Dionisos ve keçileri ve daha kaç bin yıl kutlayacaklar.
    Ateşler yakılmış, büyük şölen başlamış. Dionisos ve keçileri ellerinde şarap kadehleri , yüzleri güneşe dönük selamlıyorlar yeni günü.
    Hoş geldin yeni gün, Tiyatro günü . Sevgi, Barış ve Kardeşlik getir bize taze bahar dallarıyla, kötülüğü at içimizden.
    Tiyatro coşkusuyla dolsun içimiz , yüzlerimiz gülsün , neşe ve sevinç çığlıklarımız kaplasın yeryüzünü , Savaş çığırtkanlarının sesini bastırsın.
    İri ve dolgun memeleriyle KÜBELE anamız bolluk ve bereket getirsin bize, hepimize . Artsın, eksilmesin, kıtlık yerini bolluğa bıraksın.
    Tiyatronun evi Anadolu da Tiyatro yasak edilmesin, Çocuklar hep oynasın, oyunsuz kalmasın.
    Sen - ben kavgasını bitirelim , birlikte yürüyelim. Tiyatronun doğduğu bu topraklar da , Tiyatromuza taze bahar dallarından en güzel kostümü giydirelim.
    Sahnelerimiz yıkılmasın, perdelerimiz kapanmasın, Tiyatro coşkusu içimizde hep yaşasın.
    Yeni gün, Tiyatro günümüz hepimize kutlu olsun
    AMATÖR TİYATROLAR BİRLİĞİ
    --------------------
    ::::::::::::::::


    Bir ülke var taş evlerinden daha çok yeşil alanı boy boy çam ağaçları olan. Benzin mazot kokusu yerine tertemiz mis gibi çam ağaçlarının kokusu duyulan. İnsanlarının sekiz saat çalışıp sekiz saat dinlenip diğer sekiz saatini insanlara ayırdığı bir ülke… var gerçekten böyle bir ülke, banka kuyrukları yok orda yollarda tiner çeken çocuklar da. Yürüyen insanların yanaklarında gülümseme var birbirlerine selam veriyorlar birbirlerini tanımadıkları halde.

    Böyle bir yer var içimde. Dışımda ise, bir sanatçı topluluğu görüyorum!Her gün yeni bir kavga sebebi bulan kendilerini. Sanatını icra etmek yerine yaşam kavgasına düşmüş ideallerinden uzaklarda, dizi filmlerinde boy gösteren.

    Bugün 27 mart dünya tiyatro günü! Bunu dahi hatırlamayan.

    Çok şükür hatırlayanlar da var tebriklerini okuyorum gözlerim doluyor. Bu kadar olumsuzlukların içinde tiyatrolarını ayakta tutmak için uğraşanlar var, yorulmaksızın koşanlar ,koşturanlar var.

    İşte bugün onların günü tiyatro sanatı için hayatını feda edenlerin günü ne mutlu onlara sizin sayenizde biz tiyatroyu sevdik ne mutlu sizlere bugün sayenizde bu ülkede hala tiyatrolar sahnelerini açıyor ne mutlu ki bize sizler varsınız. Tüm sanatçıların tiyatroya emek veren tüm insanların yada bu yolda ölmüş olanların 27 MART DÜNYA TİYATRO günü kutlu olsun.

    Seyir Tiyatrosu Oyuncuları
    Genel Sanat Yönetmeni
    Mehmet ÇELİK
    --------------------
    27 Mart geldi çattı...Her sene 27 mart için yeni oyunlar sahneye koyuldu..Kimi amatör kimi profesyonel ögrenciydi bunların..kimiside tasarladı bu oyunların dekorlarını sırf tiyatronun ölmedigini göstermek için...

    Her sene yapılacak..Her sene 27 martta olacak tüm tiyatro ekiplerine haz vermek için ; butun tiyatro kuruluslarını ayaga kaldırmak için 27 Mart Dünya Tiyatrolar gününüz kutlu olsun...
    Konu pithc tarafından (26-Mar-2008 Saat 23:41 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  9. #9
    birunsatan birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    dünya tiyatrolar günü herkese kutlu mutlu olsun

  10. #10
    27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirileri pithc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2006
    Bulunduğu yer
    klan savaşlarında...:)
    Mesajlar
    3.472
    Konular
    238
    birunum seninde kutlu ve mutlu olsun...


3 Sayfadan 1. 123 SonSon