Azteklerin ve Mayaların biri "Tzolkin" adını verdikleri 260 günlük süreli devam eden bir döngü, diğeri ise 365 günlük "Müphem Yıl Takvimi" diye adlandırdıkları iki takvim kullanıyorlardı. Mayalar sayıları göstermek için çizgiler ve noktaları kullanıyorlardı. 4'e kadar olan sayılar noktalarla gösteriliyordu. Yani her sayı için bir nokta kullanılıyordu.
1= . 2=.. 3= ... 4= ....
Beş rakamı için ise bir çizgi çiziliyordu. 5= --
6 yazmak için bir çizgi ve üzerinde bir nokta olması gerekiyor 13 içinse iki çizginin üzerine 3 nokta koyuluyordu.
İki takviminde işleyişi ve birbirinden etkileşimi birkaç temel kavram anlaşıldığında oldukça basittir. Tzolkin'in kullanımı çok eskilere dayandığından, en azından Olmekler'in zamanına geri dönmek gerekir. Bu takvim o zaman dahi, çok uzak Maya kabileleri tarafından sihir ve büyü amaçlarına yönelik kullanılmaktaydı.
Sistem, 1'den 13'e kadar olan sayılarda 20 gün ismini yanyana koymak üzerine kurulur. Bu hesap bizim kullandığımız Gregorian takvimindeki 30, 31 günlük sistem gibi ardışık bir bağlamda yapılmaz, çok daha değişik bir yöntem kullanılır. Bunu anlamanın en kolay yolu rakam çemberini bizim aylarımızın karşısına getirerek saymaktır. Takvim 1 Ocakla başlayacak fakat 2 Ocak olarak devam etmeyecek, 2 Şubat bir sonraki tarih olacaktır. Bu hesap 3 Marttan 12 Aralığa kadar sürecek ve ardından 13 Ocak gelecektir. Tüm döngü 156 gün (12x3) olacak ve tekrar 1 Ocak tarihine dönülecektir
Döngü 1 Imix, 2 ıIk, 3 Akbal... 13 Ben, 1 Ix, 2 Men... diye devam eder. 26’lık döngüde, 1 Imix takip edecektir.
Bütün bir döngü kendi çarkını oluşturur Mayalar ayrıca “Haab” adını verdikleri 365 günlük bizim artık yıllarımızı oluşturan çeyrek günleri göz ardı ettikleri için 365 günlük müphem yıl olarak isimlendirilen bir başka takvim daha kullanıyorlardı. Bu yıl, 360 günden oluşan, 20 günlük 18 aya bölünmüştür ve 5 extra günlük kısa bir ay daha ilave edilmiş günden oluşur.
20 günlük aylar ve 5 günlük kısa ayın da kendi isimlerini gösteren hiyeroglif sembolleri vardır. Bunların sonuncusu Uayeb, ilave günlerden oluşmuş 5 günlük kısa aydı. 20 günlük aylar ise =’dan başlayarak sayılıyordu. Sıfırıncı güne, Ay’ın yerine oturması anlamına gelen “seating of mounth” deniliyordu.
Mayaların iki ayrı takvimleri (Müphem yıl ve Tzolkin) olduğundan, her döngü için bir tane olmak üzere, günlerin iki ayrı ismi vardı. İki döngü ayrı uzunlukta olduğu için 72 Tzolkin yılında ya da 52 Müphem yılda gün isimlerinde hiçbir ikili kombinasyon tekrar etmez.
52x36=18.980 = 73x260
İşte bu süreç tam bir “Takvim Dögüsü”nü ya da bir Aztek Asrı’nı ifade ediyordu. Bu tip bir tarih kaydı günlük kullanım için oldukça iyi bir sistemdi. Fakat İspanyol işgaline kadar sürekli bu takvimi kullanmış olan Aztek rahiplerinin asıl amacı daha çok kehanetle ilgiliydi. Bazı günler özellikle Uayebteki 5 extra gün uğursuz olarak kabul edilirdi.
Aztek ve Mayalarda kişinin doğum tarihi de büyük önem taşımaktaydı. Çünkü doğum tarihi kişinin geri kalan ömründe ismi ve kariyerini belirliyordu. Bu takvim sistemi yakın geçmiş zaman tarihlerini kaydetmek için oldukça elverişli olmasına rağmen, uzun dönem geçmiş zamanın kaydına belirli sınırlamalar getirmekteydi. Mayalar bu sorunu “Uzun Dönem” adlı başka bir kayıt sistemi geliştirerek aşmışlardır.
MAYALARIN UZUN DÖNEM SİSTEMİ
Mayaları sonraki uygarlık Azteklerden ayıran en önemli özellikleri çok yüksek sofistikelik kalitesinde bir takvim tutabilmeyi başarmış olmalarıdır. Bugün batıda kullandığımız Gregorian takviminde tüm tarihler tek bir spesifik olaya sonradan tasarlanmış yıl yani milat yılı olan İsa’nın doğumuna bağlanmıştır. Biliyoruz ki bu olaydan önceki tüm tarihler M.Ö., sonrakiler ise M.S. olarak ifade edilirler. İsa’nın doğumu ise 0 olarak kabul edilmiştir.
Amerika kıtasına İspanyollar gelmeden önce Hristiyan takvimi bilinmiyordu. Onlara göre takvimin başı İsa’nın doğumu değil, antik tarihten başka bir olay olan Venüs’ün doğumudur. Fakat burada kastedilen mitolojinin güzel tanrıçası Venüs değildir, Venüs gezegeninin ortaya çıkışıdır. Mayalar çok önemli astronomi uzmanlarıdırlar. Venüsün hareketleri Mayalar tarafından çok yakından izlenmiş ve binlerce yıl süregelen takvimlerinin temelini oluşturur.
Ernst Förstemann adlı bir Alman kütüphaneci 1880 yılında Mayaların bugün bizim kullandığımız ondalık sistem yerine 20’lik sistem kullandıklarını ve binlerce yıl önceki uzun dönem tarihlerini kaydettiklerini keşfetmiştir. Mayaların 260 günlük Tzolkin ve 365 günlük Müphem yıl Takvimlerinde tuttukları sürelerden başka 52 yıllık periyotları da kaydettikleri bir başka döngüsel takvimleri daha vardır. “Yuvarlak Çark Takvimi" olarak bilinen bu döngülerinin tutulabilmesi için “Tun”, “Baktun”, “Uinal” gibi isimler verdikleri birimleri sayarak, temeli 20’lik hesaba dayanan bir sistem kullanmışlardır.
20 Kins (Gün) = 1 Uinal (20 günlük ay)
18 uinal = 1 tun (360 günlük yıl)
20 Tuns = 1 Katun (7.200 gün)
20 Katun = 1 Baktun (144.000 gün)
Maya tarihleri, yapıtlarının üzerine çift kolonluk hiyeroglif biçiminde çizilmiştir. Bunlar soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru okunurlar. Bu seriler bir açıklama kabartmasıyla başlar. Genelde gecenin 9 lordundan hangisi o tarihte etkiliyse, onunla ilgili bilgiyle biterdi. Bu ikisinin arasında “baktun”, “katun”, “tun” gibi sayılarla ifade edilen tarihlere ek olarak 260 günlük “Tzolkin” ve 365 günlük “Haab”a göre hesaplanmış tarihler de vardı.
Leyden Levhası denilen takvimde tipik bir uzun dönem tarihi kaydedilmiştir. Tüm tarih şöyle okunur. Başlangıç kabartması 8 baktun, 14 katun, 3 tun, 1 uinal, 12 kin, 1 eb, 0 yaxkin.
Förstemann Dresden El Yazmaları ile ilgili araştırma yaparken bu el yazmalarında Venüs gezegeninin yaklaşık 584 günlük devrindeki hareketlerini hesaplamak için oluşturulan “Venüs Tablosu” ve ayrıca eklipsleri hesaplamak için oluşturulan “Ay Tablosu” bulunduğunu fark etmiştir.Förstemann Maya tarih sistemiyle ilgili en önemli anahtarı bulmuş ancak buna rağmen şifreyi tam olarak kırmayı başaramamıştı.
Maya takvimini algılayabilmemizde en önemli sıçrayışı çok genç yaşta profesyonel bir gazeteci olan Joseph T Goodman yapmıştır. Goodman’ın mayalojiye önemli katkıları olmuştur bunlardan biri Mayaların sayıları gösterdikleri çizgi ve nokta sistemine alternatif bir rakam sistemi (head code) olduğunu keşfetmesidir. Goodman’ın asıl önemli çalışması, 1905’de Amerikan Antropolojist adlı günlük yayında yayımlanan makalesidir. Burada Maya tarihleri adlı oldukça basit bir başlık altında Mayaların uzun dönem tarihlerini, bizim takvimimizdeki tarihlerle karşılıklı ilişki kurarak açıklamıştır.
O zamana kadar; piramitler, tapınaklar ve diğer abideler üzerinde yazılı olan uzun dönem tarihlerinde sabitlik sağlanamıyor, tutarlılık görünmüyordu. Böylece hiç kimse Maya tarihleriyle bizim kullandığımız takvim arasında ilişki kuramıyor, bu da talimatları ve bilgileri Gregorian sistemine göre tarihlendirmeyi engelliyordu. Goodman ilk başta eleştirilmiş olsa da, yaptığı çalışmalar sonucunda, bugün diğer bilim adamlarının rahatça Maya uygarlığının tam kronolojisini çıkarabilmesini sağlayan bağlantıları kurmuştur.
Sonrasında Goodman’ın uzun dönem tarihi üzerine yaptığı çalışmalar önemli bir Maya araştırmacısı olan Eric Thompson tarafından adapte edilmiştir. Ve sonunda Gregorian takvimiyle M.Ö.13 Ağustos 3114 tarihine karşılık gelen büyük devrin başlangıç tarihini bulmuştur. Büyük devrin 13 baktun yani 1.872.000 gün sürdüğü düşünülürse, şu anda içinde bulunduğumuz çağın M.S.22 Aralık 2012 tarihinde sona ereceği bu şekilde hesaplanmıştır.
Mayalar takvimlerini oluştururlarken, zamanı sadece günler geçtikçe teorik bir şekilde kaydetmemişlerdir, onlar aynı zamanda astronomiden de yararlanmışlardır. Mayalar diğer orta Amerika insanları gibi gökyüzünün ve gezegen hareketlerinin farkındaydılar. Klasik Maya tapınaklarının özelliği olan, çoğu giriş ve çatı tepesi belirli yıldızların doğuş, yükseliş ve batışını izleyebilecek yerlere yerleştirilmişti. En sık izledikleri Venüs, Mars, Merkür ve Jüpiter gezegenlerine olduğu kadar, Süreyya takımyıldızını da (Pleiades) takip etmeye meraklıydılar. Mayalar güneş ve ay üzerinde çok yakın incelemeler yapmışlar, bu da onların doğru bir şekilde tutulmaları tahmin edebilmelerini sağlamıştır.
Maya araştırmacısı Cotterell, “Vatico-Latin Kitabesi”ne göre geçmiş çağlardan kalma çok daha geniş ve gizemli Aztek hesapları bulmuştur. Metinler son derece ezoterik ve sembolik bir üslupla dile getirilmiştir. Buna göre;
Birinci Güneş Çağı:
Matlactili. Süresi 4008 yıldır. Bu çağda yaşayanlar mısır ile beslenen devlerdi. Güneş, su tarafından yok edilmişti. Bu, sel-tufan adı verilen kalıcı yağmurdu. İnsanlar balıklara dönüştürülmüştür. Bazıları bu afetten sadece Nene ve Tata adında bir çiftin su kenarında yaşayan bir ağaç tarafından kaçırılıp kurtarıldıklarına inanmaktadır. Diğerleri ise, sular çekilinceye kadar bir mağaranın içine saklanarak kurtulan yedi çift olduğunu söyler. Bunlar dünyada çoğalmışlar ve her biri kendi uluslarının tanrısı olmuşladır. Bu çağda hüküm süren tanrıça Tlaloc’un karısı yeşim etekli tanrıça Chalchiuhtlicue’dir.
İkinci Güneş Çağı:
Ehecatl. 4010 yıldır. Bu çağda yaşayanlar Acotzintli diye bilinen yabani bir meyve yiyerek besleniyorlardı. Rüzgar Güneşi tarafından yok edilmiştir. İnsanlar maymuna çevrilmiş, ağaçlara tutunmak suretiyle hayatta kalabilmişlerdir. Bu bir köpek yılında meydana gelmiştir. Bir kadın ve bir adam, bir kayanın üzerinde durarak yıkımdan kurtulmuşlardır. Bu çağa Altın Çağ denir ve Rüzgar Tanrısı hüküm sürer.
Üçüncü Güneş Çağı:
Tleyquiyahuillo (Tleykiyahuilo). Süresi 4081 yıldır. İnsanlar ikinci güneşten kurtulanların torunlarıdır. Tzincoacoc (Tızinkoakok) adlı bir meyve yiyerek beslenirler. Dünya Dünya, Chicunahui Ollin (Çiçunahui Olin) günü yangınla yok olur. Bu çağa Kırmızı Kafa adı verilmiştir ve Ateş Tanrısı tarafından yönetilir.
Dördüncü Güneş Çağı:
Tzontlila. 5026 yıl önce başlamıştır. Tula’nın kurulduğu bu çağa Siyah Saç adı verilir. İnsanlar kan ve ateş yağmuru sonrasında açlıktan ölmüşlerdir.
Bu hesaplamalar çağları farklı bir sıraya koyar ve buda, sonraki Aztekler arasındaki hesabın aslında nasıl olması gerektiğine dair belirsizliği ifade eder.
Amerika'nın ileri uygarlığı Mayaların 2500 yıl önce oluşturduğu gizemli takvim, son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi görüyor. Bu artan ilginin en önemli nedeni, Maya takviminin 21 Aralık 2012 de sona erecek olması. Maya takvimi üzerinde yıllar süren araştırmalar yapan Carl Johan Calleman Maya takvimi konusunda şunları söylüyor:
Maya takviminin temel özelliği astronomik bir takvim olmaması. Maya takvimi kozmosdan birbiri ardına gelen, evreni ve insanoğlunu etkileyen enerjileri tasvir eder. Bu enerjiler değiştikçe insan bilincinde de değişiklikler meydana gelir. Maya takvimini özel yapan ve insanların ilgisini çeken de budur. Maya takviminde her günün ayrı bir özelliği var ve herkes bu farklı özelliği olan günlerden birinde dünyaya gelir. Doğduğunuz güne hakim olan özellik tüm kaderinizi şekillendiriyor. Bu da birçok kişinin ilgi gösterdiği Maya takviminin astrolojik yönünü oluşturuyor.
Maya takviminde her günün bir özelliği olması bu özellikler değiştiğinde bir süreç yaratır. Biz de bu sürecin bir parçasıyız. İnsan bilinci de bu özel plana göre değişiyor. Maya takviminin sona ermesiyle bu plan da tamamlanmış olacak. Maya takvimine göre 5.000 yıldan beri çizgisel bir zamanda yaşıyoruz yani doğumla başlayan ve mezarda son bulan. Tüm bu zaman bilinci değişmek üzere, insanlar anı yaşamaya başlayacak.
Ayrıca, şu an dünyada dualist bir bakış açısı var. Bizden ve onlardan bahsediyoruz. Bir hükmetme dünyasında yaşıyoruz. 5.000 yıl önce başlayan bu bölünme bilinci, dualist dünya sona erecek. Kendimizi bir bütünün parçası olarak deneyimleyeceğimiz birlikçi bir bilinç ortaya çıkacak. Maya takviminin sona ermesi hem bir bitiş hem de bir başlangıcı ifade ediyor. Maya takviminin haber verdiği bu değişimden geri dönüş olmayacak.
Maya takvimini araştırmak hem sağlıklı çalışan, tarih bilgilerini ve mantık dizgelerini düzgün bir biçimde ortaya koyan bir sol beyin, hem de köreltilmemiş, aksine güven duyulması gereken sezgilerin yaşandığı bir sağ beyin gerektirmekte. Maya takviminin sadece Maya kültürünü merak edenleri ilgilendirmesi gerektiği düşüncesi tipik bir yanlış anlamadır. Maya takvimi evrensel bir gerçeği içerir ve bu gerçek bugünün küresel toplumu için, Mayalar için olduğundan çok daha acil bir inceleme konsudur.
Maya takvimine göre uzun zamandır dünyaya batı yarımküre hakimdi. Batı yarımküre batıyı, beynin analitik ve teknik düşünen bölümünü temsil ediyor. Bu nedenle dünya politikasında batı hakimiyeti yaşanıyordu. Ancak adım adım, doğuyu temsil eden doğu yarım küre dolayısıyla sağ beyin güçleniyor. Dünya doğu ile batı arasında yeni bir dengeye doğru gidiyor. Bu denge değişirken her çeşit gerilim ve çatışmanın yaşanacağı açık. Doğu ile batı arasında bu denge sağlanıncaya kadar, Maya takviminin sona ereceği 2012'ye kadar doğu ile batı arasındaki gerilim sürebilir ama batının dünyaya hakimiyetinin sona ereceğini söyleyebilirim.
Türkiye'nin etkileyici bir tarihi var. Türkiye'nin farklı dinler arasındaki rolü önemli. Çoğunluğu müslüman bir ülke ancak tamamı müslüman olan diğer ülkelerden daha modern. Türkiye konumu ve tarihi ile doğu-batı arasında bir denge kurulmasında özel bir rol oynayabilir.
ABD'nin dünyaya hakimiyeti sona eriyor. Ayrıca bu yılın sonunda ABD dolarının değerinde çok büyük bir düşüş yaşanacağını tahmin ediyorum.
Yine Carl Johan Calleman'a göre Mayalar bu kadim bilgileri dünya yüzeyine, Plaeidas gezegeninden gelen 4 peygamberden birisi kanalıyla almışlardır. Bilginin alınma tarihi bundan yaklaşık 5.000 yıl öncesine dayanmaktadır. Halen yeryüzünde 8 milyon Maya kökenli insan vardır, bunlardan 1 milyon kadarı sadece Maya dili ile konuşmaktadırlar. Yaşayan Mayaların 440 kişiden oluşan bir konsülü ve bunların bir de başkanı vardır.
Şamanlar gibi her kabilenin bir Day Keeper, bekçisi ya da büyücüsü vardır. Kabile, köy ya da kasabada yaşayanlar, yapacakları şeyleri bu kişiye danışırlar. O da onların frekanslarının, enerjilerinin o zaman ve mekanda, o işi yapmaya uygun olup olmadığını söyler. Her insan bedeni her işe uygun değildir, hepsinin ayrı bir frekansı vardır.
Maya takvimi, rumi yani ay ve miladi yani güneş takvimleri ile, gün bazında ortak bir paydadadır. Ancak dönemi yani yılı, 13 adet 20 günden oluşan 260 günden meydana gelir. Yani dünyanın güneş etrafındaki döngüsünden değil. Güneş sisteminin samanyolu içindeki bir üst dönüşüne senkronizedir.
Mayalıların aktardığı bilgilere göre, hepsi de 28 Ekim 2011 de sona eren ve farklı zamanlarda başlayan, 13 bölümden oluşan enerji dalgaları vardır. Bunların hepsi de;
1 Tohum ekilmesi
3 Tohum çimlemesi
5 Filizlenme
7 Çoğalarak büyüme
9 Tomurcuklanma
11 Çiçeklenme
13 Meyve verme yani 7 üst dünya ya da açılış ve akış ya da günden oluşur. Musevi sembolizmasındaki 7 kollu şamdan da bunu sembolize eder yani 7 günü. Bu günlerin arasında ya da şamdanın kolları arasında ayrıca 6 da gece vardır ki bunlar düşünme, günden gelenlerin hazmedilmesi ya da arınma, çatışma dönemleridir. Yani 13 bölümlü zaman, 7 gün ve 6 geceden oluşur. Ancak hepsi de değişik zamanlarda devreye girer ve hepsi de 28 Ekim 2011 de sona erer. 13 sayısı tamamlanma ve arınmayı sembolize eder. O nedenle insan bilinci hapsetmeye ve farkındalığın yaşanmasını engelleyerek kendine bağlamaya çalışanlar 13 sayısını uğursuz sayı olarak anmaktadırlar.
40 milyon yıl önce, aile yani primatlar başlar.
2 milyon yıl önce ilk insanlar başlar.
102.000 yıl önce bölgesel alt dünya ve sözlü dil ortaya çıkar.
5125 yıl önce yazılı dil ortaya çıkar.
256 yıl önce sanayicilik başlar.
5 Ocak 1999 da galaktik farkındalık başlar.
11 Şubat 2011 de Evrensel farkındalık, BİR OLMA bilinci gerçekleşecektir